30 Aralık 2017 Cumartesi

Sakın Boş Gelme


-Sakın çiçek almadan gelme..
-Başka bir şey de olur her hangi bir şey,ama sakın boş gelme.

-Çiçek mutlaka al,çikolata da alabilirsin hangisinin boyu daha büyükse onu al dedi kadın.

Adam beklenen saatte evin kapısı önündeydi..taksiden indi,arka bagajı açıp valizini aldı.
Hem valizi hem elindeki çiçeği taşımak zor olsa da gayret etti,taşıdı kapıya kadar geldi.

Kadın kapıyı açtı çocuklar babayı devirecek bir güçle sarstı,üzerine fırladı,sarıldı.
Baba devrilir gibi oldu ama devrilmedi.
Evin içine girdi sonunda elindeki çiçeği sehpanın üzerine koydu.
Kadına sarıldı,öptü nasılsın canım dedi.
Kadın hoşgeldin,şükür kavuşturana dedi.

İlk heyecan dalgası geçtikten sonra adam çiçekleri kadına verdi sonra valizi açıp çocuklara aldıklarını verdi.
Kadın çiçeklere hayran kaldı,çiçeği çok beğendiğini söyledi.
Bütün gün hep bunu söyledi,baktıkça mutluluğu gözlerinden okunuyordu sanki..
Güzelliğini anlata anlata bitiremedi..çocuklar,annelerine babalarının getirdiği hediyeleri gösterirken bile anne çiçekten bahsetti kendi hediyesini de çok beğendiğini dile getirdi.

Gece olup çocuklar yatırıldı.
Adam kadına sordu:
-Çiçeği çok mu beğendin?
Kadın:
-Çiçek güzel tabii memnun oldum almana sevindim teşekkür ederim,dedi.
Adam şaşırdı,gün boyunca anlata anlata bitiremediği çiçek hakkında neden böyle basit cümlelerle konuşmuştu ki şimdi?

Kadına tekrar sordu:
-Çiçeği gerçekten beğendin mi yoksa nezaket gereği mi beğendim dedin?
Kadın:
-Bugün getirmeni istediğim çiçek bir bakıma sadece bir araçtı,oğlumuzun eşine çiçekle gitmesi,kızlarımızın da çiçekle gelen adamla evlenmeleri için güzel bir araçtı,yine de elbette bana çiçek alman beni her zaman mutlu edecektir cevabını verdi..

tamamını gör
PAYLAŞ:

Doğa Alemi



Bazen güzellikler karşında durmasına rağmen fark edemeyebiliyor insan..bu günlerde hava soğuk olduğundan örneğin çevremdeki güzellikleri soğuktan bir an evvel kurtulmak için eve girme telaşımdan dolayı fark edilmiyor..

Her zaman doğaya bakmak için bir kaç dakikalığına bile olsa zaman ayırırım..bu,benim doğa ile olan bağımı güçlendiriyor sanki,gökyüzüne günde en az bir kere dalıp dalıp bakmak gibi..
Gökyüzüne bakmadığımı fark ettiğim günün birinde kendimi nasıl olur da hayata böyle çok kaptırdığıma şaşarım..

Soğuk her ne kadar beni evin içine içine itse de bazı şeyler dışarıya çıkmam için çok iyi bir neden olabiliyor..
Fotoğraf çekmenin üzerimdeki etkisine bir kez daha şahit oldum dün..
Kısa bir zaman diliminde bir kaç güzellik karşısında,onlara biraz daha yaklaşarak onalrın güzelliğini fark ederek günümün rengini değiştirdi..


Boncuk boncuk bir salkım..üstelik eflatun renginde..öylece duruyordu..ama yakından bakınca pırıl pırıl ve naif..


Aralık ayında açacak kadar güçlü bir o kadar da naif bir ağaç..ne olduğunu bilmiyorum ama öyle güzeldi ki tomurcukları..


Ç,çekler yumuk yumuk..biraz beyaz biraz pembe biraz kırmızı.


Doğa varken ve insan onu fark ederken nasıl mutsuz olabilir?..doğaya yaklaşmak kendi ruhuma yaklaşmak gibi bir şey..


Fotoğraf çekmek için en güzel detayını en güzel açışını arama esnasında ise bambaşka bir alemdeymişim gibi hissediyorum..


Herkesin gözü önünde olduğu..


Ama çok az kişinin bir adım atıp ona yaklaşarak kendini bu aleme teslim ettiği bir alem..



tamamını gör
PAYLAŞ:

29 Aralık 2017 Cuma

Yarıyıl Tatili Olmasın

sıcak içilemeyen 4535836 nolu kahvem

Geçen Cuma günü başlamış olan yarı yıl tatili içindeyiz.
Terk edilmiş yalnız ve kimsesizler gibiyiz.
Garibiz.
Haftasonu kızların camide kursu vardı yarım günü orada geçirdiler gerisi evde oyun kurmaya çalışarak anlaşılmazlıklar ile geçti.
Okulların tatil oluşu şüphesiz hepimizi rahatlattı.
Çünkü hafta içi hafta sonu bakmadan kesintisi olmayan bir koşuşturma içinde geçiyor günler.
Ne pazar günümüz var ne haftasonu her gün bir yerlere gidiliyor çocuklar için evden çıkılıyor benim çocuğu da alır mısın ricaları eşliğinde tatilin gelmesi gözleniyordu.

Tatil geldi işte nefessiz ve duraksız geçen günler bir süreliğine dahi olsa geride kalacak bol bol evde vakit geçirilecek ancak bu soğuk havalarda çocuklar nasıl oyalanacak orası muamma.
Okulun son günü okul bahçesinde bayram günü gibiydi biraz çocuklara bayram biraz öğretmenlere tatil başlıyordu herkes evine gidecekti okul bahçesi dinlenecek sınıflar masalar dinlenecekti ama annelerin birbirine sorduğu soru aynıydı bu çocuklar bu kadar gün nasıl meşgul edilecekti??

Haftasonu göç başladı sanırsın önce mağazalar dükkanlar kapandı.
İnsanlar yiyecek içecek stoğu yaptı çoğunlukla ekmek süt su gibi şeyler alındı sonra kapandı her yer kasap kuru temizleme postane bakkal kuaför her yer kapandı.
Sabahın erken saatlerinde başlayan tatil hazırlıkları akşama dek sürdü bütün gün arabaların kapı ve bagaj sesleri duyuldu.
Arabası olan eşyasını doldurup çocuğunu köpeğini alıp bastı gaza.
Kimisi kayak merkezine gitti Avusturya'ya kimisi memleketine Polonya Bulgaristan Yunanistan'a binalar boşaldı caddeler boşaldı zaten renk yoksunu bir yer daha da çok renksizleşti hava da hep aynı.
Mutfak penceresinden baktım aynı oturma odasından baktım aynı çocuk odasından baktım yine aynı.
Kuru bir soğuk.
Yağmur yok.
Kar yok.
Rüzgar bile yok.
Bakınız:

boş sokaklar

boş caddeler

yılbaşı süslemeleri

Evlerin pencereleri süs püs içinde ama evler boş.
Gideceksen kimin için süslendi o ev o bahçe o pencelere.
Bu nasıl bir sessizlik bir hareketsizlik sokaktan geçen insan sayısı az her taraf kapalı nasıl bir suç işlediysek tamamen terk edilmiş gibi bir duygu içindeyim.
Çocuklar nasıl oyalanır ne ile meşgul edilir?..12saat boyunca eğlendiren neler var nasıl yapmalı?..
Parka gittik hava dediğim gibi buz kesiyor köpeğini gezdiren çocuğunu hava alması için çıkartan bir kaç kişi hariç kimse yok her taraf ölü hareket yok.
Ocak ayının onbeşinci gününe dek böyle gidecek.
Gidenler gitti dükkanları kapatıp gitti evleri süsleyip gitti sessizlik geldi daha da çok sessizlik daha da çok yalnızlık geldi sanki.
Tatil dinlenme anlamına gelirdi hani koşuşturmaca içermeyen bir zaman dilimiydi hani çocuklar sıkılıyor sabahtan akşama tüm oyunlar oynanıyor tablet alınıyor videolar izleniyor en sonunda ondan da gına geliyor..

eğleniyoz muuu??

Anneeeğ ama çok sıkıldım naraları atılıyor.
-Anne de sıkıldı yavru anne de :)) .Ama daha dur daha bismillah demedik bu neyin sıkıntısı desem de sebebi belli..parası olana tatil,parası ve imkanı olana güzel okulsuz hayat..
Paran yoksa çocuklarla bir şeyler yapmak için durumun yoksa eşinle iki günlüğüne dahi olsa bir yerlere gitmek için çocukları emanet edebileceğin kimse yoksa o zaman sana da yok tatil matil.

Hasılı kelam gurbet elde tatil zor iş..gelse bir dert gelmese bir dert..yine bir şeyler yapmaya çalışıyoruz,çocukları eğlendirmek için bütün çabamız yoksa enerjilerini atamıyorlar bu enerjinin evin içinde atılması demek dağıtmak tartışmak demek..elbette dağıtabilirler asla dert etmem bunu ama çocukları bir daire katında gün boyunca tutmak insanı ve çocukları inanılmaz yıpratıyor..

Yarıyıl tatili bu duygular ve düşünceler içinde geçiyor,koy kahve suyunu koooy..bir ümit belki içeriz belki bir kaç mesaj yazabiliriz olmadı dumanla haberleşiriz yakarız buraları isyan bayrakları eşliğinde tatil sebebiyle bunalıma hızlıca giren anneler derneği kurarız belki terk-i diyar ederiz belki buraları umursamaz annelere çıkar adımız okullar kapanmasın hiç bir zaman kapanmasın anneler emekli olana dek hep açık kalsın.

Noolur böyle yarıyıl tatili olmasın..

Ps:Şimdi çok iyi anlıyorum okulun son günü öğretmenlerin güler yüzlü sevinç dolu veda edişlerinin altında yatan sinsiliği.

Ps/2:Şu tatil bitsin evde yaşananların muazzam karelerini de ekleyeceğim buraya.







tamamını gör
PAYLAŞ:

Cuma Kartı:Gerçekleşmemiş Dua


Hayırlı bir Cuma günü olması dileğimle..
Pişmanlıklar duymayacağımız bir gün bir ömür geçirmemiz dileğimle..

Kartı orjinal boyda görmek veya indirmek için:

BİR GÜN



Sevgilerimle,hayırlı cumalar..


UYARI:Tasarım tamamen bana aittir,gelir elde etme amaçlı kullanıldığı takdirde hakkım helal değildir.
Kişisel kullanım dışında hiç bir yerde kullanılamaz.
SAKIN HA!..

tamamını gör
PAYLAŞ:

28 Aralık 2017 Perşembe

Buna İnsan Denir



Ruh ve ceset iki farklı şeydir.
Ruh cesedi ayakta tutan enerjidir,cesedde akıl kalp ve nefis de vardır.
Ancak bunların işleyişi ruha bağlıdır.
Buna insan denir.
Bu iki olgu fiziksel ve ruhsal olarak birlikte gelişir ve bütünleşir.
Buna da insan denir.
Günümüzde bu ikili arasında kopukluklar ve bir türlü kurulamayan köprüler vardır.
Malzeme yeterli değil çünkü.
Köprünün harcı ve taşı yeterli değil kurulup sağlam olmasına,ruhun cesed ile buluşmasına.
Birileri,malzemeden çalıyor adeta..
Ruh çoğu zaman geride kalır bu yüzden.
Modern hayat zaten ruha pek bir yatırım yapmaz.
İnsana yatırım yapar.
İnsanın taşıdığı nefse,kullanamadığı akıla sesini işitemediği kalbe yatırım yapar.
Bütün çabanın bu yönde olduğu düşünülüyor ancak tam tersi için çalışıyor bütün sistem.

Herşey ruh içindir.
Savaş ruha açılmıştır.
Ruhu boğmaya nefessiz bırakmak için herşey.
Bütün eylemler bu hedefe ulaşmak içindir..

Amaç bu yönde olmasaydı..nefsani şeylere bu denli yatırım yapılır mıydı?..
Ruhu böyle darda koymanın sıkıntıda bırakmanın daha iyi bir yolu var mı?

Din kardeşin bile ruhunu ızdıraba itiyor..
Giyilmeyecek kıyafeti giyilebilir gibi gösteriyor örneğin.
Ruhunu sıkıntıya sokuyor..giyilebilirmiş gibi gösterdiği için de seni özendiriyor ve ruhun ızdırap duyuyor..

Çocuğunu bile karşına almak zorunda kalıyorsun,açıklaması çetin olan durumlar için açıklamalar yapmak zorunda kalıyorsun ve biliyor musun çoğunlukla kaybediyorsun ve geri kafalılıkla suçlanıyor veya önemsenmiyorsun..

Boşlukta kalıyorsun sen de böylece..çoğunluğun benimsediği şeylere her ne kadar canla başla karşı çıkmak için dirensen de çoğunluk doğruyu yutuyor yok ediyor,yaptıklarıyla..
Yanlışı ve günahı meşrulaştırdıkça sen doğruyu sorgulamaya günahın ne olduğunu tekrar öğrenmeye öğrendikten sonra haykırmaya çalışıyorsun.Daha güçlü bir sesle,karşında durduklarından daha güçlü daha büyük bir çığlıkla üstelik.
Bu ızdıraptır.

Ruha verilen bu ızdırabın ötesi de var dahası da var..
Nefsin muhalefeti..
İşte onlar bak nasıl da yapıyor sen neden yapmıyorsun demesi var.
Sana onlardan daha çok yakışıyor ki diye diye üstüne üstüne gelmesi var.

Teknoloji kolaylıklar konfor rahatlık sunuyor.
O kadar güzel ürünler hizmetler var ki günümüzde..
Ama hayat kolaylaşmıyor,zorlaşıyor..Çünkü bütün bunlar ceset için beden için nefs için yapılıyor.
Ruh için değil.
İnsan geliştikçe ruhu eziyor.
Ruh değerli bir enerji ruhani bir olgu Allah'tan bir parça olmasına rağmen önemsenmiyor..
Belki de sırf bu yüzden gölgede bırakılmak isteniyor.

Ruh demek Allah demek çünkü.

Ruhu yok saydın mı...


..devamı


Allah kaybolmaz,yok olmaz.
Olmayacak.
Bu yüzden..
Ruh yok olmayacak,kaybolmayacak kaybolamaz.
Sonsuzluğu tadacak ve yaşayacak olan odur çünkü.
Herşey yok olacak bu dünyada ama ruh yok olmayacak.
Ruh sadece mekan değiştirecek.
Belki Cennetten bir bahçede belki bir Cehennem çukurunda sonsuza dek yaşayacak.
Ruh ölmez.

Böylesine kıymetli bir şeyin bozulması oldukça zordur.
Yıllarca çalışılmalı bozgunun başlaması için.
Çok kişi çalışmalı ve çok ömürler harcanmalı bu uğurda.


gelecek.



tamamını gör
PAYLAŞ:

26 Aralık 2017 Salı

Küçük Şeyler


En iyi şeyler küçük çıkınlarda taşınırmış
küçük bir beden çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş
Ufak balıklar lezzetli olurmuş
Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar ateşi söndürebilirmiş
Her küçük şey mutlaka işe yararmış, birçok küçük bir büyük edermiş
Sağanak dediğimiz küçük damlacıklardan ibaretmiş
Ufacık bir yağmur kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş
Muazzam bir aydınlık küçük bir delikten görülebilirmiş
Saman çöpü rüzgarın yönünü gösterirmiş
Bütün hasat bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş
Büyük bir geminin batması için küçük bir delik yeterli imiş
Çok veren malından az veren canından verirmiş
Yükte hafif olmak pahada ağır olmaya engel değilmiş
Deve büyükmüş ama ot yermiş, şahin küçükmüş ama et yermiş
İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertliği öğrenebilirmiş,
büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey ızdırap olurmuş
Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa bunun sebebi; onun küçük adamlara gösterdiği ihtimam imiş.


Büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış
Küçük başlangıçlar olmadan büyük sonuçların sağlandığı vaki değilmiş
Hasılı;
Her şey küçük bedende başlar
Yürekte büyür
Geliştikçe şekillenir
Sevdikçe yüceleşir
Alıştıkça kolaylaşır
Her zaman yakınındadır
Kavuşmak için;
Sadece küçük bir adım atmak kalır

tamamını gör
PAYLAŞ:

25 Aralık 2017 Pazartesi

Hayatından Zevk Alamayan Hanımlar


Bazı hanımlar dediler ki: "Her gün her gün aynı işleri yapmaktan sıkıldık!"

"Siz de işleri değiştirin." dedim. "Belediyeler ücretsiz kurslar açmış. Şahane kurslar. Dikiş kursu, yemek kursu, çocuk bakımı... Buralara gidilebilir. Organizma yorulunca insan rahat eder. Fıtrat yalan söylemez; çalışan hanımlara bakın; onlar da işteki yorgunluk bir kenara, ev işleriyle meşgul olamamanın verdiği huzursuzluğu yaşıyor. Ev hanımı hareketsiz kalmanın acısını çekiyor, çalışan hanımlar, patronun emrinde olmaktan yaka silkiyor."

Amma mutluluk insanın dışında değil, içindedir. Bir ev hanımı, evvela şunu düşünecek: Ben nasıl huzurlu yaşayabilirim?

Bunu kendisi cevaplandıramayabilir. Bunun için okuyacak, soracak, araştıracak. Mesela bu soruya ben şöyle cevap veririm: Beynimiz ilim ister, kalbimiz iman ve ibadet ister, midemiz gıda ister, kollarımız ayaklarımız hareket ister. Bu organların isteklerini yerine getirmemiz lazım. Getirmezsek ne olur? En başta psikolojik sıkıntı başlar. O hanım, maddi cihetten her şeye sahipse de, bunlar onu rahatlatmaya yetmez; her an içi sıkılır. Sonra da "depresyondayım" der.

Ruh, Allah'ın hayat sıfatıdır. Bu sebepten ruh, hastalanmaz. İslamiyet'i yaşamayan insanın ruhu, kafesteki kuş gibidir; hareket edemez, nefes alamaz, bunun için sıkılır, bunalıma girer. Maneviyat kısırlığı, habbeyi kubbe yapar, en küçük dertleri, en basit hastalıkları büyütür. İlimle, ibadetle ruh nefes alır.

Aslında insan, külli nizamı görebilse ve külli nizam içinde kendi yerini ve vazifesini tayin etse, hiçbir zaman sıkılmaz. İslamiyet maddeten ve manen şifadır.

Sıkıntılardan kurtulmanın çaresi, beynin istediği ilmi vermek, kalbin istediği iman ve ibadeti vermek, kolların ve ayakların istediği hareketi vermektir. Mesela ben, hastalanmadan evvel sabah erken kalkar, evden Cağaloğlu'na yürüyerek giderdim. Sabahın o saatinde çöplükten kâğıt toplayanları, kışın paltosuz gezenleri, hamalları görünce hiçbir şeyim kalmazdı.

Şimdiki evlerde en güzel mobilyalar, en pahalı mefruşatlar, halılar... Amma kütüphane yok!.. Nasıl ki her evde mutfak var, kiler var, mefruşat var; o evde bir de kütüphane olmalı. O kütüphaneyi kurmalı. Sonra o kütüphanenin karşısına geçip hangisini okumalıyım, demeli. Her bir kitabı tek tek alıp karıştırmalı. Bunu yapanın o günü çok rahat geçecek, sıkıntı gitmiş olacak. Rutin hayatı bunlar renklendirir.

Çok tecrübelerle görülmüştür ki, insanların ilim ve ibadetleri ne kadar azsa, şikâyetleri de o kadar çoğalır. Aksine ilim ve ibadetleri ne kadar çoksa, şikâyetleri de o oranda azalır.

Dikkatimi çeken husus da şu: Hanımların huzurunu bozan, televizyondaki bazı programlardır. Program seçilecek, her program seyredilmeyecek.

Onun huzurunu bozan bazı insanlardır. O insanları iyi tanıyacak. Ona göre hareket edecek. Dikenden şikâyete hakkımız yok, çünkü biliyoruz ki diken batar, tedbiri biz alacağız.

Gençlik yıllarımda "yapamadıklarım ve noksanlarım" listesi yapmıştım. Mesela, "Tecvitli Kur'an okumasını bilmiyorum, namazlarımda sıkıntı yaşıyorum, gereksiz arkadaşlarla fazla zaman geçiriyorum, okuduğum kitapları anlamıyorum..." Böyle eksik noktalarımı tespit ettim. Bunları tek tek düzeltme kararı aldım.

Bu liste hayatımı değiştirdi!

Kendimle mücadeleye girmiştim. O mücadele çok güzel sonuçlar verdi. Ben istiyorum ki kendi hayatımı yaşayayım. Başkaları da istiyordu ki onların istediği hayatı yaşayayım.

Bu mücadele hayatım boyunca devam etti, hâlâ devam ediyor. Hayatın tadı da bu olsa gerek...


Hekimoğlu İsmail

tamamını gör
PAYLAŞ:

24 Aralık 2017 Pazar

Online Hesaplar İçin Şifre Arşivi İndir (Bedava)


İnternet üzerinde açılan hesapların çoğu zaman aynı kullanıcı adıve şifreyi kullanabiliriz ancak bu oldukç.a RİSKLİ bir durum..
Aynı şifreyi kullanmak özellikle bir çok hesaplarınızın kolaylıkla el konulmasına açık davetiyeç ıkartmak demektir..
Çoğu zaman ise kullanıcı adı ve şifreyi unutabiliyoruz..
Her iki durumda da üye olduğumuz online sitelerin arşivini tutmak gerek..
Bilgisayar ortamında değil gerçek anlamda bu bilgileri bir yerde muhafaza etmemiz gerekir..

Bu verileri güvenli bir şekilde ve toplu halde elimizin altında bulundurmak adına ŞİFRE ARŞİVİ adı altında bir kart hazırladım..

ÖNİZLEME




Kartı indirip bastırabilir bilgilerinizi girebilirsiniz veya bilgisayar kullanma ortamınzıa göre güvenli bir yerde de kaydedebilirsiniz..

İndirmek İçin Tıklayın:ŞİFRE ARŞİVİ 


UYARI:Tasarım tamamen bana aittir,gelir elde etme amaçlı kullanıldığı takdirde hakkım helal değildir.
Kişisel kullanım dışında hiç bir yerde kullanılamaz.




tamamını gör
PAYLAŞ:

Blogger'da Mevcut Bir Yorum Başka Yayına Nasıl Taşınır?

Bloğumuzda gerek düzenlemeler gereği gerek bazen dikkatsizlikten kaynaklanan belirli yorumları ilgili konuya aktarmak/taşımak mümkün mü?

En son Hakkımda/Ben kimim yazımı sağ tarafta yer alan menüye eklemiştim..
Ancak bu blog içerisinde yer alan Kiremithanem'in ilk yazısıydı.
Bağımsız bir sayfa olarak da bir Hakkımda/Ben kimim yazısı hazırlamıştım ancak bloğumun ilk yazısı ve gelen yorum sayısının daha çok olması nedeniyle yazıyı menüye bağlama kararı aldım..

Peki bağımsız sayfama yapılan o iki yorumu silecek miydim?
Yoksa o iki kıymetli yorumu yazıdaki var olan yorumlara mı dahil etmeliydim diye düşünürken bağımsız sayfanın yorumlarını bloğumun ilk yazısına dahil etmenin daha iyi olacağına karar verdim..

Peki var olan,yayına alınmış yorumları başka bir yayına nasıl taşıyacaktım?..
Aslında oldukça kolay bir yolu var..

Taşımak istediğimiz yorumu seçelim:


Eklenecek yayının yorum kutusuna yapıştıralım.
Yorum kutusunda yer alan YORUMLAMA BİÇİMİ sekmesinden Adı/URL seçeneğini seçelim.


Karşımıza Profili Düzenle adında küçük bir pencere çıkacaktır.
Bu pencerenin AD bölümünde yorum yapanın adını URL yazan sırada ise blog bağlantısı yer almalı..görselde gösterildiği bölüm.

Gerekli bilgiler girdikten sonra Devam tuşuna basıp yorumu yayına almış oluyoruz..Arzu ettiğimiz yayında üstelik yorumcunun adı ve blog bağlantısı ile birlikte..



Yorumları bu şekilde taşımak güzel bir alternatiftir sadece iki eksiği var birincisi yorumun tarihi güncel tarih olacak ikincisi ise yorum yapanın kullandığı profil logosu görüntülenmeyecektir.

Ben bu şekilde iki yorum taşıdım ve silmediğime sevinmiştim..
İstifade etmeniz dileği ile,aklınzıda olsun..

Allah'a emanet..



tamamını gör
PAYLAŞ:

22 Aralık 2017 Cuma

CUma Kartı:Kahveden Önce Söylediğim Herşey İçin..


Her Eve Lazım :)




Kartı orjinal boyda görmek veya indirmek için:

KAHVEDEN ÖNCE



Sevgilerimle,hayırlı cumalar..


UYARI:Tasarım tamamen bana aittir,gelir elde etme amaçlı kullanıldığı takdirde hakkım helal değildir.
Kişisel kullanım dışında hiç bir yerde kullanılamaz.
SAKIN HA!..


tamamını gör
PAYLAŞ:

21 Aralık 2017 Perşembe

Bulutçuk


Ezan okundu..
Abdestim olunca başımın üstüne gelir kar gibi bembeyaz bir bulutçuk..
Kirli ellerini yıkamam için peşimde dolaşan küçük bir çocuk gibi..
Ben hangi odaya geçersem yanımda belirir kirli ellerini uzatarak,göstererek..
Evet kılacağım şimdi..
Çocuk bir şey istedi onu verir vermez kılacağım..
Bulutçuk başımda bekliyor..
Kılacağım birazdan.
Cep telefonum çaldı bir elimle çocuğa istediğini veriyorum diğer elimle de telefona cevap veriyorum..
..alo,efendim..ay evet saolasın sen nasılsın?
Bulutçuk bekliyor hala konuşmamın bitmesini.
Aradan 5 dk'lık konuşma kırmızı tuşa basarak son buluyor ve çocuğun başka bir isteği çıkıyor ortaya derken oğlum bir şey istiyor derken mutfağa gitmem gerekiyor derken o derken bu..şu..bulutçuk bekliyor ve ezanın ardından bir saat geçmiş oluyor..
Sağa sola koşuşturarak aklımda namazım var bulutçuğu da çok fazla bekletmemek isterim ama şöyle iki dk bende bir nefeslenmek istiyorum ..
Koltuğa uzanıp boş boş duvara bakmaktansa biraz tv izleyeyim diyorum on tuşuna basarak..
Bulutçuk koltuğun üzerine uzanmış benim başımın üzerinde sabırla bekliyor..
İzlerken bedenim salınmış rahatlamış gevşemişim..
Diğer namaz vakti girdi girecek derken bulutçuğu hatırlayarak fırlıyorum koltuklan..
Abdestim olduğu için ezan okunmadan farzını hızlıca kılacağım diyorum..
Seccademi serip namaza durduğum an kıyama gitmek üzereyken..Bulutçuk ince ince yağmaya başlıyor..

Hüzün dolu yaşları sırtıma damlıyor sessizce..Bende suç işlemiş bir çocuk gibi,süt dökmüş ıslak kedi misali bulutçuğu bu kadar çok beklettiğim için utanarak secdeye varıyorum..


tamamını gör
PAYLAŞ:

Kış Mevsimini Değerlendir:Borçlar Namaz Borcu

NAMAZ BORCU-KAZA NAMAZLARI

Hayat akıyorsa ömür de azalıyor demektir.Ne zaman ödeyeceğiz Allah'a olan namaz borçlarımızı.Dünyada da borç ahirette de borç olmaz ki.Kendimize çok fazla yükleniyoruz veya yükleniyor hayat şartları bize.
Bir kitapta çok güzel bir söz bulup altını çizmiştim,yayını yazma esnasında burada ara verip altını çizdiğim cümleyi bulmak için İslam Alimlerinin Gözüyle ZAMANIN KIYMETİ kitabını açıp bakmak istiyorum.

Altını çizdiğim cümle şöyle:
Ey Ademoğlu,sen günlersin.
Bir gün geçince bir parçan da gidiyor demektir.
Hasan-ı Basri (Allah ondan razı olsun)

Bu sözü okuduğumda oldukça etkilenmiş altını çizmiştim.
Evet,zaman biziz,günler biziz.Madem ki de önümüzde böyle uzun geceler ve kısacık günler var bizim de daha anlamlı ve daha çok çoğalacak hem dünya hem ahiret hayatımıza katkısı olacak uğraşlara biraz daha fazla ağırlık verip önem vermemiz gerekir belki de.

Kaza namazları sayısı çok olan için gerçekten büyük bir derttir,unutulsa da derttir hatırlansa da.Uzun kış geceleri belki sayısı çok olan kazaları kılmak yeterli olmayabilir ancak bu uzun kış gecelerinde her gün bir günün namazlarını kaza etme alışlanlığını elde etmek mevsim değişip yaz olunca bile bunun devamının geleceğine dair güzel bir işarettir.

Namaz borcumuz bizim borcumuzdur evet herşey çok hızlı herşey bir gün yapılacak gibi erteleniyor olabilir ama gündem sürekli değişiyor hayat sürekli her sabah yeniden şekilleniyor böylece biz de bu hayatın içinde olduğumuz için şekillenip her gün değişiyoruz.Üzerinde bir parça düşünürsek kayıplarımızı hemen görebiliriz belki.Bu düşünce beni zaman zaman korkutuyor.


KAZA NAMAZLARININ SAYISINI BİLMİYORUM diyenler için hesaplamayı kolayca yapabilecekleri bir kaç faydalı bağlantı aşağıda yer almaktadır.

HESAPLA BAKALIM
12 GÜNDE BİR YILLIK BİR VAKTİN KAZA BORCU
NAMAZ DEFTERİ

UYGULAMA:KAZA NAMAZI HESAPLAMA APP'I DA MEVCUT İNDİRMEK VEYA İNCELEMEK İÇİN TIKLAYIN


tamamını gör
PAYLAŞ:

20 Aralık 2017 Çarşamba

2017 Değerlendirmesi


Sene bitmek üzere..neler oldu,neler bitti..
Günlük hayatın içinde ruhsal dünyama neler girdi neler şekillendi..
Her insanın iki dünyası olduğuna inanırım..birincisi yaşadığı dünya ikincisi ise içindeki dünya,itiraz edecek olan da olmaz sanırım böyle düşünmeme..

Hayatın çok hızlı geçtiğini düşünürüm ama yaptıklarıma bakınca hayatın hızlı değil fazla dolu geçtiğini görüyorum,doluluğu ve çok gün içinde çok fazla şeylerle meşgul olmayı hız diye adlanrııyor olabiliriz...belki de hız tanımını kalbim ve ruhum farklı algılıyor,olabilir ama bu yaşananları değiştirmiyor ve sayısını azaltmıyor..
Daha tatilden döneli bir kaç hafta olmuş gibi hissediyorum ama takivmlere göre nerdeyse dört ay olacak..aklım oralarda kaldığından değil sadece ordaki yaşam türü dahafarklı olduğundan sevdiklerimi geride bıraktığımdan böyle hissediyorum çünkü yetmedi,yetmez de..

İkibinonyedi(2017) senesi yavaş yavaş son damlarını damlatıyor ömrüme ve bu seneden çok ümitli olduğum halde tam olarak bana ve bize neler yaşattığını henüzalgılamış değilim..gözle görülür değişiklik ve yenilikleri çocukları msayesinde net olarak görüyorum..bir de fotoğraflara bakınca aylar öncesindeki durum ve duygularım arasında kıyaslama yapabiliriyor ya da değerlendirme..

İçimdeki dünyanın takvimleri farklıdır,aylar ve isimleri farklıdır,,günlerin renkleri farklıdır doğanın üzerimde bıraktığı izler farkldıır ve içim istediğim gibi olmasa bile içim sadece benimdir ve mahremimdir..kendine saygılıdır içim çünkü bazen çok istesem bile kendini göstermez,kendini örtmeyi ve muhafaza etmeyi çok iyi bilir bu yüzden içime saygım göstermeyi de bana yine içim öğretmiş oldu..

Acaba yazdıklarım anlaşılıyor mu diye bir soru geçti aklımdan hemen şu anda..sonra dedim ki:içine benzeyen anlar..içine de ki rahat olsun..

KIŞ


Senenin başında hic kar hiç kar yağmadı ve buna inanamadım..böyle soğuk ve Kuzeye yakın bir konumda olan bir ülkede nasıl kar yağmaz ama yağmamıştı işte..kışın son yarısı ılık geçti bir anlamda.


Ama sonra senenin sonu yine kışın başlangıcına denk geldiğine erkenden tam üç kez kar yağdı ve bu karlı ve beyaz günler şeker gibi eritti içimi..çok mutlu oldum.

İlk arabam olan Golf'u elden çıkartmak zorunda kaldık,sigorta masrafları boyumuzu aşıyordu dolayısıyla gitmeliydi.
Yerine Merve geldi..Meriva.
Tam bir bayan aracı dediler,katılmak zorunda kaldım..aklım ve gönlüm Golf'de kaldı..yollarda Golf kullanıcıları görünce onları kıskanır gibi oluyorum.Demek ki o arabayı sevmişim.

Eşim kendi işini kurdu..gece boyunca isim aradık..içine sinen bir isim bulduk..bu sene bu yüzden çok fazla çalıştı.Eve hep geç geldi.Kağıt kürek işleri bitmek bilmiyor,toplantıların buluşmaların sonu yok..Evin yükü tamamen üstüme yığıldı..

İLKBAHAR

 

Evin eşyalarını değiştirdik ve üzerimden dağ kadar yük kaldı..sanırsın ki önceki sahiplerin tüm yaşanmışlıklarını taşıdım iki yıl boyunca,öyle bir his vardı içimde o eşyalarla yaşarken..Çok şükür yeni eşya alıp evimi istediğim gibi düzenledim ve büyük bir dert (eşime göre) nihayete ermiş oldu..
Eşyaların bir kısmı hazır monte edilmiş vaziyette geldi diğer bir kısmını ise tek tek monte ettik..çocuklarla çok zor bir iştir bu.Almanya'da yaşayanlar beni daha iyi anlar.

Bu sene ile ilgili bir çok konuda ümit besledim..özellikle gün içindeki yükümün hafiflemesi konusunda beklentilerimi yüksek tuttum diyebilirm,yanıldım.
Nankörlük etmek istemem ama ettiğimin de farkındayım bu denli de küstah olduğum için kendime çokça kızarım..bu sene çok şikayet ettim çok kez pişman olduğumu dile getirdim ama kızgınlık anlarında ve hararetten dolayı böyle düşündüm..hatalarım günahlarım da olmuştur elbet..yaşanan herşeyi ama herşeyi olduğu gibi kabullenmek zaman gerektiren bir şey benim için,kabullenirim ama bazı şeylerin üstü örtülünce içim rahat etmiyor böylece yarım kalmış bir şeyleri içimde tutmak ruhuma zarar veriyor..bir çok şeyin net olmasını sonuca ulaşmasını isterim..

Konuşarak veya anlatarak bir şekilde ifade ederek dürüst olmayı seviyorum..yakıştırıyorum kendime dürüst olmayı ve adil olmayı ama insanım her zaman başaramıyorum çünkü herşey sadece benden sorulmuyor/kaynaklanmıyor..

Ramazan ayı çok güzel geçti diyebilirim.Vucütun içinde saat ve takvim ve hafıza var,onu anladım.
İmsak ve iftar vakitlerini tanıyor vucüt böylece her geçen yıl Ramazanda daha az zahmet ve eziyet çekiyor insan.Aslında nefs.

Teravihe çok istediğim halde çok az gittim..
İlk teravihi unutamıyorum..
Sofrayı kaldırıp alelacele hazırlandım,küçük kız peşime takıldı,büyüğü de gelmek isteyince durum iiyce karıştı..içimden ölmek geldi..ilk teravihe nasıl gitmem..
Sen onlara bakma ben ilgilenirim diyen eşimi dinleyip hazırlandım,başımı örtmek için banyoya girdim..telaştan ve yetişemeyeceğim endişedi ile basımı bir türlü her zamanki gibi bağlayamadım..
En sonunda bir şekle soktum..hazırdım.
Banyodan çıkmak için kapıyı açtığımda Yatsı ezanı okunmaya başladı.Kapıyı kapattım bir köşeye oturdum ağladım.
teravihe gidemedim,kaçırdım.


TATİL


Tatil güzeldi..iki set valiz aldık.Altı kişiyiz ve herkesiz mutlaka yanına almak istediği eşyaları vardı..yolculuk güzel geçti,herkes mutluydu.
Tatile gittiğimizde rahatlıkla araba kullandım..
Almanya'da araba kullanmak psikolojik olarak bir baskı oluşturuyor üzerimde ve ne hikmetse hiç olmayacak yerlerde defalarca sırf bu baskı yüzünden saçma sapan hatalar yaptım..aptalca hatalar..



Tatilde bol bol denize gittik..her gün (bir hafta boyunca) yılmadan çocukları denize götürdük..maviyi çok özledim denizi çok özledim kokusunu bol bol içime çektim ve bu bana şu anda bile yaşam enerjisi veriyor..



Tatile gittiğimizde kiraya verdiğimiz eski evimin halini görünce geceyi hastanede geçirdim..tansiyonum çıldırdı resmen..anlam veremedim..tansiyonun ne olduğunu bile bilmeyen ben onunla bu şekilde tanışmak panik yapmama sebep oldu..O bakımlı onca emek verdiğim ev bambaşka bir hale bürünmüş..
Öleceğim sandım..sabaha karşı kayınvalidem ile bahçeye çıktık ve garibim bana yardım etmek için elinden geleni yaptı..hastaneye gititğimde doktorun gizli stres olduğunu ve bir şeylerin beni çok etkileyip üzdüğünü söyledi..

Evimin perişan halini gördüğüm için delirmiş tansiyon,başka sebebi yoktu ama korktum.Hayatımda ilk kez böyle korktum,en  azından başıma bir hal gelirse çocuklarım yalnız kalmayacak diyerek de kendimi avuttum...Tatil sonrası kiracımızı arayıp evden çıkmalarını istedik..Nedeni ise kalabalık oluşumuz tatil boyunca başkasının evinde kalarak sıkıntı vermek istememiz bahanesi oldu.

Bahane..asıl sebep tansiyon.


Evde kiracı olunca çocuklarım rahat edemedi haliyle..her oyun öncesi izin istediler..yürekleri kasılıyordu,bunu görüyordum ama o anda elimden hiç bir şey gelmiyordu..


Çocuklar doya doya oynadı,yalınayak ve tasasız..kayınvalidemin bahçesinde.
Anacığım çok mutu oldu..hele çocuklarla bu çimenlerde yemek yedikleri bir an vardı ki ömre bedel..
Arkadaşlar geldi..komşularım geldi..hasret giderdik,eskilerden bahsettik,mahalleden gidenlerden bahsettik.Komşularımın benim için ne kadar değerli olduğunu gördüm..eve girer girmez sıcak bir kahve ve su vermeleri bile mutlu olmama yetti..


EVLENENLER


Betül ile Cemalı evlendi.Müziksiz bir düğün yapıldı..kompozisyon güzeldi ama eksikti sanki..kadın erkek hepsi bir aradaydı..dini bir tören olsun istediler ama tam olarak yaşanan böyle bir şey değildi..düğün erken bitti,davetliler bolca sıkıldı.Allah mesut etsin.
Düğünlük halimiz çok güzeldi,bütün çocuklarım ve tanıdığım çok fazla insanla görüştük..mutlu oldum çok.
Düğünün ardından annemi teyzemi araba ile eve bırkamak gurur vericiydi.Annem için bu tür şeyler önemlidir zira.Tatil boyunca babamın arabasını kullandım.

ŞEYLER...

Kaza namazlarımı kılmaya devam ediyorum..2007 yılında Rabbim hidayet nasip etti ve tesettüre girdim..çalkantılı ve hırçın asi kişiliğimin bir çok yanını törpülemeye başladım..eski kişiliğimin asla kabul etmeyeceği şeyler yaptım..

Şeyler!...

Allah'ın emri olduğu için annem ile ilişkimi düzelttim..bu beni duygusal ve psikolojik anlamda rahatlattı,huzur buldum..affedilecek herşeyi affettim..herşeyi unuttuğum anlamına gelmesin ama affettim..yaşananlardan ders aldım diyelim..içimde kimseye karşı kin kalmadı zaten bu his benim yüreğimde pek popüler olmadı hiç bir zaman..daha çok kırgınlık işte..

BLOG



2017'de Değmesin Yağlı Boay bloğumu kapattım.
Canım çok yandı.
Sebebi ise hırslı bir kadın.Ve iki yüzlü.
Daha fazla detaya gerek var mı bilmiyorum bu satırları da kendim için yazdım..
Değdi mi bilmem.

Yeni bir blog açtım,denedim ama sürdüremedim..şimdi burdayım ve çok huzurluyum..insanların benden beklentileri olsun istemiyorum.Bu aralar en azından..çünkü zaten hayatımda benden sürekli bir şeyler bekleyen ihtiyaçları olan sevdiklerim var ve ben enerjimi onlar için kullanmak istiyorum..

2018 ne getirecek bilmiyorum..Kaderimizde neler var bilmiyorum..henüz burada bahsetmediğim imtihanım devam ediyor ve onun yükü altında her gün ezilmekteyim.
Şikayet etmemeye çalışıyorum,ele avuca sığmaz bir yüktür ama yine de ''Bu senin imtihanın'' deyip şükrediyorum çünkü insanlar nice dertler içinde acıalr içinde yaşıyor,kıvranıyor...gün geliyor ki kendi imtihanım gözümde küçücük ve anlamsız görünüyor.Allah'a şükrediyorum.

Amerika'nın İsrail ile yaptıkları da beni korkuttu bu sene..
Donald Trump'ın şımarık bir çocuk olduğunu düşünüyorum.İstediği oyuncağa sahip olabilen vicdani duyguları gelişmemiş bir çocuk..Kudüs'un İsrail'in başkenti olaran kabul edilmesi düşünülemez..canım aşırı yandı ve İslam aleminin bana göre yetersiz tepkisi daha da çok canımı sıktı..

Neden bu denli zayıf ve duyarsız davranıyoruz bilmiyorum..Rabbim azmimizi,ilmimizi,gücümüzü artırsın,daha da çok vicdanımzıı ve ekonomik durumumuzu güçlendirsin ki küffar ile gerçekten ve bizlere ve tarihimize yakışır şekilde ayağa kalkıp kendimizi savunabilelim..Kendimizden kastım,Dinimiz,Değerlerimiz,Toprağımız..


Yeni senede neler olur bilmem..neler değişir,gündem nasıl şekillenir ev içinde durumlar ne olur..çocuklarım neler yapar nelerle meşgul olur neler öğrenir bilmem..kendime ne kadar zaman kalır endişelerim azalır mı işlerim hafifler mi bilmem..dilerim bir parça azalır çünkü son üç yıldır çok fazla efor harcıyorum çok yoruluyorum.Eşim işi gereği yardımcı olmuyor ve bu beni çok yıpratıyor haliyle.
Kendi çapımda bir şeyler yapmak için can attığım bir senedir 2018..

Şubat ayında okul çocukları anneleri için özel olarak hazırlanan dil kursuna başlayacağım inşallah..haftada iki gün ama evin dışında bir etkinlik bir çevreye girmek beni mutlu edeceğini ve geliştireceğini düşünüyorum..

Gelişmek benim en çok canımı sıkan konudur çünkü..annelik gereği bir çok şey öüreniyor insan ama kişisel gelişim konusunda geri kalabilir,kendinden değil,çevresinden ve dünyadan..

İnsan saf haliyle yazamıyor.Hep bir tutukluk var.
Aslında yazacak ama bu ''insanlar ne der'' durumu onu durduruyor..sırf bu ''insanlar'' yüzünden ne cevherler kaybettik..kaybetmeye de devam ediyoruz..

Yazmaya devam ettikçe ve ekrana bakmadan içimdekileri kelimelerin kalıbına döktükçe daha fazla kapı açılır daha çok pencerenin perdesi çekilecektir o yüzden şimdilik her ne kadar bana inanılmaz keyif veriyorsa da yazmaya ara vermek lazım..

Çünkü!

Kulun kendi planları dışında Allah'ın da kuluyla ilgili planları vardır..

Merhametli,şefkatli,hayırlı planları..Allah bazı planlarımızı yıkar,planlarımız bizi yıkmasın diye demiş birileri..ne güzel ne hoş söylemiş..yani Allah'a biraz daha fazla güvenmemiz daha fazla teslimiyet göstermemiz gerekiyor..yaşananları o kadar da fazla şey etmeyin yani..

Alemlerin Rabbi Olan Allah'a Hamd Olsun..





tamamını gör
PAYLAŞ:

19 Aralık 2017 Salı

Blog Header/Blog İçin Ana Başlık Resmi Nasıl Yapılır?


Nasıl?..

Aslında oldukça basit ya da şöyle diyeyim..size bağlı..
Blogunuz için ana başlık resmi dediğimiz Header tasarımı yapmak düşündüğünüzden de kolay olabilir..beklentileriniz ve arzularınız doğrultusunda tabii ki..

Şüphe yok ki blogun header'i yani ana başlık resmi blogunuzun en önemli parçalarından ve alanlarından biridir..sizi ifade eden bir tarz ve tasarımda olması bu yüzden çok önemlidir yani bir nevi sizin markanız/logonuz vitrininizdir..

Sizi temsil ettiği için de olabildiğince blogun içeriğini yansıtmalı sizi yansıtmalı diye düşünülmeli..haliyle her blog sahibi sıradan düşündüğü bir yazı olarak bile bloguna bir başlık ekleyince o başlık resmi aslında o blogun ve sahibinin tanımını yapmış olur..

Kendiniz tasarlamak için bir kaç görsel adımlar hazırladım..elbette dediğim gibi böyle bir şey tasarlamak tamamen sizin zevk ve becerinize kalmıştır yalnız yılmamanızı gerekirse defalarca denemenizi tavsiye edebilirim..

Burada verdiğim  yeni başlayanlar için header yapımı diye tanımlanabilir..emek gerektiren bir şeydir kısaca,bazen fontları birbirine yakıştırmak renklerin uyum içinde olmasını sağlamak veya görsel anlamda eklenecek olan obje veya deseni bulmak epey zamanınızı alacağından eminim..

Header tasarımı için genel olarak kullandığım basit bir program var yapım aşamalarını da bunun üzerinden verdim,indirmek için TIKLAYIN

Program çok hızlı iner oldukça da hafiftir çok fazla yer kaplamaz,programı açar açmaz karşınıza menüsü çıkıyor menüden Page yani Sayfa ikonuna tıklıyoruz.



Ok işareti ile gösterilen yerden arzu ettiğimiz ebatları giriyoruz..ebatları girdikten sonra da Edit yani Düzenle butonuna tıklıyoruz..

Programın direk Düzenleyici bölümüne geçiş yapılacaktır..yani bizim çalışma alanımıza.Header resmini belirli bir resmi ile yapmak isteyenler ikinci okun gösterdiği alana tıklayarak bilgisayarda mevcut olan bir resmi bu alana çekip Düzenleyici bölümünde bu resim üzerinde çalışabilir.



İşte ne yapılacaksa Düzenleyici alanında yapılacak..karşınızda boş bir sayfa duruyor ve ellerinizden öpüyor dolayısıyla buraya hayal gücünüz ve zevkinize göre istedikelrinizi ekleyebilir yazabilirsiniz..

Programın alt bölümünde başlık resminize eklemeniz için bir çok seçenek yer alıyor..
Örneğin Yazı Fontları..
Resimde görüldüğü üzere bir çok font kullanılabilir görünümü ve stili buradan seçilebilir..Arzu ettiğiniz fontu seçtikten sonra dolgunluğu veya inceliğini rengini ayarlayabilirsiniz ek olarak gölge verebilir veya yazının etrafına farklı bir renk katarak dolgunlaştırabilirsiniz tamamen size kalmış..

Başlık resminizi daha da zengin göstermek için internette bedava olarak da verilen görsel malzemelerden faydalanmanızı önerebilirim..benim klasörlerde oldukça fazla miktarda bu malzemeden mevcut size anlatmak için de bu pembe küreyi seçtim...





Aslında tasarımı çoğunlukla belirleyen faktör font seçimidir..fontlar ile bir çok şey yapabilirsiniz..örnek olarak göstereyim..aşağıda yine bir fonttan seçtiğim bir çerçeve var..etrafına iki adet çiçek ekledim ortasını da boş bıraktım..

 Boş olan çerçeveye farklı tonlarla blog adımı yazdım..böyle yaparak fontların tasarımı nasıl etkilediğini nacizane size göstermek isityorum.
İki farklı font tipi kullanmaktan çekinmeyin ve korkmayın..renk geçişlerini de olabildiğince yumuşak tutmaya çalışın böylece ''gözü tırmalayan'' detayları da ortadan kaldırmış olursunuz.

Aynı başlık resmine değişik font tipi uygulaması ve renkelr arasında geçiş.. 


Bu yöntemle bir çok font tipi deneyebilirsiniz..fontları nereden indireceğinizi de anlatacağım inşallah..

Elimden geldiğince anlatmaya çalıştım ama olur da yine içinizden ''Abla yaaa bunlar zor işler sen bize bir şablon niteliğinde bir şey versen de biz bunun üzerinde denesek'' diyenler olabilir dolayısıla da mutlaka denemek için malzeme gerek.

Sizin için boş başlık resimleri hazırladım..bunların üzerinde fontlar ile iligli çalışmalar ve denemeler yapabilirsiniz..
Bugün :)

FONTLARI NEREDEN İNDİRECEĞİM - NASIL KULLANACAĞIM


Çoğunlukla fontlarımı BURADAN (1001 FONTS) indiriyorum..
Arzu ettiğiniz font tipini seçtikten sonra hemen sağ tarafta yer alan DOWNLOAD butonuna tıklayın..
Dosya bilgisayarınıza indiğinde de açıp UYGULA deyin..otomatik olarak indirilen font tipi Photoscape programında yazı stili bölümünde yerini alacaktır..







Dilerim yardımcı olmuş anlatabilmişimdir..elbette tasarlamak bunalrdan ibaret değil..milyonalrca seçenek milyonalrca malzeme mevcut..ben çoğunlukla Cuma Kartlarım için örneğin malzemelerimi kendim yapmaya çalışıyorum bunun için de Photoshop'u kullanırım ama Photoscape de yeni başlayanalar için çok çok rahat kullanıma sahip bir programdır çoğunlukla blogdaki resimlerimi toplu olarak orada düzenliyorum..


Yapacak,deneyecek olanlara kolaylıklar dilerim..
Tasarımlarınız da görmeyi isterim :)

Allah'a emanet..




tamamını gör
PAYLAŞ: