Yürüyüş Notları:Atlar Sincaplar ve Bir Takım Düşünceler


Yürüyüşlerimi hem hareket etmek hem de doğaya daha yakın olmak için yaparım,gün içinde yürüyüşe çıkmayı pek sevmem ancak sabahın erken saatlerinde veya karanlıkta yürümeyi seviyorum.
Kızlarımı okula bıraktıktan hemen sonra (08:11 civarı) Cafe Ernst'in yolunu tutup kahvemi alırım.
11-12 kahveden sonra bir tanesi bedavaya gelen müşteri kartı da çıkartmıştım burada.
Kahvenin fiyatı 2:60 euro.
Orta boy cappuchino alırım genelde üzerine de bolca kakao rica edip koyduruyorum.Genelde ''kakao ister misiniz?'' diye sorarlar.Her seferinde ''Ja,bitte'' derim..yani:''Evet,lütfen''.
Kaldığım kasabada bir çok yerin kahvesini denemişliğim var.
Cappuchino'yu en iyi Cafe Ernst yapıyor,Espresso'yu ise bir İtalyan dondurmacısı yapar.
Ancak miktar olarak az maliyet olarak çok olduğu için çok sevmeme rağmen Espresso almaktan vazgeçtim.


Kahvemi alıp eldivenlerimi giyiyor ve okulun dışında olan park yerinde park ediyorum.
Evvela kulaklığımı çıkartıp dinleyeceğim müziği seçiyorum bazen Kur'an'i Kerim de dinlerim tamamen ruh halime bağlıdır seçimim ardından makinemi omuzuma koyup arabayı kitleyip yol alıyorum..
Buradaki yürüyüşümde arabamı okulun parkında park etmedim,mezarlıkların olduğu bölgede park ettim..belki bir gün buradaki mezarlık hakkında da yazarım,biraz çekiniyorum bunu yapmaktan zira tüylerimi ürperten Almanlar içinse ''normal'' olan bir durumla karşılaşmıştım.
Yürüyüş yolunun hemen başında bir at çiftliği var.Sabahın erken saatleri olduğu için atlar dışarıdaydı.Hava oldukça soğuk biraz sisli ve güneşliydi.


Bu çiftlikte çalışmayı isterdim doğrusu,atlara karşı özel bir ilgi ve sevgi duyuyorum belki de onalra karşı duyduğum saygıdan kaynaklı bir şeydir bilemiyorum.Çin astrolojisinde at oluşumdan da kaynaklanıyor olabilir :)


Atlara pek yaklaşamadım,bu fotoğrafları CANON EF 75-300mm f/4-5.6 objektivimle çektim,daha fazla yaklaşmak veya yaklaştırmak mümkün görünmüyordu.
Almanların kimisi fotoğraf çekilmesinden hoşlanmaz ve bunu yüksek ses ve kaba bir dille getirebilirler.
İzin alıp belki de yaklaşabilirdim atların yanına,çiftliğin çitleri çok yakındı ama hiç öyle bir rica etme moduna girmek istemedim,uzaktan çekebildiklerimle yetindim.

Ve yürüdüm..mezarlıklar ile beni ayıran daracık yolda..bir yanda dünyadan ayrılanlar bir diğer yandan da ayrılmaya aday olarak ben vardım.


Az ileride otoban yolu var,arabalar süratli bir şekilde geçiyordu diğer yandan ise sakinlik yeşillik vardı..bu saatte buralarda dolaşan insanlar köpeğini gezdiren insanlardan ibarettir ve ben tabii ki.
Bizim kadınların çoğu çoktan iş başı yapmıştır.Evler boş,kimse evinde ne temizlik işi ile mşgul ne de komşuda kahve içer.Evlerin bu şekilde özellikle sabah saatlerinde boş oluşları canımı sıkıyor.
Sabah saatlerinde kapısını çalıp kahvesini içebileceğim hiç kimse yok,herkes çalışıyor.
İhtiyacı olan da çalışıyor ihtiyacı olmayıp ihtiyacı olandan işi çaldığının farkına varamayan da çalışıyor.
Bir çok şeyden kendilerini mahrum bıraktıkları kanaatindeyim.Herkesi yolcu edip evin işini yaptıktan sonra keyifle kahvaltı etmek veya el işini alıp ruhuna iyi gelecek şeyler izlemek/dinlemek veya bir şeyler okumak olmadı çiçeklerin bakımı ile ilgilenmek veya kendisine vakit ayırmak sevdikleri için taze yemek pişirmek veya ekmek dahi yoğurmak eşlerinin kazandıkları ile evi idare etmek kanaat getirmek şükretmek ve bereketlenmesi için dua etmek neden paradan daha kıymetli oluyor ki?
Yapılan her iş de ibadet niyetiyle yapıldığı takdirde sevap da kazandırmıyor muydu?
Düşüncelerim derin bir iç çekişle son buluyor genelde.
Evde olmanın lüksü kadınlar tarafından unutulması veya paraya tercih ediliyor oluşunu hazmedemiyorum bir türlü..



Dünyanın binbir halinden bir hal olsa gerek..tercihler daima şekillendiriyor bizi..garipsediğim şeyler var veya anlam vermekte zorluk çektiğim şeyler bilemiyorum.
Belki de benim kafamdaki ''anne ve ev hanımı'' tanımı çok başka..hala kıymetli ve hala çok değerli.



Renklerin sıcaklığı havadaki soğuğa yeniliyor..ellerim yavaş yavaş donmaya başlıyor,kahvem bitmek üzere..nerdeyse bir saate yakın yürüyorum..hem kendimi hem çevreyi dinliyorum.Arada bir gözüm de çitin ardında mezarlıklarda yatanlara takılıyor..
Neye ne kadar değerdi hayat?..diye sorsam cevap alamayacağım,biliyorum.



Çok yakından fotoğraflamak istediğim bir canlıdır sincaplar..ormanda veya yürüyüş yollarında karşılaşırım diye ümit etsem de bu sefer beni şaşırtarak tam arabaya binecekken karşıma çıktılar hem de iki tane..
Makinem henüz omuzumdaydı dolayısıyla fotoğraflarını çekmek hiç de zor olmadı :)
Sincap refleksleri aşırı hızlı ve zeki bir hayvandır..Kendilerine yaklaşmak bi hayli zor.Küçücük bir hareketi bile uzaktan algılayarak uzaklaşabiliyor.Tehlikenin nereden geleceğini sezebiliyor.Daldan dala atlayışları inanılmaz bir estetikle gerçekleşebiliyor.
Gün içinde kendilerine bir çok yerde rastlamışımdır,genelde meyveli veya kabuklu ağaçların çevresinde dolaşırlar.
Sabahın erken saatlerinde sayıları daha fazladır malum kahvaltı için erken iş başı yaparlar.
Son derece sevimli ele avuca sığmaz halleri var.
Zaman zaman karşıma çıktıklarında ben telefonumu veya makinemi çıkartana dek ortadan kaybolurlar.


Burada gördüğüm canlılar arasında benim favorimdir ayrıca:)


Yorum Gönder

27 Yorumlar

  1. Ne güzel park. Türkiye olmadığı direk belli oluyor. Ellerinize sağlık güzel fotoğraflar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal yürüyüş yolu parklar daha bir düzenli daha da bakımlı.
      Teşekkür ederim sevgiler.

      Sil
  2. Hergün doğa ile başbaşa yürüyüş yapmak şahane... Aynı zamanda da büyük bir azim bence...
    Fotoğraflar ayrıca çok güzel yine. Deklanşörüne sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her gün yapamıyorum aslında yani havaya bakıp çıkarım özellikle de soğuk sis veya yağmurlu havaları tercih ediyorum,daha heyecanlı geliyor.
      Çok teşekkür ederim sevgiler.

      Sil
  3. yazınızı keyifle okudum, kaleminize sağlık. görseller muhteşem, bakış açınıza sağlık. kadınalrın çalışma hayatı ile ilgili yazdıklarınız da içimdeki bazı şeylere iyi geldi çok çok teşekürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu düşüncelerim yanlış anlaşılmaz umarım çok teşekkür ediyorum kadınlar dünyanın en kıymetli varlıklar O onlar olmasa hayat devam etmez.
      Teşekkür ediyorum,ne mutlu bana ki sizi düşündürmüşüm.

      Sil
  4. "ihtiyacı olmayıp ihtiyacı olandan işi çaldığının farkına varamayan da çalışıyor" Bu cümlen dikkatimi çekti
    acaba öyle mi? Başkasının işini mi çalıyor? Yoksa herkesin rızkı başka mı?
    Ev hanımı olmak, çocuğuna eşine yemek yapıp, evini yuvaya çevirmek tabi ki çok kıymetli.
    Üniversiteyi bitirmiş meslek sahibi olmuş kadınların okumak için bunca emek verenlerin mesleğini yapmayıp da ev hanımı olması tercihini de ben anlayamıyorum maalesef :(
    Benim eşim çok çok da zengin olsa ben çalışmayı, mesleğimi yapmayı, bu arada hem ev hanımlığını hem anneliği birlikte yürütmeyi tercih ederdim açıkçası.
    Kadınların her şekilde üretmesi, hayattın içinde yaşaması benim için çok kıymetli.
    sevgiler diliyorum.
    Fotoğraflar ise şahane

    YanıtlaSil
  5. Çevremde meslek sahibi olmayıp temizlik yapmayı bile göze alarak eşinden yeterli miktarda geliri olan buna rağmen çalışan kadınlar sayısı oldukça yüksek olanlardan bahsediyorum.
    Okuyarak bir yere gelmiş veya emek vererek kendini iş hayatına atmış kadınlardan bahsetmedim yanlış anlaşılmak istemiyorum.
    Ben gözü doymayan insanlardan bahsettim veya ev hanımı olmanın değersiz bir şey olduğunu ispat içinde olanlardan bahsettim ve evet geliri yeterli olup ihtiyacı olan kişilerin önünde duran bu tür insanların çalışmasını asla hoş görmüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bununla beraber sevgili mavianne bir çok alanda hemcinslerimin oluşu bana güven veriyor ayrıca gurur da duymaktayım❤
      Ev hanımı olmak veya anne olmak bilirsin ki çok kutsal ve değerli bir meslektir bunun kıymetini bilemeyip bilmem hangi gereksiz ihtiyaç için yuvasını bırakanları anlamakta zorluk çekiyorum.
      Benden de sevgiler,çok teşekkür ederim.

      Sil
    2. ben yanlış anlamışım demek tatlım
      haklı olduğun yanlar var tabi ki,
      herkes farklı bakış açılarına sahip
      ben ise hepsini saygıyla karşılarım
      bir de onları dinlemek lazım diye düşünüyorum
      hayat bana kimseyi kınamamayı, yargılamamayı öğretti
      sevgiler ve öpücükler sana

      Sil
    3. YOk yok asla kınamak değil şimdi benim böyle düşünmeme sebep olan bir olay olmuştu onu da kısaca anlatmak isterim,kreşin bahçesinde bağıra bağıra ağlayan bahçede oturup içeriye soğuğa rağmen girmemek için direnen küçük bir çocuk gördüm.Bu çocuk üstelik tanıdığım bir çocuktu yanına giderek gözyaşlarını sildim sarıldım sakinleştirmeye çalıştım ama çocuk bir türlü sakinleşemiyordu durmadan da sayıklayıp duruyordu ''anne,anne'' diye..çocuğun yaşı 3 falandı yanında uzunca bir süre kaldım başımızda da öğretmenlerden biri çocuğu içeriye almak için ikna çabalarımın meyve vermesini bekliyordu adeta çünkü çocuğu hiç bir şekidle içeriye alamıyordu.
      Benim ikna çabam da suya düşünce olabildiğince şefkatlı ama net davranarak çocuğu ağlamasına bağırmasına rağmen içeriye aldı öğretmeni..
      Annesinin ne zaman geleceğini isterlerse haber verebileceğimi söylediğimde ise annenin işte olduğunu söylediler,yani demek istediğim en azından çocuklar biraz büyüyünce iş hayatına başlansa veya böyle bir sistem olsa en azından çocuklar için daha da güzel olurdu.
      Bilemiyorum beni yanlış anladınız galiba siz ama ben bu olayın duygusal etkisi altında kalmış bir anne olarak o gün içim parçalanmıştı.Burdan yola çıkarak kadının evdeki rolünden ve gerekliliğine dair düşüncelerimi paylaştım..
      Karşıma kimseyi almak kınamak veya yargılamak değil amacım benim düşüncelerim kalbimin sesiydi.
      Hepsi bu.

      Sil
  6. harika doğa resimleri
    bu türler(türkiyede) yok
    birde sanırım orada doğaya saygı var gibi,,,Herşey olması gereken gibi
    Öyle gördüm burdan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çelişkili bir durum aslında,doğaya saygı var mı tam çözemedim çünkü bir yandan göz alıcı yürüyüş yolları ve parklar varken az ötede gece gündüz havaya zararlı gazlar salgılayan hiç kapanmayan fabrikalar var.

      Sil
  7. Fotoğraflar çok güzel ve fotoğraflı anlatım daha bi güzel :)

    YanıtlaSil
  8. Atlar ne asil hayvanlar.Sincaplar da çok şekermiş :)

    YanıtlaSil
  9. ne güzel park... ne güzel kareler... içim açıldı...
    bu arada, kadın ve çalışma ilişkisine dair düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum. bizde kadının çalışmaması, koca parası ile yaşamını idame ettirmesi ve ev geçimi söz konusu olunca bunun kocanın asli görevi gerçeği kabul edilmiş ve kemikleşmiş olduğu için kadının çalışması hep isteğe bağlı olarak görülüyor. yani bizde kadın isterse çalışıyor. ama onlar için meselenin odak noktasının bu olduğunu sanmıyorum. onlar çalımanın kendisine odaklılar ve belli ki çalışma hayatının kendilerine maddi-manevi katkılarından hoşnutlar... ben de emekli olmam gereken yaşta hala çalışıyor olduğum için konuya kayıtsız kalamadım... 53 yaşımı sürüyorum, çalışırken daha zindeyim, daha enerjiğim... ayrıca manevi isteklerimi, ev işlerimi ihmal etmiyor, hayatımı planlayarak yaşıyorum... 3 ay yaz tatilimde keşke bu kadar çok eve mahkum olmasam diyor ve iyi ki bir işim var diye seviniyorum... hem çalışırken salt yaptığın işle geçmiyor vakit... sosyal hayatın getirdiği bir dolu şeyle karşılaşıyor, tanışıyorsun... bazı şeyler evde bulunamayacak şeyler... yalnızlık ve kendini evine eşine çocuklarına adamak da bir yere kadar... çalışan insan kendini de gerçekleştiriyor bir yerde... ama böyle sürmeyecek tabii...ben de evimle başbaşa kalacağım... en azından çalışma hayatının bana kattığı çok şeyden mahrum kalmadım, kalmıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir bakış açısıyla bir çok şeyi anlattınız,çalışmak kesinlikle sağlıktır afiyettir,bununla beraber insanın neden çalıştığı da elbette çok önemli,kimisi kolundaki bilezik sayısını artırıp sırf hava atmak için çalışır özel bir zorluğu olmadan temizliğe gider bu işte bir terslik yok mu sizce de?..bu mantıkla illa çalışayım illa daha fazla kazanayım hırsıyla iş hayatına atılanlar hakkında bahsetmiştim.
      Sevgilerimi gönderiyorum güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
    2. aslında çalışmanın karşılığı olarak eline geçen maddi bir rahatlık da var... bununla birlikte geleceğin nasıl olacağına dair bir bilinmezlik de var... ben o kollardaki bileziklerin asıl amacının göstermek değil, geleceğe yatırım yapmak, geleceği güvence altına almak olduğunu düşünüyorum... ancak koluna takan gösteren kişinin de gösteriş yapma egosunu tatmin ettiği bir gerçek... bazı toplumlar için mülkiyet, okumuşluktan daha çok prestij göstergesidir. kişi ne kadar çok okumuş, kültürlü ise değil, ne kadar çok paraya, altına, eve, tarlaya, tapana vb. sahipse saygınlık görür, adam yerine konur. Bu maalesef bir çok kişinin saygınlık elde etmek için bir kıstası olmuştur. çünkü toplum ona bunu dayatmıştır. oradan kendine bir yer bulmak ister. oradan bir üstünlük elde etmek ister. bazı toplumlarda da bu tür insanlar komik bulunur. önemsizdir. yani aslında kişiler içlerinde bulundukları topluma göre değerlerini ve değer yargılarını oluştururlar. kimi yerde para güç iken, kimi yerde diplomalar güçtür. muhtemelen senin yaşadığın yerdeki toplumsal algı da kadınların çalışması gerektiği üzerine... bunu görev addediyorlar... belki de sonradan o topluma eklemlenmiş yabancı insanlar bile aynı şeye koşulluyor kendini... aslında diploması ile hava atanlar kadar malı mülkü ile hava atanlar da var... çocuğu olmayan bir kadına karşı bir kaç çocuk doğurmuş, özellikle oğlan çocuğu doğurmuş kadınların bile kendilerinde üstünlük gördüğü toplumlar var... insanların çoğu, elindekiler her ne ise onlarla hava atmayı sever...kimi kocasıyla, kimi çocuğunun başarısıyla, kimi kendi sahip olduklarıyla, kimi aldığı-sattığı ile vesaire... o bilezikleri başkalarının gözlerine sokma isteğinin arkasında bu da var... ama asıl amacın bu olduğunu sanmıyorum... küçük bir kesim için belki biriktirme alışkanlığıdır, hırstır. büyük bir kesim için ise hem kendisinin hem çocuklarının yarınlarını garantiye alma, hem de bugünlerini iyi yaşama çabasıdır. ağustos böceği ve karınca kıssasından söz açılınca ben hep karıncayı tutarım. :)

      Sil
    3. ruşyena yazdıklarına katılıyorum
      kesinlikle kendi sosyal çevresi oluyor insanın çalışırken
      ben emekli olsam da beni mutlu edecek kendi zevkim için üretmeye çalışmaya devam edeceğim
      projelerim planlarım var
      çocuklar büyüyor uçuyor yuvadan sen bir başına kalıyorsun
      insan kendine yatırım yapmalı onlar büyürken ve kendini ne mutlu ediyor onu bulmalı
      tabi ev hanımları da bu yaşantıdan mutluysa onların seçimi saygı duyarım
      ama bana yetmiyor sadece çocuklar, ev işi, ev hanımlığı
      aslında Kiremithaneme bunu ifade etmek istemiştim
      belki anlatamadım
      sevgi ve saygılar hepinize

      Sil
  10. Ne kadar güzel bir anlatım senin yazılarını okurken içimi bir huzur bir sakinlik kaplıyor gerçekten ..o kadar güzel bakıyorsun ki buda yazdıklarına yansıyor gerçekten ..Fotoğraflar şahane bayıldım ..hele ki o atlar ve Sincaplar çok tatlılar ...Yüreğine emeğine sağlık canım benim sevgiler

    YanıtlaSil
  11. Fotograflar harika çıkmış. Doğayı çok seviyorum. Çalışma konusuna gelince, kadınlar da tek başına birey olduklarının bilincindeler tüm dünyada kimseye maddi olarak muhtaç olmak istemiyorlar. İnsan eşiyle de maddi zorunluluk yüzünden değil, sevdiği için birlikte olmalı. Erkek de parası pulu yok bir yere gidemez her istediğimi yaparım bu kadına diye düşünemez o zaman. Gidebilir ama ben sevilmeye değer bir adam olduğum için yanımda diye düşünmesi ve eşine özen göstermesi en doğrusu. Kızımın iyi bir mesleği olması ve çalışmasını kimseye maddi olarak muhtaç olmamasını isterim. Ben de hayatım boyunca çalıştım şimdi evimin tadını çıkarıyorum. Sağlıklı olunca evde kalınacak günler de geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Parası pulu yok bişey yapamaz bir yere gidemez'' şeklinde ve mantığıyla düşünen ve yaşayan erkekler hem eş olamamış hem de kafasında yuva kuramamıştır böyleleri de evlenmsin bence :))
      Kadının evde yaptığı işleri sen bilirsin özellikle yurt dışında para karşılığında yaptırmak çok çok maliyetl ibir şeydir erkekler böyle düşünmesin lütfen :)
      Şaka bir yana ister kadın olsun ister erkek gelir ve kazanç yarışına girdiklerini de görüyoruz zaman zaman bazen kadınalr erkekten daha çok kazandıkları da oluyor ve bu onalrda haliyle komlekse yok açıyor aman ha diyeyim o zaman parayla gerçekten saadet olunmuyor :) çalışmak güzel bir şeydir ben de çok çalıştım bir zamanlar yine de çalışmayı isterim ama öncelik henüz bana ihtiyaçları olan çocuklarıma veriliyor bence olması gereken de o yoksa herkes bir tarafa gidince sabahları ben evde elbette sıkılırım üretmekten de mahrum kalmak istemem.
      Teşekkür ederim canım.

      Sil
    2. Maalesef böyle düsünen erkekler de kadınlar da var. Çocuklar yuva yaşına gelwne kadar aslında Avrupa'da evde kalmak mümkün. Çok büyük bir maddi sıkıntı olmadıkça bir anaokulu öğretmeni de olarak kreşi pek tavsiye etmiyorum. Doğum-yuva yaşı arası çocukların anneye en çok ihtiyaç duyduğu zamanlar.

      Sil
    3. Senin paran benim paran diye konusulacaksa o evden de o insandan da hayır gelmez ha ne olur iki kızı bir olur hedefleri olur iki ayrı veya tek hedef aynı yönde yol alırlar aslolan kalben bir olmak aile ve bir olmak budur,insan elbette aile için de bisey olarak da yerini belirtmelidir ama ailendeki pozisyon ve sorumluluğunu da unutmamalı.
      Aile için savaşa hayır🙃💕

      Sil
Emoji
(y)
:)
:(
hihi
:-)
:D
=D
:-d
;(
;-(
@-)
:P
:o
:>)
(o)
:p
(p)
:-s
(m)
8-)
:-t
:-b
b-(
:-#
=p~
x-)
(k)