18 Haziran 2018 Pazartesi

Hobi:Kumaş Boyama/Mushaf Kılıfı/Dijital Tasarım ve Size Bir Hediye


Suluboya ve fırçaların görüntüsüne bile karşı koyamayan bir insanım..eskiden çok vakit geçirdim onlarla..nerdeyse boyamadığım yüzey kalmamıştı,kumaş cam ahşap vs..sonra ne olduysa kumaşlar da fırçalar da boyalar da çıktı hayatımdan..
An itibari ile yaşadığım evde her hangi bir eşyayı boyamak için uygun bir alanım yok bu yüzden küçük şeyleri boyamak mümkün sadece..
Mushaf kılıfım çok eskidi..hep yıprandı hem kirlendi haliyle yeni bir kılıf yapmak için kolları sıvadım yavaş yavaş ama eskisinde de öyle güzel bir desen vardı ki..
Nerdeyse silinmiş zaten ama yine de pratik yapmak için üzerinden tekrar geçmek istedim..


Özlemişim..
Boyaları fırçaları masanın üzerine çıkarttığım anda bambaşka bir duygu sardı..el işleri hep mi keyif verir insana:)...
Görünen kılıf eski kılıfımdır ama yenisi de olacak inşallah..


Bir diğer vazgeçilmez ve çok keyif aldığım hobim ise dijital tasarımdır..
Dijital tasarımın en güzel yanı tüm malzemlerin bilgisayarın içinde oluşudur yani ne boya ne fırça ne izler ne de dağınıklık söz konusu..masanız tertemiz kalabiliyor.Bilgisayarı kapatınca da taşınabilir olduğu için istediğiniz her yere malzemelerinizle birlikte gidebiliyorsunuz tabii bilgisayarın masaüstü bazen full dolabiliyor ama onun temizliği de kolay olduğundan göze batan bir şeyler olmuyor hele toz bezine veya camsil gibi şeylere hiç gerek duymuyor insan ama kim ne derse desin insan kendi eliyle yaptığını daha çok seviyor yani dijital tasarım da çok cazibeli çok etkileyici ama gerçek anlamda yapılan gibisi olmuyor..


Lâ Tahzen İnnallâhe Meanâ...
Üzülme,Allah biizmledir 

Evimde olsun istedim..onun haricinde de hediye etmek istediğim de bir şeydi..en son bunu yapmıştım..çıktısını alıp çerçevelettim..bir tane bana bir tane de hediye edilmek üzere bekliyor..
Bir tane de size hediye etmek istiyorum..
BURAYA tıklayarak çıktısını alabilirsiniz..


Sevgilerimle..



tamamını gör
PAYLAŞ:

15 Haziran 2018 Cuma

Ramazan Bayramımız Mübarek Olsun


Kıymetli bir misafiri ağarladık bir ay boyunca,izleri her yerde.
Mutfakta banyoda salonda yatak odalarında.
Çiçeklerin toprağında havluların ıslaklığında yorganların dolap üstüne kaldırışında.Her yer Ramazandı evimiz.
İçim huzur dolu.
Çılgınlar gibi sofralar yapmadım kendimi saatlerce mutfağa kapatmadım ya yetişemezse derdiyle yanmadım kahr-u perişan olmadım.
Bir ay boyunca sofra saatimizi belirledi Ramazan.
Her gün düzenli olarak iki kez aynı saatte sofra kurdurdu yemek yedirdi bizi bir araya getirdi.
Bir ay boyunca günün her vaktini anlamlı kıldı.
Gece oldu şimdi.
Bir de usul usul bir yağmur başladı..serinledi dünya sanki..


Az önce şöyle bir baktım da kupalarıma...sabah hangisinde kahvemi içsem acaba diyerek çıktım mutfaktan.
İşte bunlardır hayatı anlamlı kılan insanı mutlu eden.
Kahveni içebileceğin bir kupan varsa,bayramı kutlayacağın sevdiklerin varsa,camını silebileceğin bir penceren varsa daha ne olsun..
Varlık budur,zenginlik evdekilerin nefesidir,uyanışıdır.
Sabah camiye gidilecek,çocuklar heyecanla camiden gelecek olanalrı bekleyecek,giyinecek süslenecek..
Sonra zil çalacak,abi baba içeriye girecek..
Bayramı da getirmiş olacaklar evimize böylece..
Çocuklar ellerimizi öpecek..
Elimizin üstüne kondururken narin dudaklarını avucumuzun altına yerleşmiş güven saygı ve sevgimizi de usulca avuçlarına bırakacağız..
O iki avucun içi bu duygular ile dolacak..
Sonra eşler bayramlaşacak...
Bu sahne belki de dünyanın en duygusal sahnelerinden biridir benim için..

Ramazan Bayramımız Mübarek Olsun


tamamını gör
PAYLAŞ:

13 Haziran 2018 Çarşamba

Ramazan Günlüğü 28'nci Gün:Motifler Mushaf Kılıfı ve Çocuk Yapmak

Şükür ki Blogger'a girip bu sefer gerçekten bir yazı girerek ayrılacağım..
Sanırım bir kaç kez gelip gidişim,yazmak isteyip de yazmadan gidişim beni bloğumdan uzaklaştırdı.
En son da bir çekiliş hazırlayıp özenle hediyeleri seçip fotoğraflayıp yayına almıştım,bir çok yerde de duyurarak ilgi göreceğini ümit etmiştim ama olmadı.
İlgi görmesi dışında katılım da beklediğimden çok çok az olmuştu bunun yanısıra katılmadan sadece bir şekilde destek vermek isteyenlerin sayısı bile 1'di ne yazık ki..haliyle bu durum beni hem biraz üzdü hem de bu alemde olmanın artık pek de önem taşımadığını düşündürdü..

Bloğumu kapatmama ramak kalmışken özelden bir mail aldım.
Genelde hep böyle olur desem?..
Ne zaman bu alemde varlığımın ve yazdıklarımın önemsenmediğini veya hak ettikleri ilgiyi görmediklerini düşünüp ayrılmaya niyet etsem öyle bir mail veya bir mesaj geliyor ki sanki bana ''beni bırakıp nasıl gidersin'' diye haykırıyor..

Dün de böyle oldu işte..
Tam bloğu kapatacak ve artık yazmayacaktım posta kutuma bir mail geldi..
Yanlış anlaşılmasın..
Bloğumu çok seviyorum okuyucularım demek istemiyorum buraya gelenlere,her biri benim için çok kıymetli okuyucu değil misafirimdir kalbimden geçenlere ve içimde vucüt bulanların şahididir bu insanlar ancak cidden bazen insan hem tıkanıyor hem de gerçekten devam etmek için bazı şeyleri duymaya gerek duyuyor..

Tamam,diyelim ki biz pek dile getirip takdir etmesek de değer veriyor önemsiyoruz ama şu var ki bir çok şeyi alışılmış ve garanti görmek gibi bir alışkanlığa sahibiz dolayısıyla her alemde ve ortamda iki çift sözü söyleyemez olduk ..bloğun yapısı gereği de pek emoji kullanılmadığı ve beğenme tuşu olmadığı için varlığımızın değeri diyelim bir beğeni ile veya bir emoji ile bile olsa hissettirilmiyor.

Sitem ettim farkındayım ama demek istediğimi anlayanlar elbette ki olmuştur bu yüzden bu kadar kafidir..
Ramazanın son iki gününe gelmiş bulunuyoruz ve konu Ramazan günlüğüm,Ramazanda yaptıklarım ve buraya yazmaya gerek duyduklarım aslında.


Geceleri çok fazla şey yapma fırsatım oluyor hamdolsun gündüz çocuklarım var güçleriyle oynuyor ve eğleniyorlar bana çok az ihtiyaç bile duyuyorlar Ramazanda onu fark ettim ve bir kez daha yaşımın ilerlemesine ve bir çocuk daha doğurmadığıma dair pişmanlık duydum dün.


Evi dağıtmaları eşyayı anlamlı kılmaları gerçekten eşyadan istifade etme şekillerine hayranım..eşyalara hükmetmeleri onlar bizim emrimiz altında haykırırcasına var oluşları beni mest ediyor bir değil bin adet koltuk takımı eskitip yıpratıp değiştiresim var,feda olsun.


Çocuklar muhteşem bir nimet gerçekten ve zaman geçtikçe bu daha da iyi anlaşılıyor insan kendinde yeni kapılar yeni alanlar açtıkça anlıyor ki bir iki veya üç çocuk gerçekten çok az.
Çok az diyorum çünkü kadın öyle bir yaradılışa sahip ki verdikçe çoğalıyor çoğaldıkça yeni yeni yönleri ortaya çıkıyor bunları besleme gereği duyuyor bu ihtiyaca dönüşüyor ve çocuklar bu yönlerinden istifade edip toplum için iyi insanlar güzel bireyler kazandırmak için fevkalade bir fırsat yaradılmış oluyor.Kadın evde oturan ev işlerine bakan biri değildir kesinlikle bunu bir çok kez düşünmüş iş hayatına ve kariyere odaklı yaşayan kadınalrla kendini az çok kıyaslamış biri olarak artık anlıyorum ki kadının evde oluşu ve bu alanda dünyaya açılması büyük bir lütuftur.


Çocukları aracılığı ile kadın çemberini genişletiyor,değeri artıyor verdikçe stok bitmiyor tam aksine çoğalıyor,muhteşem bir şey.

Evet keşke iki çocuğum daha olsaydı keşke zamanında yapsaydım Rabbim nasip etseydi de ben daha zengin daha donanımlı daha dolu ve daha zengin biri olabilseydim.Günler yoğun geçiyor elbette hayat hızlı akıyor diyoruz ama asla öyle değil,gün içinde o kadar çok şey yapılabilir o kadar çok şey sığdırılabilir ki Ramazan ayı boyunca bunu anladım diyebilirim.


Nefs yemeden içmeden kötü davranış ve yine nefse hoş gelen şeylerden kendini korudukça ve uzaklaştıma çabası içerisinde oldukça çok şey gün yüzüne çıkıyor.
Vakit nefsin hoşuna gidecek yönde kullanılmıyor zaman mesela ve saatler hatta dakikalar bile öyle değerli oluyor ki elinde olmadan bunların farkına varıyor.
Gece ve gündüz daha bir güzel temel ihtiyaçları karşılamak daha bir anlamlı,yaşamak nefes almak uyanmak uyumak suya dokunmak kalbini dinlemek zorlandığı noktaları görmek ve dahi eliyle diliyle değil yüreğive can havliyle oruç denen bu sırrı ve hazineyi elinde tutmaya çalışarak yaşamak yaşamanın ta kendisi oluyor.
Ramazan bu demektir bu sene benim için bu sene bunun farkına vardım gerisi gerçekten çok boş işler.
O hızla koşan zaman canavarını birileri durdurdu ve nefs de çaresiz bir kafes içinde nefes sayısını dahi hesaba katarak yaşıyor son bir aydır nerdeyse.Bu muhteşem bir şeydir.

Ramazan mutfakta çok az zaman geçirmemle geçti,çokça sustuğum yatakta öylesine durarak düşündüğüm,evdekilerin seslerini dinleyerek insanların düşüncelerini işiterek kıymetli hocaların ve ilim insanlarının tavsiyelerini daha bir öenmseyerek geçti.
Ekmek,yemek,su.
Akşam vakti,ezan makamı,kuşluk vakti ve yastığa gün ağarırken baş koymak daha önce hiç bu kadar lezzetli ve tatmin edici olmamıştı.
Konuları karıştırdım biraz farkındayım ama bu seferlik öyle olsun içimde birikmiş bunlar anlaşılan yazmak anlatmak istedim.


En son bu kılıfı diktim,çok fazla şeyler yapmak istedim üzerinde ama malzeme olmayınca var olanla yetindim yine de bir heves düştü ki içime önüne geçemedim geçemiyorum..bu konuda bir şeyler yapmam gerek diye düşünüyorum fikirlerini önemsediğim kişilerle de biraz akıl danıştım bakalım zaman ne gösterecek..



Bolca da örgü ördüm bu Ramazan bundan da bahsetmek isterim daha önceki yayınımda hobilerimden bahsetmiştim aslında yapmak istediğim o kadar çok şey var ki bir ucundan tutsam bir başlasam ortaya güzel şeyler çıkacak biliyorum desem de bir türlü cesaret edemiyorum yine de bolca ördüm,evimiz için motifli bir battaniye örmek istedim sonuna yaklaşıyorum yavaş yavaş bir de mushaf kılıfı diktim henüz istediğim gibi olmasa da bu alanda bir şeyler yapılabilir gibime geliyor.



İlgimi çekiyor fikirler havada uçuşuyor ammaa insanın çok şeyi yapabilmesi bazen hiç bir şey yapmamamasına da neden olabiliyor :)
Örgü örerken sohbetler dinledim bir de bol bol,favorim ve çok takdir ettiğim 6 çocuk annesi kıymetli hanımefendi Saliha Erdim sohbetlerine doyamıyorum sizlere de tavsiye etmek istiyorum mutlaka bir programını dinleyin bana hak vereceksiniz :)

Ramazan bitti bitecek,Bayrama az kaldı Rabbim ibadetlerimizi kabul buyursun dilerim.
Kendinize gerçekten iyi bakın,size iyi gelen şeylerin peşini bırakmayın elma yiyin namazınızı kılmaya çalışın,zarra uğratacak şeylerden uzak durmaya çalışın bedeninizi koruyun muhafaza edin tesettürlü veya tesettürsüz fark etmez günahtan ve güneş ışınlarından korunun,yüreğinizi olumsuz negatif şeylerden arındırmaya çalışın size yakışan siz olmak için ciddi gayretler gösterin Cennete yakışacak kıvama gelmek için bir şeycikler yapın işte :)..
İnsanız hedeflerimiz çabalarımız olmalı önce insan olmak için çırpınmalı gerisi zaten gelecek inanın bana.
İnşallah Ramazanda elde edilen bir alışkanlık yıl boyunca ömür boyunca sürdürülür eminim bir çoğumuz küçük bir şey bile olsa hayatına katmıştır bunu Ramazandan sonra da sürdürmeyi nasip etsin Rabbim,dilerim ki bizleri Ramazandan feyiz almış kendimize bir şeyler katmış ve anlamış olarak Bayram sabahına ulaştırsın.
Hepinize sevdiklerinizle muhabbet dolu bir Bayram geçirmenizi diliyorum,kapınızın çalınmasından çok çalınacak kapılar aramanızı ve bundan çok çok mutlu ve memnun olmanızı kalben diliyorum.






tamamını gör
PAYLAŞ:

2 Haziran 2018 Cumartesi

Hobi

Yumuşak kot kumaş üzerine altın desenli boyama,pirograf kullanarak ahşap ayna yapımı,hasse türü kumaş üzerine kesme işi motif işleme,ayaklı dikiş makinesinde yine kesme işi yapımı,tabak tepsi boyama,eşya yenileme yani yine boyama,dikiş,bir kaç nakış türü,abiye kıyafet üzerine varaklı boya ile süsleme işi,saten kumaş üzerine boncuk işi,telkari ya da tel kırma yöntemi ile bir takım çalışmalar,mushaf kılıfları,levhalı tablo yapımı.Motif ve dantel örmek.
Tüm bunları internetin olmadığı bir dönemde yaptım.
Şu anda internet üzerinde şahane yöntemler çalışmalar mevcut ancak ben izledikce var olan bir damla azmi de kaybediyorum,yapılanları görünce aldığım karardan cayıyorum.Hersey zaten yapılmış gibi bir his bu.
Bir yerden sonra da sanki gördüklerim başka bir gezegenden gelmiş gibi görünüyor gözüme değil benzerini onun yanında geçemeyecek bir türünü dahi yapamayacağımı düşünür oldum.
Bunlar da internet döneminde yaptıklarım.

tamamını gör
PAYLAŞ:

Ramazan Günlüğü 17'nci Gün-Kız Kurabiyesi


Ramazan günlüğü başlığı altında yazdığım yazıların az olduğunu biliyorum elimden geldiğince de yazma isteğime rağmen ne yazık ki pek mümkün olmuyor,diğer yandan sanki bir yerlerden kurtulmak için gün sayar gibi bir his oluşuyor içimde hani günler bir an evvel geçsin deriz ya bazen işte ona benzer bir his oysa bu ay hem çok güzel hem de bir çok açıdan bizlere çok şey yaşatan bir zaman dilimidir dolayısıyla anları gerçekten bir şekilde yakalayabilmek için gösterilen çaba asla yeterli olmaz diye düşünüyorum..

Dün akşam suları mutfağa girdiğimde mutfağa pek bir alaka gösteren büyük kızım kurabiye yapmak istedi,oysa ki oyun saatiydi bütün arkadaşları sokağa dökülmüştü.
Bu saatte böyle bir şeyi teklif etmesi ilginç geldi ya da gerçekten mutfağa girmekten keyif alıyor ki oyunundan bile vazgeçebiliyor diye düşündüm her neyse kurabiye yapmak istiyorsan elbette yapabilirsin dedim.

Onun isteği kurabiye yapmak benimse isteğim elinin alışması ve zaman içinde hoş hareketlerle içine sindirilmiş bir şekilde de aklında kalması şartıyla yemek hazırlamaya alışmasıdır.

Bir yandan ben akşam yemeği ile uğraşırken diğer yandan da kızımın kurabiyesi için malzemeleri çıkarttık,yavaş yavaş harcı hazır ettik,çırpıcıyı kazık tutar gibi değil de sütlaç yer gibi yumuşak hareketlerle karşıtırmayı gösteriyorum,derken kapı zili çaldı.

Ding dong kimdir gelen?
Kızımın arkadaşları..
Sokağa çıkmama nedenini sormak için kapıya kadar dayandılar,resmen hesap soruyorlar ve acilen cevap bekliyorlardı cevabı da kızımın hamurlu elleri verdi..
-Kurabiye yapıyorum sizin için burada,gelemem siz gidin,deyince arkadaşları üzüldü ve gittiler tabii ki ama bu gidiş uzun sürmedi çünkü kısa bir süre sonra yine geldiler ve kurabiye yapmak istediler böylece kurabiye yapımı tam bir şölene dönüştü..



Ellerini yıkatıp harcı önlerine koydum..




Harç çok kısa bir sürede bitti,kızlar üzüldü ama pek bir keyif aldılar..
Kurabiyeler kızlar tarafından fırına verilip piştikleri sürece oynamak için sokağa çıktılar..
Mükemmel bir iş yaptık havasıyla üstelik:)


Geriye bunlar kaldı..
Kurabiyeler hem çikolata parçacıklı hem de tuzlu oldular ancak el birliği ile yapıldığı için pek büyük bir iştahla sokağa alındılar ve diğer çocukların göremeyeceği bir köşede afiyetle yendiler :))
Ramazanın 17'nci günü bu renkli görüntüler ve anılarla geçti Allah'a hamdolsun..

tamamını gör
PAYLAŞ:

1 Haziran 2018 Cuma

Ramazan Günlüğü 15'nci Gün-En Günahkâr Kım?


Hani bazen,herkes benim gibi değil ki veya keşke herkes benim gibi olsa/düşünse/hareket etse deriz ya..
Kıyaslarız kendimizi yerli yersiz yakınlarımız ve çevremizdeki tanıdıklarımızla..
Tanıdığımızı sandığımız insanlarla..
Bazense manevi dünyamıza daldığımızda veya kendimizi hesaba çektiğimizde veya darlandığımız zora düştüğümüzde yaptıklarımızı hatırlarız,acaba şu anda başıma gelen bu sıkıntı hangi günahımın bedeli deyip,kimsenin bu denli günahkar olmadığını düşünürüz ya..
İşte o anlarda bizim gibi olmalarını istediğimiz insanlar başkalaşır gözlerimizde.
Değerlendirmemizin rengi de değişir.
Günahımızı kimselerin bilmediği gibi sevaplarımızı da kimseler bilemeyebilir.
Kimsenin günah ve sevabını haliyle biz de bilmiyoruz.
Bu durumda yapılan kıyas nefse bazen hoş gelse bile sıkıntı anlarında bizden günahkar bizden kötü birilerini göremiyoruz etrafımızda..

Bu hallerden geçmek inanın ki gayet sağlıklıdır.
Her insan az çok bunları düşünür..
İradesi olan,akli dengesi yerinde olan herkes mutlaka bu hallerden geçmiş ne demek istediğimi anlamıştır..

Bu hal ile ilgili bir kıssa paylaşmak istiyorum.

Türkiye ile olan 1 saatlik saat farkı sebebiyle sahur programlarını kaçırıyorum.
Oysa sahur programlarını iftar programlarından daha güzel buluyor daha çok feyiz alarak dinliyorum.
Canlı programları kaçırdığım için sahur sofrasında cep telefonundan eski programları izliyoruz.
Bir kaç gün evvel çok etkilendiğim bir kıssa dinledim.
Anlatan Sezai Karakoç,konu insanların hayırlısı ve şerlisi,kıssa Hz.Musa döneminden.
Kıssa videonun en başında anlatılmaya başlıyor ve sekiz dakika sürüyor.

Sizinle paylaşmak ve bloğumda olsun istedim..



tamamını gör
PAYLAŞ:

31 Mayıs 2018 Perşembe

Film:Annemin Yarası


Bu filmin bu denli güzel etkileyici,sarsıcı ve sürükleyici olacağını asla tahmin edemezdim.
Meryem Üzerli Ozan Güven Okan Yalabık Belçim Bilgin ve Bora Akkuş'un baş röllerini paylaştığı çok çok özel bir film olduğunu söylemeliyim..
Konusu hakkında kısaca bahsedip spoiller vermeden anlatmayı isterdim ama olanaksız..
Kısaca savaş zamanında yaşanan trajik olaylardan sadece biri ele alınmış çok güzel dile getirilmiş.
Filmde dikkatimi çeken duygu yoğunluğu ön sırada ancak onun yanısıra oyuncuların canlandırdıkları karakterlerle bu denli bütünleşmesi de sürükleyici olmasında çok çok büyük bir etken diye düşünüyorum..

Filmdeki sahneler,özellikle de küçük çiftliğin güzelliği beni mest etti..
Evini seven kocasına deliler gibi aşık bir kadın,ailesini aramak için bir yolculuğa çıkıp onlarla yolu keşisen bir çocuk olan Salih karakteri de çok etkileyiciydi..

Ve diğer oyuncular da elbette..
İzlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum,az biraz müstehcen olmasa iyiydi ama biraz var ama izlenir..

Filmden çok etkilendiğim o çiftlik evinden ve doğallığından bir kaç kare de eklemeden ayrılmak istemiyorum.







Filmdeki sahneler,Balkan havası ve müziği bana çok eskilerden bir şeyler hatırlatan doğallığı da filmi özel kılan unsurlardan kanımca..
Nicedir bir film satın almış biri değilim,yıllar oldu ki film almadığım doğrudur ancak bir film satın alacak olsaydım kesinlikle bu filmi alırdım..


Filmi Dijitürk üzerinden izledim,internet üzerinde de filme rastlayamadığım için izlemeniz için ne yazık ki link veremiyorum,Youtube üzerinde ücretli olarak izlenebilir ilgili link BURADA..ancak fragmanı da film ile ilgili bir fikrin oluşmasına yardımcı olur diye düşünüyorum yani fragman ile idare etmek zorundayız.
Üzgünüm.





tamamını gör
PAYLAŞ: