28 Nisan 2018 Cumartesi

Üye Olduğumuz Google+ Topluluklarından Çok Fazla Mail Geliyorsa..

Google+Topluluklarında üye olup ürettiğimiz yayınları paylaşmak bloğumuza ciddi oranda trafik akımı sağlıyor.
Ancak bir yayını paylaştıktan sonra e-posta hesabımıza gelen onlarca hatta yüzlerce paylaşımı bildiren mailleri gördüğümüzde bu durum kazanılan trafik kadar hoşumuza gitmeyebilir.
Dolayısıyla her gün onlarca mail silmek yerine ''bunun kolay bir yolu bir çözümü olmalı'' diyen herkese küçük ama çok faydalı olduğunu düşündüğüm bir bilgiyi aktarmak istiyorum bugün..

Ne demek istediğimi aşağıdaki görsele bakarak da anlayabilirsiniz..
İşte bunun gibi her gün her gün çok fazla sayıda bildirim mailleri gelmektedir e-posta adresime..manuel olarak otomatik olarak da silmek bir yerden sonra yorucu olabiliyor bu sebepten yola çıakrak bugün bunun çözümünü aramak sitedim ve buldum da :)


Peki ne yapıyoruz?

Google profilimize giderek AYARLAR seçeneğine tıklıyoruz..
Ayarların altında yine aynı başlık altında yer alan Ayarlar'a bi daha tıklıyoruz..



Tıkladıktan sonra karşınıza uzunca bir liste çıkacaktır,Bildirimler'e geçip


Abone olduğunuz topluluk ve koleksiyonlarda öne çıkan yayınlar ile ilgili gelen bildirimler dağıtım onayını kapatarak bu mail kalabalığından kurtulmuş olursunuz..

Hepsi bu kadar..
Google+ Topluluklarında üyeliğimiz devam edecek ancak diğer üyelerin paylaşımları ile ilgili bildirimler posta kutumuzu doldurmayacak..

İyi bişey..
Sen de böyle düşünüyorsan bu yayını paylaşabilirsiniz..

Saygılar,itibarlar :)






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Nisan 2018 Çarşamba

Havaalanında


Daha yeni gözümü açtığım bir sabah henüz kahvem soğumamışken haberin geldi..
-Gitti dediler..
Saatler sonra havaalanında buluyorum kendimi.
Yanımda bu dünyada kalmamı istercesine çekiştiren kızlarım var diğer yanımda içine ne koyduğumu bilmediğim valizlerim.Dünyadan ayrılmış gibiyim.
İnsanlara bakıyorum..
Kimisi telefonuna gelen sesli mesajı dinliyor kimisi sigara yakıyor kimisi bir taksiye el kaldırıyor kimisi valizini kaldırıma çıkartmaya çalışıyor.
Üstümden uçaklar geçiyor,gökdelenlerin camlarına yansıyor güneş.
Hafif bir rüzgar esiyor ense köküme kadar ulaşıyor az ileride tekerlekli sandalyeye mahkum bir adam yanıma yaklaşıyor Finlandıyalı olduğunu söylüyor,İtalya'da kaza sonucu sakat kaldığını art arda yapılan operasyonların ardından mal varlığının yok olduğunu ve şimdilerde bu havaalanında ülkesinden uzakta günlük alkolunu temin etmesi için dilendiğini ancak polislerin buna pek de müsaade etmediğini anlatıyor.
Onu dinliyorum ve bir kez daha hayat ne kadar enteresan cümlesi dökülüyor ağzımdan.
Bana iyi bir kız olduğumu söylüyor beni bir kız olarak görmesi o anda hiç de mutluluk vermiyor.

Hasret ve gurbetsin dünya..

Allah,bazı kapıları kapatmıştır.
İnsan gözüne gösterilmez arkası.
Göremezsin işte.
Mezar da böyle bir kapı.
Arkasında ne var göremezsin.
O bir geçittir,onu biliyorsun ama ruh bedenden ayrılmadıkça arkasını göremezsin işte..
Gün içinde o kapıdan yüzlerce insan geçer de o geçişleri bilemezsin.
Ne kadar çok insan ayrılıyor dünyadan gün içinde.
Fark edemiyoruz yokluklarını..
O kapıdan kaç ruh geçiyor da biz hayatımızın akışına kapılmış sanki hiç bir şey yokmuş gibi yaşamaya devam ediyoruz..
Hayat ne enteresan..
Gökyüzüne bakınca onun da ötesinde olan alemleri hayal etmeye çalışıyorum.
Aklımın da hayal gücümün de sınırları sancılanıyor sonunda,kavrayamıyorum..

Allah bazı kapıları kapatmıştır işte..
Uzay dediğimiz mekan da bunlardan biri.
Başka bir gezegene dahi gidip yaşayamazken insan nasıl kendini bu kadar sonsuz ve ulu bir yere koyabiliyor ki.

Etrafıma bakıyorum yüreğime bir set çekildi gördüğüm ne varsa sessiz bir şekilde hareket ediyor sanki.
Ne elini kaldıran adama yaklaşan taksinin sesini duyuyorum ne kaldırıma çıkartılmak için çekiştirilen valizin tekerlerini işitiyorum..
Hayat akıp gidiyor etrafımda yüreğim donmuş,bir buz parçası misali ne hissedeceğini şaşırmış bir vaziyette atıp duruyor.
Onu yokluyorum..
-Kalbim yerinde mi?
-Kalbim yerinde misin?..diyorum..
Ses çıkmıyor..
Ve işte tam da orada..
O havaalanında bir anda büyüdüğümü görüyorum..

Hiç-bir-şey eskisi gibi olmayacak artık..bunu da görebiliyorum..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

24 Nisan 2018 Salı

Bu Faydalı Tespitlerden Seç Birini



Hayatı zorlaştırmamak herkesin kendi elinde..
Pratik yaşamak..

Hayat felsefesinde, kötü düşünceye, hasete, kibire , kıskançlığa, yer vermemek..
Bunların yerine tevazu insanı olmak, sevgi eksenli olmak, gani gönüllü olmak ve en önemlisi; emredildiği gibi yaşamanın gayreti içinde olmak..
Bakın görün o zaman, nasıl rahat edilir..

Şimdi gelelim meselenin özüne..
İster “özlü sözler” deyin, ister “faydalı tespitler” deyin, ister “dost nasihatleri” deyin, ne derseniz deyin, ama sizinle paylaşacağım bu sözleri lütfen kafanızın bir köşesinde saklayın..
Bu ifade ettiğim cümleler herkese, ancak elbette ki önce kendime..

Ey aziz kardeşim;
Unutma, bazı yollar çok uzundur, geri dönüşü de vardır, ama geri dönüşünün uzunluğu nispetinde ağır bedeli de vardır.. Bazı yolların ise geri dönüşü yoktur, çıkmaz sokaktır.. Bin hükema gelse, seni oradan kurtaramayabilir.. Ayrıca yanlış yol, kurtulsan bile kurtulana kadar seni kurutmuş olabilir.. Kurutulmuşsan zaten, kurtulmuş da sayılmazsın!..

Büyük şehirlerde arabanla seyahat ederken yanlış bir yola girdiğinde, bir U dönüşü bulabilmek için, dakikalarca gitmen gerekir.. Hayatın U dönüşleri bu kadar kısa olmayabilir ve mâliyeti de çok yüksek olabilir..

Hayatı yaşlanmadan öğrenmek gerekir.. Yaşlandıktan sonra hayatı öğrenmek, acıları arttırır.. Çünkü, öğrendiğin hayatı yaşayacak ömrün kalmamıştır.. Ölümcül bir hastalığa yakalanan insan, kendisine mirâs kalan büyük bir servetten zevk alabilir mi?..

Bir başka ifadeyle; elindeki biletin, son trenin bileti olduğunu, tren gittikten bir saat sonra anlamak neyi değiştirir?..

Ey muhterem arkadaşım;Şairin; “lafımın dostu, çilemin yabancısı” dediği kaypak kişilerden kendini koru..
Nankör insanlar için boşuna uğraşma!.. Baktın ki kişi kafana uymuyor, türlü falso yapıyor, önce sabret, ona bir iki şans ver, ama baktın olmuyor, sal yularını gitsin!..

“Yağmur taşlara da yağar, ama bin bahar görse de taşlar yeşermez..”
Tecrübelerle sabittir ki, sonradan görmelerden adam olmaz!..

Dindar geçinen dini-darlara da dikkat et!.. Bunların din diye yutturmak istedikleri zararlı mecralara takılma..
Kartvizitinde “hoca” yazan bazı kişilere de teennîyle yaklaş..
Bunların en tehlikelileri dini ticaretle takas eden maneviyat haramîleri ve din bezirgânlarıdır..


Ey değerli dost;Hayatta lüzumsuz tekrarlardan kurtulmak istiyorsan, hayatı bir kitap gibi iyi okumalısın, iyi anlamalısın ve anladıklarını hayata geçirmelisin..

Hayatın üçte ikisini rahat yaşamak istiyorsan, hayatın üçte birini meşakkatle geçirmelisin..
Yani; temeli sağlam atmalısın..
Yaşlılığında hayatı yeniden inşa etmeye çalışmak, kubbede ceviz durdurmaya çalışmak gibidir..
Gençlik, hayata uyum, ihtiyarlık ise hayata doyum yıllarıdır..

Ey kıymetli insan;Mutlu bir hayat, plânlı bir hayattır.. Hayatını bir prens gibi mutlu yaşamak istiyorsan, prensiplerini prenses yapmalısın..
Zamanını dakika dakika, mekânını karış karış, servetini kuruş kuruş plânla ki, hayatın kırış kırış olmaktan kurtulsun..


Netice-i kelâm;
  • Rahata ermek için, onun bedeli kadar rahatsız olmak gerekir..
  • Gelecek, rahatına kıyabilen insanlarındır..
  • Bir başka ifadeyle, cennete giden yol asfaltla döşenmemiştir..
  • Evet; kahramanlar bir kere ölür, fakat kahramanca ölür..
  • Korkaklar ise, her an ölmektedir..
  • Son olarak şunu da sakın aklından çıkarma;
  • Nasihati herkes dinler ama sadece akıllılar faydalanır..

Sami ÖZEY


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

20 Nisan 2018 Cuma

Mevlana'nın Dilinden Benimse Objektifimden Doğa


“Sevgilinin elçisi olan bahar neşe içinde geldi.
Biz mestiz, âşıkız, humârdayız ve kararsızız…
Bağa doğru çık, gözümün nuru! Çemen güzelliklerini intizarda bırakma!
Gayb aleminden çemenlere garip şeyler iniyor.
Gül senin ayak basman için gülistâna gelmiştir.
Yüzüne baktığı için diken bile güzel görünüyor.
Ey Selvi! Susam çiçeği dere kenarında sesini anlatmak için baştan başa dil kesilmiş.
Gonca düğümlenmiş, düğümleri açan lûtfunda, açılıp dökülecek…
Ölü tohum canlanıyor. Toprağın sakladığı sır, şimdi aşikâr oldu.
Meyvesi olan dal sevincinden sallanıyor ve kök, böyle bir şeyi olmadığı için utancından yerin dibine giriyor. Güzel ve bahtiyar dallar ağaçlarda canlanıyor.”


Ölüp gömülen tohum nasıl biter, yüzlerce başak verirse, Tanrı lûtfuyla ben de binlerce öldüm, tıpkı o tohuma döndüm.” 


Gönül buğdaya benzer, bizse değirmeniz sanki; değirmen ne bilecek bu dönüş niçin? Ben sanki taş, suyu da düşünceler; taş der ki: Bu olayı su bilir, su da değirmenciye sor, der. Şu suyu aşağı akıtan o. Değirmenci der ki: A ekmek yiyen, şu değirmen dönmeseydi kim ekmekçi olurdu?”














Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün. Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün. Güller gülerek sesleniyor bülbüllere: Susun susarak doğayı görün.
Mevlana


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

18 Nisan 2018 Çarşamba

Bol Köpüklü Mükemmel Nescafe Nasıl Yapılır Azizim-Adım Adım Gösterdim


Sütlü Bol Köpüklü Nescafe!... 
Yapımı kolaydır..türü vazgeçilmezim.
Türkiye'deki Nescafe ile alakâsı pek yoktur,peşinen söyleyeyim..Türkiye'de içtiğim nescafe köpüksüz oluyor,ayaküstü hazırlanmış gibi sunuluyor ama öyle değil işte Nescafe yapımı.
İncelikleri var ve bu incelikler zamanla tecrübe edilmiştir.


Örneğin:

Kahvenin suyunu su ısıtıcısında (kettle) değil,ocak üstünde yani ateşin üstünde olmak şartıyla cezve içinde ısıtacak hatta kaynatacaksın.Su ateşte kaynamalı.Elektrikte değil.
Sütünü sıcacık vereceksin ki kahvenin sıcaklığını düşürmesin ayrıca sıcak süt ile kaynar su eklemek demek köpüğüne hacim kazandırmak demek.

Cidden öyle çünkü :)

Ateşi görmeli o su ve sütün kaynaması köpürmesi de şart..
Geniş zamanlar için geçerli olan incelikler bunlar ;)

Göstermek isterim..

Nescafe Nasıl Yapılır-Nescafe Yapmanın Püf  Noktaları

Mükemmel bir Nescafe için aşağıdaki görsellerdeki gibi bir kremayı elde etmek elzem.
Böyle bir kremayı elde etmek için:


Adım adım bunlar yapılınca bol köpüklü koyu kıvamlı bir Nescafe kupanı şenlendirecektir.
Köpüğü sabun köpüğü gibi olmuyor yalnız bunu vurgulamak gerek..
Dokusu güzel bir krema gibi diyeyim gerisini sen anla :)


Nescafe hazır olduktan sonra en yakın kuytu sessiz yere kaçılır..
Bu balkon olabilir,bahçe olabilir veya doğaya yakın bir yer de olabilir ki orası en mükemmel kaçış yeridir kanımca :)

Doğa demişken biraz da doğa görelim eksiği olmasın bu yayının..
İlkbahar geldi,insanlar yazlık kıyafetlerini çoktan giydi ve gün içinde bazen sıcağa dair sitemler dahi işitilmeye başlandı..ama akşamları öyle değiiiil :)



Akşamları insanlar doğaya kaçıyor,çimlere oturuyor,çocuklar oynuyor çığlıklar yükseliyor..




Akşamları baldır vakit,nefistir dışarıda olmak ve batan güneşe bakmak mutluluk kaynağı oluyor,ışıl ışıl görüntülerde kaybolmak hayal etmek ve yaşadığın için şükretmenin ta kendisidir bu..

Konu kahveydi...
Ama,kahve bahaneydi :)


Sevglerimle..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

17 Nisan 2018 Salı

Gelincik


Sanatçının kimseye ihtiyacı yoktur..
Ancak sanatının görünmesini beğenilmesini ister..
Allah'ın kimsenin kulluğuna da ihtiyacı yoktur..
Biliyorsundur,hiç bir gözün görmeden bitip yeşerdiği dağlardaki gelincikleri..
Varlıklarını sadece Allah bilir..



İnsan gözü değmeden üzerlerine yaşayıp solmaktadırlar..
Ağaçlar,nehirler,kuşlar ve daha niceleri Allah'a her an şükür etmekte adını zikretmektedirler..
Allah'ın kulluğumuza muhakkak ihtiyacı yoktur..



Ama muhteşem bir incelik değil midir,Onun sanatını fark edebilmek..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Nisan 2018 Çarşamba

Kokun Gitti Buralardan


Defalarca içimdeki titreyiş ve sancıları dışarıya akıtıp onlara başka bir gövde başka bir suret vermek için tuşlarla buluştu parmaklarım.
Ancak bu eylemlerimin hiç bir sonucu olmadı.
Ne söylemek istediğimi söyleyebildim ne hissettiklerimi aktarıp ifade edebildim.
Kalbin ve gözün görünenin ötesinde olanlar vardır.Nicedir bunu daha net görüyorum.
Babannemin hastalığı bir çok şeyi tekrar gözden geçirmeme vesile oldu.
Hallerimiz dostlar birbirimize dersler içerir,bunu anladım evvela.
Bir insan,insanlar içinde ne kadar kıymetli olursa olsun aslolan Allah katındaki kıymetidir aslında.Esas olan odur ve herşey ama herşey o kıymet doğrultusunda gelişir.

Anladım ki;
İnsan gerektiği kadar konuşmalı.
Kibirli,başı dik olmamalı
Bilmediği olaylar hakkında görüş bildirmemeli
Bildiği veya bildiğini sandığı şeylerin çoğunu kendine saklamalı,onları içinde yoğurmalı kendine dersler çıkarmalı.
Bedenin bitiş,erime ve solma tarihi vardır.

Anladım ki;
Büyük konuşmak zararlıdır.
Annem yıllarca babannemle anlaşamamış,yıldızları bir türlü barışmamış senelerce hep anlamsız bir sürtüşme içinde olmalarına rağmen son zamanlarında babannemim gözü kulağı,eli ayağı olmuştur.
Yatağabağlı yaşayan bir insanın ezasını çekmiş çektiği tüm sıkıntıları da hoşgörü ile karşılamış,hakkını defalarca helal ederek kendisi için dualar etmiştir.
Hayatın bir türlü birleştiremediği bu iki kadını hastalık birleştirmiş oldu.
Bu hali görünce kendime dersler çıkardım,bana çok güzel örnek oldu onunla gurur duydum,annem olduğu için bir kez daha sevdim ve gözümde gönlümde yerini daha da genişletmiş oldum.
Bu da hastalığın bize bahşettiği büyük bir hediyedir.

Anladım ki;
Hastalık en etkili terbiyeci en büyük öğretmenlerden biridir.
Hasta yatan bir insanın yanında olmanın sevabı ile beraber verilen dersleri en güzel şekilde aktaran ve öğretendir.
Hastalık nimettir bu yüzden,doğrudur.
İnsanı bazen derin bir şeylerin vurması çok gerekli.
Bazen,yolcu olduğunu hatırlamak gerekli.
Azgınlığını ve taşkınlığını zapt edecek bir şeyler gerekli..

Anladım ki;
Selâ,dünyanın en güzel sesi en güzel vedasıdır.
Veda etmenin en güzel şeklidir.
İnsanı kendine döndüren çark,nefsi uslandıran bir kamçıdır.
Umuttur selâ,vaat ve haykırıştır..
Rahmetin sese bürünmüş hali,güçlü ve noktalayıcı bir güce sahip bir duyurudur.
Ölüm,kimileri için kurtuluş kimileri için azap diyarlarına göçmektir..aslolan kulluk aslolan iman ve iyiliktir..

Onu gidip gördüm..bambaşka alemlerdeydi gözleri..
Bana tarihi sordu,susuz bırakmayın beni,dedi..
Sarıldım etten yoksun kalmış bedenine.
Dudaklarını ıslattım yutkunamadığı anlarda.

Sormak istediğim çok şey vardı oysa ama soramadım,anlamsız geldi bana sorular..
Sormak istedim..
-Babanne,dünyada en önemli şey nedir,diye..sormak istedim.

Dört bir yanımda şeffaf perdeler var şimdi..
Kalbimin içinde mi bu dünya kalbim mi dünyanın içinde bilmiyorum..

Eve geldiğimde oğluma dedim;
-Oğlum,gel otur yanıma..
-Sana bir şey söyleyeceğim oğlum.
-Bu dünya üzerinde önemli olan iki şey vardır,birincisi iman ikincisi ise iyi olmaya çalışmaktır.
-Bunlar aklında olsun gerisi oyalanmak gerisi sadece telaş ve perdedir.



İnsan ceset olur bir gün..
Toprağa gömülür vucüt.
Bilemiyorum orada neler olur neler yaşanır.
Dünya gözüyle bakınca bu manzaraya  toprağa verilenin yeniden yeşerecek olanın tohumudur diye düşünürüm..
İyi birinin ceseti girdiyse toprağa iyilik,kötü birinin ceseti girerse toprağa kötülük yetişecektir belki de..
Ne diyorum ben..Ben de ölecek olan biriyim.
Her canlı gibi değil mi ki ben de bir ölü adayıyım..
Temiz ve kuru ortamlardan,yumuşak ve sıcak yataklardan nasıl uzaklaşacağım?
Geriye kalacak olanlardan nasıl ayrı kalacağım?
Ötemizde dediğimiz uzakta sandığımız bu gerçek ile nasıl ''yaşayacağım''..
Birilerinin öldüğünü duyunca insan ölümünü kolayca kabulleniyor.
Sanki her ölen bu durumla önceden karşılaşmış tecrübes edinmiş ve buna hazırlıklıymış gibi düşünüyor.
Ölecek olan ölmeye hazırlıklı mıdır her zaman?.

Bilemiyorum ki bu karışık aklım ruh halim ve titreyen ellerimle ötesi tam olarak nedir ne değildir.
Beni çok sevdi,gözleriyle sevdi elleriyle sevdi dualarıyla sevdi yemekleriyle sevdi çiçeklere bitkilere Allah'ın yarattıklarına gösterdiği sevgi ile sevdi büyüttü öğretti ve besledi..
Sevgi kavramının içini doldurdu içimdeki sevgi pınarlarını coşturdu.
Güzel sevdi güzel sevdirdi..
Dilerim ki Rabbim ona da sevgiyle muamele etsin,sevdikleriyle buluştursun..

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun..

Aşağıda hastalık ile ilgili kıymetli hadis ve bilgielr yer almaktadır,okumakta hatırlamakta fayda vardır diye bugün buraya eklemek istedim.



(Müslümanın, Müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selamını almak, hastalanınca ziyaret etmek, cenazesine gitmek, davetine icabet etmek, aksırıp da elhamdülillah dediği zaman, yerhamükallah demektir.) [Müslim]

Biriyle arkadaş olunca, kimliğini öğren! Hasta olursa ziyaretine, ölürse cenazesine gidersin.) [Beyheki]

(Hasta ziyareti için bir mil, iki kişinin arasını düzeltmek için iki mil, Allah için dost edindiğin birini ziyaret için üç mil uzakta da olsa git!) [İbni Ebi-d-dünya]

(Allahü teâlâ birine, (Ben hastalandım, beni ziyarete gelmedin) buyurur. O kimse, (Ya Rabbi, seni nasıl ziyaret edeceğimi bilmiyorum) deyince de, (Falanca Müslüman hastalandığında, ziyaret etseydin, beni bulurdun) buyurur.) [Müslim]

(Bir hastayı ziyaret edenin kefili Allah olur.) [Hâkim]

(Şunlar komşu haklarındandır: Hastalanırsa ziyaret etmek, ölünce cenazesine gitmek, borç isterse vermen, fakir düşerse her yerde söylememek, güzel bir şeye kavuşursa tebrik etmek, başına bir musibet gelirse teselli etmek, evini onun evinden yüksek yapmamak, komşuya da verilmezse yapılan yemeğin kokusunu ona duyurmamak.) [Cami-üs-sagir]

(Hasta ziyaretinin mükemmel olması, elini hastanın yüzünün veya elinin üzerine koyması ve halini sormasıyladır. Aranızdaki selamlaşmanın mükemmel olması da müsafeha etmekledir.) [İ. Mace, İ. Ahmed]

(Hastaları ziyaret ediniz. Dua etmelerini isteyiniz. Şüphesiz hastaların duası makbul, günahları da affedilmiştir.) [Deylemi]

(Hastaları ziyaret etmenin, cenazeleri uğurlamaktan daha büyük sevabı vardır.) [Deylemi]

(Kim bir hastayı ziyaret ederse, dönünceye kadar Cennet bahçesi içerisindedir.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed]

(Sünnet uygun abdest alıp, hasta olan Müslüman kardeşini, Allah rızası için ziyaret eden yetmiş yıllık yol mesafesi olan Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Davud]

(Hastaları da ziyaret edin.) [Buhari]

(Hasta ziyareti güzel iştir.) [Taberani]

(Hasta bir Müslümanı sabah ziyaret edene, akşama kadar; akşam ziyaret edene ise sabaha kadar yetmiş bin melek dua ve istiğfar eder. Cennette de kendisine bir bahçe verilir.) [Tirmizi]

(Hastayı ziyaret edene, 70 bin melek, ertesi gün aynı vakte kadar istiğfar eder.) [Şirazî]

(Hasta ziyaretine giden kimse, Allahü teâlânın rahmetine girer, onun yanında oturunca da bu rahmete gömülmüş olur.) [Beyheki, İ Ahmed]

(Sırf Allah rızası için, arkadaşını veya bir hastayı ziyaret eden için, Allahü teâlâ buyurur ki: Ne güzel ettin. Cennette kendine bir köşk hazırlamış oldun.) [Buhari]

(Bir hastayı ziyaret edip, yanında bir miktar oturan Müslümana, bir an günah işlenmemiş bir yıllık amel sevabı verilir.) [Ebu Nuaym]

(Hastayı ziyaret üç günden sonradır. Ziyareti de seyrek yapın! Dalgınsa ziyaret gerekmez.) [Deylemi]

(Hastayı ziyaret eden kimse, müsafeha etsin ve elini hastanın alnına koyup, halini sorsun ve onun için şifa ve uzun ömür dilesin, ondan dua da istesin. Çünkü hastanın duası meleklerin duası gibidir.) [Beyheki]

(Bir günde şu beş şeyi yapan Cennet ehli olur: Hastayı ziyaret eden, cenazeye giden, Cuma günü oruçlu olan, Cumaya giden ve sadaka veren [Ebu Ya’la] [Cuma günü oruç tutmak isteyen, perşembe ile veya cumartesi ile beraber tutmalıdır!]

Peygamber efendimiz, ziyaretçiye çok sevap verildiğini bildirince, oradakiler, hastaya da sevap olup olmadığını sordular. (Hastaya kat kat daha çok sevap verilir) buyurdu. (Taberani)

Birisi hastalanınca hemen ziyarete gidilmez. Sık sık gitmek de doğru değildir. En fazla iki günde bir gidilebilir.

Ziyarete yeni elbise ile değil, her gün giyindiği elbise ile gitmelidir! Hastanın başucunda değil, ayakucunda oturmayı tercih etmelidir!

Hastanın yüzüne bakmayıp, sağa sola bakmak veya önüne bakmak uygun olmadığı gibi, devamlı olarak hastanın yüzüne bakmak da uygun değildir.

Hastanın yanında asık suratla durmamalıdır! Güzel şeylerden bahsetmeli, iyileşmesi için dua etmelidir!

Peygamber efendimiz, bir hastayı ziyaret edince, (Bir şeyin yok, inşaallah bu rahatsızlığın, günahlarını temizler) buyururdu. (Buhari)

Ziyarette hastanın yanında çok oturmak, uygun değildir. Peygamber efendimiz, (Hasta ziyaretini kısa tutmak sevabdır) buyurdu. (Bezzar)

Hasta da, halinden şikâyet etmemeli! Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Sadakayı gizli veren, musibetini gizleyen, halini Allah’a arz eden için, Allahü teâlâ buyurur ki: Kulum verdiğim belaya sabretti. Ziyaretçilere beni şikâyet etmedi. Ben de onun vücudunu daha sıhhatli kılarım. Günahsız olarak iyileşir. Ölürse rahmetime kavuşur.) [Taberani]

Hasta hâlinden şikâyet etmediği gibi, “Beni ziyarete gelmiyorlar” diye de şikâyet etmemeli! Kendisini ziyarete gelmeyenin bir mazeretinin olabileceğini düşünmeli, ona suizan etmemeli, küsmemeli!

Sual: Hasta ziyaretine giderken çiçek götürmek hıristiyan âdeti midir?

CEVAP

Mubah işlerde gayrı müslimlerin âdetine uymak günah olmaz. (Hadika) Ziyarete giderken çiçek götürmek günah değildir. Hadis-i şeriflerde, (Kime güzel kokulu çiçek ikram edilirse reddetmesin, onu alıp koklasın) ve (Kırmızı gülü koklayıp da bana salevat getirmeyen, bana eziyet etmiş olur) buyuruldu. (Şir’a)

Sual: Bir arkadaş, hastalığında kendisini ziyaret edemediğim için bana darılıp küsmüştür. Hastayı ziyaret etmek farz mı?

CEVAP

Hasta ziyareti sünnettir. Hastanın kimsesi yoksa vacip olur. Sünnet olan hasta ziyaretini yapmayana küsmek haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Müslümana, üç günden fazla dargın duran, Cehenneme gider.) [Nesai]

Sual: Hasta ziyaretinde nelere dikkat etmek gerekir?

CEVAP

Hastanın yanına Euzü besmele ile selam vererek girmeli, mümkünse sağ tarafına oturmalı, dua etmek için hal ve hatırını sormalı, bir ihtiyacı olup olmadığını sormalı, varsa yardımcı olmalı. Ona da duyurmak için Kelime-i şehadet söylemeli. Yanında fazla oturmamalı. Eğer ısrar ederse biraz daha oturulabilir. Ayrılırken de hayırlı âcil şifaya kavuşması için dua etmelidir.

dinimizislam.com


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

10 Nisan 2018 Salı

Tasarladığım Kartlar Evimin Duvarlarında


-Bak,bunu ben yaptım!..demek bir insanı ne denli mutlu ediyorsa işte o derece mutlu oldum..
Baktıkça da mutlu oluyorum.
Bir şeyler ürettim ve o ürettiklerime evimde yer verdim.
Daha ne olsun..


Kartları gerçek boyutunda görmek ve indirmek için:

Üç adet pano tasarımı yapmıştım ikisini çerçeve içine alıp duvarıma astım..benzer çerçeve bulamadığım için kartlardan birini basıp asamadım..
Kendi duvarına asmak isteyenler yukarıdaki linklere tıklayıp direk panolara veya ilgili yayına buradan erişip dosyaları indirebilirler.


İlk fotoğraftaki metal çerçeve içinde yer alan Hayat Üzme İnsanları kartımı aslında Deep için hazırlamış bu haliyle de göndermiştim kendisine.
Ama alıcı evde olmayınca paket postanede beklemiş ve nihayet bana geri gönderilmişti,paket perişan olmuştu çerçevenin içindeki cam kırılmış vaziyette paketten eser kalmadan bana geri gelmişti üstelik.
Kendisine tekrar göndermek isterdim ama yine benzer bir durum olur diye vazgeçtim anvak mutlaka başka bir yolunu bulup kendisine göndereceğim..

Bu camsız haliyle bile ve sevdiğim bir dost için hazırlanmış oluşu düşüncesi beni mutlu ettiği için evimde olsun istedim.

Üretmek,ürettiğine bakmak çok güzel bir duygu bu yüzden kusursuz olması önemli değil önemli olan sizin elinizden çıkmış olmasıdır,mutlaka bir şeyleri üretmeyi ihmal etmeyin..

Sevgiyle kalın..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Nisan 2018 Pazartesi

Orkideleri Doğru Sulamak İçin Öneriler


Almanya'da orkideler pek sevilir.Nerdeyse her evde bu güzel çiçekten bir tane muhakkak vardır.
Yıl boyunca zengin çiçekleriyle pencerelerde boy gösteren orkidelere baktıkça elbette içim gidiyordu.

Geçen yıl evimde dört adet orkide vardı.Her biri hediye olarak gelmiş kısa bir süre çiçekli halleriyle evimizi süslemişti.
Bir zaman sonra çiçeklerini dökmüş ve yavaş yavaş yaprakları sararmaya başlamıştı.
Orkidelerimi düzenli olarak suluyor internet üzerinde bakımı ile ilgili bir çok bilgiden faydalanarak aramızda kalmaları için elimden geleni yaptığımı sanıyordum.
Yaprakları iyice sararmaya ardından dallarının kurumasına şahit olduktan sonra bu narin çiçeklerin bakımını yapamayacağımı düşünmeye başladım.
Kimileri orkidelerin doğrudan güneş alan yere konumlandırılmasını tavsiye etmişti,kimileri ise orkidelerin palmiye ağaçlarının arasından sızan güneş ışığı hissini sevdikleri için güneş ışınlarının direk üzerine gelmesinden hoşlanmadığını yazmıştı.
Ben yazılan tüm bilgilere itibar ettim hatta orkidelere özel üretilen besleyici bir sıvı dahi almıştım.

Dört adet orkideden sadece iki tanesi hayatta kalabildi geriye,sonuç buydu ve aldığım bilgiler işime yaramamıştı.
Bu demek oluyordu ki ya orkidelerden vazgeçecektim ya da gözlemleyerek,bu narin bitkiyi anlamaya çalışarak bakımını öğrenmeye çalışacaktım.
Bazen gözlerden uzak kalan bir çok şey gibi üzerindeki değişikliği takip etmeyince insan belirli aralıklarla yanına varmanın üzerindeki değişiklikleri daha iyi anlamasına neden olabiliyor.

Orkidelerimi doğrudan güneş alan bir pencereye aldım ve perdelerin arkasında aylarca tuttum.
Aklıma geldikçe suladım,nasılsa onlardan ümidimi tamamen kesmiştim zaten.
Kabullenmiştim bir kere.Orkidelere bakmak zordu veya kolay bir yolu vardı da ben bilmiyordum diyerek onlardan vazgeçmiştim.

EVVELA BİR MAŞALLAH ALAYIM CANLAR :)

Orkide bakımı
Almanya'da olduğumu unutmuşum,güneşli bir ülke olmadığını hesaba katmamışım,edindiğim bilgilerden yola çıkarak iklimi dikkate almamışım meğer.
Orkideler kış boyunca pencere önünde perdeler arkasında kaldıktan ve sadece aklıma geldikçe su aldıktan sonra geçen ay onlara bakmak için perdeyi araladığımda üzerinde tomurcuklar olduğunu yapraklarının güzel yeşil bir renge döndüğünü ve hatta köklerden bir çoğu yüzeye çıkıp yeni dallar verdiğini gördüm!..bakınız..
Orkide bakımı
Mutluluğumu tarif edemem..demek ki bu güzel çiçek Almanya gibi bir ülkede sıcakta ve olabildiğince güneş alan bir yerde olmalıydı.
Camın önünde kalışı onu beslemiş olmalı,gün boyunca güneşte kalması onu kuvvetlendirmiş olmalı ki çiçek kendine geldi ve tomurcuk bağlayıp yeni dallar verdi.
Gözlemlerim doğrultusunda orkide bakımı ile ilgili bir kaç bilgiyi paylaşamk istiyorum bugün.

Maşallah 
demeyi lütfen unutmayın zira bu güzel bitki ölümden dönmüş bir bitkidir.

Orkide bakımı

ORKİDE BAKIMI:


  • Orkideye en büyük zararı şüphesiz çok su verir.
  • Bu sebep dolayı kış mevsimlerinde haftada bir yaz mevsimlerinde iki kez sulanması yeterli görünüyor.
  • Yapraklarının sararmaya veya buruşmaya meyletmesi gereğinden fazla sulandığına işarettir.
  • Çiçeği bu vaziyette gördüğünüz anda sulamaya büyük bir ara vermekte fayda vardır,bir veya bir buçuk ay kadar kesinlikle sulamayın.
  • Bir çok yerde orkidelerin toprağına buz küpleri bırakılarak sulanması tavsiye edilir.Oysa buz çok soğuk olduğundan çiçeğin doğal gelişimini etkileyerek onu şoke ediyor.Kesinlikle buz küpleri ile sulamayın.
  • İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde yağan yağmurlardan yağmur suyu biriktirmeye çalışın.
  • Bu mevsimlerde yağan yağmur suyunda toz,polen ve bir çok organik besleyici maddeler içerdiğinden orkidelere çok iyi gelmektedir.
  • Sulama esnasında yaprakları ıslatmamaya özen gösterin,ıslandığı takdirde yapraklardaki suyu havlu kağıt gerekirse kulak temizleyicisi ile temizleyin,su bırakmayın.
  • Suyun çiçeğin merkezine doğru değil çevresine gittiğinden emin olun..aslolan köklerinin su almasıdır.
  • Son olarak da orkidenin saksısına göre su vermeniz gerektiğini unutmayın.Saksı ne kadar küçükse o denli sık su vermeniz gerekmektedir.
Çok sevgi insanı yıprattığı gibi çok su da bazı çiçekleri ne yazık ki öldürür..
Denge işte..
Denge,sen ne güzel bir şeysin öyle..her yerde denge :)

Bilgilerim çok fazla değildir sayı olarak belki ama gönül rahatlığı ile bu unsurlara dikkat etmemizde fayda vardır diye naçizane öneriyor ve paylaşıyorum.
Orkide narin ve zarif bir bitkidir oldukça da edeplidir,sanırım biraz da utangaçtır,değişimini izlememizi pek istemiyor gözler önünde güzelliğini sergilemeyi pek sevmiyor gibi :)
Ve son olarak Allah'ın yaratmış olduğu bu güzel çiçeğe yaklaştığınız zaman bir besmele bir salavat okumayı da ihmal etmeyin..
Dünya üzerindeki her canlı gibi o da sürekli zikir halindedir çünkü..

Sizin orkideleriniz var mı?
Önerileriniz veya paylaşmak istediğiniz bilgileriniz varsa lütfen çekinmeyin..
Sevgiyle kalın..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

7 Nisan 2018 Cumartesi

Mükemmel



De ki;

Ey Yüreğimdeki Hüzün:
Hüzüne: Bismillah..
Acıya: Elhamdülillah..
Gözyaşına: SübhanALLAH..
Lal Olan Dilime: La ilahe illALLAH.



Vazifesini yapmaktadır dünya.
Dal çiçek açmakta,kuş ötmektedir her sabah.
İsyan edip de ''Bugün çiçek açmayacağım!
Bugün ötmeyeceğim'' dediklerini gördün mü hiç sen?


Biz de dünyanın bir parçası olarak zincirimize sıkı sıkı tutunacağız.
Uyanacağız.
Yüzümüzü yıkayacağız.
Evdekilere Günaydın diyeceğiz.
Yaşamak için Bismillah diyeceğiz.
Başkalarının hayatlarına bakıp da,kendi hayatımızı onların hayatları ile kıyaslamayacağız.
Bize özel olarak gönderilen dersi küçümsemeyeceğiz,görmezlikten gelmeyeceğiz.


Çevremize bakalım.
Kaç kişi mükemmel bir hayat içinde?..
Hz.Resul (s.a.v):
Mükemmeliyet yanılsamasından vazgeçmek bir rahatlık verir,buyurmuştur.

Mükemmeliyet insana mahsus değil,insanlık kusurludur.
Bu söz de Pessoa'ya aittir.


İnsanların mükemmel olmadıklarını anladığın gün,büyüyeceksin.

Kendi sınır ve kısıtlamalarını fark edebilmek,özgürleştirir insanı.
Allah,kime hayır murad ederse ona nefsinin ayıplarını gösterir bilir misin?
Böyle buyurmuş Hz.Resul(s.a.v).



İşte bu yüzden..

Dur da ruhuna bir bak
İçine bak
O yara orada durduğu için ve sen bir türlü yüzünü oraya çevirmediğin için,olup bitiyor herşey.
özgür olduğunu zannediyor fakat geçmişin hapishanesinde yaşıyorsun
Eflatun'un mağarasındaki adamlar gibi gölgeyi hakikat karanlığı yurt biliyorsun.
Yüzleşmeden hakikat bulunmaz,acı çekmeden büyüyemezsin.


Acı keder hastalık çaresizlik ve bitmişlik aslında tam da ihtiyaç duyduğun şeylerdir.
Onlara kapıyı biri açmış.
Gelmeyin,girmeyin diyemezsin.
Buna gücün yoktur,görmez misin?
İçeriye alıp onlardan öğrenmektir senden beklenen.
Sen kovsan da gitmezler.
Daha fazla tutmak istesen de,kalmazlar.
Bu ince bir çizgidir veya bir çok şeyi anlaman için küçük bir penceredir.
Bak o pencereden.
Gör o çizgiyi.
Hayatına bunlardan biri geldiyse.
Senin dersin onlardır demektir.


Ağladım
Anlayamadım
Sağıma baktım,soluma baktım
İçimdeki renge sahip birilerini aradım
Bulamadım.
Herkesin rengi farklıydı çünkü.
Olaylar aynı olsa bile,renk farklı,bakışlar farklı.
Sonra baktım ki herkes içindeki perdelere göre,pencerelere göre anlıyor ve algılıyor hayatı.
Hayat içimdekilermiş meğer.
Anladım.


İzleyerek de öğreniyor insan bir çok şeyi.
İzle.

Hayır,hayat romantik değil.
İnsan mükemmel değil.
Ama verilen dersler ve öğrenmemiz gerekenlerin hepsi mükemmel..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI