yürüyüş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yürüyüş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yürüyüş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yürüyüş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2020 Çarşamba

Yürüyüşten Sesler


Bizleri daha dijital ortamlara daha dijital bir döneme yönlendirdiklerini işitiyorum,cipleneceğiz her davranışımız takip edilecek ve hatta bilincimize dahi müdahale edilecek türünde senaryolar işitiyorum..bunu kısmen zaten son on yıldır yasamıyor muyuz?.. Var mı yok mu bunu planlayanlar veya olacak mı nasıl olacak diye kafa patlattığım çok oldu,sonuç:beynim havasız kaldı,yani bende benden ne kadar bıraktılarsa onu da yitirmeden düşünmeyi de bunları anlatanları da dinlemekten vazgeçtim..


Allah izin verir mi?..
Yarattıkları üzerinde böyle bir değişikliğe izin verir mi?..
Düşüncelerin çok derin yollarına gittim hatta arka sokaklara bile uğradım..Alzheimer hastası bir ninemiz var,çocuğunu unutur nerede olduğunu unutur nereden geldiğini unutur hatta namaz kılıp kılmadığını abdestli olup olmadığını dahi unutur ama asla namazın nasıl kılındığını veya namaz surelerini unutmaz..

En çaresiz olduğum anlardan biri de bu olsa gerek..
Allah bir insanın hafızasından bir kısmını alır da onun için son nefesine kadar gerekli olanını almıyor..insanın insana yapmak istediklerine bakıyorum da,bunlar (her kisme onlar) çok acımasızlar..


Bahar gelmiş cihana a dostlar..muhteşem kokular eşliğinde üstelik,yıllar yılı burnuma böyle bir koku gelmemişti..çocukluğumda duymuştum en son baharın kokusunu,bu denli yoğun bu denli canıma yakın..
Geçen gün sabahın erken saatlerinde daha herkes uykudayken yürüyüşe çıktım,yerler hala ıslak kuşlar henüz rızık arayışındaydı..ve doğa nasıl güzel nasıl kokuyordu..


Bir çok kuruluşa bir çok derneğe bir çok örgüte karşı güvenim kalmadı..bizden bu güzel kokuları bile amışlar aslında,yerine de bilmem ne koymuşlar..
Nicedir eskisi kadar yoğun uçak seferleri yapılmıyor hem hava hem kara trafiği ciddi oranda azaldı,gece gündüz bu yüzden mis gibi kokuyor dünya..


Dünyayı ve hayatı değiştirme gayreti içinde olanlar dünyanın nesini beğenmedi acaba?..
Nesini beğenmediler de var olanların yerine başka bir şey koymak istiyorlar?..
Ben razıydım oysa,çamaşırlarımı elde yıkamaya ben razıydım her gün unumu değirmenden almaya ben razıydım ipimi eğirmeye..ve daha nice nice şeye..


Makinesiz,gürültüsüz ve hatta elektriksiz yaşamaya bile razıydım..yeter ki doğa olduğu gibi kalsaydı,yeter ki İlahi düzene insan bu denli müdahale etmeseydi,sınırları aşmasaydı,bir yaratıcı olduğunu kabullenseydi..


Korkarım ki hasret duyacağımız çok şey olacak ileride..şimdi bahsetsem saçma gelecek şeyler..


Günlerdir evdeyiz ve yiyecek ile temizlik malzemesi dışında başka hiç bir şeye ihtiyacımız olmadı,günlerdir..düşünüyorum da biz eskiden nelere ne için para harcardık?..ve şimdi neden harcamıyor ve hatta bir çok maddi şeylerin yokluğunu  nasıl oluyor da hissetmiyoruz?..


Düşünüyorum...düşünüyorum..böyle de bu şekilde yaşamak acaba daha nereye kadar?..ne zamana kadar beklemek gerek ne yapmak gerek..elden dua ve sabır etmekten başka hiç bir şey gelmiyor ve düşünüyorum tekrar,düşünüyorum,yıllardır bizim gibi ve daha kötü şartlar altında kendi vatanlarında hapsedilerek kısıtlamalar ve yasaklar altında yaşayan insanları,çocukları..



O insanlar ki yıllarca bağırdı çağırdı yardım istediler,yavrularını öldürdüler gençliklerini heba edildi, ama onalr herşeye rağmen tüm bunlara rağmen hayatlarını onca yasak onca zulme rağmen idame ettirdiler..onca kısıtlamalara rağmen nasıl yaşadılar nasıl yaşadılar yaşamaya da devam ediyorlar ve sonrasında bütün kalbimle durup şükrediyorum Allah'a..


Allah çok güzel bir düzen hazırlamıştı oysa kullarına,bir kısmı olduğu gibi kabullendi itaat etti..bir kısmı da uydu birilerine beğenmedi düzeni,büyük büyük sözler etti etmeye devam ediyor veya ilk fırsatta yine eski günahlarına ve azgınlıklarına dönmek için can atıyoriyine ezecek Allah'ın emirlerini belli..yine isyan yine şımarıklık..
Yani yine kurunun yanında yaş da..Allah muhafaza..,kiminle yarış içine girdiğini kime isyan ettiğini bile bile akletmeyecek kadar akılsızlıktır bu oysa..


Dünya en doğal haliyle mükemmeldi oysa..


İnsanların bunca makine üretimi şeye ihtiyacı yok..yok.
Bunu çok daha iyi anlıyoruz bu günlerde,ancak insanın tekrar üretmeye ve insan olmaya ihtiyacı var..


İnsanın tekrar insan olmaya ihtiyacı var,kul olmanın ne denli yüce bir duygu olduğunu tekrar hatırlamaya ihtiyacı var,gözyaşlarını gizlememeyi acı çeken yanını paylaşabilmeyi,yardıma koşabilmeyi,yiyeceği ekmeği giyeceği giysiyi tekrar üretmeye öğrenmeye ihtiyacı var..


Yani aslında çözüm çok basit..insan onu yaradana dönmeli,huzursuzluğu böyle kalkacak ortadan evvela,sonra doğup büyüdüğü toprağa sahip çıkmalı,vatanının ekmeği ile suyu ile yaşamayı vazife saymalı ve katkıda bulunmalı herşeyi hazırdan beklememeli,gözünü dışarıya ve kolaya her daim müsait olana kolay erişilen şeye dikmemeli..


Yürüyüş boyunca hep bunları düşündüm..ha bir de deli gibi arzuladım bahçeli bir evi,deli gibi arzuladım toprakla iç içe olmayı bu günlerde..ama yok..


Bahçeli ve güzel evler burada zenginlerin elindeydi ve bunlardan birinde kalabilmek çok fazla bir gelire sahip olmak anlamına geliyordu o da bizde yoktu..
Bizde yoktu..biz ki avlusu geniş bahçesi muhakkak olan büyük evlerde büyümüş bir nesildik..


Bu yaşananlar bana çok iyi bir ders olsun,hepimiz birazcık kolaycılığı ve tüketme merağımızı bir kenara bıraksak sanki daha güzel olacak..bu gereksiz rekabetleri o saçma sapan yarışları kendimizi ıspatlamak için harcadığımız enerjiyi geçrekten kendimiz ve bizden sonra gelecek olan nesil için elle gerçek anlamda elle tutulan bir şeyler yapsak sanki daha güzel olacak..


Olası yazım hatalarımdan dolayı beni bağışlayın..
Yürüyüşten sesler programımız burada sona erdi..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

3 Aralık 2019 Salı

Yürüyüş Notları:Atlar Sincaplar ve Bir Takım Düşünceler


Yürüyüşlerimi hem hareket etmek hem de doğaya daha yakın olmak için yaparım,gün içinde yürüyüşe çıkmayı pek sevmem ancak sabahın erken saatlerinde veya karanlıkta yürümeyi seviyorum.
Kızlarımı okula bıraktıktan hemen sonra (08:11 civarı) Cafe Ernst'in yolunu tutup kahvemi alırım.
11-12 kahveden sonra bir tanesi bedavaya gelen müşteri kartı da çıkartmıştım burada.
Kahvenin fiyatı 2:60 euro.
Orta boy cappuchino alırım genelde üzerine de bolca kakao rica edip koyduruyorum.Genelde ''kakao ister misiniz?'' diye sorarlar.Her seferinde ''Ja,bitte'' derim..yani:''Evet,lütfen''.
Kaldığım kasabada bir çok yerin kahvesini denemişliğim var.
Cappuchino'yu en iyi Cafe Ernst yapıyor,Espresso'yu ise bir İtalyan dondurmacısı yapar.
Ancak miktar olarak az maliyet olarak çok olduğu için çok sevmeme rağmen Espresso almaktan vazgeçtim.


Kahvemi alıp eldivenlerimi giyiyor ve okulun dışında olan park yerinde park ediyorum.
Evvela kulaklığımı çıkartıp dinleyeceğim müziği seçiyorum bazen Kur'an'i Kerim de dinlerim tamamen ruh halime bağlıdır seçimim ardından makinemi omuzuma koyup arabayı kitleyip yol alıyorum..
Buradaki yürüyüşümde arabamı okulun parkında park etmedim,mezarlıkların olduğu bölgede park ettim..belki bir gün buradaki mezarlık hakkında da yazarım,biraz çekiniyorum bunu yapmaktan zira tüylerimi ürperten Almanlar içinse ''normal'' olan bir durumla karşılaşmıştım.
Yürüyüş yolunun hemen başında bir at çiftliği var.Sabahın erken saatleri olduğu için atlar dışarıdaydı.Hava oldukça soğuk biraz sisli ve güneşliydi.


Bu çiftlikte çalışmayı isterdim doğrusu,atlara karşı özel bir ilgi ve sevgi duyuyorum belki de onalra karşı duyduğum saygıdan kaynaklı bir şeydir bilemiyorum.Çin astrolojisinde at oluşumdan da kaynaklanıyor olabilir :)


Atlara pek yaklaşamadım,bu fotoğrafları CANON EF 75-300mm f/4-5.6 objektivimle çektim,daha fazla yaklaşmak veya yaklaştırmak mümkün görünmüyordu.
Almanların kimisi fotoğraf çekilmesinden hoşlanmaz ve bunu yüksek ses ve kaba bir dille getirebilirler.
İzin alıp belki de yaklaşabilirdim atların yanına,çiftliğin çitleri çok yakındı ama hiç öyle bir rica etme moduna girmek istemedim,uzaktan çekebildiklerimle yetindim.

Ve yürüdüm..mezarlıklar ile beni ayıran daracık yolda..bir yanda dünyadan ayrılanlar bir diğer yandan da ayrılmaya aday olarak ben vardım.


Az ileride otoban yolu var,arabalar süratli bir şekilde geçiyordu diğer yandan ise sakinlik yeşillik vardı..bu saatte buralarda dolaşan insanlar köpeğini gezdiren insanlardan ibarettir ve ben tabii ki.
Bizim kadınların çoğu çoktan iş başı yapmıştır.Evler boş,kimse evinde ne temizlik işi ile mşgul ne de komşuda kahve içer.Evlerin bu şekilde özellikle sabah saatlerinde boş oluşları canımı sıkıyor.
Sabah saatlerinde kapısını çalıp kahvesini içebileceğim hiç kimse yok,herkes çalışıyor.
İhtiyacı olan da çalışıyor ihtiyacı olmayıp ihtiyacı olandan işi çaldığının farkına varamayan da çalışıyor.
Bir çok şeyden kendilerini mahrum bıraktıkları kanaatindeyim.Herkesi yolcu edip evin işini yaptıktan sonra keyifle kahvaltı etmek veya el işini alıp ruhuna iyi gelecek şeyler izlemek/dinlemek veya bir şeyler okumak olmadı çiçeklerin bakımı ile ilgilenmek veya kendisine vakit ayırmak sevdikleri için taze yemek pişirmek veya ekmek dahi yoğurmak eşlerinin kazandıkları ile evi idare etmek kanaat getirmek şükretmek ve bereketlenmesi için dua etmek neden paradan daha kıymetli oluyor ki?
Yapılan her iş de ibadet niyetiyle yapıldığı takdirde sevap da kazandırmıyor muydu?
Düşüncelerim derin bir iç çekişle son buluyor genelde.
Evde olmanın lüksü kadınlar tarafından unutulması veya paraya tercih ediliyor oluşunu hazmedemiyorum bir türlü..



Dünyanın binbir halinden bir hal olsa gerek..tercihler daima şekillendiriyor bizi..garipsediğim şeyler var veya anlam vermekte zorluk çektiğim şeyler bilemiyorum.
Belki de benim kafamdaki ''anne ve ev hanımı'' tanımı çok başka..hala kıymetli ve hala çok değerli.



Renklerin sıcaklığı havadaki soğuğa yeniliyor..ellerim yavaş yavaş donmaya başlıyor,kahvem bitmek üzere..nerdeyse bir saate yakın yürüyorum..hem kendimi hem çevreyi dinliyorum.Arada bir gözüm de çitin ardında mezarlıklarda yatanlara takılıyor..
Neye ne kadar değerdi hayat?..diye sorsam cevap alamayacağım,biliyorum.



Çok yakından fotoğraflamak istediğim bir canlıdır sincaplar..ormanda veya yürüyüş yollarında karşılaşırım diye ümit etsem de bu sefer beni şaşırtarak tam arabaya binecekken karşıma çıktılar hem de iki tane..
Makinem henüz omuzumdaydı dolayısıyla fotoğraflarını çekmek hiç de zor olmadı :)
Sincap refleksleri aşırı hızlı ve zeki bir hayvandır..Kendilerine yaklaşmak bi hayli zor.Küçücük bir hareketi bile uzaktan algılayarak uzaklaşabiliyor.Tehlikenin nereden geleceğini sezebiliyor.Daldan dala atlayışları inanılmaz bir estetikle gerçekleşebiliyor.
Gün içinde kendilerine bir çok yerde rastlamışımdır,genelde meyveli veya kabuklu ağaçların çevresinde dolaşırlar.
Sabahın erken saatlerinde sayıları daha fazladır malum kahvaltı için erken iş başı yaparlar.
Son derece sevimli ele avuca sığmaz halleri var.
Zaman zaman karşıma çıktıklarında ben telefonumu veya makinemi çıkartana dek ortadan kaybolurlar.


Burada gördüğüm canlılar arasında benim favorimdir ayrıca:)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

15 Mart 2019 Cuma

İlkbahar Henüz Gelmemiştir



İlkbahar henüz buralara gelmemiştir.
Bunu bizzat kendimi teyit etmiş oldum bugün.
Yağmurlu ıslak bir yürüyüşten en elegant (fiyakalı olsun diye böyle dedim) kareleri sizin için seçip paylaşacağım.
Evet,en zarif kareleri çekme esnasında hissettiklerimi düşündüklerimi de sıkıştıracağım onların arasına.Düşünceler ve hisler görüntülerle birleşince canlanıyorlar çünkü.
Bu kareleri çekmiş olan insanın içindekileri gözlerindekileriyle birleşince okuyucu da bu duyguları kendi duygularıyla birleştirip harmanlayınca paylaşılan şey her iki tarafa da anlam katıyor keyif veriyor.

Kahvemi alıp yağmura rağmen yürüyüşe çıktım bu sabah.Günlerdir bacaklarımda bir tutukluk,dizlerimde bir ağrı var,faydası olur ümidiyle yürümek istedim bir diğer yandan da fotoğraf alemine dalmak istedim.
Daldım da..


Nicedir ilkbahar kareleri paylaşırsınız dostlar,gönlüm isterdi ki ben de buna benzer bir şeyler paylaşabileyim ama yok,henüz ilkbahar yok buralarda..sessizce ve yavaş yavaş açan tomurcuklar hariç..


Yağmur nasıl bir nimettir..ilkbaharı ararken yağmurda fotoğraf çekmenin büyüsünü hatırladım birden ve her seferinde yaptığım gibi bu yürüyüşün temasını yani konusunu da belirlemiş oldum böylece..
Vazgeç ilkbahar karelerin peşinden koşmaktan,damlaların iiznden git bugün,yağmura git bugün dedim..ve gittim damlaların peşinden..


Cansız dalları kuru yüzyeleri canlandıran parlatan yağmurun izlerini göstermek istiyorum sizlere..yeşili daha canlı hafif olanı daha ağır göstermeye gücü olan yağmuru.


Küçücük bir damlanın içine dalıp dalıp gittim,ıslandıkça da ıslandım ama bunun güzelliği de etkiledi beni.Islanmanın hazzını da tatmış oldum böylece,ellerim,montum,makinemin çantası hatta makinem bile ıslanıp durdu..


Karşıma çıkan tek papatya buydu dahasını da göremedim.. 


Birileri çok hummalı bir çalışma yapmış,yağmur onun işine de güzellik katıp önplana çıkartmış..hayranım..



Tertemiz bir hava vardı,açık alanlar gönlüme huzur verdi,öylece kalakaldım doğanın içinde..ne saati düşündüm ne de gün içinde yapmam gerekenleri,geriye bıraktığım evimin durumunu bile hatrıma getirmedim..kopmuştum sanki herşeyden ve bu insana bazen gereken bir şeydir..
Bacakalrımın ağırlığı gitti,dizlerim kuvvetlendi sanki..botlarım yine çamur içinde montum sırılsıklam ve buğulanan obkektiflerim yürüyüşü sona erdirdi..
Minnet ve huzur doldum,arabama yöneldim,bagajda bekleyen su kasasını okul sınıfının kapısına zar zor taşıdım sonra da  kasabın yolunu tuttum.
Dolapta pişirilmeyi bekleyen lahanam için biraz kemikli et ve etli lahana sevmeyen evin erkek nufüsü için nohut konservesi aldım..
Böyle yağmurlu günlerde evde kaynatılan etin kokusu ve nemlenen pencereler insanın içini de yumuşatıyor..
Yüzlerce binlerce milyonlarca durumlar..Şükretmek için inanılmaz güzel sebepler bunlar..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Şubat 2019 Pazartesi

Yürüyüş-28 Günlük Meydan Okuma(4)


4. Hava nasıl olursa olsun, yürüyüşe çık bugün, o gün gözüne ne güzel göründüyse bir kaç fotoğraf da çek, anlat bakalım neler oldu ?
Hava koşulları ne olursa olsun..
Yürüyüşe çıkmak ve olanları anlat?
Tamamdır!
O işte bende Ezgi!..
Heyecan duydum üstelik,çocukları okula bırakır bırakmaz kahve alıp yürüyüşe çıkacaktım,hatta giyinmeden evvel ilk işim hafıza kartımı bilgisayardan çekip makinenin yanına koymak olmuştu unutmamak için.
Ama planladığım gibi başlamadı bu yürüyüş..
Aşağıdaki fotoğraf da bunun canlı ıspatı.
Şahit mahiyetindedir :)
Bakınız.

Yukarıdaki görselde eksik olan parçayı bulunuz :)
Sabah ayazdan dolayı donmuş bir havaya uyandım,böyle sabahlarda arabaların tümü dondurucuda durmuş gibi buzla kaplı olur,tüm bu buzları kazıamak gerekiyor,attım çocukları arabanın içine aldım elime kazıma aparatını başladım her camı kazımaya sıra aynalara gelince çaaaAaat aynanın biri yere düşerek kırılmasın mı!
Eyvaaah...ilk kez başıma gelen bir hal yedeği yok yerine koyabileceğim bir şey yok buzların nerdeyse tümünü kazıdım ama camlar halâ soğuk olduğu için net görünmüyor dışarısı okul saati de iyice yaklaştı arabaya bindip Allah'ım sen büyüksün diyerek yola çıktım.
Ama görmüyorum göremiyorum..öyle böyle derken zorluğuna rağmen çocukları okula bıraktım ama planladığım yerde yürüyüş yapamayacağım için üzgündüm,yürüyüş biraz bekletilecek evvela tamirciye gidilecekti mecburen.O işi hallettim çok şükür böyle durumların beni etkilemesine izin vermek istemiyorum bütün günüme yayılmasını önlemek için hemen çare bulmaya çalışıyorum,eve dönerek taze bir kahve yaptım ve evime yakın yürümeye karar verdim artık karşıma ne çıkarsa onun fotoğrafı çekilecekti,el mahkum.


Evim ana cadde ile paralel akan nehir arasındadır bir yanım doğa bir yanım trafik bir bakıma ancak yürüyüş yolumuz yapılan bir çalışma sonucu bir yıl boyunca kapatıldı,cadde tarafında da günlük alışverişimi yaptığım marketler var işte oralara gideceğiz.


Cadde üzerindeyken park yerlerine saparak nehri görebiliyorsun,yukarıdaki kare de park yerinden.
Bu bitkiden öksürük şurubu yaparlar burada epey yaygındır bu şurubun tüketimi bunu da not olarak düşeyim.


Yine cadde tarafı,burada geniş boş bir arazi vardır burası geldiğim günden beri böyle boştur belediyeye ait olmasına rağmen hiç bir şekidle değerlendirilmiyor satışı çok yüksek olduğu için de ancak büyük bir firma tarafından alınıp bir şeyler yapılabilir veya belediye buralara evler inşa edebilir ancak mantık çok farklı,belediye yer olsa bile yeni evler inşa etme olayına pek sıcak bakmıyor her bölgenin insan sayısına göre inşaat yapılıyor dolayısıyla yer olsa bile ev inşa edilmiyor.Yıllarca pansiyonlarda tek göz odada yaşayan aileler var,her ay belediyeye uğrayarak ev talebinde bulunuyorlar ancak bir eve çıkmaları aylarca yıllarca sürebiliyor,bulunamıyor.


Marketlere ulaşınca karşıma ilk bu manzara çıkıyor,Almanlar mevsim değişimini çok erken hissettiriyor.Gerek giysilerde gerek eşyalarda veya çiçeklerde olsun henüz dereyi görmeden paçayı sıvama olayı,fotoğraftaki çiçekler kışlık çiçek olmalarına rağmen hemen arkalarında duran gübre ve çakıl paketleri bahçe düzenlemeleri için hazırda bekliyorlar zamanı geldi gelecek diyorlar.Zaten gelirken bahçe düzenlemesi yapan bir kaç kişi de görmüştüm :)




Marketler arasında da boş bir meydan var,burası çocukların güven içinde bisikler sürdüğü top oynadığı bir yerdir çoğunlukla başka ülkelerden gelen insanların da toplanma yeridir,eskiden aşağıda göreceğiniz fotoğraflarda göründüğü gibi Almanya'nın meşhur iplik fabrikası varmış.Fotoğraflar pano halinde bu meydanda sergileniyor.




2'nci Dünya savaşının ardından Almanya kendini yeniden inşa etmek için dış ülkelerden işçi talebinde bulunuyor,bu talebe bir çok ülke karşılık vererek Almanya'ya gelmiştir,çok çalıştı bu insanlar hala da Almanya için çalışan çok insan var ama her birimize auslander yani dışarıdan gelen gözüyle bakarlar,bugün terk edip gitsek burayı işlerini yapacak bir Allah'ın kulu olmaz yine de ego tavan kabullenme sıfır..Fotoğraflarda Yunanistan ve İtalyadan gelen işçi kadınları görebilirsiniz.


İşçilere çok iyi imkanların sunulduğu takdire şâyan bir yermiş burası zamanında,ailelerin kalabilmesi için evler,boş zamanlarında eğlenebilecekleri pik-nik alanları hatta yüzme havuzu bile fabrika içi ve çevresinde mevcutmuş,günümüzde fabrikanın çok küçük bir yapısı mevcut.Daha yukarıda bahsettiğim boş ve değerlendirilmeyen alan da fabrikaya dahilmiş.

Günümüzde fabrikanın görünümü yukarıdaki gibidir,Altta görünen pencereler gerçek değildir,restorasyon devam ettiği için çalışmanın göze rahatsızlık vermemesi için devasa pencere görselli panolar ile bu şekilde kapatılmıştır.Almanya'ya ilk geldiğim dönemde tüm bu bilgileri öğrenmek için Almanyadaki iplik fabrikası ile iligli epey araştırma yapmıştım.


Bu küçük tarih gezisinden sonra DM marketine ulaşıyorum,en sevdiğim market olur kendisi :)


Her tür kozmetik ve bakım hatta bio ürünleri çok uygun fiyata bulabiliyorum burada,çocuklar için kıyafetler bile var kısaca bir kadın ve bir annenin isteyeceği herşey mevcut.Sabahın erken saatleri olduğu için içerisi epey tenhaydı.


Her ay'ın ilk Pazartesi günü kullanılmayan veya atılacak olan eşyalar belediye tarafından toplanıyor bugün de öyleydi,k, araç yol kenarına bırakılmış eşyaları toplayıp yanımdan geçtiler.Şimdi şu eşya olayı bana çok enteresan gelir gördüğüm eşyaların çoğu gerçekten iyi durumda olur çoğu da artık üretilemeyen türdendir ve el yapımı.Diyorum ki kendi kendime;belki de insanların bunları tekrar elden geçirmek boyayıp tekrar kullanmak gibi bir niyeti vardır ama yerleri yoktur diye atmaya mecbur kalıyorlar çünkü her biri hem çok iyi durumda hem de dediğim gibi el işi.Artık böylesini bulmak imkansızdır.Bakakalırım bunlara öylece.
Çoğu zaman çok iyi durumda olan eşyalar bırakılır insan eşyaya hiç para vermeden evini döşeyebilir burada,ciddiyim :))


Fotoğrafta görmekte odluğunuz kahverengi çöplerin de toplanma günüdür Pazartesi günü,bu çöplerin içinde çoğunlukla bozuk gıda ve ekmek veya bahçelerden toplanan yaprak türü şeyler bulunur,kompost dedikleri işlemi görmek için ilgili yere götürülmek için beklemekteler.


Yürüyüş bitmek üzere,ben evimin yolunu tutmuş bir an evvel fotorğafları hazırlayıp çocuklarım okuldan çıkmadan evvel yayını hazırlama telaşına düşmüşüm.Gördükleriniz her gün gördüklerimdir neler düşündürdü neler hissettirdi bilmiyorum ama burası epey sakin bir kasabadır öyle çok kalabalığı mağazası yoktur her birinden insanın ihtiyacını karşılayacak türden mağazalar.
Fotoğrafta görünen ağaçlar ıhlamur ağacıdır Almanya'ya geldiğim yıl ekildiler yani nerdeyse 4 yaşındalar,geçen ilkbahar yaprak verdiler biraz da ıhlamur ama kokusu hissediliyordu inşallah Allahnasip ederse bu ilkbahar hem görüntü olarak hem de kokularıyla hayatımızı güzelleştirecekler.

Sevgilerimle,güzel geçsin gününüz.


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI