Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2021 Pazartesi

Ormanda Çalı Çırpı Toplamak



Sobayı yarıya kadar doldurdum.

Geçen seferki odunlara benzemiyor yeni gelenler sanki.Daha sağlam daha dirençliler ateşe karşı.Yaydıkları sıcaklık ise kalıcı ve tatmin edici.

Evimizde henüz odunları sıralayarak depolayacağımız uygun bir yer bulunmuyor.Umuyorum ki gelecek kış için daha iyi bir hazırlık yaparak odunlarımızı yaz aylarında hem daha uygun fiyata alırız hem onları depolamak için uygun bir yer oluşturabiliriz.

Kış aylarında çoğu oduncular ıslak veya nemli odun satıyor,örtülü bir yerde odunu olanların sayısı çok az olmasına rağmen yine de kış aylarında kuru odun bulunabiliyor.


Sobayı tutşturmak için benzinden üretilmiş minik küpler halinde satılan ateş tutuşturucuları kullanıyorum aynı zamanda mahallemizin hemen üstünde yer alan ormandan topladığımız ince dallar ve kozalaklarla sobamızı yakıyoruz.Ormana bu amaç ile gitmek kızları mutlu ediyor,beni de.


Doğadan topladığımız bu ince dallar çalılar ve kozalakları büyük poşetlere doldurup her gün sobamızı tutuşturuyoruz..çocuklar ormanda vakit geçirmeye bayılıyor,dizde dal kırmak daha kalın bir gövdeye sahip olan odunları bir kayaya dayayarak ayakla kırmak,çıranın nerden çıktığını görmek ve bizzat kokusunu o anda koklamak anılarında yer etmesini istiyorum.

Parkların açık ama pek eğlenceli olmadığı kapalı oyun yerlerinin ise aylardır çalışmadığı,okullardaki mesafe kısıtlamalarından dolayı hissettirilen baskının bir nebze hafiflediği yerdir ormanımız.

Şimdilik insanların çoğu doğaya ve ormana kaçıyor,bazıları ormanı temizlemek için gruplar oluşturuyor düzenli olarak ormanın derelerin parkların bir çok yerini temizliyor,günümüzde orman ve parklar çok çok kıymetli oldu..peki ya bu kısıtlamalar bitince aynı hassasiyet devam eder mi?

Bazılarına göre orman ağaçlardan oluşan bir alandır sadece kimilerine kimilerine göre ise dünyanın vazgeçilmez bir parçası,ben böyle düşünenler arasındayım.Yasaklar olsun veya olmasın doğa her zamanki tevazusu ile kolları açık bizi beklemektedir aslında.Nankör olan biziz,yapay ortamlarda yapay zeminlerde yapay ışıklarda bulunmayı tercih eden biziz..

Doğanın kıymetini bilen insanların sayısı çok az,henüz bir ağaç dikeni bir yeri yeşillendireni göremedim çünkü.Baska bir uğraş olmadığı için de temizlik yapılıyor bence,yasaklar kalkar kalmaz adım kadar eminim ki orman ve parklar boşalacak insanların çoğu yine şu cafede kahve şu lokantada içilen çayları paylaşacak :(

Sevgiyle kalın..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Şubat 2020 Pazar

[BELGESEL] Sıradan Birkaç Gün


Çocuklar gerçekleri ve doğruyu öyle kolay görüyor ve fark ediyor ki.Biz yetişkinler ise çocukların gördüklerine karşılık olarak sayısız bahane üretmek için çabalıyoruz.
Çocukları çocuk oldukları için allem ederek kallem ederek kandırmaya çalışıyoruz belki ama o sadece kendimiz için iyi düşünülerek tasarlanmış bir yanılsamadan baka bir şey değildir..
Büyük kızıma ne zaman;
-Neresi daha güzel daha iyi sorsam cevabı hep aynı oluyor,gözleri dolarak verdiği bu cevabın bana çoğu kez yetersiz kalışı böylesine ağır ve acı veren bir sorunun ardından diğer sorular da eklememe engel olmuyordu.
Çocukların bir çok olayı değerlendirme ederken kullandıkları filtrelere ihtiyacım olduğunu fark ediyorum böyle zamanlarda..
Çocuklarda olan bu filtreler bizde neden yok?..
Neden büyüdükçe hep bir bahanenin hep bir engel veya zorluğun arkasına sığınmayı tercih ediyoruz?..
Neden doğruyu örtmek için bu kadar çırpınıyoruz?..
Bu belgeseli izledikten sonra bir kez daha anladım ki her ne kadar itiraf etmekten korksak da biz yetişkinler doğruyu görmek istemiyor oluşumuzun tek sebebi doğrunun zor oluşudur..
Evet,doğru olan zordu ve biz farkında olmadan tek doğruyu örteceğiz onu imha edeceğiz diye başkalarının bize yükledikleri yükleri yaşattıkları zorlukları omuzlamaya bile razıyız..
Bundan dolayı sorarım kendime..
Biz miyiz çocukları ikna etmeye çalışarak kandıran yoksa kendimiz miyiz kandırılan?..
Büyük bir beğeni ve hayranlıkla takip ettiğim Hüseyin Taşkın (Fotoğrafçı) en güzel karelerini Doğu ve Ortadoğu'da çekiyor..oradaki insan ve doğa manzaraların etkisinden uzun zaman kurtulamıyorum kimi zaman..
Hüseyin Taşkın da yukarıda yazdıklarımın farkına varmış olmalı ki kendi sayfasında şöyle diyor:
Kendimizi gizlemek için ödediğimiz bedel, özgürce bırakacağımız bir yaşamın acılarından çok daha fazla. Buna rağmen tercihimizi genellikle “genel”den yana, gizlenmekten yana kullanırız. Bu giz zamanla , kendimizi anlatırken ortaya çıkacak olan çaresiz ve kararsız cümlelere dönüşür. O kadar saklanırız ki, sonra kendimiz de bulamayız.

Saklanmakla geçen ömürler yaşamaya devam ettiğimiz müddetçe en azından çocukların irade ve düşüncelerine müdahale etmesek diyorum..onların kendilerine özgü o filtrelerden yararlansak ve ona göre yol alsak belki de daha insani daha anlamlı bir yaşam sürme fırsatını yakalarız..
Belgeseli sakin bir zamanınızda izleyin..eminim kendinize dair çok şey bulacaksınız hatta çocukluğunuzu bile diyebilirim..


Sıradan Birkaç Gün



İyi seyirler dilerim..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Aralık 2019 Pazartesi

Kütüphanede Çocuklara Özel Etkinlik


Cuma günü hava oldukça kapalı ve kasvetliydi..çocukları okullarından aldığımda hiç eve gelesim böylesine kararmış bir havada haftasonuna dair planlar yapma hevesim bile yoktu..kısa bir süreliğine kasabayı arabayla turladık ardından geçen hafta çocuklara söz verdiğim kütüphane ziyareti geldi aklıma..
Olabilirdi aslında..
Kapalı havada yapılabilecekelr arasında daima iyi bir tercihtir kütüphaneye gitmek..
Böylece kütüphanenin yolunu tuttuk,dışarısı epey kalabalıktı belli ki kütüphanede Hristiyanların Noel ve Yılbaşı kutlamaları ile ilgili etkinlikler düzenlenmişti.
İçeriye girdiğimizde büyük bir kalabalık ile karşılaştık,kalabalıktan önce kulağıma bir çelo sesi geldi...Üyelik kartımı kaybettiğim için bir yenisini aldım ve çocukların bir çok etkinliğe katılması için verilen kartlardan aldık.
Kartların üzerinde yapılabilecek etkinlikler vardı mesela:
-Kardan adam yapımı
-İğneleme sanatı (tam adı bu değil ama inanın ki adını bilmediğim için böyle bişey uydurdum :)
-Kurabiye yapımı
-Kuş yemi yapımı
-Renkli dövme yapımı

Kütüphanenin içinde anneler için bir cafe bölümü çocuklar için oyun oynama alanları bir de bu etkinliğe özel olarak düzenlenmiş masalar vardı..çocuklar etkinliklerden birini yaptıktan sonra etkinlik sorumlusu olan görevli etkinliği yaptığımıza dair bir yıldızla kartımızı işaretliyordu.
Ayrı bir yerde ev yapımı kek ve pastalar vardı fiyatları da 50cent civarindaydı yani çok uygundu..



Uzunca bir zaman kaldık burada ben kitapların arasında dolaşırken kızlarım bir çok el işiyle meşgul oldular adını bilemediğim iğneleme sanatını büyük kızım çok sevdi küçüğü ise bu köşeden ayrılmadı desem yeridir..














Tam 2.5 saat kaldık,hava kararmaya başlayınca iyice acıktık dolayısıyla evin yolunu tuttuk..etkinlik dediğim gibi Hristiyanların bayramları ile ilgiliydi ama kütüphanede bu pek belirgin ve baskın değildi bir çok ülkeden gelen insanların bir arada olup kaynaşması çocukların cıvıl cıvıl koşuşturmacası ve en nihayetinde bu etkinliklerden ailelerin istifade ediyor oluşu çok hoşuma gitti.
Kitabı kucağına alıp okuyan o genç adam hoşuma gitti,çocukların oynaması için çeşitli ve her yaşa oyuncakların oluşu hoşuma gitti hatta birazcık kestirmek isteyen minikler için döşek yastık gibi şeylerin olmasına da çok güzeldi..bir tanesi üst kata çıkılan merdivenin altında uyuyakalmıştı bu manzarayı görmek de hoşuma gitti..çok uygun fiyata satılan yiyecek ve içecekler hoşuma gitti ama daha da çok canlı müzik hoşuma gitti ortama inanılmaz güzel bir sıcaklık katıyor hemen fark ediliyordu,başka bir tarafta dizili duran Burda dergileri de hoşuma gitti..kısaca ortam çok güzel düzenlenmiş ve bir çok detay düşünülmüştü..

Vakit geçirebilmek için kütüphaneler daima harika bir tercihti benim için zaten, özellikle de kış günlerinde :)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

22 Şubat 2019 Cuma

Stay Cool/Sakin Kal - 28 Günlük Meydan Okuma (22)


İnanıyorum bu yazı faydalı olacak, bildiğin şeyler hakkında ipucu verebilirsin. Ne bileyim mutfak ipuçları ya da fotoğraf ile ilgili ya da şu an hiç aklıma gelmeyen birşeyle ilgili.. İpuçları hayati önem taşırlar, içlerinde deneyim barındırırlar..

Yirmi yıldır yaptığım işten yani artık iyi olduğumu düşündüğüm alandan bahsedeceğim bugün,onunla ilgili faydasını gördüğüm şeylerden ipucu ve önerilerde bulunacağım.Eklemek istediklerinizi de çok çok dikkate alacağım.

Evvela evlilik:


  • Aradan kaç yıl geçerse geçsin eşinle aranda bir ölçek espiri iki ölçek de saygı olsun.Asla ve hiç bir zaman gerçekten ne düşündüğünü söylememeye çalış,içini kusmak derler ya bunu asla yapma.
  • İkinci önerim de para için yani maddi sebeplerden dolayı eşinle asla tartışma,bu durum eşinle aranı kolaylıkla açabilir aranızdaki sevgi ve saygıya zarar verebilir.
  • Başbaşa vererek bazen sen onun yerine bazen o senin yerine geçerek ama en önemlisi aynı safta olduğunuzu bilerek maddi sorunları ele almak en güzeli.Senin ailen benim ailem diye bir kavramın yeşerip dal budak vermesine izin verme,sen onun o da seninse seninkiler benimkiler diye bir şey yok.Ailemizden olan herkes bizimkilerdir.
  • Karşına çıkmıştır diye tahmin ediyorum ama ben bir kez daha yazmak isterim ki anne ile babanın arasında bir kişi daha var bu üçüncü şahsı ilk gören de çocuklarımızdır bu üçüncü şahıs eşler arasındaki ilişkidir buna iyi bakalım.
  • Asla ve asla geceyi eşinle küs olarak geçirme,ilk fırsatta mutlaka barışmaya çalış,araya bir parça espiri katmayı unutma küsemesin sana,nefsin neyi öneriyorsa sen tam tersini yapmaya çalış,barış.

Çocuklar:


  • Çocuklarını başka çocuklarla aynı kefeye aynı hizaya koyma,birazcık uzaktan seyret hem kendine hem ona zaman tanı.Dikine gitme derler ya işte öyle bişey.kaderden kaçamazsın ne olacağı varsa olacaktır.Sen ona yapabileceğin verebileceğin her ne varsa en iyisini yap ver ve öğret yolunu mutlaka bulacaktır.
  • Çocuğun içindeki vicdanın mutlaka canlı ve aktif olmasına dikkat et yalnız,vicdan çocuğu kötülük yapmaktan acı veren biri olmaktan alıkoyan en etkili etkendir.Vicdan sahibi bir çocuk yaptıklarının muhasebesini mutlaka yapacaktır yanlış yapsa bile doğruyu mutlaka bulacaktır.
  • Çocuğunla asla ve asla inatlaşmamaya çalış bir şekilde hep onlar kazanır senin elinde kalan şey ise anne çocuk arasında zarar görmüş bir ilişkiden başka bir şey olmayacaktır.Sözünü bu şekilde geçiremeyecek geçirdiğini zannedeceksin.
  • Çocuk ister ergen olsun ister bebek olsun yumuşak ses ve sakin bir anneye asla karşı koyamaz,bu hep aklında bulunsun.
  • Mutlaka ama mutlaka eşinle olduğu gibi çocuklarınla da biraz espirili davranmaya çalış espirinin miktarı dozunda olsun her daim mevcut olsun,unutma ki çocuklar muzipliği çok sever.


Nacizane deneyimlediğim bir çok durumdan çıkardığım dersleri paylaştım,inşallah birilerine faydalı olur.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

12 Ocak 2019 Cumartesi

Yarıyıl Tatili - The End


Gün geçmiyor ki ben sizin kıymetli yayınlarınızı görüp okumamış olayım,yorum yapamasam bile mutlaka bloglarınıza uğramamış olayım.Hepiniz çok güzelsiniz!
Blog alemini güzel yapan farklılıklarımız zenginliğimizdir aslında ve bu alemin küçücük bir parçası olmak beni ziyadesiyle mutlu ediyor.Ama Köln yayınları dışında pek yayın girdiğim söylenemez,kendime ayırdığım o zaman dilimi tatil sebebiyle buharlaşarak yok olmuş oldu.
Özledim özledim özledimmm!!
Siz tamamen dünyamın çok az kişi tarafından bilinen gezegenimi süsleyen anlam katan varlıklarısınız,iyi ki varsınız.Burada olmaktan mutluluk duyduğum sanırım anlaşılmıştır :)
Bu yayını yazmak herşeyin normale döndüğünün göstergesidir.
Dışarısı hem yağmurlu hem sisli,kahvem yanımda kedim masanın üzerinde çoğunlukla ekranın önünde,tüplü sobam da yanıyor bir yandan ohh mis,daha ne olsun..
Üç saatlik vaktim var tamamen bana ait kooooocaman üç saat..
Çünküsü;
Yarıyıl tatilini resmi olarak bugün saat tam 09:12'de,kızlarımı Kur'an kursuna bıraktıktan sonra ilan etmiş oldum.
Bitti.
Dağılabilirsiniz!
Üç hafta boyunca evde bulunan çocuklar epey oynadılar eğlendiler uyudular doya doya ama sıkıldılar da.
Komşularımızın çoğu daha okulların kapanmış olduğu gün arabalarına binip memleketlerine gittiler.
Slovenya,Bulgaristan,Belçika,TÜrkiye ve Yunanistan.
Biz henüz bunu yapamıyoruz dolayısıyla tatil yine Almanyada geçiyor.
Üç hafta da öyle az bir zaman değil,inanın..
Bu yarıyıl tatilinde hem hastalandık hem iyileştik bol bol misafir ağarladık,dolaştık imkanlarımızın izin verdiği ölçüde,özetle pek de fena sayılmaz.
Kar bile yağdı daha ne diyeyim,neden böyle bir ruh hali çöküşü yaşıyorum ki şu anda ki Pazartesi günü başlayacak olan koşuşturmacayı düşündükçe şimdiden bile yorulduğumu hissediyorum.
Paskalya tatiline dek koşuşturmaca devam edecektir ama olsun artık,henüz mevsim kış tabii ki daha nice güzellikler yaşayacağız bu mevsime dair ama sonrası bahar devamı yaz..












Oyunlardan ben de nasiplendim elbette,dün bilmem ne partisi vardı şapkaları bu yüzden taktılar,bana da taktılar tabii ki.
Akla hayale gelmeyecek yemekler yaptılar,yumurtalı börek,ıspanaklı çorba,muzlu köfte gibi.
Biz onlara sanat eseri diyelim,yemeklere verilen isimler çok özgün çünkü :))
Kedimiz de her an onların yanındaydı bolca da tırmalayıp durdu kızları.Kedinin oyun oynama talebi bu şekilde dile getiriliyor kedi dilinde :)
Çocukları makineye alıştırmak istemiyorum,kamera görünce poz veren çocuklar beni rahatsız ediyor hele kamera için başka bir röle bürünen çocuklara bürünmelerini hiç mi hiiiç istemiyorum.
Fotoğrafların çoğunu sırf bu sebepten dolayı onlardan habersiz çekmeye çalışıyorum .daha fazla fotoğraf eklemek isterdim ama dediğim gibi bu kadarı yeter,tadımlık :)
Ayh!
Tatil bitti mi cidden..??
Bitti hamdolsun..herşey lazım hayatta okul sistemini kötüleyenlere özellikle şunu söylemek istiyorum,eğitim sistemi kusursuz değil elbette ama inanın ki gerekli,elbette çocukları park edip kafa dinleme yeri gibi görenler de vardır mutlaka ama büyük kızımın okulunu öğretmenlerini okul arkadaşlarını özlediğini söylerken sesinde öyle bir hüzün vardı ki,okulun çocuklar için ne denli önem taşıdığını görebiliyor insan.
Biz aile olarak eş dost komşu olarak çocuklar için en iyi olanı yapmaya çalışmalıyız,okul da öğretebildiğini öğretecektir elbet,nasiptir herşey.
En büyük görev bizde,yaşam tarzımızda,olayları algılama yorumlama ve davranış biçimimizde,çocuklar bunları örnek alacaktır hal ve tavırlarımızdır onlara değerleri prensipleri ve hayatta nasıl olunması gerektiğini öğretecek olan.
Yalana alıştırmadan,insanları kandırmadan,dinine vatanına bağlı ama özgüvenli dürüst vicdan sahibi bireyler yetiştirmek için evvela bizim böyle olmamız gerekiyor,okul çocukları bir yere kadar şekillendirecektir bizim yapmamız gerekenler daha fazladır daha çoktur.
Annelere babalara büyükanne,dedelere halalara teyzelere,herkese selam ederek ayrılıyorum şimdilik.
Güzel geçsin gününüz:)






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Ekim 2018 Salı

Öyle Bir Ölsem


Öyle Bir Ölsem

Öyle bir ağlasam,
Öyle bir ağlasam ki çocuklar
Size hiç gözyaşı kalmasa..

Öyle bir aç kalsam,
Öyle bir aç kalsam ki çocuklar
Size hiç açlık kalmasa..

Öyle bir ölsem,
Öyle bir ölsem ki çocuklar
Size hiç ölüm kalmasa..

Aziz Nesin


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Çocuk



Evlat kokusu, cennet kokusudur. 

(Hz. Muhammed (sav.)

Sana içimden bir çok şey vermek isterdim..

Ama sendekiler gibi taze olmamalarından korkuyorum..
Bazense hiç vermesem diyorum..
Senin tazeliğinde kaybolmak,yeni yeni günlere ben de seninle birlikte yürüsem diyorum..
Yolunu bilmemene rağmen seninle keşfe çıkmak istiyorum..
Anlatmak istediklerim bu yüzden kaybediyor anlamını..
Seni dinlemek istiyorum..
Söylediklerin daima şaşırtıcı ve yeni..
Fırından çıkmış ekmek kadar sıcak,okulun son zilini duyar duymaz çantasını alıp koşmaya başlayan bir çocuk gibi heyecan dolu..



Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler hiçtir.
 (Einstein)

Hata yapmaktan korkuyorum.
Seni sen olmadan büyütmekten korktuğum kadar..
Dünyanın kirini düşündükçe sarıp sarmalamak saklamak istiyorum seni..
Sonra vazgeçiyorum..
Savunmasız kalmandan korkuyorum bu sefer..
İlk düşüşünde yaralanan dizlerinin kanına kıyamasam da
Düşmene sessiz kalıyorum..



Bir çocuk sahibi olmaya karar vermek çok önemlidir, sonsuza dek yüreğinizin, bedeninizin dışında olmasını kabul etmektir. 
Elizabeth Stone

İlk ben susmalıyım çünkü acılarına
Büyümen için.
Sadece dinlemeliyim seni,biliyorum..
Anlatmak istediklerin hep başka şeyler oysa..
Bu dünyadan değil hiç biri..



Yetişmiş her insanın içinde, oynamak isteyen bir çocuk vardır. 
Friedrich Nietzsche

Canımdan öte geçen bir bağ bu,dünyanın neresine gidersen git sürekli duyacağım bir endişe bir sancı bir korku..
Söyleyemediklerim ve söylediğim herşey için affet beni..
Gerçekten veremediklerim için de affet beni.
Gün oldu kendimden öte
Gün oldu senden öte seviyorum seni..
Bunun yaşla,çağla ilgisi yok.
Bu tam da böyle bir sevgi.
Hem imtihan hem armağan..








O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

18 Aralık 2017 Pazartesi

Eğlence Yeri Dünya-Frankfurt Havaalanı


Frankfurt Havaalanı Terminal 2 bölümünde oldukça büyük olan bir bölüm var..Dün günlerden Pazardı ve yapılacak bir şeyler arıyordum.Çocukları son bir kaç haftadır kaldığımız kasaba dışına çıkarmadık..
Pazar olmasına rağmen eşimin işleri son sürat devam etti dolayısıyla eğer ki bir şeyler yapılacaksa kendisini hesaba katmadan yapıalcaktı.
Oğlumla çocukları havalanına götürmeye karar verdik hem sıcak bir ortamdı hem de oyun oynamaları için güzel bir yer vardı ..
Kızlar treni çok sever,ben de öyle..dolayısıyla havaalanına gideceğimizi söylediğimizde havalara uçtular..oyun yerini daha evvel de ziyaret etmiştik bir seyahat öncesinde..
Hazırlanıp gittik..hava buz gibiydi ama havaalanı elbette ki bambaşka bir dünya gibiydi..

Mc Donald's amcanın yerindeydi bu oyun alanı dolayısıyla istikamet  havalanı ve ardından Mc Donald's.Havaalanı yaşadığımız kasabadan sadece bir durak uzakta..kısa bir sürede ulaştık.

Kızlar ayakkabıları çıkartıp oyuna dalınca yiyecek bir şeyler aldık ve onları izleyebilecek bir masaya oturduk..geniş komple cam olan uçakları seyredebileceğin güzel bir yer de vardı ama oradaki masaların tümü doluydu ne yazık ki..
Oğlumla sohbet etme imkanımız oldu..daha ciddi konular konuşmak onu memnun ediyor,özellikle de kızların yanında konuşulmayacak konular..


İnsanların havaalanlarındaki rahatlığını çok severim..kimileri yerlere oturur kimileri bağdaş kurar kimileri sere serpe uzanır kimileri evden getirdiği aluminyüm folyo kağıdına sarılmış ekmeğini yer..çocuklar her zaman renklerin en güzelini katar elbette ordan oraya koşan çocuklar yakalamaya çalışan anneler,bebek arabaları,sütünü içen çocuklar elinde balonu olan çocuklar,aşıklar..


Yılbaşına özel süslenmiş,her zamanki gibi dünyanın her yerinden yolcular farklı yüzler farklı insanlar,ordan oraya koşturan,yetişmeye çalışan insanlar..
Pilotlar,hostesler,havaalanı çalışanları güvenlik temizlikçiler..
Mağazalar cıvıl cıvıl insanlar kendi telaşları içindeydi..yani herşey normaldi..


Say ki dünya hayatı bu küçücük alanda sergileniyor..bir çok ülkeden gelen farklı insanlar,heyecan,telaş,ayrılık,kavuşma,mutluluk ve hüzün,koşuşturma,yetişme kaygısı,eşyalarını-sahip olduklarını beraberinde taşıdığın sahip olduğun malları kaybetme endişesi sevdiklerinle birlikte yürüme arzusu,günlük karelerle beraber harmanlanarak daha dar bir alanda vucüt buluyor..tüm bunları havaalanında görmek mümkün..


İnsanları seyretmeyi çok severim..giyim kuşamları,yanında olan insanlarla konuşurken veya bir başına olduklarında sergiledikleri tavırlar yüz ifadeleri mimikler..kısaca bedenim ordaydı ama ruhen kendimi çok farklı hissediyordum sanki,iğreti gibi bir şey,sık sık kalabalık ortamlara çıkmayınca böyle oluyor sıkıntı yok :)..

İnsanlar hem çok güzel hem çok farklı..bunu görmek beni bir çok şeyi sorgulamaya sevk ediyor..ışıklı ortamlardan da etkilenirim dolayısıyla sanki bambaşka bir dünyaya girmiş gibi hissettim kendimi..



Eve dönerken küçük kasabamıza ulaştığımızda bilindik sakin ortama girmiş olduk..acelesiz yürüyen insanlar,az sayıda insanlar..akşam vakti,sokakların nerdeyse boş oluşu havanın soğukluğu..karanlık..

-Eğlendiniz mi? diye sordum çocuklarıma..

Hepsinin cevabı aynıydı..herkes kendine göre eğlenmiş hoş vakit geçirmişti..

-Şimdi nasıl hissediyorsunuz? dediğimde ise..

Etrafa baktılar küçük kasabamıza geldiklerine sevindiklerini söyledirler..

-Televizyondan çıkmış gibi mi hissediyorsunuz?..dedim..

-Eveet,aynen öyle,dediler..

-O halde televizyondan çıkıp gerçek hayatın tadını çıkarın,taze havanın,soğuğun,karanlığın sessizliğin değerini bilin canlarım,teleziyonu kapatabiliriz şimdi..dedim..

O anda aklıma bir ayet düştü..

Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir.. Muhammed Suresi/36

Kalabalık yerler bana bunu çağrıştırır hatta çarıcı bir şekilde bu ayetin canlandığını görürüm.
Havaalanları,pazarlar,alışveriş merkezlerinde hep bu duygulara kapılırım..çünkü böyle ortamlarda bulununca insan acizliğini,ekonomik durumunu,herşeyin geçici olduğunu,yarın diye bir şey olmadığını herşeyin ''o  andan'' ibaret olduğunu çok net görebiliyor..

Görebiliyor çünkü bu ortamlarda bulunan güzel yüzlü veya fizikli insanlar onu eğlendiriyor,iyi durumda olmak için hazırlanmış giyinmiş insanlar içinde kendini iyi mutlu ve güzel hissettiriyor...ama biliyor ki bunların hiç birine sahip değildir,olamayacaktır ve bunların tümü geçicidir..

Ancak ,nsanoğlu,unutur..dünyaya dalar..

Bu ortamlardan ayrıldığı zaman gerçek ortaya çıkıyor çünkü,her zaman..maddi manevi halin,kulluğun,dünyada sahip oldukların veya sahip olmak için harcadığın ömrün zamanın enerjin..hepsi ortaya çıkıyor.

Farkına varsa da varmasa da yürğinin en can alıcı yerinde bu ayetin ne demek istediğini hissediyor:

Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir.. Muhammed Suresi/36



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

21 Ekim 2017 Cumartesi

Gözler Annelere İhanet Eder


Gün bitti.

Ayaklarımda hafif bir şişkinlik vücudumda belirgin bir hararet.
Gün sonu saate sık sık bakıyorum.
Çocukların yatağa girmesine kadar dakikalar ile ilgili kısa devirli programlar yapıyorum.
Dokuzda banyo yaparlarsa on'a doğru yatakta olurlar türünde kısa programlar.
Kafamdaki program nadiren gerçekleşir her akşam mutlaka uzaması veya bozulması için bir şeyler olur.

Bu akşam da aynısı oldu.
Yemek yendi salon toplandı makineye bulaşıklar kondu çocukların banyosu yapıldı tam yataklarına yatıracağım derken küçüğün emziği kayboldu.

Köşe bucak her yere baktık,yok.
Koltukların altına yastıkların arasına bütün oyuncakların içine her bir çantanın her gözüne emzik yok.
Çocuklar yatakta emzik yok..hayatımda defalarca yaşadığım bir olayı tekrar yaşıyor oluşum ayaklarımın şişkinliğini vücudumun hararetini artırdı ve hala emzik yok.

Düşünmeye de mecalim yok.
-En son nerede görmüştüm daha az önce çocuğun ağzındaydı ve şu anda yer yarıldı içine girdi sanki,yok.

Üç kişi altı adet göz arıyoruz emzik yok.
Saat geçiyor sırtımdaki ağrılar da baş gösteriyor bir yandan emzik arıyorum bir yandan da geçen günü düşünüyorum.
Şeytanın avukatlığını yapan bir ses var kafamda kızılmayacak şeylere kızıyorum emzik hala yok.

Evrenin bilinmezi haline gelen emzik onsekiz yıl boyunca tekrarlanan olay her yıl değil ama tekrarlanınca aylar süren bir tekrardan bahsediyorum emzik kaybolunca dünya üzerinde tek gaye o emziği bulmak oluyor.

Nihayet o emzik bulunuyor.
Banyoda üstelik bir dolabın altına kaçmış vaziyette solgun mor bir renge sahip varla yok arası bir renk işte gördüm tam da kalorifer peteğinin altında masum masum bana bakıyor.

Emzik verilir ve son anda gelen anneeeğ süt yap talebi de yerine getirilir o süt içilmeden yorgunluktan ve emziğin bulunmasını beklemekten bıkmış bir halde çocuk uykuya dalar.

Nihayet ışıklar söner ezan saati ve çanak anten makinesi dışında ışık saçan hiç bir şey yok etrafta,huzur teşrif etti.

Günün en güzel saati çabuk geçen vakti sessiz zaman dilimi çocukların nefesi odada yanlarından geçiyorum elimde büyükçe bir fincan kahve,kakuleli kahve üstelik ayaklarım şişmiş sırtımda ağrılar bacaklarımda bir nehri geçmişcesine bir ağırlık giysiler üzerine yapışmış sanki nehir derindi ama çırpındım kulaç açtım azmettim ve sonunda nehri geçtim.
Üzerimdeki giysiler sırılsıklam bedenime yapışmış ağırlıkları yorgunluğuma yorgunluk katan türden,çocukların odasından geçiyorum huzur dolu bir ortam hiç bir ışık yok hiç bir ses yok elimde fincanım,kakuleli kahvem son adımlarımı atıyorum birazdan odamda olacağım küçük mavi yıldızlı ışığı yakacağım biraz müzik açacağım ayaklarıma kara sular indi,bir gün derin bir nehir gibiydi yoruldum çok konuştum çok yoruldum çok eşyaya dokundum defalarca indim çıktım evin içinde,giydirdim tembihledim,barıştırdım,öptüm,kokladım,kemiklerini acıtacak kadar sarıldım,uyardım,bağırdım,sofra koydum sofra kaldırdım,yardım istedim yardım aldım teşekkür ettim.

Ayaklarımı sandalyeye kaldırdım elimde kahvem pencere açık hava serin ama güzel ev sessiz çocuklar  uykuda saat onikiye geliyor uyku bastırıyor,direniyorum uyumak istemiyorum bu huzuru uykuya değiştirmek istemiyorum ama halim kalmamış yorgunum mutluyum endişeler kaygılar mutluluklar sitemler gün içinde yaşanan herşey göz kapaklarımın kapanmasıyla son bulacak,böyle bir son istemiyorum kahve bitmedi daha,biraz kendime kalmak istiyorum,vücudum dayan gece güzel,serin ama güzel sessiz üstelik,yalnızlık gibi.

Yalnızım,gözlerim tek bir rengi görüyor,koyu bir kırmızı.
Göz kapaklarımın dokusunu görür gibiyim,bu etten perdenin her hücresini sayıyor gibiyim,birden gözlerimi kaybetmiş gibiyim uzakta kaldı caddeden geçen araba sesleri daha da uzakta rayların gıcırdaması,burada havlayan köpekler yok köpekle uykuya dalınmaz,kırmızı rengi kaybediyorum ayaklarımın tabanları sızlıyor sırtımda bir bıçak dolaşıyor kahvem bitmedi daha,uyku bu,uyku beni benden almak istiyor götürmek istiyor,bu sessiz zaman dilimine hakim olmak istiyor,ellerini kaldırıp teslim olan ilk şey de gözlerim oluyor gözlerim bana ihanet ediyor..

Hız uyuşturuyor. Artık her yerde ve hiçbir yerdeyiz. Aslında bütün varlığımızla bir yerde değiliz, parça parça orada ve buradayız. Anlaşmak için zaman gerekir, zaman ve mekan. Konuşmanın yanında susmak da gerekir, birbirinin söylediğine dikkat kesilebilmek, kalbini dostunun kalbine yaklaştırmak gerekir. İnsana ve gerçek hayata ayrılan zaman azaldıkça yabancılaşma çoğalıyor. Gerçek hayattan ayrılan bilinç, sanal ses ve sanal sohbetle uyuşuyor.

-Kemal Sayar

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI