18 Ekim 2021 Pazartesi

Hastane Avlusunda


 

Annem ''Baban yolda yürürken birdenbire dizleri çözülüp yere yığıldı'' deyince benim de dizlerim çözüldü sanki.

Konuşma esnasında bir yandan annemi sakinleştirmeye çalışırken bir diğer yandan da babama ne olduğu yönünde senaryolar kurup duruyorum kafamda.

Acaba beyin kanaması mı geçirmişti yoksa şekeri mi yükselmişti birden bire nasıl yere yığılır,kan değerleri normaldi şekeri tam dengeli seviyelere ulaşamasa da genel anlamda iyiydi son zamanlarda..

Alelacele hazırlanıp arabaya atladım bir yandan da elimde telefon ambulans arayıp hattın diğer ucundaki kişiye evin tam konumunu izah etmeye çalışıyorum,gergindim üzgünüm korkuyorum,10dk sonra annemin evindeydim.

Ellerini birbirine kavuşturmuş kapıda karşıladı beni annem,eşim yurtdışındaydı babasının durumunu tam bilmeden haber vermek paniğe kapılmasını istemedik,ambulansı bekleyip ilk müdahalenin ardından kendisini aramaya karar verdik..

Ambulans gelince sordukları ilk soru ''ateşi var mı'' yönündeydi.

''Evet,hafif bir sıcaklığı vardı'' ancak yüksek ateş sayılmayacak orandaydı.

Azıcık ateşi olmasına rağmen ambulans personeli araca dönerek korona hastaları sevkiyatında kullanılan özel üniformaları maskeleri ve yüz koruma aparatlarını temin ederek geldiler.

Evin içine girdiklerinde babam yalvaran gözlerle bize anında değişen bakışlar bu sefer korku dolu ambulans personeline bakıyordu..

Ateşini ölçtüler gün boyunca neler yaptıklarını sordular ardından bir takım tipik sorular.

Ambulans aracından sedyeyi çıkartıp babamı biz dahil dört kişi olmak üzere sıkıntılı bir şekilde sedyeye aktardılar.Annem gözyaşları içinde endişe dolu bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Ambulansa binmemiz o aracın içinde gitmemiz yasaktı ancak kendi aracımız ile arkalarından hastaneye gidebileceğimizi söylediler..hava gitgide kararıyordu.

Yol boyunca ambulansın arkasından gitmeye çalıştım bazı trafik ışıklarını kırmızı ile geçtim (ambulansı takip edebilmek adına) annemin gözyaşları akmaya devam ediyordu.

Üç çocuk yedi torun sahibi annem kendini yalnız ve çaresiz hissediyordu.Sakinleştirmeye çalıştım bir yandan da biraz mantıklı karşılamaya çalıştık olayı.

İnsandık,hastalanabiliyor fenalaşabiliyor hatta ölebiliyorduk.Her biri Allah'ın takdiriydi,sabırlı ve sakin kalmak için birbirimize tavsiyelerde bulunuyorduk.

Hastaneye ulaşınca babamı içeriye alıp dışarıda beklememizi söylediler.

Korona hastaları için özel bölüme aldılar babamı,annemin de benin de bundan dolayı endişelerimiz daha da arttı.

Babam şeker hastasıydı yaşıdı biraz ilerlemişti,son aylarda işittiğimiz senaryoların kimisi doğru kimisi yarı doğruydu.Hastaneden korkmuş insanların içinde biz de vardık.Böyle bir hal içinde babam ile ilgili ilk haberleri beklemeye koyulduk.

Gidenlerin çoğu küçük bir şikayetle evinden çıkıp geri dönmedi çünkü..Ambulans şöforü çok eski bir arkadaşım çıktı.Bir başka hastayı almak için hastanenin ana girişinin çıkışında ambulans aracının camını indirerek ''endişelenecek bir şey yok'' diyerek hafifçe tebessüm edip içime su serpti.

Bir takım tahlillerin yapılması gerekiyordu onların sonuçlarını beklemeliydik bundan önce de korona testinin sonucu da vardı merakla beklediğimiz..gece gitgide derinleşiyordu hastanenin bahçesinde bulunan araçların sayısı azalıyordu.

Hastane dağın eteklerinde konumlandırılmıştı böylece akşamları hafiften bir sis çöküyordu,korkumu ve kafamdaki senaryoları azdıran..

Babama ne olacaktı..annemle her tür ihtimali konuşuyorduk annem mantıklı ve soğuk kanlı çok görmüş çok geçirmiş biridir..''her hali babasına benziyor sanki anne'' dediğimde annem düşünmeden ''aynı..'' cevabını vermişti..

''Anne babam için elimizden geleni yapacağız gücümüz yettiği kadar yardım edeceğiz,gerek maddi gerek manevi anlamda burdayım burdayız ''..sürekli tekrarladığım cümleler olmuştu..ama annemin aklı belli ki başka bir şeye takılmıştı..

''Herşey anne herşeyi yaparız babam için..sessizlik,en kçtü ihtimali göz önünde bulunduran cümleler kurmaya başladı dillerimiz..eller birbirine kıtlendi,sisli lambaların ışığı altında gözler tekrar yaş dökmeye..''ama anne bizim yapabileceklerimiz bir yere kadar,insanız faniyiz,bu alemde gereken bir çok şeyi üstlenip yapabiliriz açıkta kalan borcu varsa öderiz helalleşmesi gereken kişiler varsa vesile oluruz ancak kılınmayan namazları ile ilgili yardım edemeyiz.ona bu konuda yardımcı olamayız..'' dediğimde annem derin bir ah çekti..

''Ah,ben ona defalarca yardım ederim,namazını bırakma demiştim..'' dedi..namazlarını ihmal etti sonra da tamamen bıraktı oysa abdest alımında da seve seve yardım ederdim oturduğu yerden kılabilirdi namazlarını'' dedi..

Pişmanlığı vardı annemin neyle ilgili olduğunu bilmediğim bir pişmanlığı oysa annem gayretli çalışkan ve hafiftir..her şeye koşar üşenmez herkese yetişmeye çalışır..

''O konuda ne yapılabilir bilemiyorum annecim''dedim..

''O hesap babam ile Allah arasında..Rabbim iyilik nasip etsin bizimle eve gelmesini nasip etsin tekrar konuşursun tekrar ikna etmeye çalışırsın'' diyerek avutmaya çalıştım ama aklım buna saplanıp kaldı..

Gerçekten biz bu konu hakkında babama nasıl yardım edebilirdik,üzerinde var olan namaz borcunu nasıl ödeyebilirdik..

Ödenmeyen sadece kul ile Allah arasında olan bu hesaba nasıl müdahale olabilirdik..

Babamın sağlık durumu yanısıra bunu da iç çeke çeke düşünmeye başladık.

Çünkü ikimizde biliyorduk ki bu hesap Allah ile babam arasında,ne torpil ne sadaka ne de başka bir şey yardım edebilirdi ona..

Dualar ettik,niyetlere girdik..gözlerimizi babamın bulunduğu hastanenin bölümüne diktik..

Doktoru defalarca arayıp durumu hakkında bilgi edindim..babam iyiydi bizimle eve gelebilirdi..

Geç saatte babamı da alarak evin yolunu tuttuk.Nöbetçi eczane bularak doktorun verdiği ilaçları alıp eve ulaştık..ama aklım her annemle yapılan namaz ile ilgili konuşmada kaldı..

Ne yapabilirdi?..

Biz ne yapabilirdik?..

Böyle bir borç ile Allah'In huzuruna çıkan insana kim nasıl yardım edebilirdi?

Babamın mevcut fiziksel sorunları dışında bu sorun da canımı sıkmaya başlamıştı..çünkü bizim elimizden gelenler ortadaydı..babamın kul olarak yapamadıkları gibi..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

17 Ekim 2021 Pazar

Mahcubum


Sana,en gelişmiş mikroskop ile dahi görünemeyecek derecede küçülmüş bir hücre gibi sesleniyorum..

Mahcubiyetimden dolayı.

Belki de hücreden biraz daha küçüğüm karşında.

Mahcubum.

Saniye saniye dakika dakika hareket eden ne varsa,toprağın altında çatlamaya yüz tutmuş bir tohumun kabuğu,kanatları yavaş yavaş renklenmeye başlayan bir kelebek,kalbi daha yeni çarpmaya başlayan bir bebek,ağaçtan ayrılmak için son raddeye gelmiş bir yaprak,dünyaya dokunacak yağmur damlasının ürkek bir o kadar da güvenli heyecanı içinde..

Mahcubum..

Ufukların başından sonuna kadar.

Yaradılan ilk insandan son insanın nefesleri adedince seni zikredesim var..

Şükretmeye büyük bir niyete giresim..

Sensiz geçen her anı kayıp,zarar ziyan sayasım..

Yüreğime geçip sevmediğin ne varsa her birini yine yüreğimin en karanlık en kimsesiz köşesinde boğarak yok edesim var..

Mahcubum..

Binlerce renklerin karışımı içinde ve her birinin sayısız tonları ötesinde hissediyorum seni.

Esen yelde,yağan yağmurun rahmet kokusunda..

Mevsimlerin geçisinde durmadan değişen manzaraların,şekillerinin asla aynı olmayan bulutların arasında önünde ve arkasında hissediyorum seni..

Kendimi unutmuşluğun kıyısında oturup gözyaşlarımın avucuma damlayışını izlerken bile..

Mahcubum..

Bir ses var,sessiz..renksiz belki ama bu ses her yerimi sarmaya muktedir.

Beynime ciğerlerime oradan ruhuma canıma kadar tırmanıp tırmanıp kalbimde tanımlayamadığım bir yerin zirvesinde oturup Senden daha kudretli daha mükemmel görünmediği halde varlığını güçlü bir nezaket ile hissettiren birinin olamayacağını söyletiyor kalbime..

Mahcubum..

Bu dünyadan iki çıkış kapısı olduğuna inanıyorum.

Birisi topraktan diğeri ise gözlerimi her kapayışımda ufukların sonsuzluğu ipine tutunarak gidemeyeceğim uzaklara kadar gidip,bilmediğim ama asla yabancı olmayan duyguların kelimeleri ötesinde bir alemin içinde..yani,tam ortasında ruhumun..

Mahcubum..

Sen dışında bu ana dek dökülen gözyaşımın tam sayısını bilen yok.

Aldığım nefeslerin tam sayısını bilen yok.

Göz kapaklarımın kaç kez tam olarak açık kapandığının sayısını bilen yok..

Sen biliyorsun..Sen bilirsin,şüphem yok.

Sadece benimkilerini değil üstelik,hayvanatın ve tabiatta bulunan,ağlayabilen her canlının gözyaşı sayısını tam olarak bildiğini bilirim..dünya üzerinde bulunan tüm sahillerdeki kumtanelerinin sayısını bildiğini bildiğim gibi.

Canımın en kavurucu acılar ile yandığı o anlarda sayıkladığım ''Anne..veya Rabbim..'' yakarışlarının sayısını bildiğini de bilirim..evimin merdivenlerini kaç kez çıktığımı,üç çocuğumu tam olarak bu geceye kadar kaç kez öptüğümü kaç kez süt ısıttığımı kaç kez karnımda hareket ettiklerini ve dahasını dahasını bildiğini de bilirim..

Mahcubum..

Kaç kez yutkunduğumu kaç nefes aldığımı kaç kez nefes verdiğimi bildiğini bilirim bununla beraber alınan nefesin verilmediği veya verilen nefesin yenisi Senin tarafından hediye edilmediği takdirde ne olacağını da bilirim..

Mahcubum..

Beynimin hafızamın birikimimin farkındalığımın çıkmazında dolaştığım şu anda bile yüceliğin karşısında şaşırtıcı bir şekilde gurur doluyum,gurur doluyum..

Mahcubum..

Ya Rabbe'l Alemin..

Mahcubum..

Bağışla beni..

Derinliklerdeyim şimdi..gözlerimin gördükleri kalbimin müsaade ettiği miktarıncadır.Bambaşka bir alem bu ya Rabbi,renkleri solgun bir alem hareketi az değişimler birbirinin aynısı sanki..

Bir derinlik ki beni çağırdığını bile işitemiyorum bazen.Çok uzaktan duyuluyor çağrın.Bir duvar mıdır sesinin bana ulaşmasına engel olan yoksa duvardan daha kalın bir şey midir bilmiyorum..

Yık onu Rabbim..

Buraları sevmiyorum,korkutuyor beni..Senden uzakta tutuyor beni..Gitgide ışığım azalıyor,azıcık görünenler de gerçek dışı gibi..

Mahcubum..

Buralardan kurtar beni Rabbim..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

12 Ekim 2021 Salı

Hiç Kimse Olmadığım Yerde




Bu sabah böyle görünüyordu şehrim..
Kaygısız sakin içten..

Bugün hiç bir acı yaşanmayacak gibi hatta daha evvel bu topraklarda hiç kimse acı çekmemiş gözyaşı dökmemiş kadar kolay görünüyordu hayat..her ev mutluydu her çatının altında çocuk cıvıltıları vardı her biri sütünü içerek annesine babasına sarılarak uyanmıştı sanki.Her evin penceresi,kapısı umuda açılmıştı sanki..



Kimsenin ödeyecek faturası yokmuş gibi, tahsilat şirketlerinden aranacak kimseler yokmuş gibi,sobalar yanıyor bacalar nazlı nazlı tütüyordu..ne güzel bir hayal değil mi?..insanın yüreğini gülümseten türden..ancak gün herkes için dünyanın hiç bir yerinde bu şekilde başlamıyordu ne yazık ki..

Kaygısız yer olmadığı gibi kaygısız geçen gün veya insan da yok dünyada..çatı sayısı kadar dert ve hatta insan adedince keder içeriyor bu dünya.

Çünkü burası dünya ..

Dünya..

Kimse bize burada hiç bir sıkıntı çekmeyeceğimize hayatımızın mutlu ve kusursuz olacağına dair bir söz vermedi..

Her sabah insanların imtihanı başlar..benim için de bu böyle,istediğim yere bedenen gidemiyor ve bunu kedere dönüştürmek üzereyim belki de,olmamalı böyle..dolayısıyla bedenen değil kalben bakmaya karar verdim buralara,bu algıyı değiştirmek istiyorum çünki..bana yakışmayan bir elbise gibi bu algı,üzerimden çekip atmak istiyorum çünki.

Sevsem de sevmesem de,tutkuyla bağlı olsam da olmasam da bulunduğum yere.

Buraya çıktıysa yolum şimdilik benim için en iyi yer burasıdır demek.

Gün zorluklarla geçiyor.

Bitip tükenmek bilmeyen bahaneler ile geçiyor..an geliyor,geçemiyorum bulduğum bahanelerin içinden,gözümde çok büyüttüğüm için de sığamıyorum onların içine..görmüşlüklerimi hatırladıkça ikna edemiyorum kendimi..

Ben bunu yüreğime nasıl giydireceğim şimdi?..bana yakıştırmadığım bir şeyi nasıl hayatım belleyeceğim sorularıyla gün boyunca savaşır dururum..ama öyledir durum ve algı değişmeden yaşadığım yer hele ki burdaki düzen,kültür,alışkanlıklar insanlar değişmeyecek..

Ben değişmeliyim birileri değişsin diye kimseyi ikna edemeyeceğimi de biliyorum..belki de kalbimin bu inadını kırmak için onu küçük çocuk gibi azarlamalıyım..bambaşka işler açmadan başıma..

Güzel şeylere odaklanmaya çalışıyorum,zor olsa da güzel şeyleri fark etmek için zorluyorum kendimi..
Bak,diyorum
Bak ufuk karşında,uçsuz bucaksız noktalara kadar ulaşabiliyor gözlerin..
Peki bunun için bir şeyler yapmak gerekmiyor mu bugün?



Dün ve bugün çok güzel yağmur yağdı buralara,buna epey yoğunlaştım mesela..öğle vakti güneş kendini gösterecek gibi olmuştu,gün ortası yine kendimi ikna çabaları içinde boğuşurken yakaladım..

Olmuyor ama böyle..bak bu koca diyar senin için değişemez hadi diyelim ki değişse de hemen değişemez..yavaş yavaş gelir o değişim ancak belki senin ömrün yetmez,göremeye de bilirsin...

Fazla kafana da takmamalısın bu kadar,böyle değil,seni içine alacak kadar değil,istemediği halde sana muhteşem görünen diyarlarda da yaşayan mutsuz insanlar var..oralarda da herkes mutlu değil.

Belki de senin yaşadığın yer onların gözünde küçük bir cennet ..olamaz mı?..yukarıdaki fotoğrafta görünen o ağaçlar muhteşem değil miydi mesela?,her dalında yağmur damlası var bak!

..rahmani bir ışık kondurulmuş sanki her dalın ucuna..büyüleyici  değil mi?..bakmaya doyamadın dün,şimdi de bakmaya doyamıyorsun değil mi?.



Konuştum konuştum konuştum kendime..kâh azarladım bir abla gibi kâh şevkatle avuttum kendimi..

Azar mı iyi geldi doğaya kaçmak mı bilemedim,muhtemelen doğa iyi geldi.

Doğada geçirdiğim saatler hiç bir zaman boş zaman kefesine koyduğum zaman türünden değildir..çocuklarımla geçirdiğim zamana benzeriyorlar çünkü,yüreğimin bir tarafını doyuruyor sanki..ben hiç bir şey söylemeden içimdeki çatlakları görüp onarıyor sanki..



Doğadayken hiç kimse değilim..



Seyirci dahi diyemiyorum kendime..çok karışık olsa bile içim şimdiki gibi,onu bile fark etmiyorum içinde.
Hiç kimse olmadığım bir yerdeyim .

Hiç kimse hiç bir şey olmak zorunda olmadığım yerdeyim.

Doğadayken..
Kimliğin sorulmadığı yerdeyim.
..ve böylece bir kaçış yerim olduğu için,kendimden bile sıyrılabildiğim için ne edip daha ne söyleyebilirim..
Şükür çok şükür..
Nefsim bunu beğenmese de zaman zaman,ben yine aynı duayı tekrar edeceğim..

''Hayretimi artır Allah'ım''..







O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Ekim 2021 Cumartesi

[Belgesel] Koleksiyoner


Tesadüfen reklamına denk geldiğim Koleksiyoner serisinden Mutfak Gereçleri koleksiyonerliği yapan tatlı bir bayana denk geldiğim gün bu serinin ailece izlenip farklı bakış açıların varlığına tarihin belki de az bilinen yanlarına şahitlik edeceğimizi bilmek beni heyecanlandırmıştı..bir çok şey gitgide zaman içinde değişime uğrayıp veya tamamen kaybolduğu dünyanın bu zaman diliminde böylesine güzel bir yapımın oluşu harika bir şey.

Bu seriyi izlemek zamana yolculuk eski hayatların içine girip biraz orada yaşamak gibi bir duygu.

Koleksiyonerlerin kendileri için bir yaşam tarzı dedikleri özel parçaları biriktirme çabaları,objelere sahip çıkma hassasiyeti,bakımları ile ilgilenmenin tutkulu yanlarını dile getirerek bu serüvenleri izlemek keyif veriyor.

Bazen tüketici toplumun ortadan kaybolduğunu bile hissedebiliyorum..daha önce hiç duymadığım kelimeler ve bunların ne anlama geldiğini ne kadar farklı dünyalar olduğunu görmek beni heyecanlandırıyor bir yandan da ne kadar kısıtlandığımızı ufkumuzun teknolojinin de katkısıyla (kaçınılmaz olan)kısıtlamanın gerçekliğini gösteriyor..

Eskiler sanki zorluklarına rağmen daha renkli daha zevkli daha anlamlı bir hayat yaşıyordu izlenimini veriyor..

NÜMİZMATİK

FİLATEL

ŞARNİYEL

Bir çok koleksiyon özel galerilerde yer alıp sergilense de bazıları da müzelerde sergilenmekte ve Türkiyede bulunmaktadır..yakından görmeyi ne kadar çok isterdim!:.

Daha önce hiç duymadığım kelimeler ve alanlar..keşfedilecek çok şey var aslında dedirten şeyler..bu seriden en sevdiğim iki bölümü sizinle de paylaşmak istedim daha fazlasını TRTİzle'den inceleyip izleyebilirsiniz..

Kolayca ücretsiz abone olup hemen izleyebilirsiniz..TRT''nin harika filmlerine de göz atmanızı kesinlikle öneriyorum canlarım.

Buyrun:

Koleksiyoner 15.Bölüm (izlemek için tıklayın)

Ab-ı Hayat Su Müzesi online olarak incelemek için tıklayın

Kolaksiyoner 61.Bölüm   Mutfak Gereçleri (izlemek için tıklayın)





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI