18 Ekim 2021 Pazartesi

Hastane Avlusunda


 

Annem ''Baban yolda yürürken birdenbire dizleri çözülüp yere yığıldı'' deyince benim de dizlerim çözüldü sanki.

Konuşma esnasında bir yandan annemi sakinleştirmeye çalışırken bir diğer yandan da babama ne olduğu yönünde senaryolar kurup duruyorum kafamda.

Acaba beyin kanaması mı geçirmişti yoksa şekeri mi yükselmişti birden bire nasıl yere yığılır,kan değerleri normaldi şekeri tam dengeli seviyelere ulaşamasa da genel anlamda iyiydi son zamanlarda..

Alelacele hazırlanıp arabaya atladım bir yandan da elimde telefon ambulans arayıp hattın diğer ucundaki kişiye evin tam konumunu izah etmeye çalışıyorum,gergindim üzgünüm korkuyorum,10dk sonra annemin evindeydim.

Ellerini birbirine kavuşturmuş kapıda karşıladı beni annem,eşim yurtdışındaydı babasının durumunu tam bilmeden haber vermek paniğe kapılmasını istemedik,ambulansı bekleyip ilk müdahalenin ardından kendisini aramaya karar verdik..

Ambulans gelince sordukları ilk soru ''ateşi var mı'' yönündeydi.

''Evet,hafif bir sıcaklığı vardı'' ancak yüksek ateş sayılmayacak orandaydı.

Azıcık ateşi olmasına rağmen ambulans personeli araca dönerek korona hastaları sevkiyatında kullanılan özel üniformaları maskeleri ve yüz koruma aparatlarını temin ederek geldiler.

Evin içine girdiklerinde babam yalvaran gözlerle bize anında değişen bakışlar bu sefer korku dolu ambulans personeline bakıyordu..

Ateşini ölçtüler gün boyunca neler yaptıklarını sordular ardından bir takım tipik sorular.

Ambulans aracından sedyeyi çıkartıp babamı biz dahil dört kişi olmak üzere sıkıntılı bir şekilde sedyeye aktardılar.Annem gözyaşları içinde endişe dolu bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Ambulansa binmemiz o aracın içinde gitmemiz yasaktı ancak kendi aracımız ile arkalarından hastaneye gidebileceğimizi söylediler..hava gitgide kararıyordu.

Yol boyunca ambulansın arkasından gitmeye çalıştım bazı trafik ışıklarını kırmızı ile geçtim (ambulansı takip edebilmek adına) annemin gözyaşları akmaya devam ediyordu.

Üç çocuk yedi torun sahibi annem kendini yalnız ve çaresiz hissediyordu.Sakinleştirmeye çalıştım bir yandan da biraz mantıklı karşılamaya çalıştık olayı.

İnsandık,hastalanabiliyor fenalaşabiliyor hatta ölebiliyorduk.Her biri Allah'ın takdiriydi,sabırlı ve sakin kalmak için birbirimize tavsiyelerde bulunuyorduk.

Hastaneye ulaşınca babamı içeriye alıp dışarıda beklememizi söylediler.

Korona hastaları için özel bölüme aldılar babamı,annemin de benin de bundan dolayı endişelerimiz daha da arttı.

Babam şeker hastasıydı yaşıdı biraz ilerlemişti,son aylarda işittiğimiz senaryoların kimisi doğru kimisi yarı doğruydu.Hastaneden korkmuş insanların içinde biz de vardık.Böyle bir hal içinde babam ile ilgili ilk haberleri beklemeye koyulduk.

Gidenlerin çoğu küçük bir şikayetle evinden çıkıp geri dönmedi çünkü..Ambulans şöforü çok eski bir arkadaşım çıktı.Bir başka hastayı almak için hastanenin ana girişinin çıkışında ambulans aracının camını indirerek ''endişelenecek bir şey yok'' diyerek hafifçe tebessüm edip içime su serpti.

Bir takım tahlillerin yapılması gerekiyordu onların sonuçlarını beklemeliydik bundan önce de korona testinin sonucu da vardı merakla beklediğimiz..gece gitgide derinleşiyordu hastanenin bahçesinde bulunan araçların sayısı azalıyordu.

Hastane dağın eteklerinde konumlandırılmıştı böylece akşamları hafiften bir sis çöküyordu,korkumu ve kafamdaki senaryoları azdıran..

Babama ne olacaktı..annemle her tür ihtimali konuşuyorduk annem mantıklı ve soğuk kanlı çok görmüş çok geçirmiş biridir..''her hali babasına benziyor sanki anne'' dediğimde annem düşünmeden ''aynı..'' cevabını vermişti..

''Anne babam için elimizden geleni yapacağız gücümüz yettiği kadar yardım edeceğiz,gerek maddi gerek manevi anlamda burdayım burdayız ''..sürekli tekrarladığım cümleler olmuştu..ama annemin aklı belli ki başka bir şeye takılmıştı..

''Herşey anne herşeyi yaparız babam için..sessizlik,en kçtü ihtimali göz önünde bulunduran cümleler kurmaya başladı dillerimiz..eller birbirine kıtlendi,sisli lambaların ışığı altında gözler tekrar yaş dökmeye..''ama anne bizim yapabileceklerimiz bir yere kadar,insanız faniyiz,bu alemde gereken bir çok şeyi üstlenip yapabiliriz açıkta kalan borcu varsa öderiz helalleşmesi gereken kişiler varsa vesile oluruz ancak kılınmayan namazları ile ilgili yardım edemeyiz.ona bu konuda yardımcı olamayız..'' dediğimde annem derin bir ah çekti..

''Ah,ben ona defalarca yardım ederim,namazını bırakma demiştim..'' dedi..namazlarını ihmal etti sonra da tamamen bıraktı oysa abdest alımında da seve seve yardım ederdim oturduğu yerden kılabilirdi namazlarını'' dedi..

Pişmanlığı vardı annemin neyle ilgili olduğunu bilmediğim bir pişmanlığı oysa annem gayretli çalışkan ve hafiftir..her şeye koşar üşenmez herkese yetişmeye çalışır..

''O konuda ne yapılabilir bilemiyorum annecim''dedim..

''O hesap babam ile Allah arasında..Rabbim iyilik nasip etsin bizimle eve gelmesini nasip etsin tekrar konuşursun tekrar ikna etmeye çalışırsın'' diyerek avutmaya çalıştım ama aklım buna saplanıp kaldı..

Gerçekten biz bu konu hakkında babama nasıl yardım edebilirdik,üzerinde var olan namaz borcunu nasıl ödeyebilirdik..

Ödenmeyen sadece kul ile Allah arasında olan bu hesaba nasıl müdahale olabilirdik..

Babamın sağlık durumu yanısıra bunu da iç çeke çeke düşünmeye başladık.

Çünkü ikimizde biliyorduk ki bu hesap Allah ile babam arasında,ne torpil ne sadaka ne de başka bir şey yardım edebilirdi ona..

Dualar ettik,niyetlere girdik..gözlerimizi babamın bulunduğu hastanenin bölümüne diktik..

Doktoru defalarca arayıp durumu hakkında bilgi edindim..babam iyiydi bizimle eve gelebilirdi..

Geç saatte babamı da alarak evin yolunu tuttuk.Nöbetçi eczane bularak doktorun verdiği ilaçları alıp eve ulaştık..ama aklım her annemle yapılan namaz ile ilgili konuşmada kaldı..

Ne yapabilirdi?..

Biz ne yapabilirdik?..

Böyle bir borç ile Allah'In huzuruna çıkan insana kim nasıl yardım edebilirdi?

Babamın mevcut fiziksel sorunları dışında bu sorun da canımı sıkmaya başlamıştı..çünkü bizim elimizden gelenler ortadaydı..babamın kul olarak yapamadıkları gibi..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

17 Ekim 2021 Pazar

Mahcubum


Sana,en gelişmiş mikroskop ile dahi görünemeyecek derecede küçülmüş bir hücre gibi sesleniyorum..

Mahcubiyetimden dolayı.

Belki de hücreden biraz daha küçüğüm karşında.

Mahcubum.

Saniye saniye dakika dakika hareket eden ne varsa,toprağın altında çatlamaya yüz tutmuş bir tohumun kabuğu,kanatları yavaş yavaş renklenmeye başlayan bir kelebek,kalbi daha yeni çarpmaya başlayan bir bebek,ağaçtan ayrılmak için son raddeye gelmiş bir yaprak,dünyaya dokunacak yağmur damlasının ürkek bir o kadar da güvenli heyecanı içinde..

Mahcubum..

Ufukların başından sonuna kadar.

Yaradılan ilk insandan son insanın nefesleri adedince seni zikredesim var..

Şükretmeye büyük bir niyete giresim..

Sensiz geçen her anı kayıp,zarar ziyan sayasım..

Yüreğime geçip sevmediğin ne varsa her birini yine yüreğimin en karanlık en kimsesiz köşesinde boğarak yok edesim var..

Mahcubum..

Binlerce renklerin karışımı içinde ve her birinin sayısız tonları ötesinde hissediyorum seni.

Esen yelde,yağan yağmurun rahmet kokusunda..

Mevsimlerin geçisinde durmadan değişen manzaraların,şekillerinin asla aynı olmayan bulutların arasında önünde ve arkasında hissediyorum seni..

Kendimi unutmuşluğun kıyısında oturup gözyaşlarımın avucuma damlayışını izlerken bile..

Mahcubum..

Bir ses var,sessiz..renksiz belki ama bu ses her yerimi sarmaya muktedir.

Beynime ciğerlerime oradan ruhuma canıma kadar tırmanıp tırmanıp kalbimde tanımlayamadığım bir yerin zirvesinde oturup Senden daha kudretli daha mükemmel görünmediği halde varlığını güçlü bir nezaket ile hissettiren birinin olamayacağını söyletiyor kalbime..

Mahcubum..

Bu dünyadan iki çıkış kapısı olduğuna inanıyorum.

Birisi topraktan diğeri ise gözlerimi her kapayışımda ufukların sonsuzluğu ipine tutunarak gidemeyeceğim uzaklara kadar gidip,bilmediğim ama asla yabancı olmayan duyguların kelimeleri ötesinde bir alemin içinde..yani,tam ortasında ruhumun..

Mahcubum..

Sen dışında bu ana dek dökülen gözyaşımın tam sayısını bilen yok.

Aldığım nefeslerin tam sayısını bilen yok.

Göz kapaklarımın kaç kez tam olarak açık kapandığının sayısını bilen yok..

Sen biliyorsun..Sen bilirsin,şüphem yok.

Sadece benimkilerini değil üstelik,hayvanatın ve tabiatta bulunan,ağlayabilen her canlının gözyaşı sayısını tam olarak bildiğini bilirim..dünya üzerinde bulunan tüm sahillerdeki kumtanelerinin sayısını bildiğini bildiğim gibi.

Canımın en kavurucu acılar ile yandığı o anlarda sayıkladığım ''Anne..veya Rabbim..'' yakarışlarının sayısını bildiğini de bilirim..evimin merdivenlerini kaç kez çıktığımı,üç çocuğumu tam olarak bu geceye kadar kaç kez öptüğümü kaç kez süt ısıttığımı kaç kez karnımda hareket ettiklerini ve dahasını dahasını bildiğini de bilirim..

Mahcubum..

Kaç kez yutkunduğumu kaç nefes aldığımı kaç kez nefes verdiğimi bildiğini bilirim bununla beraber alınan nefesin verilmediği veya verilen nefesin yenisi Senin tarafından hediye edilmediği takdirde ne olacağını da bilirim..

Mahcubum..

Beynimin hafızamın birikimimin farkındalığımın çıkmazında dolaştığım şu anda bile yüceliğin karşısında şaşırtıcı bir şekilde gurur doluyum,gurur doluyum..

Mahcubum..

Ya Rabbe'l Alemin..

Mahcubum..

Bağışla beni..

Derinliklerdeyim şimdi..gözlerimin gördükleri kalbimin müsaade ettiği miktarıncadır.Bambaşka bir alem bu ya Rabbi,renkleri solgun bir alem hareketi az değişimler birbirinin aynısı sanki..

Bir derinlik ki beni çağırdığını bile işitemiyorum bazen.Çok uzaktan duyuluyor çağrın.Bir duvar mıdır sesinin bana ulaşmasına engel olan yoksa duvardan daha kalın bir şey midir bilmiyorum..

Yık onu Rabbim..

Buraları sevmiyorum,korkutuyor beni..Senden uzakta tutuyor beni..Gitgide ışığım azalıyor,azıcık görünenler de gerçek dışı gibi..

Mahcubum..

Buralardan kurtar beni Rabbim..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

12 Ekim 2021 Salı

Hiç Kimse Olmadığım Yerde




Bu sabah böyle görünüyordu şehrim..
Kaygısız sakin içten..

Bugün hiç bir acı yaşanmayacak gibi hatta daha evvel bu topraklarda hiç kimse acı çekmemiş gözyaşı dökmemiş kadar kolay görünüyordu hayat..her ev mutluydu her çatının altında çocuk cıvıltıları vardı her biri sütünü içerek annesine babasına sarılarak uyanmıştı sanki.Her evin penceresi,kapısı umuda açılmıştı sanki..



Kimsenin ödeyecek faturası yokmuş gibi, tahsilat şirketlerinden aranacak kimseler yokmuş gibi,sobalar yanıyor bacalar nazlı nazlı tütüyordu..ne güzel bir hayal değil mi?..insanın yüreğini gülümseten türden..ancak gün herkes için dünyanın hiç bir yerinde bu şekilde başlamıyordu ne yazık ki..

Kaygısız yer olmadığı gibi kaygısız geçen gün veya insan da yok dünyada..çatı sayısı kadar dert ve hatta insan adedince keder içeriyor bu dünya.

Çünkü burası dünya ..

Dünya..

Kimse bize burada hiç bir sıkıntı çekmeyeceğimize hayatımızın mutlu ve kusursuz olacağına dair bir söz vermedi..

Her sabah insanların imtihanı başlar..benim için de bu böyle,istediğim yere bedenen gidemiyor ve bunu kedere dönüştürmek üzereyim belki de,olmamalı böyle..dolayısıyla bedenen değil kalben bakmaya karar verdim buralara,bu algıyı değiştirmek istiyorum çünki..bana yakışmayan bir elbise gibi bu algı,üzerimden çekip atmak istiyorum çünki.

Sevsem de sevmesem de,tutkuyla bağlı olsam da olmasam da bulunduğum yere.

Buraya çıktıysa yolum şimdilik benim için en iyi yer burasıdır demek.

Gün zorluklarla geçiyor.

Bitip tükenmek bilmeyen bahaneler ile geçiyor..an geliyor,geçemiyorum bulduğum bahanelerin içinden,gözümde çok büyüttüğüm için de sığamıyorum onların içine..görmüşlüklerimi hatırladıkça ikna edemiyorum kendimi..

Ben bunu yüreğime nasıl giydireceğim şimdi?..bana yakıştırmadığım bir şeyi nasıl hayatım belleyeceğim sorularıyla gün boyunca savaşır dururum..ama öyledir durum ve algı değişmeden yaşadığım yer hele ki burdaki düzen,kültür,alışkanlıklar insanlar değişmeyecek..

Ben değişmeliyim birileri değişsin diye kimseyi ikna edemeyeceğimi de biliyorum..belki de kalbimin bu inadını kırmak için onu küçük çocuk gibi azarlamalıyım..bambaşka işler açmadan başıma..

Güzel şeylere odaklanmaya çalışıyorum,zor olsa da güzel şeyleri fark etmek için zorluyorum kendimi..
Bak,diyorum
Bak ufuk karşında,uçsuz bucaksız noktalara kadar ulaşabiliyor gözlerin..
Peki bunun için bir şeyler yapmak gerekmiyor mu bugün?



Dün ve bugün çok güzel yağmur yağdı buralara,buna epey yoğunlaştım mesela..öğle vakti güneş kendini gösterecek gibi olmuştu,gün ortası yine kendimi ikna çabaları içinde boğuşurken yakaladım..

Olmuyor ama böyle..bak bu koca diyar senin için değişemez hadi diyelim ki değişse de hemen değişemez..yavaş yavaş gelir o değişim ancak belki senin ömrün yetmez,göremeye de bilirsin...

Fazla kafana da takmamalısın bu kadar,böyle değil,seni içine alacak kadar değil,istemediği halde sana muhteşem görünen diyarlarda da yaşayan mutsuz insanlar var..oralarda da herkes mutlu değil.

Belki de senin yaşadığın yer onların gözünde küçük bir cennet ..olamaz mı?..yukarıdaki fotoğrafta görünen o ağaçlar muhteşem değil miydi mesela?,her dalında yağmur damlası var bak!

..rahmani bir ışık kondurulmuş sanki her dalın ucuna..büyüleyici  değil mi?..bakmaya doyamadın dün,şimdi de bakmaya doyamıyorsun değil mi?.



Konuştum konuştum konuştum kendime..kâh azarladım bir abla gibi kâh şevkatle avuttum kendimi..

Azar mı iyi geldi doğaya kaçmak mı bilemedim,muhtemelen doğa iyi geldi.

Doğada geçirdiğim saatler hiç bir zaman boş zaman kefesine koyduğum zaman türünden değildir..çocuklarımla geçirdiğim zamana benzeriyorlar çünkü,yüreğimin bir tarafını doyuruyor sanki..ben hiç bir şey söylemeden içimdeki çatlakları görüp onarıyor sanki..



Doğadayken hiç kimse değilim..



Seyirci dahi diyemiyorum kendime..çok karışık olsa bile içim şimdiki gibi,onu bile fark etmiyorum içinde.
Hiç kimse olmadığım bir yerdeyim .

Hiç kimse hiç bir şey olmak zorunda olmadığım yerdeyim.

Doğadayken..
Kimliğin sorulmadığı yerdeyim.
..ve böylece bir kaçış yerim olduğu için,kendimden bile sıyrılabildiğim için ne edip daha ne söyleyebilirim..
Şükür çok şükür..
Nefsim bunu beğenmese de zaman zaman,ben yine aynı duayı tekrar edeceğim..

''Hayretimi artır Allah'ım''..







O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Ekim 2021 Cumartesi

[Belgesel] Koleksiyoner


Tesadüfen reklamına denk geldiğim Koleksiyoner serisinden Mutfak Gereçleri koleksiyonerliği yapan tatlı bir bayana denk geldiğim gün bu serinin ailece izlenip farklı bakış açıların varlığına tarihin belki de az bilinen yanlarına şahitlik edeceğimizi bilmek beni heyecanlandırmıştı..bir çok şey gitgide zaman içinde değişime uğrayıp veya tamamen kaybolduğu dünyanın bu zaman diliminde böylesine güzel bir yapımın oluşu harika bir şey.

Bu seriyi izlemek zamana yolculuk eski hayatların içine girip biraz orada yaşamak gibi bir duygu.

Koleksiyonerlerin kendileri için bir yaşam tarzı dedikleri özel parçaları biriktirme çabaları,objelere sahip çıkma hassasiyeti,bakımları ile ilgilenmenin tutkulu yanlarını dile getirerek bu serüvenleri izlemek keyif veriyor.

Bazen tüketici toplumun ortadan kaybolduğunu bile hissedebiliyorum..daha önce hiç duymadığım kelimeler ve bunların ne anlama geldiğini ne kadar farklı dünyalar olduğunu görmek beni heyecanlandırıyor bir yandan da ne kadar kısıtlandığımızı ufkumuzun teknolojinin de katkısıyla (kaçınılmaz olan)kısıtlamanın gerçekliğini gösteriyor..

Eskiler sanki zorluklarına rağmen daha renkli daha zevkli daha anlamlı bir hayat yaşıyordu izlenimini veriyor..

NÜMİZMATİK

FİLATEL

ŞARNİYEL

Bir çok koleksiyon özel galerilerde yer alıp sergilense de bazıları da müzelerde sergilenmekte ve Türkiyede bulunmaktadır..yakından görmeyi ne kadar çok isterdim!:.

Daha önce hiç duymadığım kelimeler ve alanlar..keşfedilecek çok şey var aslında dedirten şeyler..bu seriden en sevdiğim iki bölümü sizinle de paylaşmak istedim daha fazlasını TRTİzle'den inceleyip izleyebilirsiniz..

Kolayca ücretsiz abone olup hemen izleyebilirsiniz..TRT''nin harika filmlerine de göz atmanızı kesinlikle öneriyorum canlarım.

Buyrun:

Koleksiyoner 15.Bölüm (izlemek için tıklayın)

Ab-ı Hayat Su Müzesi online olarak incelemek için tıklayın

Kolaksiyoner 61.Bölüm   Mutfak Gereçleri (izlemek için tıklayın)





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

8 Ekim 2021 Cuma

Canını Sevdiğim Kuşlar vol:2


Böyle bir mutluluğu en son 16 Şubat 2018 yine bir Cuma yaşamıştım ilgili yayın burada...SubhanAllah bugün hava bulutluydu dağların üzerine belli belirsiz güzel bir sis çökmüştü,arabayı alıp ormana doğru sürdüm..moralim öyle böyle orta şekerli bir ruh halindeyim zaten canım sıkkındı blogu kapatmaya karar vermişim özel hayatımda bir çok iniş çıkış ve karışıklık mevcut diye düşünürken dağ yollarının virajlarını direksiyonu usulca bir sağa bir sola kırarken çok sayıda uçuşan kuşlar fark ettim..
Hemen arabayı kenara çektim dörtleri yaktım..nereye bakacağımı şaşırdım derdim kederim neydi oracıkta unuttum..arabadan çıkmadan makineyi çıkardım büyük objektifi takarak kuşların fotoğraflarını çekmeye başladım..





Sayıları çok fazlaydı serçeler ağaçkakanlar ve adını bilmediğim bir kaç tür daha..daldan dala konuyorlardı kâh ağaçların arkasına gizleniyorlar kâh meyve dolu dikenli bitkilerden meyve topluyorlardı..arabadan çıkmaya cesaret edemiyorum..ya giderlerse ya rahatsız olurlarsa?...






Bu canlılara bu kadar yakın olabilmek bile büyük bir hediye değil miydi?..içinde bulunduğum orman hediye değil miydi,sararmaya yüz tutmuş ağaçları görmek tefekkür etmek bu ılık havanın ortasında olmak bir hediye değil miydi?..




Orman burnumun dibinde evimin hemen üstünde 5dk'lık yürüme mesafesinde...zenginlik ve hayat dolu bir yer..evet yokuşlu evet virajlı yer yer çok sarp ama orman bu insan eli değmeden Allah tarafından yetiştirilen bakımı yapılan benzersiz bir can damarı bir yaşam kaynağıydı insanlar için..

Arabanın camını indirdim sonuna kadar çok düşük bir hız ile ağaçların arasından geçtim bir yandan da nefes almaya çalışıyorum,sislerin nefesini ağaçların nefesini doğanın yeşilin hayatın nefesini..
Arabayı kenara çektim,dayanamadım..telefonu elime aldım objektif değiştirmek istemiyordum,güzel bir yamaçın kenarında durdum,çektiğim fotoğraf buydu:






Gözlerimin önünden gitmiyor uçuşları hızları çeviklikleri..ne kadar zekiler ve algıları ne kadar açık ve yüksek..arabayı söndürdüm kaldım öylece..dayanamadım indim arabadan..çok uzakta bir ağaçkakan vardı bir ağacın gövdesini yokluyordu gagasıyla belki de delinebilecek en yumuşak yerini tespit ediyordu bilmiyorum ama çok uzaktaydı ..300metre kadar yaklaştırdım objektifi ama yok net bir görüntü elde etmek zordu ona daha çok yaklaşmak ise uçup gitmesine neden olmak demekti..olduğum yerde kaldım..




Nasip ne kadarsa o kadarını göreceksin ki bu kadarı bile muhteşem değil mi?





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Kedi Nasıl Yıkanır?


O kadar şahsına münhasır o kadar keyfine düşkün özel alanına sahip çıkan bir kedidir ki bu bazen bir şey yapmadan evvel onayını almak zorundaymışım gibi hissediyorum kendimi..
Neden mi?..
Şöyle ki;bu kedi asla ama asla insanın kucağına gelip oturan türden değil,canı isterse ama çok isterse gelir başını elinin altına sokar gibi yapar ki sen onun sevilmek istediğini anlayabilesin,sevilmek dedimse öyle doya doya mırıl mırıl bir sevilmek değildir o,belki 2'' hadi bilemedin 30'' süresi olan bir sevilme faslı..
Daha yeni başlamıştım desen de hatta kucağına alıp sevmek gibi bir girişimde bulunsan da zor.
Ön ayaklarını göğüs kafesine doğru uzatarak güçlü bir şekilde ''saaaaakın öpmeeeeğğ'' der gibi direnç gösterir..Kafa da sağa veya sola döner yüzünü bile görmek istemez.
Bize mi aittir biz mi ona aitiz bilemem,sanırım ikinci şık daha baskın.
Gel de sen şimdi bu beyaz kediyi yıka.
Arabaların altında dolaşan hatta egzos borularının içine kafasını sokup iki renkli bir vaziyette eve gelen, odun barındıran damlara kömürlüklere ziyaret sevdası yüzünden sürekli kolayca kirlenen bu kedi nasıl yıkanır??.
Ne kadar zor olsa da ilk kez yıkadığımda kollarım çizikler ile dolmuştu ama öyle derin çizikler değil.


Muhteşems oldum bana yaklaşmayın siz pis ben temizim pozu:p

Kedi Nasıl Yıkanır - Taktik şu:

  • Banyonun kapısını kapatın :)
  • Lavabonun tıkacıyla lavaboyu tıkayıp içini orta sıcaklıkta su ile doldurun,şampuanını da ekleyip iyice suyu köpürtün..
  • Kedi hazretlerini her bir elinizle ön ve arka ayaklarını canını yakmayacak şekilde kavrayarak kediyi sırtından lavabodaki suya çevik hareketlerle daldırıp hemen yere bırakın,haliyle biraz direnecektir ama kediyi asla asla sıkmamaya özen gösterin.
  • Sizden kurtulmak istediği anda kurtulmasına izin verin,çok gerçekten çok alçak bir ses tonuyla kulağına yakın sizi duyacak şekilde sakin sakin konuşun..
  • Kısa komutlar verir gibi..aklında kalacak sözler olsun ki bir sonraki sefer biteceğini kendisine zarar gelmeyeceğini öğrensin.
  • Bitmek üzere,sakin ol,çok güzel olacaksın vs..
  • Kürkünü güzelce köpürtün ve fazlalık olan suyu ellerinizle süzün..
  • Sonra bir daha daldırın gerekirse bir daha ama hep aynı şekilde,hızlıca ve uzatmadan kedinin sizden uzaklaşmasına müsaade edin..
  • En sonunda da duş başlığı ile suyu orta güçlü bir akışa ayarlayarak kedişimizi durulayabiliriz.
  • Ona özel bir havlusu hazır olmalı.Kedinizi fazlalık sulardan kurtararak hemen havluya sarın,ardından iyice kurulayın.Son olarak da saç kurutma makinesi ile yine orta sıcaklık ayarında kullanarak kedinizi tamamen kurutun..


...defalarca Leo'yu bu şekilde yıkadım..ne zaman banyo zamanı gelse ve ben onu kucağıma alıp banyoya girsem yaşanacak olanları hemen anlayıp sitemli bir miyavlama başlıyor..




Ancak her ne kadar istemeseler de nefret etseler de yıkanmaktan,banyo sonrası bir kabarmalar faslı bir yayılma halleri var ki aman Allah'ım bayılıyorum!! ..şöyle mi uzansam böyle mi uzansam ayağına mı dolanıp teşekkür etsem yatağının ucuna mı kıvrılsam bilemem hallerine giriyorlar neden çünkü kediler temiz olmaya çok çok önem gösteren canlılardır..sokun beni banyoya istemesem bile diye diye karşı koymaya çalışsalar da sonuçtan çok çok memnun oluyorlar resimde de görüldüğü üzere :)

Kedi nasıl yıkanır diye merak edip cesaret edemeyenlere için belki faydalı olur diye paylaşmak istedim bunları.
Asıl yapılması gereken iki şey var özet olarak:
Sizin çok çok sakin olmanız,kediyi asla sıkmadan yumuşak bir ses tonuyla konuşmak.
Gerisi de gelecek inşaAllah..






Bu arada,gidemedim yine burdayım..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Ekim 2021 Çarşamba

Sabah Ezanı

 

Sabah ezanı okunuyor.

Okuyan eski imam,an itibari ile 82 yaşında.Defalarca okumuş olduğu ezanlardan sonra sesindeki tatlılık kuşları bile aşka getirmeye yetiyor..

Köprüden tek tük arabalar geçiyor,imamın sesi dağlara kadar gidip geridönüyor..hafif bir dokunuş gibi uyanışa sebep oluyor,acelesiz zorlamadan bağırmadan..

''Essalatü hayrun minne nevm''..

''Namaz uykudan hayırlıdır''..

Namaz uykudan hayırlıdır sıyır üzerindeki battaniyeyi der gibi..bir yerlerde bir kapı açılıyor bir percere kapanıyor..karanlık henüz şehri terk etmedi..yıldızlar yavaş yavaş silinmeye başlıyor..


Allahu Ekber..Allahu Ekber..sokakta birileri çöp atıyor..

Lâ ilahe illallah...camiinin cemaati bir elin parmaklarını geçmiyor..


Beli bükülmüş her sabah değneği ile saban namazına giden yaşlı bir amca arnavut tarzı taşların arasına sıkıştırarak değneğini yol alıyor,mahalle yokuşlu,cemaat sayısı az..o da gitmese..

Şehrin ışıkları yıldızlar gibi titreşiyor,ne kadar çok yıldız ne kadar çok ışık ne kadar çok can var..sadece bir kaçının ahiret için canı titreşip sabah namazına gidebiliyor..

Dünyanın örtüsü ağır,kaldırmak güçten ziyade daha derin bir inanç gerektiriyor..dikkatimizi dağıtan unsurların sayısı arttı,inanç mağazalarda satılmıyor.Gece kimisi mümin yattı kâfir olarak uyanacak kimisi kâfir olarak yattı mümin olarak kalkacak..

İnşa etmek gerek bir şekilde Allah'ın ipine sarılmak gerek ama evvelinde o ipi bulmak görmek fark etmek gerek..kolaylaştırılan onca şeyin içinde en lazım olanı hafife alıyor oluşumuz büyük bir gerçek..

Sessizlik..

Sessizlik..

Serinlik bir tık daha artıyor,battaniyeleri biraz daha çok üzerimize çekmek için sebep.

Dağın arkasından koyu mavi bir ışık yayılıyor,gitgide artıyor gitgide açılıyor rengi..ruhun en derinine kadar işleyebilecek bir hava var dışarıda,sanırsın ki gökyüzünden yoğun miktarda iyileştirici bir şeyler yayılıyor..bir doyum dalgası..

Güneş harekete geçti,gece yavaş yavaş sıyrılıyor şehrin üzerinden uzakta bir yerde bir arabanın kapısı kapanıyor.

Kapıyı açıp bu güzel havanın evimin içine girmesini sağlıyorum,beraberinde de rızkımızı dağıtacak olan meleklerin evimize doluşunu kolaylaştırıyorum düşüncesi..

Derin bir nefes..abdest ve namaz vakti..

Namaz uykudan hayırlıdır..fısıltı vakti,avuçların göğe doğru yükselme içlerinin meleklerin bırakacağı hediyeler ile doldurulma vakti..

Ulvi bir değiş tokuş..

Avucumdaki duaları alıp içine hikmetler ve hediyeler dolduruyor melekler..aydınlanıyor gökyüzü..Bir nebze daha iyi hissediyorum kendimi,ayaklarımın üşüdüğünü hissediyorum,gökyüzünden yayılan yumuşak mavi ışığın vicdanımın sarp köşelerini törpülediğini ruhumu yumuşattığını hissediyorum..

Nar ağacına bir kuş kondu,avlu duvarından bir kedi geçti,arabaların sesi artıyor..toplandı mı bereketler,rızıklar ve Allah'ın emniyeti altına girildi mi?..

Girildiyse,o zaman hadi..yeni bir güne tazecik bir sayfaya önce Elhamdülillah sonrsında da;

Bismillah..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

28 Eylül 2021 Salı

En İyi Buğday - Çevrenin Önemi




En iyi buğday yarışmasında senelerdir katılan bir çiftçi, büyük ödülü o yıl da kazanmıştı. Yarışmayı izleyen gazeteciler, çiftçiden bu başarısının sırrını öğrenmek istediler. Çiftçi, bu sırrın, kendi buğday tohumlarını komşularıyla paylaşmasında yattığını söyledi. Gazeteciler bu cevaba çok şaşırtılar:
 "Onlar sizin rakibiniz olarak yarışmaya
katılıyorlar. Buna rağmen, ne diye tohumlarınızı
onlarla paylaşıyorsunuz? " 
Çiftçi:
"Neden olmasın?" dedi. "Bilmiyor musunuz? Rüzgar, olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu bakımdan, komşularının kötü buğday yetiştirmeleri demek, benim ürünümün de iyi olmaması demektir. En iyi buğday yetiştirmek için komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine
yardımcı olmam gerekiyor.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

26 Eylül 2021 Pazar

Kalbinden Öpüyorum Bursa #2

 


Üç gün iki gecenin hatıraları henüz solmadan kaleme alınan Kalbinden Öpüyorum Bursa yazı serimin ikinci ve son yazısına hoşgeldiniz..

Nefeslenmek tekrar hayata umutla bakmak birazcık da derdi tasayı ötelemek gibi bir şey yaşandı Bursada..

Son aylarda herkes çok sıradan gördüğü veya varsayılan olarak bilinen bir çok şeyi gözden geçirme imkanı buldu,hayatını gündelik yaşamını yakın ilişkilerini tekrar değerlendirmek veya hayatındaki eksikleri/fazlalıkları net olarak görme imkanını buldu,bende de durum farksız değildi ..

Bursa hediye gibiydi sanki..çok keyifli çok güzeldi burada geçen günler..



Şehrinde bu tür yapılar olan insanlar ne kadar şanslı!..tam bir ruh bakım merkezi gibi gelir gözüme,ne zaman bunalsan ne zaman daralsan abdestini al bu maneviyatı yüksek mekânlara gidip ruhuna vakit ayır..



Desenlere bayılıyorum!..
Çarşı içi desenler beni mest etti..ortalayarak,çevredeki belki fotoğrafa kalabalık oranını artıracak faktörlerden olabildiğince kaçarak çekmeye çalıştığım bir fotoğraf bu..ne yazık ki yapıyı ve mimarisini körelten çok fazla unsur var yine de elde edilen en iyi sonuç yukarıdaki oldu.








Kablolar..
Acil çözüm şart..




Çarşı içinde yer alan istisnasız her işletmenin dış cephe ve tabelası aynı tarzda..bu harika bir şey!..
Tarihi dokuya ve göz estetiği bakımından isabetli bir seçim bana göre..




Eskilerde estetik yapı önplanda..insanların ruhu dışa vurumu gibi bişey...şimdilerde çok beton veya sadece beton..




Bu pembe yapı anaokulu hizmeti veriyor adı da ''Şekerlik''..
Bayıldım..




Güneşin hüzmelerine mı ışığın titreyişine mi demir parmaklılara duvarın rengine mi bayılsam bilemedim :)




Renklerin karşıtlığı uyum içinde..




Klimayı kafesleyerek bu yapıya monte edenin aklını sevmek istiyorum..ne güzel bir hassasiyet..





Türbeler tenhaydı..hava serin alan kalabalık bakımından rahattı..türbeleri gezdikten sonra bir Türk kahvesi içmek için Tophanedeki çay bahçesine oturduk,son yudumu içmeden alıp götürdüler fincanımı :)
Manzaranın hatrına tepki göstermedim..Bursaya kuşbakışı bakmak için mükemmel bir konuma sahip olan çay bahçesine gidecek olanlar yanlarına mutlaka şal veya hırka gibi bir şeyler almalı,oraları yüksek ve biraz rüzgarlı..





Basılmaktan nerdeyse erimeye yüz tutmuş taşlar bile güzel göründü gözüme..sessizlikleri ahirette bozulacak ve her birine sorular sorulacak olan eşyanın dilinden neler neler dökülecek acaba..









Türbelerin girişinde yer alan alpleri görmek de çok güzel bir deneyimdi..





Kuşbakışı Bursa..





İncinmişler,özleyenler,isyanı olanlar,motivasyonlarını yüksek tutmak isteyenler için muhteşem kupalar..




Yukarıdaki görsel Bursa'dan çıkarken çekildi..bu güzel manzaraları görmek çok güzeldi..
Güzel bir kitabın son sayfasını çevirip memnuniyetle gülümseyip kapatmak gibi bir şeydi..




Elbet bir gün..
Bir çok şey daha da kıymetlenecek..
Ayaklar bugün gidebildiğine belki gidemeyecek..
Gözler belki bugün gördüğünü göremeyecek..
Elbet bir gün hatıralar özlemle anılacak..
Elbet bir gün daha da güzel şeyler eklenerek yaşanacak..




Bayraksız toprağıma dönerken..burukluğum sarıyor yüreğimi direğe sarılan gövden gibi..

Özleyeceğim..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI