23 Kasım 2017 Perşembe

Kış Mevsimini Değerlendir:Okunmamış Kitaplar

Kış Mevsimini Değerlendir:Okunmamış Kitaplar


Kitapları nerdeyse hepimiz seviyoruz,çoğunu okumaya vakit bulamasak bile kitap almaktan kendimizi alıkoyamadığımız da bir gerçek.Bu kış okunamayan veya yarım kalan veya okumayacağımızı bildiğimiz kitapları elden geçirmenin bize oldukça katkısı olacaktır.

OKUNAMAYAN KİTAPLAR

Hevesle alınmış veya hediye edilmiş kitaplarımız vardır,okumaya başlayıp da bir türlü bize hitap edemeyen yazarı veya yazma tarzı bize agır/hafif gelen kitaplarımızı ayırarak en yakın kütüphaneye hediye etmek için ideal zaman.Bu tür kitapları okuyacak veya isteyecek birine hediye etmek de güzel veya blogu olan bu kitapları çekilişe dahil edip armağan edebilirler.
NEREYE BAĞIŞAYABİLİRİM? diyorsanız:



YARIM KALAN KİTABI NE YAPMALI
Aslında güzel bir kitap veya aslında elime alsam okuyacağım dediğimiz kitaplarımız da var.Hakkında bir çok yorum okuduğumuz veya çok satılan çok popüler olan ve kitaplığımızda yer alan kitapları okumak için uzun geceler çok uygun.
Yarım kalan kitap okunmayacaksa veya okunmuyorsa o kitabın bizim için yazılmadığını düşünerek kime uygun olur diye yeni sahip arayışına girmemiz en güzeli olur.Yukarıda verilen listeden istifade edilebilir.


FAVORİ KİTAPLAR
Gözbebeğimiz olan veya asla başkasının elini sürmesini istemediğimiz veya bizim için çok özel olan kitapalrımız da var.Bu çok sevdiğimiz kitaplarımıza kendi ellerimizle bir kılıf dikebilir veya örebiliriz veya güzel bir kağıt ile kaplayabiliriz.Kaplama işine pek sıcak bakmasam da en son çare olarak bunu düşünmenizi tavsiye edebilirim naçizane çünkü kitap içi ile de dışı ile de özeldir.Orjinalliğini korumak gerek.Son olarak da favori kitaplarımız her zaman tekrar okunabilir lezzete sahip olduklarından bir kez daha okumak için sıcak bir çay eşliğinde kucağımıza almayı unutmamalıyız.


tamamını gör
PAYLAŞ:

Kış Mevsimini Değerlendir (Yazı Serisi)


Yaz mevsiminde asla bulamadığımız değerli zaman dilimlerini içinde gizler kış mevsimi.Gündüzler kısadır ve sen daha fazla yorulma der gibi daha kısa daha pratik bir program yapmamızı sağlar kış.
Geceleri ise düşününce akıl almaz boyutta uzun olur.İnsan bir çok şeyi yapabilecek lükse sahip oluyor hemen.

Saatlerce televizyon karşısında geçen kış gecelerini şöyle bir hatırlayalım.İzlenen bir dizinin süresi en az üç saat sürerken dizinin ardından bile insanın vakti kalıyor.
Bu kış gözlerimize değil ruhumuza iyi gelmesi için bir kaç öneri olsun ki bu önerileri ''ama ne zaman'' veya ''belki bir gün'' diyerek erteleyen  siz sevgili arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.

Bir kaç önerim var naçizane,önerisi olan olursa da paylaşabilir bundan dolayı çook sevinirim bu tür katkıların bloğumda yapılması benimutlu ediyor fikirlerinizi eklemeyi lütfen esirgemeyin bu yüzden..

Öneriler seri şekilde paylaşılacak hepsi hazırda beklemektedir ama daha açıklayıcı ve akılda kalıcı olması için bu önerilerin seri halinde yayına alınmasını uygun gibi geldi bana.
Serinin ilk yazısı da yayına girdi girmesine ancak bu seri tam olarak hangi konuları içerecek buraya da giriş şeklinde madde madde sıralansın istedim..

Seride hangi konular olacak:

1-)OKUNMAMIŞ KİTAPLAR
2-)YIL BOYUNCA TUTULAN NOTLAR
3-)YARIM KALMIŞ ÖRGÜLER
4-)BORÇLAR:ORUÇ BORCU
5-)BORÇLAR:NAMAZ BORCU

*Liklere tıklayarak ilgili yazılara ulaşabilirsiniz.

Umarım faydalı olur,umarım fikirlerini ve önerilerini paylaşanları nsayısı da yani öneriler de çok olur dilerim ki kış mevsimi hepimiz için bambaşka olsun bu sene..
Herkese şimdiden verimli,dolu dolu güzel sıcacık bir kış dilerim :)

İyi okumalar.


tamamını gör
PAYLAŞ:

22 Kasım 2017 Çarşamba

Tükettiğin Her Lokma ya Huzur ya da Huzursuzluk Verecek Sana


Yediğimiz ne varsa,içinde haram var veya yok şüpheli veya değil temiz veya temiz olmayan her gıda tüketildikten sonra hücreye yani bedenimizin bir parçasına dönüştüğü için hem ruhen hem de bedenen bizi etkiliyor.

İbadette huzur huşu ve derinlik yaşantımızla ilgili olsa da sadece bundan ibaret değilmiş,anladım.
İbadetin nefsimize hoş gelmesi o lezzeti kendimiz için almamız yani ibadeti nefsimizi memnun etmek için yapmamız anlamına gelir bunu da anladım.
İbadet ile ilgili duyulamayan huşu hakkında yarın yazmak istiyorum ki siz de gözlemlediklerimi okuyup varsa kendi düşünce ve deneyimlerinizi ekleyin ama önce yediklerimiz.

Bir çok yiyecek ile ilgili sıkıntı çekiliyor burada ve bir çok yiyeceğin yapım aşamalarını bilmediğimiz için eve alınmaz oldu,çocuklara bunu açıklamak da ayrı bir zorluk.
Bu da küçük bir savaş,savaşıyoruz savaşabildiğimiz kadar çünkü çağ öyle zor ve öyle kaygan bir zemine oturdu ki küçücük çocuğu geçtim nerdeyse yetşkin olan evladına dahi bazı şeyleri uzun uzun hem de örnek ve ıspatlar ile anlatmak zorunda kalıyorsun.

Ekmeğin üzerine sürülen yağın veya unun bile şüpheli olduğu durumlar söz konusu,helal gıdaya dikkat etmek iyice incelemek ve bu doğrultuda beslenmek yani ailene temiz bir tabak yemek sunmak bazen dünyanın en zor şeyi olup çıkıyor karşına.

Durum böyle..herşeyin içinde herşey olabilir,haram bir katkı olmasa bile zararlı birşeyler vardır ve dediğim gibi böylece elin kolay kolay raftaki ürüne uzanamaz oluyor bir süre sonra.
Nicedir sadece bio yani organik ürünler alıyorum,evimde henüz yoğurt yapmadım belki bir ara denerim yoğurdu kısaca süt ürünleri dahil herşeyin bio olmasına özen gösteriyorum.

Bu biraz maliyetli yani demek oluyor ki az alacaksın ama en azından temiz gıda tüketme oranını biraz daha yükselteceksin.
Reçeller taze salata karışımları,tahıllı veya meyveli yoğurtlar bazen sebze bazen meyve organik olarak raflarda varsa alınıyor yoksa bir mandalina bile almıyorum çocuklara.
Bir mandalina için bile markette uzun uzun konuşmalarve açıklamalar yaptığımı bilirim.
Nasıl alabilirsin ki Narenciye fabrikasında çalışan bir akrabamızın ''yurtdışına giden meyveler hızlıca renk alıp olgunlaşması için gece boyunca bu işlemi hızlandıran kimyasallar kazanlarında bekletiliyor'' dedikten sonra.
Durum bu noktaya kadar gelmiştir.

Çikolatalar gofretler bisküviler vs çocukların en çok sevdiği şeylerdir ek olarak cipsler ve tabii ki başımın belası şekerlemeler (haribo türleri) tüm bunları eve sokmamak için tam bir mücadele içindeyim.

Bazen canım istemese bile gecenin bir vakti çocuklar istedi diye kurabiye yaptığımı bilirim puding pişirdiğimi bilirim gece yarıları dahi kalkıp bunu yaptığımı bilirim ki akıllarında o şüpheli o jelatinli abur cuburlar kalmasın.

Çocuklarıma bu hassasiyeti nasıl kazandıracağım bilemiyorum.
Onların bu şekilde düşündüğümü ve bu konuda oldukça hassas olup özen gösterdiğimi bildiklerinin farkındayım arkadaşlarının evlerine bile gönderemiyor bazen sırf ne yiyeceklerini bilemiyorum diye.
Sıkı sıkı da tembihliyorum ''yavrum şundan varsa yeme bundan varsa canım istemiyor de bak mutlaka yeme mutlaka de tamam mı'' desem bile çocuktur iradesi ne denli güçlü ne derece karşı koyabilir bilemediğim için her zaman tedirgin oluyorum.

Etkiliyor yiyeceklerimiz vucüdumuza giren her gıda muhakkak etkiliyor görüyorum.Davranışları etkiliyor tepkileri etkiliyor algıları etkiliyor ilişkileri etkiliyor ibadeti sevgiyi hürmeti etkiliyor..

Elimden geleni kendim yapmaya çalışıyorum evde mutlaka bir tatlı olmadı en azından bir kek bulunduruyorum ki çocukların canı bir şeyler çekince hemen alıp yiyebilsinler ama marketlerdeki rengârenk abur cuburlar gibi olmuyor o denli mutlu olmuyorlar ne yazık ki yine de alabildiklerimiden sık sık alıyorum ve hep anlatıyorum hep tembihliyorum..tükettiğin her lokma ya huzur verecek sana ya da huzursuzluk,dikkatli olmalısın ne yediğine nerden yediğine dikakt etmelisin..öyle yapmalısın böyle yapmalısın reddetmelisin gerekirse aç kalmayı göze almalısın diye diye konuştum ve konuşmaya devam ediyorum..

Güngeldi doğum günlerinebilegöndermedim çocuklarımı sırf o pastalar yüzünden..aşırı derecede şüphe duyarım pastalara ve şekerlemelere,herkes aynı hassasiyeti göstermediğine de şahit oldum ne yazık ki.

Rabbim herkesin yardımcısı olsun inşallah..

Bu güne dek tespit ettiklerim ve sakındıklarımı yazmak istedim bugün bizim gibi yurtdışında olup bu tür sıkıntıları olanlara veya bilmeyenlere veya bilip bu yayın versilesiyle paylaşmak isteyenlere yazmaları için vesile olsun istedim..

Allah'a emanet olun bildikleriniz varsa eklemeyi lütfen ihmal etmeyin.



tamamını gör
PAYLAŞ:

21 Kasım 2017 Salı

Bir Dal Kalite Alabilir Miyim Lütfen


Geçen gün bir yayınım için görsel arıyordum.
Sanırım Türk Bakkalı yayınım içindi bu görsel arayış..evet öyleydi,haliyle Google'a girip bakkal fotoğrafları yazıp enter tuşuna bastım.
Karşıma çıkan sonuçlarda bir çok görsel vardı ama nerdeyse hiç biri hatta nerdeyse demeyeceğim hiçbiri güzel çekilmiş,özenli bir görünümde değildi.
Kalitesiz fotoğraflar,düşük çözünürlük,fotoğrafların üzerinde kırmızı veya sarı renkte kocaman yazılar.
Abartılı bir şekilde bir şeylerin başlık olarak fotoğrafın üzerine yazılması ve daha bir çok şey..sonuç olarak hiç bir fotoğraf seçemedim çünkü hiç biri bir şeye benzemiyordu.
Bir sitenin reklamını yaptığı bir marketin cafe bölümü hariç o görsel takdire şâyan güzellikteydi ama telif hakları ihlali olabilir diye görseli almak istemedim..

Sonra bakkal kelimesini girerek (ingilizce)bir de yabancı sitelere baktım.
Fazla söze de gerek yok sanırım bundan sonrasına..her biri pırıl pırıl hem yüksek kalitede hem de ebatları oldukça tatmin ediciydi çoğu duvar kağıdı olacak boyutlardaydı üstelik.

Youtube'da olduğum zaman yorumları genelde okurum..bu güne dek izlediğim videoların çoğunda ama çoğunda yorumlar hep küfür içeriyor tabii ki Türkçe.
Birbirine sebepsiz çatanlar laf atanlar birbirine girenler..çoğu zaman bu Türk yorumcuları yorumlarını İngilizce de yazmaktadır elbette video yabancı bir video olunca mesela böylece ne oluyor,Türklerin küfürlerini birbirlerine karşı nasıl davrandıklarını herkes görmüş oluyor.Ne güzel(!).

Kıyaslamaktan hiç mi hiç haz etmiyorum ama bazen gerçekler beni çok üzüyor,geriliyorum.
Bu videolarda Türklerin bu şekilde bir tavır içinde olmaları acaba neye hizmet etmektir neyin nesidir?

Kadınlar

Almanyaya gelenler bilir,biz Türkler yüksek sesle konuşmayı severiz ona bişey demiyorum peki siz hiç yurtdışında her hangi bir Türk ile karşılaştınız mı?davranışlarına dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama ben özellikle biz Türklerin mutlaka sergilediği bir davranıştan bahsetmek istiyorum.

Show yapmak.

Evet aynen böyle show yapmaktan büyük keyif alıyoruz.
Günün birinde otobüsteyim,bir durakta otobüse iki bayan girdi Türk oldukları aşik'ar Trük olduğum aşikar zaten ben telefonda konuşuyordum duymamaları da mümkün değildi.
Bu iki ham-fendi ilk başta biraz Türkçe konuştuktan sonra çatır çatır yüksek bir ses tonuyla vurgusuna virgülüne itimat ederek Almanca konuşmaya başladılar.Hissediyor insan bu tavrın kiem karşı olduğunu.Duruşları bakışları değişik show yapar gibi seni ezmek ister gibi (ne gerek var ise artık) ince bir kibir içinde olurlar.
Aynen böyle olurlar..
Türkiyeye de ne zaman gittimse bu style diyeyim davranışı farklı bir formatta gördüm.Kadınlar yanındaki veya çevredeki kadınları ezmek yok etmek istercesine bir hal sergilerler.

Olay nedir abi(!!) demek istiyorum böyle olunca..çünkü gerçekten olay ne?
Tanışmıyoruz,din kardeşiyiz yine de..bu kibir niye anlamış değilim..nezaket yok saygı çok ço kaz o da yapay bir saygı ve bu çevrede bulunan bir çok insanı rahatsız ediyor bakın insanı diyorum ne kadın ne erkek ne çocuk ne Türk ne Kürt ne İngiliz ne de başka bir şey..bu tavır elbette bloglarda da var..

Bloglardaki ise biraz daha farklı,dijital style.
Çünkü blogda bu tavrı sergileyen bir çok şey umrunda değilmiş gibi davranır yani yazar.Blog dışındaki kendisi gibi değildir ama öyle olmak için de az kalmıştır böyle olmayı istemektedir.
Küçücük bir olayı büyütebilir ve gündeminin ortasına taşıyabilir.Bakkal laf atmış,komşu balkondan aşağıya su dökmüş biri ona onu demiş bunu demiş..yazacaktır bunu,hemde en basit cümlelerle en düşüncesiz cümlelerle ifade edecektir bunu.
Ne imlâ kurallarına dikkat edecektir ne de kimin ne dediğine ne düşündüğüne..dolayısıyla ne bir edep var ne bir incelik ne de saygıdan bir eser..

Şimdi tüm bunları bir başlık altında kolayca toplayabiliriz.

Birbirini çekememek,tanımadığın birine karşı havalara girmek veya kibirlenmek,özenmemek en küçük bir şeye bile veya yapılan işi önemsememek itibarsız davranmak ve patavatsızca konuşmak yani sadece iş bir şekilde bitsin diye iş yapmak veya sadece konuşmuş olmak için konuşmak.

Biz bunu neden yapamıyoruz?

Yabancılar bir çöpün fotoğrafını çekerken bile bu derece özen gösterirken biz neden alelacele yapıyoruz,neden özenmiyoruz..kapımız çatımız çöpümüz dilimiz tavrımız neden bu durumda?

Biz bunu neden yapamıyoruz?

Yabancılar(istisnalar hariç) sana saygı gösterecek,yol verecek veya yer açacak veya rahatsızlık vermemesi için kenara çekilecek veya ne bileyim bir şekilde ve olabildiğince ne yapıyorsa daha sessiz daha dingin bir şekilde yapacaktır.

Tüm bunlar KALİTESİZLİKTİR
Ve her biri ama her biri bizi tanımlar,ifade eder,gösterir..yapmayın lütfen ve lütfen elinizin altında varsa bir dal kalite alabilir miyim..

Lütfen?


tamamını gör
PAYLAŞ:

Tarih Sıkıcı Mı?


Tarih kitaplarına bakınca insan tarihi çok sıkıcı buluyor ben şahsen öyle düşünüyorum yani öyle bir şekilde yol alıyor ki olaylar hem kitap tadında ilerliyor sayfalar hem de belgesel tadından ancak genel olarak tarih kitapları sıkıcı gelmiştir bana hep.
Kitapların sıkıcılığını ve tarihe karşı ilgimi cezbedecek bir şeyler var ama.O da tarih ile ilgili konuşanları dinlemek.
Tarih boyunca yaşananları bir konuyu veya olayı çok iyi araştırmış ve bilen birinden dinlemek bambaşka bir şeydir..hele ki anlatan kişiliği ve birikiminden yola çıkarak kendi içinde yaptığı yorumların doğruluğu sağlam zemine basıyorsa anlatılanların tadından yenmez,pardon dinlenmez..

Kısa bir örnek:
Bir büyüğümüzden eski hikayeler dinleyince nasıl etkilendiğimizi biliyoruz.Hatta bir hikaye ile çoğumzu yetinemiyoruz..

Tarihte yaşananlara bu şeklide kulak kabartan bir insanın ilgisini çekmek sanki daha etkili.Tarihi bilmek de çok gerekli bence.
Herşeyin tarihi ve tarihçesi var,bir icatın bir yemeğin bir adetin bir devletin,herşeyin..
Her biri de basit değildir diye düşünüyorum yani günümüze bakıp geçmişi biraz hayal eder gibi düşünürsek veya kendi kurgumuzu yaparak canlandırmaya çalışırsak biraz daha obketif olarak da incelersek tarihin hiç de sıkıcı olmadığını hatta anlatılandan ve yazılandan çok daha aksiyonlu ve hareketli geçtiğini olayların çok daha derin etkiler bıraktığını görmemiz mümkün..

Tarihten bir çok alıntılar eklemek mümkün ama eklemeyeceğim..benim dile getirmek istediğim tarihim yazılanlardan ibaret olmadığıdır.Yada tarihi birileri istediği gibi yazdığı/anlatmasıdır bu yüzden hem iyi araştırmak lazım hem de iyi dinlemek lazım aynı zamanda da alınan bilgileri iyi filtrelemek de lazım..kısaca tarih okumak veya öğrenmek gerekli olduğu kadar da zordur.

Tarihte yaşananlar bazen birbirine benziyor evet bir çok şey tekrar farklı form ve mekanda tekabül edebilir ama benzerlikleri de yok değil..sanki,bir kişinin/kişilerin kaleminden çıkmış gibidir okuduğumuz ve anlatılan olaylar ve sanki tarihin büyük bir kısmı gelecek olan nesli saptırmak,şaşırtmak veya kandırmak için yazılmıştır..

Düşünüyorum da;bugün haberlere çıkanları görünce insan yeri geliyor etkileniyor yeri geliyor kızıyor yeri geliyor şaşırıyor.
İşte bugün gündemde olanlar kısa bir süre sonra tarih olmaya mahkum olan şeylerden ibarettir.
Bugün dünya sıkıcı mı,olaylar sıkıcı mı?..sıkıcı tanımını da biraz açabiliriz aslında tam da bu noktada..

Sıkıcı tanımının iki açılımı/açıklaması olabilir:


1-İnsanın canını sıkan,empati kurmasın ısağlayan,üzen ve düşündüren türdeki sıkıcılık
2-İnsanın ruhunu daraltan,insanın bir an evvel bitmesini istediği şeyler.

Dünyamıza ve bugün yaşananlara tekrar bakalım şimdi..

Alışveriş çılgınlığı,ahlaksızlık,insanın değersiz bir varlığa dönüştürülmesi,kapitalism,gençlerin uyutulması,yaşlıların yavaş yavaş unutulması,kişilerin kişiliklerini bulmaları için başkalarına ihtiyaç duyması yardım istemesi,çeşitli bağımlılıklar..
Bunların tümü muhteşem gelişmeler değil mi?

Peki sıkıcı mı?

Hiç de sıkıcı olduğunu düşünmüyorum çünkü bir çok kaynak niteliğinde siteler ve gazetelerimiz var.
Yazarlar,çizerler kendi bakış açılarıyla ve tamamen objektif bir şekilde bugün yaşanan olayları kaydetmektedir.
Dolayısıyla kimin neyi nasıl yazdığı olayları nasıl yansıttığıdır geriye kalan,yani tarihte kalacak olanlar..



tamamını gör
PAYLAŞ: