kırmızı meyveler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırmızı meyveler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırmızı meyveler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırmızı meyveler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2017 Cumartesi

Kırmızı Meyveli Dekorasyon ve Odun Sobam


Siyah gövdeli kırmızı meyveli çalının dallarıyla dekorasyon fikri güzel bir öneriydi ama uzadı uzadı ta nerelere kadar gitti..



Tatlı dostum sarı kızım..sen dedin ki;''O kırmızı meyveli çalıdan dallar kopar da evini süsle''...
Her gün önlerinden geçiyorum bunların ama artık bunu yapacak kadar bile aklım kalmadı desem yalan olmaz..dün eve girmeden önce aklıma geldi,bir kaç dal koparıp evi süslemek için çalılara yaklaştığımda daha evvel fark etmediğim bir şeyle karşılaştım..


Çalıların gövdelerinde kahverengi bir şeyler vardı..salyangoza benziyordu ama salyangoz değildi..


Mantar türü olsa gerek diye düşündüm,daha önce hiç görmedim ve dikkatimi çekti ve hoşuma gitti sonra bu mantarın dallara nasıl yapıştığını görünce içim bir garip oldu..

-Ya Sevgi..dedim kendi kendime..
-Çalıların bile dostu var bak,bir tek sen kaldın bir başına..
(garipliğin dip noktasındaydım belli ki :)))





Nasıl da azimle tutunmuştu dala..nasıl da bütünleşmiş onunla..küçük bir dal parçası kırarak bir tanesini içini görmek için düşürdüm..evet acımasız bir davranıştı doğru ama o anda içinin nasıl göründüğünü merak ettim..
Yere düşünce iç kısmının boş olduğunu gördüm..Ceviz kabuğuna benziyordu..yağmurdan dolayı da epey ıslanmıştı..parlıyordu gövdesi..

Kırmızı meyveli dallardan yoğun dikenlerine rağmen bir kaç adet kopardım eve getirdim..
Bir çay bardağı alıp dalları yerleştirdim..
Evet sarı kızım,haklıydın..
Evde çok güzel göründü bu kırmızı meyveler..dikenli dallarına rağmen güzel göründüler..


Demir döküm olan soba görünümlü mumluğumu yaktım ve küçük çay bardağını yanına koydum..mum yakmayı unutmadım..
Sobam yıla8lr evvel bir Yunan adasından alındı,hatırası vardı..sobaları çok severim..içimi ısıtır görsel olarak da yalnız olmadığımı hissettirir..
Bu görüntü karşısında eski evimde olan odun sobam için yazdığım şiiri hatırladım..

Sobam


Şiir yazma hüzün popüler değil dediler.
Ikibinli yıllar hüzün kaldırmaz dediler.
Kaldıramaz senin nar ağacını
Onun üzerindeki kuşları
Dalları arasından doğan güneşini
Kaldıramaz bu yıllar dediler..

Daha güzel olmak için haykıran dünyaya
-Ben çok çirkin oldum diyemezsin
Kalbimin dibine küller çöktü de
Rüzgar üfledi odam is koktu diyemezsin

Yanan ateşin alevleri günlerimi yaktı
O küllerin içinde o demir sobanın göbeğinde
Umutlarım vardı.
Camından alevleri izlerdim.
Kalbimin dumanına karışırken dumanı.
Isınıyordu yüreğimin elleri
Oysa..
Sıcak bir yanı kalmamıştı hayatın
Sobanın gövdesinden başka yoktu sıcaklığım.

Ve gittim..
Sobamın küllerini dahi temizlemeden gittim.
Gittim ve geriye kaldı hüznüm
Ve nar ağacım
Ve sobamın külleri
Ve üç yavrusunu bir gecede kaybetmiş kedim.
Ve yeri çimento rengine boyadığım merdivenim ve kireçli duvarlarım
Hepsini hepsini bir Kasım gakşamı
Maziye teslim ettim.

Oysa bilemedi anlayamadı dünya..
Sobam kadar
Kedim kadar
Kimse canımın yanışına ortak olmadı
Yanmadı
Anlamadı



Alevlerin bile dile geldiği,doğrudur.. 
Zikretmeyen hiç bir şey yok bu dünyada.. 
Dolayısıyla halimize şahit olmayan bir şey de yok..
SubhanAllah..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI