15 Ekim 2018 Pazartesi

Fırında Beşamel Soslu Brokoli

Elindeki tek adet brokoli ile markette Züleyha hanıma rastlayınca verilen selamın ardından sorulan soru brokoli ile ilgiliydi.

-Brokoli ile ne yapacaksın Züleyha abla?..dedim.
-Diğer marketten sosu için karışımı aldım buradan da brokoliyi alıp fırında yapacağım,diye cevap vermişti.Sohbetin devamında brokoliyi fırında nasıl yaptığını anlattı,yanından ayrıldığım gibi sebze reyonunda bir adet brokoli ile kasaya yöneldim..
Züleyha hanımın almış olduğu toz karışımı ben almamıştım ama tahminen anlattıklarından yola çıkarak yine beşamel sosu ile yapılan bir yemekti bu.
Eve gelir gelmez brokoliyi haşladım çok fazla yumuşamış halini salatada da pek sevmediğim için ve fırına gireceği için yarı pişmiş vaziyette aldım ateşten,sıcak sudan direk soğuk musluk suyuna tuttum ki diriliği rengi ve canlılığı gitmesin.
Ardından da aşağıda tarif ettiğim gibi yemeğimi pişirdim..Pratik ve zahmetsiz bir tarif sayılır oldukça da doyurucu (patates eklendiği takdirde) dolayısıyla denemenizi tavsiye ederim.
Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun dilemek istiyorum.

FIRINDA BEŞAMEL SOSLU BROKOLİ TARİFİ


MALZEMELER:
1 adet orta boy brokoli
3 adet orta boy patates
100gr kaşar peyniri
Bir tutam maydanoz
Tuz
Karabiber

BEŞAMEL SOSU İÇİN:
3,5 su bardağı süt
2,5 çorba kaşığı tereyağı
2,5 çorba kaşığı un (tepeleme olmasın)
Muskat
Tuz
Karabiber

YAPILIŞI:
Brokoliyi dal dal ayırarak kaynamakta olan suda en fazla 10dk haşlayalım.Ardından patateslerimizi de minik küpler halinde doğrayalım.
Bunları soğumaya bırakıp beşamel sosumuzu hazırlayalım.
Tereyağımız eridikten sonra unumuzu ekleyelim,un eklendikten sonra ocağı en kısık ayara alalım,yanımızda bulundurduğumuz çırpıcı ile tereyağı ile un karışımızı krema haline getirelim sütümüzü de yavaş yavaş ekleyelim.
Oldukça koyu bir kıvam elde ettikten sonra muskat tuz ve karabiberimizi de katabiliriz,ateşten indirmeden evvel beşamel sosumuzun içine de bir miktar kaşar peyniri ekleyebiliriz.Ben ekledim.

Brokoli ile patatesi tepsiye alarak üzerine kaşar peynirimizi ve maydanozu koyuyoruz ardından da beşamel sosumuzu vererek yumuşak hareketlerle her tarafa teneffüs etmesini sağlıyoruz.
Kızgın fırında 15-20dk kadar üzeri güzelce kızarana dek pişiriyoruz.


Fırına girmeden önceki hali bile iştah açıcı görünüyor,çok fazla pşirmemeye özen gösterin brokoli nasılsa önceden haşlandığı için patatesler de küçük parçalar halinde konduğu için çok fazla pişirme ihtiyacı yoktur,üzeri kızardığı gibi fırında alın ki içindeki ıslaktık kaybolmasın.


Fırında pişirilmiş beşamel soslu brokoli hızlı pratik ve güzel bir yemektir,pişer pişmez tüketilmesi gerek yalnız sıcak servis tmekte fayda var bu yüzden..
Afiyet olsun.
Sevgilerimle..


tamamını gör
PAYLAŞ:

13 Ekim 2018 Cumartesi

Do The Detox-Lavanta Çayım


Yeni keşiflerimden biridir yukarıda görünen çay,reklam gibi bişey oluyor ama öyle algılamayın lütfen belki öneri gibi düşünün işte..
Uyumadan evvel hem rahatlatıcı hem de içinizi sıcacık eden bir çaydır bu her bitki çayı gibi..
Hamile veya başka rahatsızlığı olanlar lütfen bu dediklerimi önemsemeden evvel doktorlarına bi danışsınlar..
Bitki çaylarımı seviyorum..bir poşet çay sessiz bir ortam bir parça kesme şeker!..muhteşem üçlü gibi bişeydir benim için..çayın tek olumsuz yanı çabuk soğumasıdır..daha uzun süre sıcak nasıl kalır onu bilemiyorum..yani demem o ki hem sıcak olsun hem içilsin hem de aynı miktarda olup sıcak kalsa olma mı :))
Bazen rahatlamak bazen güzel bir kokuyu hem koklamak hem de ısınmak için..ruhen de ısıtıyor mu bu çay..? orasını bilemem ama taze yıkanmış çamaşırları andırıyor bazen kokusu..çocukluğumda annemin kullandığı yumuşatıcı lavanta mı kokardı?..içimde bi lavanta hatırası var gibi ama canlılığı yitirilmiş..şükür ki çayım halen yanımda ve sıcacık..

İçtiğim bitki çaylarımın nerdeyse tümü marketten aldığım poşet çay türündendir..poşetlerin içi fincana geçtikten sonra o sıcak hali ile poşeti tüm yüzüme sürerek yüzümün de daha bi temiz olduğunu fark ettim..zamanla tabii ki..özellikle de nane çayıyüzüme sürdüğüm gece sabahları yüzümün daha dingin ve temiz olduğunu fark ettim..deneyin derim ;)
Bu tür deneyimleriniz var ise çaylar ile ilgili de paylaşın derim :)
Ama en en sevdiğim çaylardan birisidir yine de lavanta çayı..biraz bilgi ekledim de ekledim bu yüzden..buyrun:

Lavantaya güzel kokusunu mor, mavi-mor renkli çiçeklerinin içinde bulunan yağ verir. Lavanta kokulu ürünler bu yapraklardan elde edilen öz ile hazırlanmaktadır. Geleneksel olarak parfüm yapımında, bahçe bitkisi ve dekoratif amaçlı olarak kullanılan bitki en iyi gün boyu güneş gören ortamlarda yetişmektedir.
Uykusuzluğa iyi gelir
Sakinleştirici özelliği vardır
Kaygıyı giderir
Stresi azaltır
Şişkinliği alır
Kolik tedavisinde kullanılır
Depresyon belirtilerini hafifletir
Migren nedeniyle oluşan baş ağrısına iyi gelir
Soğuk algınlığının çabuk geçmesine yardımcı olur
Öksürüğü alır
Astım belirtilerini hafifletir
Solunum yollarını rahatlatır
Terlemeyi arttırır
Ateş düşürücüdür
Ağız kokusunu giderir
Kabızlık ve ishale iyi gelir
Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar
Bağışıklık sistemini güçlendirir-miş


Lavanta Çayı Nasıl Hazırlanır?

2 bardaklık su kaynatın ve ateşin üzerinden alarak 2 çay kaşığı kurutulmuş lavanta koyun. Demliğin kapağını kapatıp 5-10 dakika kadar demlenmesini bekledikten sonra içebilirsiniz. Zaman içinde damak tadınıza göre sizin için en uygun olan lavanta miktarını ve demleme süresini belirleyebilirsiniz. Tatlandırmak için bal karanfil veya birkaç damla limon da kullanabilirsiniz.


Kaynak & daha fazlası:BURADA



tamamını gör
PAYLAŞ:

Uçurtma Avcısı&Bin Muhteşem Güneş-Heyecanla Bekledim Sizi Hoş Geldiniz!!

Amazon'da Türkçe kitap satışını gördüğüm günden beridir bu heyecanım,mutluluk verici!..
Hele bir de o kitaplar ikinci el ise tadından okunmaz:)..
Ne zamandır almak istediğim ve gerçekten fiyatından dolayı sürekli düşündüğüm iki kitabı aldım bu haberi duyduktan sonra..ikinci el deyip ya da pahalı kitap diyerek kitap almamak iki farklı anlayıştır elbette ama bakınız kitapların böylesine yüksek fiyata satılıyor oluşu hele bir de yabancı bir ülkede olup bir kitabı alma isteğini hem erteliyor hem de zorlaştırıyor.
Alınacak olan kitap sayısı genelde bir adetten oluşmuyor dolayısıyla üç adet kitabın TL olarak 100TL'yi bulması insanı elbette düşündürür...

İkinci el kitapların ise farklı bir güzelliği ve çekiciliği var benim açımdan..matbaadan gıcır gıcır taze mürekkep ve kağıt kokan bir kitap olmuyor ikinci el kitapları..içindeki hikayeden ve yazılanlar dışında daha güncel bir hikayesi de olur ikinci el kitapların..
Sayfaları daha kolay açılıp okunur,bazen güzel notlara da rastlamak mümkün..
Birilerinin notları değildir bu notlar,birilerinin düşünceleridir,yüreğinin cız ettiği bir şeydir ya da,veya birilerinin fark ettiği bir durum gözleriyle o anda yakaladığı bir gerçek bir farkındalıktır o notlar..yüreğinin bir parçasını çizmiştir o satırlarda ve her not mahremdir kanımca..


Yazarı bir,eseri iki adet olmak üzere hemde ikinci el olarak dün posta kutumuza teslim edlien sabah namazından hemen sonra seccademi koyduğum çekmecenin üzerinde durduklarını gördüğüm ve birden elimin ayağıma dolanmasına sebep olan sevinç kaynağım Uçurtma Avcısı ile Bin Muhteşem Güneş (bir kitaba verilebilecek en etkileyici isimlerden biri olduğunu düşünüyorum) kitaplarını okumak için,içlerinde kaybolmak için sabırsızlanıyorum...
Bu iki kitap ile ilgili çok iyi yorumlar okumuştum,1000kitap sitesinde de paylaşılan alıntılardan bayağı bi etkilenmiştim..


İskender Pala'nın Mihmandar kitabına başlamış olmama rağmen sanırım onu beklemeye alacağım,zaten uzun süre bir yazarı okumak içimdeki okuma kıvılcımını az biraz köreltiyor gibi..
Önümüz kış,kitaplarımız güzel dolayısıyla Rabbim okumayı ve okuduktan sonra duygu düşüncelerim ile ilgili de bir yazı yazmayı nasip etsin inşaAllah demek kalıyor böylece..
Bu iki kitap ile ilgili düşünce ve yorumlarınızı da ayrı bir hevesle bekliyor olacağım ayrıca..
Sevgiler..


tamamını gör
PAYLAŞ:

11 Ekim 2018 Perşembe

4dk Ne Kadar Bereketli Olabilir?


Bu hafta;hiç kitap okumadım,yemeğin kolayıma gelenini pişirdim,dışarıya eşimle alışveriş için veya evde bitmiş olup elzem olan şeyleri almak için çıktım.
Bu hafta;yine ve yeniden Allah'la aramı düzeltmek için çabaladım,namaz vakitlerini göz önünde bulundurmaya çalıştım,ezanın ardından kılmaya çalıştım.Sabah uyandığımda daha iyi olacağıma ümit ederek kalktım,daha iyi de olmaya çalıştım.
Bu hafta;bir kez süpürge makinesini açtım,suya ihtiyacı olan çiçeklerimi suladım,ilgiye ihtiyaç duyanları temizledim,saksıklarını değiştirdim.
Balkonda oturdum bolca,güneşe doğaya ve güne baktım.
Türk kahvesi içtim nescafe yerine,pişirmeye üşenmedim.
Anların içindeki derinliği daha çok fark ettim bu hafta,yan komşunun yeni doğmuş bebeğinin ağlayışının ikindi vaktinde açık pencereden duyuluyor omasının nasıl güzel bir nimet olduğunu fark ettim,sokkatan geçen çocukların hayata nasıl güzellik kattığını fark ettim,ağaçların ve balkonumun karşısında olan kavak ağaçlarının yavaş yavaş sararışını fark ettim,nehrin üzerindeki güneş ışınlarına bakınca o anın o vaktin içindeki zenginlikleri fark ettim,ifade edemesem de o güzelliklerin içindeki beni de fark ettim,mesela iki dakikanın ne kadar kıymetli ve kazançlı olabileceğini de fark ettim.
Sabah güneşin doğuşuna tam 11dk varken kalkıp abdestimi aldım bu eylem 2dk sürdü ardından başımı bağladım feracemi giydim seccademi ve tesbihimi çekmeceden çıkardım,seccademi serip sabah namazının sünnetine niyet ettim,ellerimi kaldırıp göğüs kafesimin üzerinde bağladım evvela Subhaneke ardından Euzübesmele çektim devamında kısa bir süre okuyarak rukü'ya eğildim,üç kez “Sübhâne rabbiyel-azîm dedikten sonra  “Semi’allahü limen hamideh” diyerek doğruldum ardından “Rabbenâ lekel-hamd”  "Allahü ekber" deyip secdeye vardım.
Secdeye vardığımda üç kez “Sübhâne rabbiyel-a’lâ”deyip kalktım yine aynı şekilde ikinci ikinci rekatı da kıldım bu sefer Subhaneke duası olmadan.
İkinci rekatta secdeye vardıktan sonra oturdum.
Henüz iki dakika bile dolmamış oluyor bunları yaptıktan sonra bir dakikayı aşkın bir sürede oluyor bunlar,dil söylüyor beyin destekliyor beden ayak uyduruyor tüm uzuvlar bambaşka bir hale bürünüyor,insan bedenini oluşturan ne kadar hücre ne kadar kan damlacıkları varsa bunların tümüne şahitlik ediyor,seccade de şahitlik ediyor bulunduğum odadaki eşyalar da,bazen tesbihimle bazen ayaklarımla bazen feracemle oynayan kedim de şahitlik ediyor ve belki de pencereden hafif hafif giren sabahın ılk aydınlığı ve dahası hatta daha da fazlası şahitlik ediyor,her taraf canlı cansız şahitlerle doludur ve biliyorum ki bunların tümü,hepsi hesap gününde şahitlik edecektir,yani şahidimdir mutfaktaki metal masa o masanın ayakları hatta vidaları bile şahidimdir benim,meyve sepetinde bulunan meyveler de yumurtalar da şahidimdir,şahidimdir tavandaki lamba şahidimdir kalorifer peteği şahidimdir seccademin üzerindeki halı..

Bu eylem belki de dünyanın en sıcak en samimi yerinde olmak gibi bir şeydir,seccademin üzerinde daracık bir alanda bir kumaş parçasında , Ettehıyyâtü, Allahümme salli, Allahümme bârik, Rabbenâ âtinâ. dualarını okudum tam beş adet sure eder bu,kaç saniye sürdüğünü bilemiyorum belki de 30-40 saniye civarındadır,selam verdikten sonra tesbihata geçtim ellerimi açıp duamı ettim,omuzumdaki meleklere de selam verdim ya onları da şahit tutmuş oldum..telefonun saatine baktığımda bu eylemin 4dk 15 saniye sürdüğünü gördüm..sadece 4dk 15 saniye sürdü,oysa bu süre içinde dualar teesbihatlar ve hatta zikirler bile mevcut.Duygular mevcut,beyne kazılan ruhu doyuranın dışında bedene iyi gelenler de mevcut,bir bütün olarak insan olarak ama sadece fiziki anlamda değil ruhsal olarak da bu eylemin içindeki manâyı biraz düşündüm..sadece 4dk 15 saniye bu denli kıymetli ve bereketli olabilmekteydi işte..
Dualar ve kısa sureler de önemli çünkü bunlar olmadan da namaz da olmuyor,surelerin ve duaların anlamını oturup yazmaya kalksam şimdi değil bir gün bir ömür yetmeyecek,hikmetleri ve anlamlarıyla beraber ve hayata kattıkları da dahil tümünü ve hakkını vererek anlatmak ne bilgi kapasitem yeterli ne de dil/din bilgim..4dk 15 saniye işte..önemsiz mi?..bunca şeyi bu kısa süre içine alan bir din saniyelerimi bile kıymetlendiriyor,bir Bismillah deyişinin bereketi ve sevabını tarif etmeye dünya üzerinden gelip geçmiş insanların ve canlıların nefes sayısı bile yeterli gibi görünmüyor.


tamamını gör
PAYLAŞ:

9 Ekim 2018 Salı

Blogger'da Yayınlanmış Resimleri Otomatik Olarak Yeniden Boyutlandırmak


Blogger olarak arada yaşanan sıkıntılı durumlardan biri de yayınlarımızın içinde yer alan görsellerimizin farklı boyutlarda oluşudur bazen,kullanılan görseller kendimize ait olan görseller olsa bile yayın içine girilince boyutları farklı olabilir veya zaman içinde değişen tema sonucu da boyutlar değişebilir,bu ve buna benzer sorun yaşayanlar için pratik bir çözüm ile geldim bugün.B,zzat benim de yaşadığım bir durumdu ayrıca.
Bir ara yaşadığım sorun resimlerin oturamaması ile ilgiliydi boyutları ile değildi tam olarak ama bir çok blogda resimlerin farklı boyutlarda görüntülendiğine de denk geldiğim olmuştur..hayati bir konu değil elbette ama blogla ilgili bir konudur,dolayısıyla bir bütün olarak ele alındığında titizlikle yazılmış güzel bir yayını zenginleştiren görsellerinde hem aynı tarzda hem aynı ebatlarda olması biraz önemlidir :)


Şimdi!..
Sayısız yayınımız olabilir,her birini tek tek elden geçirmek tabii ki de zor olabilir,yayınlarımızın içinde yer alan görselleri aramak tespit etmek zaman alabilir..bu sebepten ötürü hem görsellerimizi aynı ebatlara getirmek hem de her biri görseli bu ayara tabii tutmak için otomatik(!) ve bir o kadar da pratik bir çözüm kullanacağız.

ÇÖZÜM GELSİN!

Temamızın içine bir kod ekleyeceğiz,çözüm bu..ve blogumuzda yer alan büsbütün yayınların görsellerini arzu ettiğimiz ebatlarda boyutlandıracağız,hızlıca ;)

NASIL YAPILIR?


Kumanda paneli>Yerleşim>Tema tasarımcısı diyoruz;


Yerleşim bölümünde bir alt bölüm daha mevcut,görselde görünen yer.Tema tasarımcısı.İşte bu bölümde kolayca kodu ekleyip görsellerimizi otomatik olarak boyutlandırabiliriz,bakınız;


Tema tasarımcısına tıkladıktan sonra kod ekleme alanına ulaşacağız,buradan detaylıca anlattığım için uzun bir işlem gibi görünüyor olabilir ama tüm bunlar sadece bir kaç tıktan ibaret,az sabır daha :)


Evvela CSS ekle,bu komutla temamızın mevcut kodlarına kolaylıkla kod ekleme imkanını sunmaktadır Blogger,bilgisi az olanlar için bulunmaz nimet,inanın bana :)
CSS ekle'ye tıklayıp karşımıza görseldeki gibi bir alan çıkacaktır,bu alana kodumuzu ekleyip temamıza endeksleyeceğiz inşaAllah :)

BLOGDAKİ GÖRSELLERİ/FOTOĞRAFLARI OTOMATİK OLARAK BOYUTLANDIRMA KODU:



.post-body img { min-width:600px; min-height:auto; }

Kod içerisinde mavi renge sahip sayı blogunuzun genişliğine göre değiştirilebilir,buraya girilen sayı hem sembolik hem de örnek olarak eklenmiştir ;)

Kodu girdikten sonra Bloga Uygula diyerek kaydetmiş oluyoruz böylece de yayınlarımız içinde yer alan tüm görseller önceden belirlemiş olduğumuz büyüklüğe sahip olmuş olur.
Görüyorsunzu ki anlatmak yapmaktan daha da zahmetli,gözünüzü asla korkutmayın,kodu girdikten sonra bulunduğunuz pencereyi açık tutup blogunuzu başka bir pencerede görüntüleyin,olur da sonuçtan memnun kalmazsanız kodu kolayca silip temanızdan atabilirsiniz..

Olası soru veya merak ettikleriniz varsa,yorum kutusuna bırakabilirsiniz ;)

Sevgiler..



tamamını gör
PAYLAŞ:

7 Ekim 2018 Pazar

Yoklama Nasıl Geçti?


Sahip oldukların için çırpın önce ardından karşına geçip bir güzel hesabını da sor bunların..
Canını dişine takıp tüm bu yaptıkların nedir ve neden yaptın,iyi mi yaptın kötü mü yaptın der gibi bir sorgulamaya tabii tut kendini.
İtiraf et ve fark et sonra en çok sahip olduğun şeylerin sana acı verdiğini.
Sahip olduklarını bırakıp gitme olasılığını fark et,acıt bir kez daha kendini..Yok olmaktan çok sahip olduklarını yitirmekle korkut kendini.
Hastalanmak biraz da böyle bir şey.
Canıyla başbaşa kalınca hücrelerinden,kan tahlil sonuçlarından,bedenindeki demir miktarından veya dengenin düzeninden bakınca sahip olduğu ne varsa,sevgi dolu zeminlerde yetiştirilmiş olsalar bile acıtıyor insanı.
Uçsuz bucaksız bir çölde olmayı diledim,kimsesiz ve bir ot olarak yaratılmış olmayı diledim.Sevmemeyi,bilinmemeyi,çabalamamayı diledim..gelişimden kimsenin haberi olmayacağı bir şekilde bir şekilde toz duman olmayı diledim.
Ama öyle olmuyor tabii ki..
Bu işin kolay tarafı,lüks bu.
Cümlelerimde korku kokusu var,biliyorum.Korktum da.Bilmediği daha evvel görmediği devasa boş bir alanda ve havada asılı kalınca nasıl korku duyuyorsa insan öyle korktum ben de.
Ses vardı görüntü yoktu,ısı vardı doku yoktu,duygu vardı sonuç yoktu.
Böyle bir aleme geçtim sanki.
Tanımı yok sözlüğümde.
Herşeye yakın olduğumu gördüm,bir çok şeye de ne kadar uzak kaldığımı.
Avucumdakilerinin miktarını bilmediğimi gördüm,göremediğimi bilemediğimi gördüm.
Dünya içinde dünyaların varlığını gördüm bolca da korktum..genel olarak korktum,ne de korkak mışım diye diye korktum.
Şimdi iyi miyim?..
Şimdi iyiyim..ancak o bildiğin kişi benim de tanıdığım Sevgi değilim.
Nimet olarak benimsemeye çalışıyorum son bir haftada yaşananları,ansiklopedi gibi önüme kondu bir çok şey,tek tek sayfalarını açmam havalandırmam gerek tamamını.
Dünya üzerindeyken insan her an en basit şey için bile geç olabilir,geç kalabilir.
Allah katında Allah nazarında neler yaptığımı da düşünmeye çalıştım,anlamak zor olsa da..amel defterimiz elimizde değil ki şöyle bir gözden geçirip düzeltilmeyen yerlerini düzeltelim,tövbesi yapılmamış günahların tövbesini edelim..sevabın miktarını görelim belki de onu görünce biraz daha ümitlenelim..ne kalpler kırdık ne acılara sebep olduk ne zulümlere zemin hazırladık kimbilir.
Çok çok ama çok gerçekçi ve acımasız olmalıyız kendimize karşı bazen.Gerçekten seviyorsak kendimizi en büyük doğruları en acı verici geçrekleri kendimize söylemeliyiz önce.
Ölümü de unutmamalıyız böyle.
Unutmayacaksın ölümü!..
Onu unutmayacaksın demeliyiz kendimize..ışıltılı ve efsunlu sözler,felsefenin cazibeli kavramları ve tanımları,kozmik veya ideolojik düşünceler işe yaramıyor sağlığın tehlikeye düşünce.
Patavatsızca herşeye gücümüz kâfiymiş gibi yaşamaktan da vazgeçmek gerek.
Tüm yazdıklarım tüm sözlerim hep kendime,önce kendime..
Lütfen kimsecikler alınmasın üstüne.


tamamını gör
PAYLAŞ:

4 Ekim 2018 Perşembe

Serumlu Düşünceler


Şöyle bir manzara karşısında hayatı sorgulayabilir misin,yanındaki yatakta yaşına rağmen oldukça ve hâlâ güzel görünen Italyan bir kadına bakıp hayatı sorgulayabilir misin veya bahçesine çıkıp hastanenin her yaşta her tipte her renkte insanların ortak durumunu görünce hayatı sorgulayabilir misin?
Adaleti veya dengeyi sorgulamak mümkün mü veya adaletin ta kendisi budur diyebilir misin?
Hastanedeyim son iki gündür bambaşka bir ben ile yaşıyorum sanki,zayıf ben hasta ben rahatsız vücudunu ve sağlık durumunu asla kontrol edemeyen bir ben ile yaşıyorum.
Kaybetmeden önce değeri ve kıymeti bilinmesi gereken bir nimet de sağlıktır diye buyurmuş Peygamberimiz,Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun ne de güzel söylemiş,işte şimdi burada ikinci günümde bambaşka bir ben tamamen kendime yoğunlaşmak lazım gelirken arkada bırakmak zoru da olduklarım için de endişe duymaktayım belki bu yüzden gizli bir endişe duymaktayım,ama olan şeyler insan hasta olabilir hatta ölebilir de geriye hep birileri hep bir şeyler kalabilir.
Konforlu bölgemizden ayrılmadıkça herşeyi kontrol edebilir sanıyoruz yarın hiç bir şey olmayacakmış gibi planlar kuruyoruz,bizim planlar ayrı kaderin planları ayrı derken elimizden bir balon gibi kayıp gidebiliyor kontrol altında olduğunu düşündüğümüz ne varsa,hayatı kontrol altına almak bazen gerçekten imkansız veya kontrol altına aldığımızı düşünmek belki de büyük bir yanılgı.
Sahip olmaya çalıştıklarımız en büyük kederimiz olabiliyor bazen,bu günlerde tam da böyle düşünüyorum,çırpınarak emek vererek bir şeyler yapmaya çalışmış ve bir şeyler elde ettiğimi  hatta başardığımı düşünüyordum sonra bir baktım ki bana en çok o güzel şeyler acı veriyor,onlardan uzak kalmak,mecburen uzakta kalmak bana acı veriyor,yasaklı bir bölge gibi uzaktan seyretmek bile mümkün değil,fotoğraflar bile acı veriyor telefon etmek bile acı veriyor,seslerini duymak bile dayanılmaz bütün bağların kopmasını istiyor insan bir süreliğine veya bir an evvel kendine gelmek o eski benliğine kavuşmak istiyor,olmuyor.
Kıymetini bilmedim mi bu sağlık denen nimettin istismar mi ettim yoksa kötüye mi kullandım ya da bilmiyorum,isterim ki hep iyi ve sağlıklı olmak yorulmak ama sevdiklerim için bir şeyler yapabilmek,burada olduğum sürece sorgulamadan edemiyorum.
Günler çok uzun insan kendini iyi hissetmeyince günler,geceler nasıl da uzun geliyor.
Günümün yirmidört saatini dolduran bir çok şey burada yok,sakinlik var ama sessizlik var,bol miktarda yabancı insanlar çoğu da rahatsızlığı olan insanlar kimse kimseyi garipsemiyor tam aksine karşındakinin yerine koyabiliyor kendini,empati kurabiliyor çünkü beden aynı beden can acısı aynı sağlığı yitirme korkusu veya elde tutma çabası aynı.
Burada,bu hastane yatağında rekabet yok,yarış yok ihtiras hiç yok.Dünya dişarida bir oyun sanki bir oyalanma ve biz şimdilik bunun dışında gibi duruyoruz.
Düşünceler karışık ruh halim karışık belki de gömülü duran bu yanım aniden ortaya çıktığı için şaşırtıyor beni,ortada asılı her garantisi olmayan bir halde yazmak istedim,iyi olursam şimdiki beni daha net görebilirim belki.
Özel durumlarda iken özel halini okuması da bir nimet değil midir insan için.?
Ve insan,nedir ki?




tamamını gör
PAYLAŞ: