25 Nisan 2018 Çarşamba

Havaalanında


Daha yeni gözümü açtığım bir sabah henüz kahvem soğumamışken haberin geldi..
-Gitti dediler..
Saatler sonra havaalanında buluyorum kendimi.
Yanımda bu dünyada kalmamı istercesine çekiştiren kızlarım var diğer yanımda içine ne koyduğumu bilmediğim valizlerim.Dünyadan ayrılmış gibiyim.
İnsanlara bakıyorum..
Kimisi telefonuna gelen sesli mesajı dinliyor kimisi sigara yakıyor kimisi bir taksiye el kaldırıyor kimisi valizini kaldırıma çıkartmaya çalışıyor.
Üstümden uçaklar geçiyor,gökdelenlerin camlarına yansıyor güneş.
Hafif bir rüzgar esiyor ense köküme kadar ulaşıyor az ileride tekerlekli sandalyeye mahkum bir adam yanıma yaklaşıyor Finlandıyalı olduğunu söylüyor,İtalya'da kaza sonucu sakat kaldığını art arda yapılan operasyonların ardından mal varlığının yok olduğunu ve şimdilerde bu havaalanında ülkesinden uzakta günlük alkolunu temin etmesi için dilendiğini ancak polislerin buna pek de müsaade etmediğini anlatıyor.
Onu dinliyorum ve bir kez daha hayat ne kadar enteresan cümlesi dökülüyor ağzımdan.
Bana iyi bir kız olduğumu söylüyor beni bir kız olarak görmesi o anda hiç de mutluluk vermiyor.

Hasret ve gurbetsin dünya..

Allah,bazı kapıları kapatmıştır.
İnsan gözüne gösterilmez arkası.
Göremezsin işte.
Mezar da böyle bir kapı.
Arkasında ne var göremezsin.
O bir geçittir,onu biliyorsun ama ruh bedenden ayrılmadıkça arkasını göremezsin işte..
Gün içinde o kapıdan yüzlerce insan geçer de o geçişleri bilemezsin.
Ne kadar çok insan ayrılıyor dünyadan gün içinde.
Fark edemiyoruz yokluklarını..
O kapıdan kaç ruh geçiyor da biz hayatımızın akışına kapılmış sanki hiç bir şey yokmuş gibi yaşamaya devam ediyoruz..
Hayat ne enteresan..
Gökyüzüne bakınca onun da ötesinde olan alemleri hayal etmeye çalışıyorum.
Aklımın da hayal gücümün de sınırları sancılanıyor sonunda,kavrayamıyorum..

Allah bazı kapıları kapatmıştır işte..
Uzay dediğimiz mekan da bunlardan biri.
Başka bir gezegene dahi gidip yaşayamazken insan nasıl kendini bu kadar sonsuz ve ulu bir yere koyabiliyor ki.

Etrafıma bakıyorum yüreğime bir set çekildi gördüğüm ne varsa sessiz bir şekilde hareket ediyor sanki.
Ne elini kaldıran adama yaklaşan taksinin sesini duyuyorum ne kaldırıma çıkartılmak için çekiştirilen valizin tekerlerini işitiyorum..
Hayat akıp gidiyor etrafımda yüreğim donmuş,bir buz parçası misali ne hissedeceğini şaşırmış bir vaziyette atıp duruyor.
Onu yokluyorum..
-Kalbim yerinde mi?
-Kalbim yerinde misin?..diyorum..
Ses çıkmıyor..
Ve işte tam da orada..
O havaalanında bir anda büyüdüğümü görüyorum..

Hiç-bir-şey eskisi gibi olmayacak artık..bunu da görebiliyorum..


tamamını gör
PAYLAŞ:

24 Nisan 2018 Salı

Bu Faydalı Tespitlerden Seç Birini



Hayatı zorlaştırmamak herkesin kendi elinde..
Pratik yaşamak..

Hayat felsefesinde, kötü düşünceye, hasete, kibire , kıskançlığa, yer vermemek..
Bunların yerine tevazu insanı olmak, sevgi eksenli olmak, gani gönüllü olmak ve en önemlisi; emredildiği gibi yaşamanın gayreti içinde olmak..
Bakın görün o zaman, nasıl rahat edilir..

Şimdi gelelim meselenin özüne..
İster “özlü sözler” deyin, ister “faydalı tespitler” deyin, ister “dost nasihatleri” deyin, ne derseniz deyin, ama sizinle paylaşacağım bu sözleri lütfen kafanızın bir köşesinde saklayın..
Bu ifade ettiğim cümleler herkese, ancak elbette ki önce kendime..

Ey aziz kardeşim;
Unutma, bazı yollar çok uzundur, geri dönüşü de vardır, ama geri dönüşünün uzunluğu nispetinde ağır bedeli de vardır.. Bazı yolların ise geri dönüşü yoktur, çıkmaz sokaktır.. Bin hükema gelse, seni oradan kurtaramayabilir.. Ayrıca yanlış yol, kurtulsan bile kurtulana kadar seni kurutmuş olabilir.. Kurutulmuşsan zaten, kurtulmuş da sayılmazsın!..

Büyük şehirlerde arabanla seyahat ederken yanlış bir yola girdiğinde, bir U dönüşü bulabilmek için, dakikalarca gitmen gerekir.. Hayatın U dönüşleri bu kadar kısa olmayabilir ve mâliyeti de çok yüksek olabilir..

Hayatı yaşlanmadan öğrenmek gerekir.. Yaşlandıktan sonra hayatı öğrenmek, acıları arttırır.. Çünkü, öğrendiğin hayatı yaşayacak ömrün kalmamıştır.. Ölümcül bir hastalığa yakalanan insan, kendisine mirâs kalan büyük bir servetten zevk alabilir mi?..

Bir başka ifadeyle; elindeki biletin, son trenin bileti olduğunu, tren gittikten bir saat sonra anlamak neyi değiştirir?..

Ey muhterem arkadaşım;Şairin; “lafımın dostu, çilemin yabancısı” dediği kaypak kişilerden kendini koru..
Nankör insanlar için boşuna uğraşma!.. Baktın ki kişi kafana uymuyor, türlü falso yapıyor, önce sabret, ona bir iki şans ver, ama baktın olmuyor, sal yularını gitsin!..

“Yağmur taşlara da yağar, ama bin bahar görse de taşlar yeşermez..”
Tecrübelerle sabittir ki, sonradan görmelerden adam olmaz!..

Dindar geçinen dini-darlara da dikkat et!.. Bunların din diye yutturmak istedikleri zararlı mecralara takılma..
Kartvizitinde “hoca” yazan bazı kişilere de teennîyle yaklaş..
Bunların en tehlikelileri dini ticaretle takas eden maneviyat haramîleri ve din bezirgânlarıdır..


Ey değerli dost;Hayatta lüzumsuz tekrarlardan kurtulmak istiyorsan, hayatı bir kitap gibi iyi okumalısın, iyi anlamalısın ve anladıklarını hayata geçirmelisin..

Hayatın üçte ikisini rahat yaşamak istiyorsan, hayatın üçte birini meşakkatle geçirmelisin..
Yani; temeli sağlam atmalısın..
Yaşlılığında hayatı yeniden inşa etmeye çalışmak, kubbede ceviz durdurmaya çalışmak gibidir..
Gençlik, hayata uyum, ihtiyarlık ise hayata doyum yıllarıdır..

Ey kıymetli insan;Mutlu bir hayat, plânlı bir hayattır.. Hayatını bir prens gibi mutlu yaşamak istiyorsan, prensiplerini prenses yapmalısın..
Zamanını dakika dakika, mekânını karış karış, servetini kuruş kuruş plânla ki, hayatın kırış kırış olmaktan kurtulsun..


Netice-i kelâm;
  • Rahata ermek için, onun bedeli kadar rahatsız olmak gerekir..
  • Gelecek, rahatına kıyabilen insanlarındır..
  • Bir başka ifadeyle, cennete giden yol asfaltla döşenmemiştir..
  • Evet; kahramanlar bir kere ölür, fakat kahramanca ölür..
  • Korkaklar ise, her an ölmektedir..
  • Son olarak şunu da sakın aklından çıkarma;
  • Nasihati herkes dinler ama sadece akıllılar faydalanır..

Sami ÖZEY


tamamını gör
PAYLAŞ:

20 Nisan 2018 Cuma

Mevlana'nın Dilinden Benimse Objektifimden Doğa


“Sevgilinin elçisi olan bahar neşe içinde geldi.
Biz mestiz, âşıkız, humârdayız ve kararsızız…
Bağa doğru çık, gözümün nuru! Çemen güzelliklerini intizarda bırakma!
Gayb aleminden çemenlere garip şeyler iniyor.
Gül senin ayak basman için gülistâna gelmiştir.
Yüzüne baktığı için diken bile güzel görünüyor.
Ey Selvi! Susam çiçeği dere kenarında sesini anlatmak için baştan başa dil kesilmiş.
Gonca düğümlenmiş, düğümleri açan lûtfunda, açılıp dökülecek…
Ölü tohum canlanıyor. Toprağın sakladığı sır, şimdi aşikâr oldu.
Meyvesi olan dal sevincinden sallanıyor ve kök, böyle bir şeyi olmadığı için utancından yerin dibine giriyor. Güzel ve bahtiyar dallar ağaçlarda canlanıyor.”


Ölüp gömülen tohum nasıl biter, yüzlerce başak verirse, Tanrı lûtfuyla ben de binlerce öldüm, tıpkı o tohuma döndüm.” 


Gönül buğdaya benzer, bizse değirmeniz sanki; değirmen ne bilecek bu dönüş niçin? Ben sanki taş, suyu da düşünceler; taş der ki: Bu olayı su bilir, su da değirmenciye sor, der. Şu suyu aşağı akıtan o. Değirmenci der ki: A ekmek yiyen, şu değirmen dönmeseydi kim ekmekçi olurdu?”














Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün. Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün. Güller gülerek sesleniyor bülbüllere: Susun susarak doğayı görün.
Mevlana


tamamını gör
PAYLAŞ:

İmalâthane!



Ne makina şu insan be! İçine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. İmalâthane! 
Nikos kazancakis

Düşünecek ne kadar çok şey vaat ediyor bana bu söz..
Bir insanın içindeki çeşitliliği ve kanımca henüz keşfedilememiş bir çok marifeti gösteriyor sanki..
Bilimin çözemeyeceği bir şeydir insan.
Ne kadar zaman geçerse geçsin bilim insanı çözemeyecektir.
Ne güzel bir söz..

İnsan tam bir makina gibi gerçekten..
Gözleriyle bakıyor ama gördüğü beynine ve kalbine ulaşınca bambaşka bir şeye dönüşüyor,anında üstelik..
Elma yiyor çay içiyor gözlerinden tuzlu bir su çıkıyor..
Kötü bir söz işitiyor,onu yorumlamaya hazmetmeye uğraşırken hikmetlerle karşılaıyor.
Sevdiği birine sarılmak için kollarını açıyor hem kollarına egzersiz yaptırıyor hem sardığını daha çok seviyor hem yüreği yumuşuyor hem rahatlıyor hem koruma ve güven duygusu güçleniyor..
Uzar gider..
İlginç olduğu kadar şaşırtıcı bu durum..

Kendime bi bakayım şöyle bi yoklayayım kendimi bakalım..
Son zamanlarda benden neler çıkıyor neler imal ediyorum acaba..

Havadan sudan,muhteşem bir makina olan insandan bahsediyorum ama bir insandan,kendimden..
Çok az duyuluyor iç sesim..
Neler üretiyorum son zamanlarda acaba?..
Sessizlik üretiyorum.
Sessizlik üretiyorum bolca ve şaşkınım.
Çok kıymetli birini yolcu ettim başka diyarlara,aklıma sığdıramıyorum hayatı ve ölümü.

Hayatı ve ölümü sığdıramıyorum içime.
Doğa yaklaşıyorum.Kuşlara bakıyorum,yeşilliğe bakıyorum,pırıltılarıyla gözlerimi kamaştıran nehrin suyuna bakıyorum..
İki kuğu havalanıyor yavaş yavaş..her tarafta o kanatların güçlü sesi duyuluyor.Kuşları düşünüyorum ve yine dünyanın içinde olmanın ızdırabı sarıyor kalbimi.
Dünyadan çıkabilmeyi nasip etmemiş Allah..
İnsan hiç bir yere kaçamıyor aslında..
Bu yüzdendir belki de makina gibi oluşu.
Kendinden üretiyor,kendi için.
İçine kaçıyor dışarıdakilerle hiç bir zaman tatmin olamadığı için.
Belki de aslolan içinde neler olduğudur..




tamamını gör
PAYLAŞ: