31 Ağustos 2018 Cuma

Okuyalım:Kürk Mantolu Madonna,Frankfurttan Kareler Eşliğinde



Ağustos ayımızın son gününde herkese hayırlı sabahlar,günaydınlar selamünaleyküm..
Yaz resmi olarak bitti mi acaba,biz tatilden dönüş yaptığımızda buradaki her yeşil alan aşırı sıcaktan dolayı yanmıştı,bizi karşılayan sararmış otlar ve yer yer sararmış ağaçlar sonbahar habercisi gibiydi.
Görünürde sonbahar gibi bir Ağustos ayı geçirdik ama sıcaklıklar epey zorlamıştı..
Önümüz sonbahar artık ve tadından yenmez aylar kapıda diyebilirim,Rabbim bu güzel mevsime ulaştırsın inşallah hepimizi hayırlısıyla..
Eylül Ekim Kasım ayları hem daha dingin hem doğanın giysi değiştirdiği,rengârenk cümbüşlerin gözlerimizi şen ettiği aylardır..
Sonbaharın sevgilisi çoktur,gidiş ve bitişlerin en güzelidir sonbahar mevsimi..
İmzaların en güzelini doğa atar şüphesiz,serinlik insanı mest ediyor yağmurlar bile büyük bir heyecanla karşılanıyor,herkese güzel bir sonbahar mevsimi dilerim ben de..
Elimdeki son kitap hakkında yazmak istedim bugün,epey vaktimi alan bir yayın oldu görüşlerinizi eksik etmemenizi nerdeyse rica edeceğim bu yüzden :)
Kitap okuma eylemi yoğunlaşıyor yavaş yavaş,mutluluk ve heyecanım da artıyor böylece..

Bu senenin başından beri sırayla okuduğum kitaplarım:

Koku
Katre-i Matem (ilgili yayın hazırlanacak)
Şah ve Sultan (ilgili yayın hazırlanacak)
Suç ve Ceza

Okuduğum kitap sayısı benim için oldukça tatmin edici,kitap sayısından çok okunan kitapların da önemi var,yani ne kadar okuduğum değil ne okuduğum ve okuduğumdan neler biriktirdiğim neler öğrendiğim,bana neler kattığını da göz önünde bulunduruyorum.
Popüler olan kitapları okumayı pek sevmiyorum açıkçası yani yeni çıkanlardan sayenizde haberim oluyor ama pek ayrıntılı yazan arkadaşların kitap yorumlarını okumayı tercih etmiyorum,bu durum benim için filmler için de geçerli.
Konuyu tam bilmek istemiyorum çok fazla ipucuna da gerek duymuyorum,kitap özellikle benim için keşif yolculuğu gibidir.
Ben o yola çıkarken yolu tam olarak tarif etsin istemiyorum kimse.
Hem yazarın kalemini hem de kitabın türünü okudukça bilmek istiyorum.Yanımda bir süreliğine bile olsa olacak olan bu dostu yavaş yavaş yaprak yaprak tanımak istiyorum.
Yazarın kaçıncı kitabı olduğunu bile bilmek istemiyorum,nerede doğduğunu kim olduğunu da.
Sadece kalemini istiyorum,iç dünyasını veya anlatılan dünyanın içine hikayenin iliklerine dalmak istiyorum.
Elbette yazarların kimliği ve hayatı ile ilgili merağım mevcut ama bu merağımı kitabı okuduktan sonra tatmin etmeyi tercih ediyorum.


Kürk Mantolu Madonna arkadaşlar..
Dün son sayfalarını güneş batmak üzereyken bitirdim.
Kitap hakkında bilgi vermek istemiyorum hele konusu hakkında hiç.
Çok okundu çok sevildi hakkında çok fazla şey yazıldı çıktığı yıl.Yine o yıl hediye olarak bana gönderilmiş ama popüler olan bir çok şeyin bana soğuk gelişi kitabı okumama sebep oldu.
Kitabı çok sevdiğim birine hediye ettim sonunda,kendisine okuyup okumadığını beğenip beğenmediğini sorduğumda;çok güzel bir kitap olduğunu söylediğini hatırlıyorum.


Bayramın 1'nci günü oğlumla Frankurta gitmeye karar verdik.
Başbaşa biraz dolaşıp öğle yemeği yedik.
Oldukça hareketli bir zamana denk geldik,iş dünyasının cafe ve lokantalarda öğle yemeğini masa ve sandalyeleri sokak kaldırımlarına kadar taşırarak yediğini gördük.Cıvıl cıvıl bir gündü,sıcaktı,kalabalıktı hayat doluydu her taraf..fotoğraf çekmeye çekindim,insanlar rahatsız olabilirdi hatta birileri gelip itiraz bile edebilirdi,bu riski almaya gerek yoktu kısaca.
Frankfurttan kitabı satın aldım,ilk fırsatta da okumaya başladım,baştan sarmıyor gibi geldi ama ince bir kitap nasılsa bir iki güne biter deyip biraz azim göstermeye ve bunca övgü gördüğüne göre elbette okuyup hakkında bir fikir oluşturmaya niyetlendim.
Okumuş oldum,duygulandım hatta son sayfalarında beynimden vurulmuşa dönmüş gibi oldum,evdeki herkesi unuttum hava serinlemişti onun bile farkına varamadım..
Bir türlü sevemediğim okumayı reddettiğim bir kitaptı benim için..tekrar itiraf ediyorum.
Kuyucaklı Yusuf kitabı da elime gelmişti Türk Kitabevi'nde,hatta bana daha samimi geldi bile diyebilirim adı gereği ama Madonna'ya öncelik tanımak istedim.

KÜRK MANTOLU MADONNA KİTABINDAN ALINTILAR VE SÖZLER

*Beraber yürüdüğümüz zamanlar yanımda gidenin bir insan olduğunu bütün kuvvetimle hissetmiyor muydum?

*Bir ruh,ancak bir bedeni bulduğu zaman ve bize,bizim aklımıza,hesaplarımıza danışmaya luzüm bile görmeden,meydana çıkıyordu...Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya,-ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.O zaman bütün tereddütler,hicaplar bir tarafa bırakılıyor,ruhlar birbirileriyle kucaklaşmak için,her şeyi çiğneyerek,birbirine kavuşuyordu.

*Yaşamak,tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek,hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak;herkesten daha çok,daha kuvvetli yaşadığını,bir âna bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak...

*İnsanlar birbirilerinin maddi yardımlarına ve paralarına değil,sevgilerine ve alakalarına muhtaçtırlar.

Bu kitabı neden okumalıyız?

Bazen bir yaşanmışlık bütün hayatımıza mal olabiliyor,bunu anlamak için okunabilir.
Bazen bir insan bütün hayatımız olabiliyor bunu da fark etmek için okunabilir.
Hayatımızdaki seçimlerimizin yaşam boyu bizi nasıl etkilediğini görmek için okunabilir gibi çok önemli nedenler sıralayabilirim.
Bazen gerçekten gereğinden çok şey istediğimiz için mutlu olamadığımızı anlamak için okunabilir.
Bence bütün nedenler çok iyi :)

Frankfurt demişken:






Tatilden döner dönmez elimde sürekli bir kitap oldu,geçen yıla nazaran bu sene daha çok kitap okuma fırsatım oldu,kızlarım da büyüdükçe ev daha sakin oluyor,onlar oyun oynarken ben onların yanında kitabımı okuyabiliyorum hatta fark ettim ki kitap okurken aynen namaz kılarken gösterdikleri hassasiyeti gösteriyorlar.


Bölmemek için biraz durup düşünüyorlar,bölecek gibi oluyorlar ardından kendileri çare üretmeye girişiyorlar.Bir tek Kemal (evin kedisisisi) aynı şeyi yapmıyor,ilgi her canlı için gerekli demek ki,biraz başka bir şeye yöneldi mi insan çevre hemen ilgi istemeye başlar bulamayınca da bazen saldırılara  uğrayabiliyor insan bkz:Kemal style..

Kürk Mantolu Madonna'nın ardından elimde İskender Pala'nın Mihmandar kitabı var.
İskender Pala kitapları hakkında yazamama gibi de bir sorunum mevcut :) dilerim yazabilirim,bir parça bile olsa bu güzel kitaplar hakkında bir şeyler düşünüp paylaşabilirim.


Bu yıl okuma yılı olacak gibi görünüyor,sabahları çocukalr okula gittikten hemen sonra eve uğramadan kahvemi alıp parka gidiyorum.
Belediye çalışanları ve köpeğini gezdirenler dışında kimsecikler yok.
Kuşlar sabahların ilk saatleri olduğundan yiyecek derdindeler böylece bolca kuş sesi duyorum bolca kuş görüyorum..
Kızlarımı okuldan alana dek parkta oluyorum,okuyorum düşünüyorum rahatlıyorum dinleniyorum..ardından gün kaldığı yerden devam ediyorum.
İskender Pala'ya sarmış durumdayım bir kitabını okuyup başka bir yazara geçerek mola veriyorum sonra yine bir kitabını alıyorum elime.Çok farklı bir tarzı var bana göre,Od kitabını da tekrar okuyup onun hakkında da yazmak nasip olur inşallah.Her kitabı farklı oluyor aynı yazarın kaleminden çıktığını hissettirmemesi de onu gözümde daha da kıymetli kılıyor.Hem bilindik bir yazar ama her seferinde sanki başka bir kalemi okur gibiyim,yabancılık hisettirmiyor kısaca.


Kitaplarla tekrar barıştığıma,okuyup heyecan duyuşuma,kendimi bambaşka bir alemde unutuşuma seviniyorum.
Benim gibi olanlara giderayak bir güzel video da bırakmak istiyorum..kitap vefası bitmeyen bir dosttur,tozlanır yaşlanır sitem dökülmez dilinden,sabırla beklemeyi en iyi o biliyor heralde.


Gününüz hayrolsun,sevgilerimle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

27 Ağustos 2018 Pazartesi

Film:Koro-The Chorus-Les choristes


Koca bir Pazar gününü evde geçirdim dün.
Bitmek bilmedi.
Oysa hava ne soğuk ne sıcak tatlı bir serinlikteydi..
Kahvaltımız geç yapıldı ve ardından küçük ama her bakışımda etkisi büyük olan ütülenecek çamaşırlar dağını göğüsledim..


Son zamanlarda sevgili Handan'ın yaptığını yaparak güzel bir film eşliğinde bu pek de güzel olmayan işi bitirmek istedim..
Kitabın alıntılarından yola çıkarak Şeker Portakalı veya Uçurtma Avcısı'nı izlemeyi düşündüm ama henüz erken saatlerde hem de çocuklar evdeyken böyle ağırımsı ve duygusal yönü ağır olan bir filmi tek başıma daha sessiz bir ortamda izlemenin daha doğru olacağına karar verdim,duygulanır muygulanırım falan Pazar günü girilecek ruh hali değildi..
Deep'in çok güzel film seçkileri serisi vardır,takip edenler mutlaka görmüştür,birazcık oradan bir kaç filme baktım ama aradığım türde bir filme denk gelemedim..
Film önermesi için özelden yazmayı bile düşündüm,kadın sen de!
Pazar Pazar meşgul etme çocuğu,kalkar şimdi sana özene bezene tam bir liste gönderir de vicdanen rahatsız olursun dedim kıyamadım,yazmadım böylece.Ancak,bloğunda bu tür filmler varsa veya bu tür filmler içeren bir yayın hazırlarsa çok çok mutlu olurum.
Onun zevkine gözüm kapalı güveniyorum.
Sevgiler can*


Ütülenmeyen şey kalmasın eylemimden puslu bir kare de eklemek istiyorum filme geçmeden evvel.
Çünkü çok emek verdim,ondan :p
Şu daracık dolapta yazlık kışlık,günlük okulluk Bahar ve Zeynep hanımlar diye minik notlar yazarak gruplandırılma durumu da mevcut ancak bu kadar puslu oluşundan tabii ki görmemeniz gayet normal gözlerinizde bir sorun aramaya kalkmayın yani bilerek net çekmedim :)


Diyeceğim şu ki;güzel bir film buldum ve öyle güzel bir filme denk geldim ki,dolapta var olup ütülenmeyen giysileri bile çıkartıp ütüledim..
The Chorus-Les choristes (Koro)Fransız yapımı olan filmin konusu yatılı bir okulun afacan bir o kadar da asi çocukları.
Savaş sonrası zor yıllar,zoruklara ve yaramazlıklara rağmen bu çocukların iç dünyasını aralamayı başaran bir müzik hocasının gayreti var.
Kısa kısa olabildiğince anlaşılmayacak şekilde anlatıyorum :) izleyin istiyorum.
Duygusal bir film,çocuk dolu bir film,umut da içerir,cinsellik yok açık sahneler yok tam bir aile filmi de diyebilirim..

Filmden bir kaç kere de derledim:


*ve neden dünyada mutlaka her güzelliği yok etmek isteyen insanlar var?
diye düşündüm..


*ne olurdu herkes olabileceği en iyi şey olabilseydi ve ne olurdu bu en iyi olan yönümüz toplumu etkileyip daha da güzel daha yaşanır hale getirseydi hayatı?


Bu sıcacık ve güzel filme zaman ayırın,duygulanın düşünün tekrar hatırlayın bazı şeyleri derim ve kıyaslayın arzu ederseniz eski zamanları günümüzle.
Bu film azim,dostluk,merhamet ve dayanışma içerir.


Filmi izlemek için BURAYA tıklayın.
Buna benzer film önerileriniz varsa lütfen yorum kutusuna yazın olur mu?..

İyi seyirler dilerim..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

17 Ağustos 2018 Cuma

Gece Balıkçıları


Allah bazen çok dar alanlarda bazen çok havasız yerlerde bazen çok sıkıcı durumlarda düşündürür insanı.
Kimi zamansa daha geniş alanlarda daha ferah ortamlarda veya yarattıklarının en ihtişamlı olduğu anlarda düşündürür.
Doğa,orman,deniz bahsetmiş olduğum bu geniş alanlardan bir kaçıdır ve insanın görmeye en alışkın olduğu ortamlar olmasına rağmen kendini tam da bu dünyanın bir parçası olarak hissettiği güzel yerlerdir..



Yaz tatilinde balık sevdalısı olan eşim ve teyze oğullarıyla birlikte gecelemek ve gece balık tutmak için denize gittiğimizde onların hazırlıkları ve balık tutma süresince hissettiğim duygular henüz rengini de tazeliğini de kaybetmedi.



Akşam vakti gidilen deniz kıyısında gün bize çok güzel bir gün batımı ile veda etti..gecesi nemli,sivrisinekli ve oldukça sıcak geçti..gece boyunca balıkçılarımız balık tutmaya çalışırken büyüleyici bir mehtap saatlerce gözlerimin önündeydi..
Kalamların hazırlığı ve dikilmesi,yemlerin paylaştırılması,kalamların ucuna asılan minik zillerin arada bir çalması balıkçılarımızı heyecanlandırmakla beraber bizi de bu serüvene ortak etti..
Çocukları zar zor uyuttuktan ve sayısız sivrisineği öldürdükten sonra denizin kenarına gidip öylece kalkaldım..


Bir dünya daha yok,dünya gibi başka bir gezegen yok..
Herşey o kadar güzel ve kusursuz olmasına rağmen insan neden Allahın koyduğu sınırları aşmak istiyor,düzeni değiştirmek veya kendince farklı bir sistem kurmak istiyor,anlamıyorum..



Buradaydım ve bu anı içimde bir yerlerde belki ahşap bir kutunun içinde veya denizin neminden dolayı şişmiş ve sıkışmış bir çekmecenin içinde ya da tutmadığım bir not defterinin yaprakları arasında saklamak istedim..
Bu gibi anları kaybetmek istemiyor insan,bir şekilde canlı kalsın istiyor.
Hayatımın bazı anlarını capcanlı sürekli benimle olacak şekilde kalmalarını istiyorum.

Şimdi,Avrupa'nın göbeğindeyim,ne denizim var ne tuzum ne nemi var ne mehtabı ama bu anları hatırladıkça o gecenin serinliği o suyun sıcaklığı o nem hatta o sivrisinekler bile gülümsetiyor..
Elimde hiç bir şey kalmamış olsa bile,hatırası var ya işte deyip mutlu oluyorum..mutlu oldukça da önümdeki ayların çabuk geçmesi için içime bir sabır yerleşiyor..sanki,bu güzellikler burdaki yoksunluğu veya bu güzelliklerden uzak oluşumu biraz kolaylaştıracak gibi bir avuntu haline bürünüyor..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Edirne Pazarkule


Bir günlük gezi için Edirneye gittik çocuklarla..çocuklarım henüz buraları görmemişti biz de özlemiştik dolayısıyla bize yakın sayıldığı için yola koyulduk..Edirne hakkında ne yazılsa az ve yetersizdir..



Ülkeye girişimizi Pazarkule'den yaptık bir çok tatilci gibi diyeyim,Almancı demek istemiyorum diyenleri de kınarım buradan.Demeyin öyle kırıcı oluyorsunuz.
Kimileri yürüyerek hudut kapısını geçiyordu.Kimileri araçlarıyla.Kapıda biraz bekledik ama çok kısa bir mesafe olduğu için oldukça keyifliydi diyebilirim..etrafta tavus kuşları da bize eşlik etti,onları görmek güzeldi..Askeri bölge olduğu için fotoğraf çekmek yasaktı.

 

Kısa bir süre sonra Selimiye tüm ihtişamı ile karşımzıa çıktı..onu görmek güzeldir her zaman..



Kısa bir mola biraz kahvaltı bir çay içip dolaştık..kalabalıktı,insanlar alışveriş telaşı içindeydi..Yunanistandan gelen çok sayıda turist vardı ve her yer cıvıl cıvıldı..


Edirne Kapalıçarşı
Bu çarşının çıkışı camiye ulaştırıyor sizi hemen çıkışta çok tatlı dilli ellerinde minik kolyeler olan şahıslar karşılıyor sizi..amaçları ne size bilgi vermek ne de tatlı dille karşılamaktır,amaçları size bu kolyeleri satmaktır.
Bize de sattılar.


Mimar Sinan'ın eserleri her daim muazzamdır..Selimiye Camiisi de öyledir şüphesiz..


Günlerden Cumaydı ve Cuma namazı kılındı..








Selimiye Camiisi Dünya Mirasları listesinde de yerini almaktadır.


Bu karede bir parça abi kardeş sevgisi yer alıyor..
Çocuklar da dünya mirasıdır :)


Çevre düzenlemesi için çalışmalar başlatılmış..yapılandırma ve restorasyon izlerine rastladık..


Ben kanun dedim çocukalr top dedi..evet bu bir top yanındaki de Mimar Sinan..Allah Ondan Razı Olsun!..

Hey Gidi Koca Sinan..


Bir dünya güzeli..



Berber Asan'ın dükkanı..


Berber Aan'nın ta kendisi :))


Meşhur arnavut ciğeri yendi,lokantadan fotoğraflar çekildi..öyle meşhur bir lokanta ki adını unuttum :)



Türkiye'nin en küçük ağasının kıyafeti..


Camii içinden kareler..


Çok hızlı geçti..bir günlük geziler genelde hep böyledir.
Hayır,tadını çıkaramıyorsun sürekli fotoğraf çekiyorsun,geride kalıyorsun ve beraber yürüdüklerini kaybediyorsun.


Telefonun olmuyor arayıp da bulamıyorsun..sana garip garip bakanlar oluyor,çaktırmadan çekmek istediğin fotoğrafa sokulanlar yer almak için girişimlerde bulunanlar oluyor(üst karede böyle bir şahıs mevcut!!!)..
Çantanı kollamak zorundasın,hırsızlık peşinde olanları aklından çıkartmıyorsun,arada bir objektif değiştirmeye çalışıyorsun,çantanı kapatmayı ihmal etmiyorsun..defalarca böyle tedbir içinde geziyorsun işte..
Demek istediğim gerçekten geziye gidecekseniz ya fotoğraf çekmeyeceksiniz ya da bir kaç günlüğüne gideceksiniz..

Sevgiler..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI