29 Aralık 2019 Pazar

Arabamız - Yerli Otomobil


Son zamanlarda gündeme alev topu gibi düşen Türkiyeden çok dünyanın bir çok ülkesinde de konu olan yerli otomobilimiz nihayet tüm ihtişamı ve göz alıcı güzelliği ile gözler önüne serilerek tanıtılmış oldu.
Arabamızın tanıtımını Yunanistanda iken gördük çok çok da gurur duyduk hem nasıl gurur duymasın ki insan,Türkiyenin ve Türklerin her alanda her sektörde yer alıyor oluşu dünya üzerinde yaşayan bütün Türkleri bununla beraber de zulüm altında olan ülke halklarını dahi daha fazla ümitvar kılıyor.
Göğsümüz gururla kabardı,art arda dualar edildi,sayın cumhurbaşkanımızın arabanın içinde görmek hele arabaya yaklaşırken görmek gözlerimizi yaşarttı.


Yerli otomobilin tanıtıldığı günün akşamında Türkiyenin gerek uçak gerek araba sektöründe yer alması için nice vatansever bilim adamlarının hikayelerini konu alan belgeseller izledik.
Bu iş o kadar kolay olmamış anlaşılan,bu belgeselleri izlemenizi tavsiye ediyorum muhakkak izleyin.Belgeler ve görseller yardımı ile önümüze kaç kez ve kimler tarafından taş konduğunu göreceksiniz.



Türkiye bir alanda daha yerini alacaktır bundan dolayı her Türk mutlu olmalı göğsü gurur ile kabarmalı diye düşünüyorum,bu başarı bizim bu araba bizim .Allah'ın izniyle inşaAllah da başarılı olacağız..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

19 Aralık 2019 Perşembe

Kitap Listesi


Bir yol görünse o yol da İstanbula çıksa.
İstanbulda olan hasretinin tadını bilir mi bilmez
Gönlüm bir tek onun yolunu çekiyor İstanbul diye haykırıyor içimde olan.
İstanbul minareleri delmiştir ciğerimi.
Sürgünde gibiyim uzağında kavuşamayan aşık gibi..
Dünya koca koca şehirlerle dolu ama İstanbula benzer mi her hangi biri..
Sadece biri en azından sadece biri..
Benzer mi?..
Gidersem kitaplarımda oradan olsun isterim,listeyi hazırlamış telefonu ekran görüntüleriyle doldurmuş bin yıl yaşayacakmışım gibi de okuyacağıma inanmışım..
Kitaplar çok istek pek fazla ama ne kadarına ulaşılır bilinmez.
Yok,ölmüyorum özlüyorum.
Ciğerim sıkıntıda,havasını soluyalı olmuş beş yıl herşeyiyle özlemi burnumda.
Kitap listem değerli taşlardan oluşmaktadır..
Kimisi ilim kimisi toprak kimisi Anadolu kimisi zarafet kokmaktadır..

Ah..kokmaktadır..
İstanbul kokmaktadır..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

18 Aralık 2019 Çarşamba

Ev Yapımı Sarımsaklı Şampuan - Faydaları Nelerdir Nasıl Yapılır Yapmaya Değer Mi?


Son iki haftadır saçlarımı yoğun bakıma almış bulunuyorum,doğuştan kuru bir saç yapısına sahip olduğum için saçımı gerek nemlendirme gerek uzatma bakımından yıllardır artık benimsediğim sorun olmaktan çıkıp sıradan bir rahatsızlığa dönüşen durumlara alıştım diyebilirim..
Cümle çok sağlam oldu yalnız :)
Neyse sevgili canlarım göz ardı edesiniz bu tür kusurlarımı..dediğim gibi saç inat mı inat.
Ne nemleniyor ne de güzel bir şekilde uzuyor,öyle kafasına göre olan bir kafa ve saç benimki..
Tüm bunlara zamanla alıştım tabii ama saçımın dökülmesine nedense göz yummak o kadar da kolay değil..bugün size bahsedeceğim şampuanın saç dökülmesinde de etkili olduğu için benim gibi sorunları olanlar için faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
Saçıma uyguladığım tek kür sarımsaklı şampuan ile sınırlı değil ayrıca daha hafta içi yaptıklarım var inşaAllah bunları da ayrı ayrı postlarda sizinle paylaşacağım.
Olur da saçıyla başıyla yine başı dertte olan canlar varsa istifade etsinler isterim..
Ama evvela sarımsaklı şampuan ve daha doğrusu ev yapımı sarımsaklı şampuan konusunu ele almak istiyorum.

Sarımsaklı şampuanın faydaları nelerdir?
Sarımsaklı şampuan nasıl yapılır?
Yapmaya gerçekten değer mi?


Tüm bu soruları kısaca cevaplamak istiyorum,yukarıda da bahsettiğim gibi son iki haftadır bu konuyla epey haşır neşir oldum bir parça da deneyim elde ettiğimden bilgilerimi size de aktarmak istiyorum.

En başından şunu söylemek istiyorum:

Piyasada bir çok saç dökülmesini önleyen ürün mevcut ben bunlardan bir kaçını kullandım ödediğim paradan çok ümit dolu oluşuma ve beklediğim sonucu almayışıma üzülüyorum artık almak da istemiyorum..
Kozmik bakım sitesinden sevgili G.hanımın tavsiyelerine her daim önem veriyordum bu sarımsaklı şampuan tarifi de o siteden yola çıkılarak yapıldı.

Sarımsaklı şampuanın faydaları nelerdir?

Sarımsaklı şampuanı kullanmaya başladığımdan beri saç dökülmesinde büyük bir azalma fark ettim bununla beraber saçlarımın daha dolgun ve sağlıklı olmaya başladığını gördüm.

Sarımsaklı şampuan nasıl yapılır?
Yapımı oldukça kolay ve zahmetsizir tek sıkıntılı yanı örneğin haftada bir veya onbeş(15) günde bir tekrar hazırlanma ihtiyacı dışında bir zorluğu yoktur.

Sarımsaklı şampuan sonradan kokar mı?..
Evet,hafif bir koku mevcut ancak bunu ayrı bir şişede muhafaza edeceğiniz karanfil suyu ile durulama yaparak önleyebilirsiniz.
Ben kokusundan pek rahatsız olmadım öyle güçlü bir kokusu da yok açıkçası olsa da bana sağladığı faydadan sonra ''olacak o kadar'' diyerek hoş karşılıyorum..
Sözü uzadıkça uzuyor hemen yapımına geçiyorum :)


Sarımsaklı Şampuan Nasıl Yapılır - Resimli Adım Adım Anlatım


  • Bir diş veya sarımsak küçükse iki diş sarımsağı file şeklinde (dilim) doğrayın
  • Önceden temin ettiğiniz şişeye (veya boya setlerinden çıkan oksidan şişesini de kullanabilirsiniz)bir haftalık kullanım için şampuanınızdan ekleyin
  • İçine sarımsak dilimlerini ekleyin.
  • Bir çay kaşığı bal da ekleyebilirsiniz 
  • (ben balım onarıcı etkisine inandığım için bal da ekliyorum)
  • Olabildiğince çalkalayın.
  • Kısa bir süre sonra bütün malzemeler homojen bir hal alacağı için çalkalanmasa bile endişelenmeyin.Nasıl olsa her şey o şişenin içinde.

İşte bu kadar basit ve saçınızı bu karışım ile normal bir şekilde yıkayın.Sarımsağın kokusundan endişe duyuyorsanız bir kaç dal karanfil kaynatarak saçınızı duruladıktan sonra karanfil suyu ile de son kez durulamanızı tavsiye edebilirim.
Sarımsağın kokusunu bastırmak için hazırlayacağınız bu karanfil suyu da saç dökülmesini önlemede de çok çok etkili yani saçınıza tam iki kür uygulamış olacaksınız :)

Saçların doğal yapısına zarar vermeden saç dökülmesini önleyen, saçın dokusunu tekrar yapılandıran ve en güzel de ağır kimyasallara maruz kalmadan bu güzel şampuanı gönül rahatlığı ile öneriyorum..

Önümüzdeki hafta sarımsaklı şampuan ile beraber hafta içi iki kez uyguladığım iki saç kürünü de sizinle paylaşacağım inşaAllah..ümit ediyorum ki faydalanırsınız..

Resimli Yapım Aşamaları


Yapımı kolay faydası ise zaman içinde az sabır göstererek görülen iyi bir öneridir sarımsaklı şampuan,yayının bailığında yer alan sorunun cevabı tam da bu kısaca..
Sarımsaklı şampuanı yapmaya geçrekten değer muhakkak denemenizi ona bir şans vermenizi tavsiye ediyorum..

Yorumlardayız :)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Aralık 2019 Pazartesi

Kütüphanede Çocuklara Özel Etkinlik


Cuma günü hava oldukça kapalı ve kasvetliydi..çocukları okullarından aldığımda hiç eve gelesim böylesine kararmış bir havada haftasonuna dair planlar yapma hevesim bile yoktu..kısa bir süreliğine kasabayı arabayla turladık ardından geçen hafta çocuklara söz verdiğim kütüphane ziyareti geldi aklıma..
Olabilirdi aslında..
Kapalı havada yapılabilecekelr arasında daima iyi bir tercihtir kütüphaneye gitmek..
Böylece kütüphanenin yolunu tuttuk,dışarısı epey kalabalıktı belli ki kütüphanede Hristiyanların Noel ve Yılbaşı kutlamaları ile ilgili etkinlikler düzenlenmişti.
İçeriye girdiğimizde büyük bir kalabalık ile karşılaştık,kalabalıktan önce kulağıma bir çelo sesi geldi...Üyelik kartımı kaybettiğim için bir yenisini aldım ve çocukların bir çok etkinliğe katılması için verilen kartlardan aldık.
Kartların üzerinde yapılabilecek etkinlikler vardı mesela:
-Kardan adam yapımı
-İğneleme sanatı (tam adı bu değil ama inanın ki adını bilmediğim için böyle bişey uydurdum :)
-Kurabiye yapımı
-Kuş yemi yapımı
-Renkli dövme yapımı

Kütüphanenin içinde anneler için bir cafe bölümü çocuklar için oyun oynama alanları bir de bu etkinliğe özel olarak düzenlenmiş masalar vardı..çocuklar etkinliklerden birini yaptıktan sonra etkinlik sorumlusu olan görevli etkinliği yaptığımıza dair bir yıldızla kartımızı işaretliyordu.
Ayrı bir yerde ev yapımı kek ve pastalar vardı fiyatları da 50cent civarindaydı yani çok uygundu..



Uzunca bir zaman kaldık burada ben kitapların arasında dolaşırken kızlarım bir çok el işiyle meşgul oldular adını bilemediğim iğneleme sanatını büyük kızım çok sevdi küçüğü ise bu köşeden ayrılmadı desem yeridir..














Tam 2.5 saat kaldık,hava kararmaya başlayınca iyice acıktık dolayısıyla evin yolunu tuttuk..etkinlik dediğim gibi Hristiyanların bayramları ile ilgiliydi ama kütüphanede bu pek belirgin ve baskın değildi bir çok ülkeden gelen insanların bir arada olup kaynaşması çocukların cıvıl cıvıl koşuşturmacası ve en nihayetinde bu etkinliklerden ailelerin istifade ediyor oluşu çok hoşuma gitti.
Kitabı kucağına alıp okuyan o genç adam hoşuma gitti,çocukların oynaması için çeşitli ve her yaşa oyuncakların oluşu hoşuma gitti hatta birazcık kestirmek isteyen minikler için döşek yastık gibi şeylerin olmasına da çok güzeldi..bir tanesi üst kata çıkılan merdivenin altında uyuyakalmıştı bu manzarayı görmek de hoşuma gitti..çok uygun fiyata satılan yiyecek ve içecekler hoşuma gitti ama daha da çok canlı müzik hoşuma gitti ortama inanılmaz güzel bir sıcaklık katıyor hemen fark ediliyordu,başka bir tarafta dizili duran Burda dergileri de hoşuma gitti..kısaca ortam çok güzel düzenlenmiş ve bir çok detay düşünülmüştü..

Vakit geçirebilmek için kütüphaneler daima harika bir tercihti benim için zaten, özellikle de kış günlerinde :)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

12 Aralık 2019 Perşembe

5 Yıl Sonra Yeni Tema




Yıllarca kullanımda olan temamı o kadar çok seviyordum ki onun yerine başka bir tema kullanmak istesem de bir türlü içime sinecek,blogumun ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte bir tema bulamamıştım.
Kimbilir belki de fazla alışmıştım ama yok sadece ondan dolayı değildi aynı temada yıllarca kalışım.
İçime çok fazla sinmişti hani örneğin bir ayakkabı almaya niyetlenir de karşına tam da sitediğin ayakkabı çıkar da onu yıllarca giyer artık o ayakkabı ayakkabı olmaktan çıkmasına rağmen vazgeçemezsin ya buna benzer bir şeydi hissettiğim.
İçime sinen böyle bir şey olunca vazgeçemiyorum bu bir eşya da olabilir veya başka bir şeyde ama konu eşya değil,temam.
Evet dediğim gibi inanın ki çok çok aradım.
Eski temam sırf menüsünü beğendiğim için lisanslı olarak ücretli aldığım bir temaydı.Uzun zamandır da artık tema tasarımı ile ilgilenmiyorum zira artık piyasada çok uygun fiyata harika temalar mevcut,bu sefer kullanımda olan temam içinse her hangi bir ücret ödemek istemedim,yani bu gördüğünüz tema ücretsiz versiyon bir temadır ancak üzerinde eski temamın görsel anlamda tasarımını aratmayacak bununla beraber kategorilerimi de arkaplanda bırakmayıp içeriği tek bakışta ziyaretçime sergileyecek özelliklere sahip.
Evet size kullandığım temanın adını da vereceğim olur da beğenen olursa indirip kullanabilir yine de elim değdiği için biraz farklı olduğunu da göreceksiniz.
Aşağıda şu anda kullanımda olan temamın linki var:
BURADAN hemen indirebilirsiniz.
İndirmeden temayı görmek isteyenler için de bir link ekliyorum hemen ŞURACIĞA tıklarsanız kullandığım temayı görebilirsiniz. :)
Geç oldu ama pek güç olmadı çok da sevdim temanın henüz tam olarak yapmak istediğim ayarlar bitmedi (mobil ayarlarında biraz işim var daha)ama bu kadarı bile şimdilik yeterli genel görünüm ve yerleşimini tam da istediğim gibi oldu,tema değişimi düşünceleriyle kıvrananlar böyle bir temayı deneyebilirler çok fazla ağır veya göz yorucu bir şey istemedim bu tür temalardan daima uzak kalmışımdır önceliğim ziyaretçimin rahat kullanıp istediği içeriği hemen ulaşması ve tabii ki olmazsa olmazım kendini huzurlu hissetmesi.
Ne dersiniz?..eski temamı artmayacak kadar kullanışlı ve huzurlu olmuş mu?
Kıymetli düşüncelerinizi paylaşmanızı ümit ediyorum sevgilerimi gönderiyorum.
Daha nice nice yazılara :)

Allah'a emanet olun..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Aralık 2019 Çarşamba

[BELGESEL] Safkan / Malatya Sultansuyu Harası


Sultansuyu harası Malatyada bulunmaktadır,muhteşem bir düzen ve görünüme sahiptir.Çok sayıda atların bakımları titiz bir şekilde bilgili personel tarafından yapılmaktadır.
Belgesel boyunca atların ne kadar asil ve muhteşem canlılar olduğunu izlemek,beslenmelerinden sağlık bakımlarına kadar ne kadar ilgili olduklarını görmek mutluluk vericiydi.
Dün gece ailece izlediğimiz belgesel sayesinde hem keyif aldık hem duygulandık..
Atların muhteşem dünyasına birazcık bile olsa yaklaşmak onlarla ilgili biraz daha bilgi sahibi olmak herkesi heyecanlandırmıştı o kadar ki belgeselin muhteşem görüntüleri hepimizi büyülemiş olabildiğince uzun sürmesini istemiştir..


Yıllardır blog okur ve blog yazarım Türkiyenin bir çok yerinden blog yazan insanlarla da tanışma imkanım oldu,blog yazarlarımızın kaldıkları bölge ile ilgili daha çok paylaşım ve bilgi yapmalarını yeni yerler keşfettiğim zaman arzuluyorum.Mesela bir Malatyalı bu güzel harayı yakından görebilir bununla iligli düşüncelerini kaleme alıp bizimle paylaşabilirdi,ben şahsen böyle bir şeyden inanılmaz keyif alırdım.Belgeseli izledikçe neden bu kadar uzağımda oluşuna veya neden daha evvel bilgim olmadığına üzüldüm..


Geniş çayırlarda özgürce koşan atlar ve tayların görüntüsü inanılmazdı.Haranın ve çevresinin bu denli düzenli ve bakımlı oluşuna da hayran kaldım,etkilendim.
Ama ortam sadece atlar için güzel bir yer değil ek olarak Emes,down sendromu,otizm,kas rahatsızlığı olan çocuk ve yetişkin hastalar için de özel bir hizmet vermektedir.

Ailece güzel bir belgesel arayışı içinde olanlar için belgeselin kendisini yazımın altına bırakıyorum..
İzleyecek olanalra keyifli seyirler dilemekle beraber tekrar bu yayına uğramalarını ve düşüncelerini bizimle paylaşamalarını rica ediyorum..


TRT Belgesel
Safkan -Sultansuyu Harası



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

7 Aralık 2019 Cumartesi

Okuyalım:Aşkın Gözyaşları



Günümüzde 'Aşk' tanımı gittikçe ucuzlaşıyor,gittikçe değeri azalarak sıradanlaşıyor.Çoğunlukla da aşk iki insan arasında yaşanabilecek hissedilebilecek en derin en güçlü duygu bağı olarak tanıtılıyor..aslında tam da öyle bir duygudur aşk ama bunların yanısıra da bir araçtır..

Daha büyük daha muhteşem bir rutbeye ulaşmak için yaratılmıştır aşk..
Örneğin annelik duygusu:Bir insanın başka bir insanı kendinden de çok sevebiliyor oluşu bununla sınırlı olarak gösterilmiştir oysa bu iki canlı arasındaki bağın daha da büyük bir gerçeğe götürebildiğini yansıtmalıydı,bu iki insan ve aralarındaki yaratıcıyı..
Allah'ı..



İki insan arasında kurulan güçlü bağları aşk ile veya büyük sevgi tabirleri ile sınırlandırıyoruz.Bu duygunun ötesine geçmek,acısıyla kavrulmak bir çok şeyden vazgeçmek,fedakârlık göstermek uykusuz kalmak bir başkasını kendimize tercih etmek olmalıydı aşk..
Önyargılardan uzak bedenin çok daha ötesinde bir alemin varlığına şahit olmak..
Seri olarak yayımlanan Aşkın Gözyaşları kitabının ikincisini okumuş oldum..eski yılların,nice yaşanmışlıkları ve insanların birbirine kitlenerek nasıl daha ulvi olabileceklerini,maneviyatın ve inancın son nefese kadar nasıl sürebileceğini ve hayatı nasıl daha anlamlı kılabileceğini anlatıyor..

Kitabın bir çok yerini çizdim..bir kısmını sizinle de paylaşmak isterim..


ALINTILAR:

Nâr olmadan,nur olunmaz
Nur olunmadan aşka visal bulunmaz.
Yak beni Rabbim


Çocukların koşuştuğu bir avludur kalbim,ağlayan-ağlamayan bütün çocukların.

-Neden hep siyah giyinmişsin?Tek elbisen bunlar mı?
-Siyahı severim,Ömrümde siyahın dışında libas giyinmedim.Dışım gece olsun ki ,içimin güneşi belli olsun.

-İç huzuru ve mutmain olmuş nefsin ferahlığını vermeyen şeyler,ilim olamaz.

-Namerd insan,gururunu satar,mert insan ise onu kırar.

-Din muhabbettir,mükellefiyyet değil ama mükellefiyetler yerine getirilmeden muhabbet olmaz.

-Aşkın sırrı,Allah'tan Allah'a yakınlığı satın almaktır.

-Vesvese imanın ta kendisidir.Hırsız dolu eve mi girer boş eve mi?
Şeytan imanı olana gelir.
Dürter onu.
Vesvese verir.
Bir kişide vesvese varsa korkmasın.Vesvese günah işlenen yerde değil sevap işlediğin yerde gelir.
Hiçbir kişi meyhanede vesveseye düşmez.Ancak,camide,hayırda ve hasenatta şeytan ona gelir,imanını çalmaya çalışır.
Vesvese varsa rahatsın.Bırak şeytan boşuna yorulsun.Sana Allah'ın yeter.
Fussilet suresi:
''Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa,hemen Allah'a sığın.Çünkü O,hakkıyla işitendir hakkıyla bilendir.''

-Samimi bir mümin,diğer insanların açlığı ve susuzluğuna karşı nihayetsiz derecede duyarlıdır.
Her türlü acil ihtiyaca hazır olmayı ister.Bu yüzden kendi ihtiyaçlarını unutur.
Nerede ihtiyaç çığlığı duysa ,anında cevap vermeden edemez.
Çünkü yardım etmek için dayanılmaz bir cazibe hisseder.Bu onun yaşam tarzıdır.Kulluk buna denir.Gerçek ihtiyaç Allah'ı aramaya olan ihtiyaçtır.

-Kin besleyen kişi kin dolu kimselerin mezarları yanına gömülür.Kinin asıl kaynağı cehennemdir ve insanın kini ise onun bir parçası olup dinin düşmanıdır.
Eğer insan nefret,öfke ve kin üretiyorsa Allah'tan uzaklaşır ve korkarım,dinini kaybeder.
Allah'ın gazabından kurtulmanın çaresi kendi öfkeni yok etmektir.


Çok güzel bir dua:

''Ey Rabbimiz!..
Gece ve gündüz vakitlerimizi zikrinle canlandır,bizi kendi yolunda,hizmetinde tut ve amellerimizi kabul gören,rağbet edilenlerden eyle!..
Öylesine ki artık bütün amellerimiz ve zikirlerimiz tek zikir şekline dönüşsün ve bütün hallerimiz Senin hoşnutluğunda,Senin hizmetinde geçsin,ta ki bir ucu Cennet ve cemâline varana dek...
Ey Rabbimiz!..
Bizleri yalancı dünyanın,imtihan tecellileri karşısında ihlâsını koruyan,firâset ve bâsiret sahibi,takva ehli âşık-ı sâdık kullarından eyle!..
Ey dileyenlerin imdadına yetişen!
Ey sadık kalplerin dostu!
Ve ey alemlerin Rabbi!
Ey ismi devâ,zikri şifa ve itaati zenginlik olan!
Sermayesi ümit ve sığınağı ağlamak olan bizlere merhamet eyle!..

Ne insanlar geldi geçti..kimileri eser kimileri keder bıraktı.
Kimileri ahirette konaklar saraylar kimileri bitmek tükenmek bilmeyen ızdıraplar biriktirdi..
Kişi dünyadan toplar malzemeyi inşa etmek için ahiretini.
Döndür başını bir bak evrene,dünya dışında var mıdır başka bir yaşam yeri.
Apaçıktır ki burası imtihan ve inşa etme yeri.
Dilerim ki gidişimizin ardından geriye dua eden kalpler ahirette de huzur bulacağımız ferah ve Rabbimizin rızasına muvaffak oluruz..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Aralık 2019 Cuma

Türkçe Karakter Destekli El Yazısı Fontlar Serisi #2



Sözünü nerdeyse bir yıl evvel verdiğim bir yazının 2'ncisini bugün hazırlayıp sizinle paylaşmak nasip oldu.
Ama bu kadar gecikmenin sorumlusu inanın ki ben değilim :(
Önce bilgisayarımdan oldum ardından ne zaman serilerime bir yayın daha eklemek istesem bilgisayarımda kalan malzemelerime ihtiyaç duydum,malzemelerin çoğu elimde olmayınca da hazırlamak mümkün olmadı..
Örneğin görsellerde kullandığım bir çok malzeme artık elimde değil bununla beraber çok işime yarayan editleme programım da uçup gitti şimdilerde kör topal kurtarılan malzeme ile bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Bloga daha çok vakit ayırmak istiyorum ayırıyorum da ama bazı yayınlar o kadar zaman alıyor ki o süreci buradan anlatmak asla hakkını vermeyecektir sırf bu sebepten dolayı sevgi ve binbir emekle hazırlanan yayınlarımı siz sevgili dostlarımdan paylaşmayı ve daha çok kişiye ulaştırmanızı rica ediyorum.
Bloga ayırdığım zamanın çoğu yayını ve görsellerini hazırlamakla geçiyor paylaşmak daha çok kişiye ulaştırmak bu yüzden bir adım geride kalıyor her zaman.
Bu aşamada sizin desteğinize ihtiyacım var.
Şu anda karşınızda olan yayın mesela hazırlanması belki de 4 ila 5 saatimi aldı tabii 5 saat boyunca pc başında değildim ama toplamda bu yayın için bu kadar bir zaman da gerekebiliyor..
İşinize yarayacak Türkçe Karakter Destekli El Yazısı Fontlar aradım ve buldum bu serinin ilkini kaçıranlar içinde hızlıca linkini bırakıyorum BURAYA,ne yazık ki sayıları çok fazla değil bayağı bir kurcalayarak bulunuyorlar umarım her birini sever kullanır ve istifade edersiniz..
En sevdiğiniz hangisi yazmayı da unutmayın olur mu,ama paylaşmayı da..
Buyrun canlar:


*Arzu ettiğiniz fontu indirmek için ilgili linke tıklamanız yeterli

Oldwin  

İkinci seriden en sevdiğiniz hangisi oldu,hangisi fethetti gönlünüzü bilmek isterim yazmayı unutmayın bu yüzden :)

Beğendiyseniz yayını paylaşın canlar bayağı bir emek gerektiren türden yayınlar bunlar.
Herkese hayırlı Cumalar dilerim..

Sevgiyle kalın..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

3 Aralık 2019 Salı

Yürüyüş Notları:Atlar Sincaplar ve Bir Takım Düşünceler


Yürüyüşlerimi hem hareket etmek hem de doğaya daha yakın olmak için yaparım,gün içinde yürüyüşe çıkmayı pek sevmem ancak sabahın erken saatlerinde veya karanlıkta yürümeyi seviyorum.
Kızlarımı okula bıraktıktan hemen sonra (08:11 civarı) Cafe Ernst'in yolunu tutup kahvemi alırım.
11-12 kahveden sonra bir tanesi bedavaya gelen müşteri kartı da çıkartmıştım burada.
Kahvenin fiyatı 2:60 euro.
Orta boy cappuchino alırım genelde üzerine de bolca kakao rica edip koyduruyorum.Genelde ''kakao ister misiniz?'' diye sorarlar.Her seferinde ''Ja,bitte'' derim..yani:''Evet,lütfen''.
Kaldığım kasabada bir çok yerin kahvesini denemişliğim var.
Cappuchino'yu en iyi Cafe Ernst yapıyor,Espresso'yu ise bir İtalyan dondurmacısı yapar.
Ancak miktar olarak az maliyet olarak çok olduğu için çok sevmeme rağmen Espresso almaktan vazgeçtim.


Kahvemi alıp eldivenlerimi giyiyor ve okulun dışında olan park yerinde park ediyorum.
Evvela kulaklığımı çıkartıp dinleyeceğim müziği seçiyorum bazen Kur'an'i Kerim de dinlerim tamamen ruh halime bağlıdır seçimim ardından makinemi omuzuma koyup arabayı kitleyip yol alıyorum..
Buradaki yürüyüşümde arabamı okulun parkında park etmedim,mezarlıkların olduğu bölgede park ettim..belki bir gün buradaki mezarlık hakkında da yazarım,biraz çekiniyorum bunu yapmaktan zira tüylerimi ürperten Almanlar içinse ''normal'' olan bir durumla karşılaşmıştım.
Yürüyüş yolunun hemen başında bir at çiftliği var.Sabahın erken saatleri olduğu için atlar dışarıdaydı.Hava oldukça soğuk biraz sisli ve güneşliydi.


Bu çiftlikte çalışmayı isterdim doğrusu,atlara karşı özel bir ilgi ve sevgi duyuyorum belki de onalra karşı duyduğum saygıdan kaynaklı bir şeydir bilemiyorum.Çin astrolojisinde at oluşumdan da kaynaklanıyor olabilir :)


Atlara pek yaklaşamadım,bu fotoğrafları CANON EF 75-300mm f/4-5.6 objektivimle çektim,daha fazla yaklaşmak veya yaklaştırmak mümkün görünmüyordu.
Almanların kimisi fotoğraf çekilmesinden hoşlanmaz ve bunu yüksek ses ve kaba bir dille getirebilirler.
İzin alıp belki de yaklaşabilirdim atların yanına,çiftliğin çitleri çok yakındı ama hiç öyle bir rica etme moduna girmek istemedim,uzaktan çekebildiklerimle yetindim.

Ve yürüdüm..mezarlıklar ile beni ayıran daracık yolda..bir yanda dünyadan ayrılanlar bir diğer yandan da ayrılmaya aday olarak ben vardım.


Az ileride otoban yolu var,arabalar süratli bir şekilde geçiyordu diğer yandan ise sakinlik yeşillik vardı..bu saatte buralarda dolaşan insanlar köpeğini gezdiren insanlardan ibarettir ve ben tabii ki.
Bizim kadınların çoğu çoktan iş başı yapmıştır.Evler boş,kimse evinde ne temizlik işi ile mşgul ne de komşuda kahve içer.Evlerin bu şekilde özellikle sabah saatlerinde boş oluşları canımı sıkıyor.
Sabah saatlerinde kapısını çalıp kahvesini içebileceğim hiç kimse yok,herkes çalışıyor.
İhtiyacı olan da çalışıyor ihtiyacı olmayıp ihtiyacı olandan işi çaldığının farkına varamayan da çalışıyor.
Bir çok şeyden kendilerini mahrum bıraktıkları kanaatindeyim.Herkesi yolcu edip evin işini yaptıktan sonra keyifle kahvaltı etmek veya el işini alıp ruhuna iyi gelecek şeyler izlemek/dinlemek veya bir şeyler okumak olmadı çiçeklerin bakımı ile ilgilenmek veya kendisine vakit ayırmak sevdikleri için taze yemek pişirmek veya ekmek dahi yoğurmak eşlerinin kazandıkları ile evi idare etmek kanaat getirmek şükretmek ve bereketlenmesi için dua etmek neden paradan daha kıymetli oluyor ki?
Yapılan her iş de ibadet niyetiyle yapıldığı takdirde sevap da kazandırmıyor muydu?
Düşüncelerim derin bir iç çekişle son buluyor genelde.
Evde olmanın lüksü kadınlar tarafından unutulması veya paraya tercih ediliyor oluşunu hazmedemiyorum bir türlü..



Dünyanın binbir halinden bir hal olsa gerek..tercihler daima şekillendiriyor bizi..garipsediğim şeyler var veya anlam vermekte zorluk çektiğim şeyler bilemiyorum.
Belki de benim kafamdaki ''anne ve ev hanımı'' tanımı çok başka..hala kıymetli ve hala çok değerli.



Renklerin sıcaklığı havadaki soğuğa yeniliyor..ellerim yavaş yavaş donmaya başlıyor,kahvem bitmek üzere..nerdeyse bir saate yakın yürüyorum..hem kendimi hem çevreyi dinliyorum.Arada bir gözüm de çitin ardında mezarlıklarda yatanlara takılıyor..
Neye ne kadar değerdi hayat?..diye sorsam cevap alamayacağım,biliyorum.



Çok yakından fotoğraflamak istediğim bir canlıdır sincaplar..ormanda veya yürüyüş yollarında karşılaşırım diye ümit etsem de bu sefer beni şaşırtarak tam arabaya binecekken karşıma çıktılar hem de iki tane..
Makinem henüz omuzumdaydı dolayısıyla fotoğraflarını çekmek hiç de zor olmadı :)
Sincap refleksleri aşırı hızlı ve zeki bir hayvandır..Kendilerine yaklaşmak bi hayli zor.Küçücük bir hareketi bile uzaktan algılayarak uzaklaşabiliyor.Tehlikenin nereden geleceğini sezebiliyor.Daldan dala atlayışları inanılmaz bir estetikle gerçekleşebiliyor.
Gün içinde kendilerine bir çok yerde rastlamışımdır,genelde meyveli veya kabuklu ağaçların çevresinde dolaşırlar.
Sabahın erken saatlerinde sayıları daha fazladır malum kahvaltı için erken iş başı yaparlar.
Son derece sevimli ele avuca sığmaz halleri var.
Zaman zaman karşıma çıktıklarında ben telefonumu veya makinemi çıkartana dek ortadan kaybolurlar.


Burada gördüğüm canlılar arasında benim favorimdir ayrıca:)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

2 Aralık 2019 Pazartesi

Okuyalım:Şeker Portakalı



İster çok güzel bir çocukluk geçirmiş olun ister kötü..inanıyorum ki bu kitapta her çocukluğu ifade eden bir şeyler var..
Kimimizin isteyip de yapamadığı şeyler var,yapıp da pişman oldukları ya da..biraz pişmanlık biraz gözyaşı bolca hayal ve her haliyle benzersiz olan çocukluğumuzu hatırlatan harika bir kitap ile geldim bugün..



Nicedir hevesleniyordum okumak için ancak son kitap alışverişimde seçilen kitaplardan son anda bu kitabı sepetten çıkarmış olmam garipsenecek bir durumdu açıkçası neden çıkardığımı yani neden elediğimi de bilemedim.
Ardından bir tanıdığın elinde görünce yalvar yakar kitap elilme ulaştı..çok kısa bir sürede okuyup bitirdim..


Sevgili Zezê ile kitabın nasıl bittiğini anlayamadım..hem ağladım hem güldüm,bağrıma basarcasına sevdim benimsedim..
Bunca zaman neden okumadığıma anlam veremedim..
Bu kitabı daha geniş daha derin bir özetle tanıtmayı çok isterdim ancak yapamıyorum..gözlerimin önüne geliyor sanki şeker portakalı fidanı ve ona cılız gövdesini pırıl pırıl hayallerini yaslayan minik bir çocuk..
İlk fırsatta kitabı satın alıp on yaşında olan kızıma vereceğim..küçük büyük herkes bir kerecik bile olsun bu kitabı muhakkak okumalı..
Öyle tatlı hatırası var ki artık bende mutlaka kitaplığımda olmalı..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

28 Kasım 2019 Perşembe

Kötü Nazar Emojisi var mı?


Akşam yemeği bitmiş sofra toplanmış bulaşıklar makinedeki yerini almış,tezgâh da mis gibi görünüyor bir kahve yapıp en son okuduğum kitap ile ilgili bir yazı yazmak için uygun bir zaman dilimi düşüncesiyle açtım bilgisayarımı bu akşam.
Daha yazı yazmaya başlamadan en son paylaşılanlara göz attım hızlıca okuma listesinde.
Karşıma sevgili GeCe'nin yazdığı yazının başlığı takıldı..aklımdan geçen değildir umarım başına gelen diyerek yazıya tıkladım ancak tam da korktuğum şey ile ilgili yazmıştı ne yazık ki..
Kaleme aldığı yazısından sahiplendikleri ikinci kuşları Loly'den bahsediyordu evet ikinci kuşlarıydı Loly çünkü ilk kuşları uçup gitmiş kayıplara karışmıştı yanlış hatırımda kalmadıysa.
Çocukların minik canlılara karşı olan hassasiyeti az çok hepimiz biliyoruz sevgili GeCe yeni bir kuş alarak çocukları mutlu etmişti ancak ömrü ne yazık ki beklenenden de kısaydı..
Yazısında kuşun korkudan geçirdiği şok sonucu son nefesini verdiğini bununla beraber bir ihtimal instagramda paylaşılan bir görselden ötürü kötü nazar ihtimaline de değinmiş..işte tam da bu sözü beni çok etkiledi.
Bir kaç kez hemen bir paylaşımın ardından paylaştığım şey ile ilgili olumsuz bir şeyin yaşandığına şahit olmuştum çünkü.
Bir keresinden yol kenarından ilkbahar mevsiminde bir avuç pembe çiçekler avuçlamış büyük kızımın fotoğrafını paylaşmış hemen ardından bir kaç saat içindeydi yanılmıyorsam kızım ellerini öyle bir yaraladı ki korkudan ne yapacağımı şaşırmıştım,buna benzer bir örnek daha var ki yaz tatilinden paylaşılan bir fotoğrafın ardından yolculuk esnasında ailece yasadığımız sıkıntılı bir durum başımıza gelmişti bu bunun gibi ve daha niceleri var..Acaba diyorum çok mu düşüncesiz hareket ediyoruz acaba diyorum çok mu iyimseriz?
Paylaşımlarımız çoğu zaman düşüncesiz veya gerçekten sevincimizi paylaşmak için yapılmaktadır veya art niyet taşımadan belki de gerçekten sevincimizi bizi sevenlerle paylaştığımızı düşünerek paylaşıyoruz kimbilir ama bu sevincimiz veya saf niyetimiz kötü nazar ihtimalini veya nazara gelme ihtimalinin önüne geçememiştir.
Instagram hesabımı gizli tutmama rağmen ve takipte olanları yakından tanıyor olmama rağmen nazar konusu her daima beni korkutmuş,defalarca frenlemiştir.
Bu durum blogum için de geçerli.
Nice fotoğraf var ki paylaşmaya çekiniyorum,ekranın karşısında nasıl bir insan hangi ruh hali ve niyetle blogumda veya Instagram sayfamda dolaştığını bilemiyorum dolayısıyla benim için çok değerli olan ne varsa bu gerek bir süs eşyası gerekse sevdiklerim olsun şöyle bir duraksıyor ve düşünmeden edemiyorum.Elbette arada bir paylaşıyorum ama sonrasında daima istisnasız her seferinde bir huzursuzluk meydana geliyor,defalarca paylaştıklarımı tek tek incelemiş hatta bir çoğunu yani benim için çok çok değerli olan şeyleri silerek kaldırdıktan sonra huzur bulamıyorum..
Günümüzün sosyal medyada yoksan,yoksun mantığı bir çok şeyi hafife almamıza veya biçtiğimiz değeri aşama aşama düşürmemize mi neden oluyor acaba?
Diğer yandan da bir insanın neye kötü nazar ile bakacağını tahmin etmek epey zordur örneğin takip ettiğim ünlü bir anne/kitap yazarı hanımefendinin paylaşmış olduğu bir fotoğrafta bir diğer hanımefendi fotoğraftaki havlu kenarının ne muazzam şekilde ütülenmiş olduğunu dile getirerek takdir etmiş,evet bu güzel bir davranış belki ama bu bana biz insanların sırada sanılan paylaşımları hayal bile edemeyeceğimiz şekilde incelediğimizi kimi zaman takdirden çok hem hased hem kıskançlık duygularımı körükleyebileceğini düşündürdü..
İçimiz rahat edemeyip bir çok şeyi paylaşınca hem mutlu oluyoruz hem de mutluluğumuz beğeni baloncukları göründükçe artıyor ama bu artışın yanısıra artan başka şeyler de var anlaşılan..
Gören her göz güzel görmez,güzel sözü yazar belki veya yazmaz ama kötü göz kendini sosyal medyada belli etmez,kötü niyet emojiler ile ifade edilemez itina ile de gizlenmektedir tabii ki.

Giderayak sevgili GeCe'ye tekrar ve bir kez daha sabırlar bir an evvel çocuklarının da bu olayı yaşayacakları daha tatlı hatıralar ile değişmesini ve unutmalarını diliyorum.
İnsan bazı şeyleri iyi ki unutabiliyor ..
İyi ki unutmak var..özellikle de çocukları derinden etkileyen bu tür olaylar yaşanınca.
İyi ki..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

22 Kasım 2019 Cuma

Aroma Mutfak vs Kiremithanem


Çelişki içindeyim.
Nasıl oluyor da insan bir şeyi üretmek için zamanını verir,emek verir,özenir bezenir arzu ettiği yere ulaştıktan sonra kendi elleriyle yaptığını yok etmeyi ister?
Bu nasıl bir haldir a dostlar deyin bana?..
Kısa bir süre evvela Aroma Mutfak blogunu yayına aldım haberini de buradan vermiştim,ona özel olarak instagram hesabı da açtım minik minik ikonlar butonlar tasarladım logosuna kafa patlattım vs..sonra blogun genel görünümü ile de epey yordum kendimi bunun yanısıra fotoğraf çekimleri için ekipman aldım tabağı tepsisi arkaplanı derken kendimi biraz fazla kaptırarak makaleler okudum-izledim yetmedi bit pazarlarında dolaşarak en küflüsünden en eskisinden çatallar kaşıklar avına koyuldum..
Sonuç tatmin edici fotoğraflar da öyle kendimce güzel bir şey ortaya çıktığını düşünüyordum bu şekilde de yol almak istedim ancak ne ettimse umduğumu bulamadım,kendimi yalnız hissettim paylaşırken duyulan o keyifli hazzı bir türlü alamadım alamıyorum,geriye dönüp baktığımda verdiğim onca emeğin de heba olmasına gönül el vermiyor..
Tariflerimi kızlarım için bir sayfaya toplamak istedim asıl amacım buydu ve evet yavaş yavaş önce evimizde pişenleri paylaşmaya başladım lakin dediğim gibi gerek tariflerin hazırlık aşamasında gerek fotoğraflama süreci boyunca keyif alamadım belki bu halim görsellere de yansımıştır,bilemiyorum..
Sizce o blogda yayın yapmaya mı devam etmeliyim yoksa tariflerimi yine eskisi gibi burada Kiremithanemde mi paylaşmalıyım?..
Bana burası hem daha samimi hem daha keyifli geliyor zaman bakımından da daha tasarruflu oluyor tek blog yazmak çünkü artık herkes bilir ki olay sadece bir yayın paylaşmakla bitmiyor o yayının sosyal medyada da paylaşılmadan evvel belirli bir kitle oluşturma şartını beraberinde getiriyor bu da tabii ki ekstra vakit ayırmak demektir..
Aklım böyle böyle gelip gidiyor nicedir,tarifleri hazırlamış fotoğraflamış bekletiyorum da bir yandan..
Neyi nasıl sürdüreceğimi bilemedim..
Sizin bu konuda fikriniz nedir,siz olsanız iki blog iki instagram hesabı yürütebilir miydiniz veya nasıl bir formül bulurdunuz?..
Bu konuda düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı rica ediyor herkese güzel bir gün diliyorum Cumamız bereketli olsun inşaAllah..

Yorumlarda buluşmak dileğiyle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI