Tabiat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tabiat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tabiat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tabiat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2021 Pazartesi

Flamingolar

Hep insanlar düşman birbirine,ne kuşlar ne tavşanlar ne de salyangozlar düşman.Her biri dengeli bir şekilde amaçlarına hizmet edip yaşıyorlar.Hiç biri dünyalık için mal için veya bir karış toprak için bir diğerinin boğazına yapışmıyor onu öldürmüyor.

Doğada olmak bunları da düşündürüyor zaman zaman,vahşi olan da biziz uygar olan da biziz çünkü.Hele son günlerdeki yangın katliamından sonra bastığı dalı kesmek için bu kadar çok emek sarf eden başka bir canlının olmadığından emin oldum.

Doğa ve hayvanlara bakınca bu düzenin en cani halkası olmaktan utanır oldum..Flamingolar gelmiş ne büyük bir mutluluktu bu,ta nerelerden o narin gövdeleriyle buralara kadar uçmuşlar,oldukça huzurlu ve sakindiler,martılar kargalar balıkçı kuşların hiç biri ''topraklarımızda ne işiniz  var?'' dememiş olmalı ki gölün içinde hafif hareketler ile besleniyorlardı.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da nihayet onları görmek ve bazı şeylerin ''normal'' olduğu kanaatine varmak iç rahatlatıcı..Tabiatın ahengine güzellik katan flamingo sürüsünden bahsediyorum..

Denize giderken koruma altına alınmış bölgeden her geçişimde gözlerim bu ince figürlü kuşları arıyordu ne zamandır,kendilerine olabildiğince yaklaşmak bataklık zeminden dolayı zor olsa da arabayı yol kenarına çekerek bir kaç fotoğraf çekme şansım olduğu için mutluyum..


Saatlerce oturup izlenesi canlılar..

Nasıl hafif hareketli nasıl dikkatle birbirini incitmeden hareket ediyorlar.

İncecik gagalarınu suya daldırarak besleniyorlar,etrafta çok sayıda başka kuşlar da mevcut ama bzim ilgimizi en çok bu renkli canlılar çekiyor..

Nerelerden kalkıp gelmişler nerelere göçüp gidecekler.Doğal ortamlarında onları izlemek doğal bir müzişin eksik parçasının yerine konması gibi bir his uyandırıyor içimde.

Keşke böyle bir kaç dakikalığına değil de onların biraz daha yakınında daha uzun bir süre kalma imkanım olsaydı.Özellikle de gün doğumu veya batışlarda..Biraz gözlemlemek biraz onların yaşamlarına daha yakından bakmak için.

Fotoğraflar uzaktan çekildiği için kuşların olağanüstü güzelliğine haksızlık etmiş olsam da çekebildiğime onlara bu kadar bile olsa yaklaşabildiğimden dolayı mutluyum..


Gün bir günü daha da güzelleştiren kuşlar,muhteşem gün batımı ve ardından gökyüzünü olabildiğince milyonlarlca yıldızlar ile son buldu,gösteren yaklaştıran hissettiren ve dünyayı bizim için süsleyen Allah'a hamdolsun..

Giderayak küçük bir güzellik de ben ekleyeyim istedim,gözlerinizden öperim.



Gözlerinden öperim. O güzel burnuna yıldızlarca öpücük... ...
Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. 
Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni. Tekrar öperim...
Leylim Leylim, Ahmed Arif




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

2 Şubat 2019 Cumartesi

Cuma Kartı:Tabiat


Cuma kartımız büyükçe bir zaman aşımına uğradı,zamansızlığa uğradı,internetsizliğe uğradı her bişeye uğradı da Kiremithanem'e uğrayamadı dün dolayısıyla verilmiş sözümde de böylece duramamış oldum hazır olmasına rağmen yayına alamadım ama ziyanı yok diyenlerim olur inşallah kartı bugün paylaşıyorum,affınıza sığınarak da bu kart ile gönlünüzü almayı ümit ediyorum.

Bağışlayın olur mu ?

Kartı orjinal boyda görmek veya indirmek için:

TABIAT


Kartı sevdiklerinizle paylaşmak veya hediye etmek için Whatsapp paylaşım butonunu kullanabilirsiniz.
Sevgilerimle,hayırlı cumalar..

UYARI:Tasarım tamamen bana aittir,gelir elde etme amaçlı kullanıldığı takdirde hakkım helal değildir.
Kişisel kullanım dışında hiç bir yerde kullanılamaz.




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

24 Eylül 2018 Pazartesi

Isırma Kemal,Isırma-Kedim Neden Isırıyor?


Bir kaç gün boyunca Kemal'in ısırma sorununu tenimizde hissettik.Her fırsatta yakınında kim varsa el ayak bacak yüz farketmeksizin saldırıyor hepimizi tesciller gibi izler bırakıyordu.
Oğlum,biz zaten senin sen de bizimsin dedik,severek bu huyundan vazgeçirmeye çalıştık,saldırıları sonucu sıyrık ve çiziklerinin acısına dayanamadığımız anlarda ise mutfak banyo balkon gibi yerlere aldık ama olmadı,alınan yeri de talan ediyor kırıyor yıkıyordu...
Kızlarım nerdeyse oyun kurup oynayamaz hale geldiler,Kemal tüm şirinliğini yavaş yavaş gözümüzde yitirmeye mi başlıyordu ne,bu davranışın sebebi kaynağı neydi?
Neden kedim bu kadar agresif bu kadar saldırgan oldu?
Neden kedim ısırıyor?
Neden her fırsatta çoğu zaman da sinsice birden yerinden fırlayarak bize saldırmaya başladı?..
Ne çok canım sıkıldı..acaba bizde mi bir yanlış vardı acaba başka bir sorunu mu vardı da biz anlayamıyorduk bu tatlı canlıyı,acaba sorun neydi neydi ha neydi diye diye düşünmeden edemezdim.Çünkü sorun olduğu ortadaydı,nerdeyse o bulunduğumuz ortamda iken hiç birimiz rahat edemiyorduk,her an bir saldırıya maruz kalacak endişesi ile oturuyorduk.
Namaz kılarken ayaklarımızı ısırmak için altın fırsattı,özellikle o zaman canımız inanılmaz acıyordu,tepki vermek kendini korumak imkansızdı çünkü bunun yanısıra kanatıp hem abdestimizi hem namazımızı da bozma ihtimali vardı..
Aaah Kemal..Ah!

Gugladım bu durumu..
Kedi neden ısırır? sorusunun sonuçları çok fazla...olabildiğince net cevaplar pek yoktu,daha çok kedi sahiplerinin derdini anlattıktan sonraki saldırı öfke sanki çok empati kurmuş veya kediyi sahibinden daha çok sever düşünür daha çok emek vermişlerin''tavsiyelerini'' hızlıca geçtikten sonra hamdolsun bir kaç sağlıklı sonuca ulaşabildim..

        Kedim neden ısırıyor-Cevaplar:

  • Kedi yavru bir kedi ise dişleri çıkıyor olabilir,ısırmasının ve saldırmasının sebebi kuvvetle undan dolayıdır. 
  • Kedi evde veya eve gelen birine karşı ya gıcıktır ya da onu görmek bile istemiyordur.Özellikle de kedinin bir canlı olduğunu dikkat etmeden hatta isteyip istemediğini anlamaya çalışmadan bile hunharca sevenler,alanlar,mıncıklayan kişiliklere sahip insanların uzaklaştırılması. 
  • Kedinin özellikle erkek kedi ise kendine ait bir yer edinmeye veya evde kendi çapında bir hakimiyet kurma isteği. 
  • Kedinin yeteri kadar ilgi görmediği veya sevgi gösterilerinin ona yetersiz/ters geldiği mantıklı cevaplar arasındaydı.

-Hmm..biz hangi gruba giriyorduk acaba?..

Okuduğum önerilerden bana göre en baskın gelen kedimizin diş çıkarma ihtimaliydi..gece yanımıza aldığımızda battaniyenin kenarlarını emerek gözlerini kapatmayı seviyordu,ayakları ile de masaj yapar gibi hareketler yapıyordu..o gece onu yatağa aldığımda battaniyenin kenarını ağzına verdim,hemen alıp sıkarak emmeye başladı..ağzını açıp yavaşça araladıktan sonra alt çenesinde diş etlerinin hafif kabardığını ve renginin diğer diş etlerinden biraz daha koyu olduğunu fark ettim..sorunumuz diş çıkarma olabilirdi.

Bolca sevdim o gece Kemal'i..bolca okşadım ve örterek yanıma yatırdım,sabah uyandığımda da aynısını yaptım,sevdim okşadım konuştum sürekli alçak bir sesle o kadar alçak ki söylediklerimi nerdeyse sadece o duyuyordu..
Bütün sabah ona çok naif çok hassas bir canlı gibi davrandım..yemeğini verirken okşadım,bir yerden alıp başka bir yere koymam gereken durumlarda yerinden hafifçe kaldırdım hep alçak sesle konuştum ve okşadım..kedi bir kaç saat içinde bambaşka bir kediye dönüştü..

Olayı o zaman çözmüştüm işte..bizim sorunumuz bir tane değil üç taneydi.Birincisi yavru olduğu için dişleri geliyor ve diş etleri kaşınıyordu ısırması bundan.
Evimize çok fazla çocuk gelir ve her biri kediyi sevmek için adeta yarışır,kedi elden ele alınır taşınırdı bu da onu huzursuz ediyor çareyi tırmalama veya saldırmada buluyordu.
Üçüncüsü ise kediye yüksek bir ses tonuyla değil alçak ve sakin bir sesle konuşmak gerek,olabildiğince..
Bizi rahatsız eden veya yapmaması gereken bir davranışı sergilediği zaman hemen o anda yanına gidip kucağa alıp okşamak,alçak sesle konuşmak sevdiği bir oyuncak verip dikkatini başka tarafa çekmek hem kötü davranışı unutturuyor hem de olayı tatlıya bağlıyordu..

Kısa sürecek diye düşündüğüm bu hal günlerdir devam ediyor..artık Kemal (Maşallah diyelim inşallah)aramzıda oturuyor,çocuklar oyun oynarken asla saldırmıyor oyunlarını bozmuyor kimseyi çizme gibi bir girişimde bulunmuyor,kendini sevdiriyor,sevilmekten dört köşe oluyor,keyif alıyor..hem o hem biz de tabii ki..
Allah'ım,dedim..ne büyüksün...her canlıya farklı bir tabiat vermişsin,her canlıya saygıyı elzem kılıyor bu muhteşem sanatın..ve ne hatırladım biliyor musunuz sevgili dostlarım?
Bir hadis..bir hadis ki genelde o hadis anlatılırken Peygamberimizin (s.a.s) merhametine ve duyarlılığına dikkat çekiliyor genelde ama zannediyorum ki onu Kemal ile yaşadıklarımdan sonra farklı bir şekilde de yorumlamak ve anlamak da mümkün gibi görünüyor.

Hadis şöyle:

Hz. Muhammed, kedisi Müezza'yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed'in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Müezza'yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Kısaca,kediyi uyandımamakla hem uykusunu bölememiştir hem merhamet hem de bu canlıya SAYGI göstermiştir..
Bu hadisten belki de bunu da anlamak lazım kanımca..


Dokunmak ama saygı ile,sevmek ama ölçü ile,beraber olmak evet ama sınırları aşmadan,birbirimizin fıtratına aykırı davranmadan..
Böyle yaşamayı öğrenmek hiç kolay değil ama biraz algılamak biraz farkına varmak bile sanırım bizde bir çok şeyi değiştirecektir,elbette çevremizin bakış açımızın dünyamızın da aynı zamanda..
Her dikende bir gül her gülde bir diken varmış görüyor musunuz?..
Kemal bizi ısırmasaydı,tüm bunları nasıl fark edecek ve sizinle nasıl paylaşacaktım değil mi?





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Aralık 2017 Cumartesi

Doğa Alemi



Bazen güzellikler karşında durmasına rağmen fark edemeyebiliyor insan..bu günlerde hava soğuk olduğundan örneğin çevremdeki güzellikleri soğuktan bir an evvel kurtulmak için eve girme telaşımdan dolayı fark edilmiyor..

Her zaman doğaya bakmak için bir kaç dakikalığına bile olsa zaman ayırırım..bu,benim doğa ile olan bağımı güçlendiriyor sanki,gökyüzüne günde en az bir kere dalıp dalıp bakmak gibi..
Gökyüzüne bakmadığımı fark ettiğim günün birinde kendimi nasıl olur da hayata böyle çok kaptırdığıma şaşarım..

Soğuk her ne kadar beni evin içine içine itse de bazı şeyler dışarıya çıkmam için çok iyi bir neden olabiliyor..
Fotoğraf çekmenin üzerimdeki etkisine bir kez daha şahit oldum dün..
Kısa bir zaman diliminde bir kaç güzellik karşısında,onlara biraz daha yaklaşarak onalrın güzelliğini fark ederek günümün rengini değiştirdi..


Boncuk boncuk bir salkım..üstelik eflatun renginde..öylece duruyordu..ama yakından bakınca pırıl pırıl ve naif..


Aralık ayında açacak kadar güçlü bir o kadar da naif bir ağaç..ne olduğunu bilmiyorum ama öyle güzeldi ki tomurcukları..


Ç,çekler yumuk yumuk..biraz beyaz biraz pembe biraz kırmızı.


Doğa varken ve insan onu fark ederken nasıl mutsuz olabilir?..doğaya yaklaşmak kendi ruhuma yaklaşmak gibi bir şey..


Fotoğraf çekmek için en güzel detayını en güzel açışını arama esnasında ise bambaşka bir alemdeymişim gibi hissediyorum..


Herkesin gözü önünde olduğu..


Ama çok az kişinin bir adım atıp ona yaklaşarak kendini bu aleme teslim ettiği bir alem..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Ekim 2017 Çarşamba

Sonbaharımsı Şeyler:Mantarlar-2


Aşırı nemli ve biraz karanlık yerlerden geçtik...farkındayım.Bir yerden sonra bir sıkıntı bi bıkkınlık geliyor insana evet ama bu fotoğraflar mutlaka burada yer alsın istiyorum..İçimde bir ümit var..hani bazen ''nasılsa bir gün buralardan gideceğim,bunlar hatıra kalır der ya insan..işte öyle bir düşünce benimki..
Herşey hatıra kalacak..hatta,gerçekten biz buralara gittik biz bunları gerçekten gördük mü bile diyebiliriz..


Bu mantarları kısa bir süre önce bir parkta görmüştüm..çok zarifler..




Bunlar dadeğişik bir tür..modelin adını bilmiyorum tabii ki :)


Bunlar kesinlikle zehirli olmalı!..dokunmak yasak.


Ağaçta biten mantarlar..kooocamanlar..



Şu minik mor mantarlardan pek göremedik..



Arkadaş keşfe çıkmıştı bizim gibi..sadece geçiyordu,korkmayın zararsızdır :)




Böööyle uzun uzun sessiz sessiz yürümek güzel olur..
Bizim yürüyüşümüz sessiz olmuyor kimisi emziğini kaybediyor kimisi tepeciklere tırmanıp hoop yere kayıp düşüyor,montu ıslanıyor montunu taşımak istemiyor,yoruluyor susuyor..bir dünya dert :)) tek başıma çıkıp yürüdüğüm az olmuştur.
Hani müziğini aç şöyle bir yürü desen korkarım tek başıma yürüyemem.







Bu kadar :)

Sevgiler..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Sonbaharımsı Şeyler:Mantarlar-1


Mantarlara karşı özel bir sempati duymaktayım.
Karşıma çıktıkları zamanlarda da pek mutlu olurum.
Geçen Pazar günü küçük bir kasabada yaşamanın dezavantajı olarak bir yerlere gidememe gibi durumlar yaşanabiliyor özellikle hava iyi değilse ne bir sinema ne tiyartro ne de başkabir etkinliğe katılabiliyoruz haliyle de her zaman yanımızda bulunan orman ve yürüyüş yollarına gideriz...

İnsanalrın çoğu da bu sebepten dolayı bazen mecbur kaldıkları için bile dışarıya çıkıp doğa dışında veya doğa içinde yapacak bir şeyler bulmak zorunda kalıyorlar :)

İyi mi kötü mü bilmem..
Geçen hafta çocukları alıp hafif bulutlu ve öğleye doğru genelde açılan havanın moduna ayak uydurarak yürümeye çıktık.

Kahvelerimizi aldık yola koyulduk zaten iki adımlık yerdir ormanlık alan,arabadan iner inmez hafif bir yağmura tutulduk.
Ağaçların altında dolaşırken yağmurdan etkilenmek pek mümkün olmuyor ama şu var ki bazen hafif bir yel bile sizi ıslatabiliyor :)

Olsundu..

Geri dönemezdik...

İyi ki de dönmedik..karşımıza bu nemli ve ıslak hava ile çoşan kocaman bir mantar cumhuriyeti çıktı resmen..çocuklar her birine hayran hayran baktı,ben şahsen,bayıldım!

MANTAR CUMHURİYETİ

Aşağıda yer alan tüm fotoğraflar bir tek ağaç kökünün gövdesinde yaşayan mantarlardan ibarettir.
Evet,sadece bir ağaç kökü üzerinde bile başka bir alem başka dünyalar yaşamaktadır..


Artık hayattan pek bir ümidi kalmamış olan bu ağaç kökünün üerinde başka yaşamlar mevcut..mantarlar öyle bir güzellik sergiliyor ki insan düşünmeden edemiyor:Nasıl olur da Allah küçücük bir alanda bile muhteşem sanatını böylesine kusursuz ve mükemmel bir uyum ile yaratıyor..

Allah işleri mükemmel..Subhanalla..ve doğa kesinlikle ama kesinlikle çöp diye bir şey üretmez..o bizim işimiz ne yazık ki..













MANTAR FOTOĞRAFLARINA DOYMAK ADINA,DEVAM..




Rabbimiz Rum suresi 41'nci ayeti kerimesinde:“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı. Pişman olmaları için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını onlara tattıracaktır.”buyurmuştur..

Bu yaşatılacak olan pişmanlık elbette ki dünyada meydana gelecektir..anlaşılan o ki,insanlar bir çok şeyin dengesini bozup layıkıyla koruyamadıkları için bu davranışın sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır..


Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor:

“Allah’ın ölçülerine, emir ve yasaklarına dikkat edenlerle bu konuda ihmalkâr davrananların durumu, su üstünde duran bir geminin içindeki insanlara benzer. Bunlar, geminin alt ve üst kısımlarını paylaşmak için aralarında kura çekerler. Çekilen kura sonucu bazılarına geminin üst kısmındaki yerler düşerken bazılarına da alt kısımlar düşer. Aşağıdakiler, ihtiyaçları için yukarı çıkıp su almak durumundadırlar. Ancak bunu yaparken yukarıdakilerin üzerlerine su sıçratırlar. Bunun üzerine üst kısımdakiler, ‘Yukarı çıkıp bize bu şekilde sıkıntı vermenize izin vermeyeceğiz. ’ derler. Aşağıdakiler buna, ‘Geminin alt kısmından delik açarak suyumuzu alırız.” diye karşılık verirler. Eğer üstekiler bu durumda onlara engel olurlarsa hepsi birden kurtulurlar; şayet kendi hallerine bırakırlarsa hepsi birden boğulurlar.” (Tirmizî, Fiten, 12)

KISACA:Bir millet örneğin başka bir milletin istifade etmesi gereken doğal imkanları bir şekilde onlara vermiyor veya istifade etmelerine engel oluyorsa o millet mutlaka doğal imkanlardan faydalanmak adına tüm insanlığa zarar verecek bir yola başvurabilirler..


Öyle bir uyum içindeler ki..içiçe olmalarına rağmen hiçbiri diğerini rahatsız etmiyor..insanlar neden böyle bir uyum içinde yaşayamıyor?


Bakınız...uyumun mükemmel görüntüsü..


Daracık bir alanda kocaman bir dünya..bakmaya doyamıyor insan..akıl da algılayamıyor bir yerden sonra..


Aşırı tüketim,daha konforlu ve rahatbir hayat arayışı,insanların doğasını yavaş yavaş unutması sebebiyle tüm bu güzellikler ve daha nicelerini hem ihmal eder olduk hem fark edemez olduk..

Bulunduğumuz dünyanın sadece bir bölümü ile ilgilenmek başımıza iş açmaya devam edecektir..oysa biraz daha geniş düşünebilsek oturduğumuz evin veya şehrin dışında da bir hayatın olduğunu dünyamızın evrende tek olduğunu,böylesine mükemmel bir dengenin bir parçası olduğumuzu kavrayabiliriz..

Güzel geçsin gününüz..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI