15 Mayıs 2018 Salı

Uçağın Camından


Uçağın camından dağlar ve tepeler görünüyor.
Uçağın camından nehirler,onların büyüklüğü ve ne yöne doğru aktıkları görünüyor.
Sonra büyük yollar görünüyor,şehirler kasabalar ve minik minik köyler.
Yaşadığım bölgeye yaklaştıkça uçak ciddi oranda alçalmışken,aşağıda iken gözüme çok büyük ve geniş görünenler hakkında düşüncelerim çelişiyor.
Süreki ve her yerde görünen o yeşillik ve ormanlık bölgelerin o kadar da büyük olmadığını görebiliyorum mesela.
Veya yanındayken bana çok derin gelen nehir ipince bir çizgi gibi olabiliyor.
Ormanı çok yeşili çok diye inandırıldığımız Almanya'nın o kadar da çok yeşil alanı yokmuş meğer,diyebiliyorum..
Evlere bakıyorum sonra alçaldıkça uçak..
Evler yollar hareket halindeki araçlar..bunların içinde bulunan insanlar,hayalimde biraz daha yaklaşıyorum onlara,bu insanlar sabahları kalkıp kahvaltı eder sonra hazırlanıp işlerine gider veya tam da o an biri saçına fön çeker diğeri abdest alır.
İnsanların hayatları böyle bir şey işte bir yerlere koşuyorlar yetişmeye çalışıyorlar.Bir bakmışım ki bir yanda arabalar bir yerlere gidiyor diğer yanda nehirler akıp uzadıkça uzuyor ve insanlar,ah insanlar o anda minicik ve küçücük.Çok çok küçücük görünüyorlar.
Şu anda şu gökdelende mesela lüks bir ofis veya dairede oturan insan ne kadar küçük olduğunu biliyor mu acaba?..düşünmeden edemiyorum..
Gökdelen bile bir çocuk oyuncağı gibi görünüyor,hani elimi uzatsam yerden ayrılacak avucuma sığacak kadar küçük görünüyor.Ve bunun içindeki insanlar ve o insanlar arasındaki ilişkiler.O entrikalar o birbirini yemeler gömmeler yok etme arzuları ve dünyaya sahip olma tutkuları.
Ben yukarıdayken bunları hayal ediyorum,gökdeleni bile avucumun içine sığdırabileceğimi düşünüyorum ama yerdeyken tutkular bir başka büyük arzular bir başka önemli,öncelikler ölünesi şeyler olabiliyor.
Oysa işte tam da bu köy evinde,içinde yatağın üzerine oturmuş genç bir kızın ağladığını hayal edebiliyprum..etrafıma bir bakıyorum tekrar çok gneiş bir alan dağlar tepeler ve nehirler..bulutlar devasa,devasa olduğunu düşündüğüm içinde olduğum uçağı yutacak örtecek kadar büyükler üstelik..
Şimdi bu genç kızın acısı ne kadar büyüktür acaba?
Benim gökyüzümden gördüğüm kadar mı büyük yoksa yerden onun acısını hissedebileceği kadar mı büyük?
Uçak kadar mı büyük yoksa uçağı yutabilen devasa bulutlar ve onları barındıran gökyüzü veya gökyüzünü barındıran evren kadar mı büyük?




Kiremithanem
Kiremithanem

”Bu Dünyada Çiçeklere Bakmak İçin Cehennemin Çatısında Yürüyoruz,Haydi Gelin,Çatıya Çıkalım!”

10 yorum:

  1. O uçak camından ömrümüz varsa bizde bakacağız inşallah. Oğlum, eşim ve ben :)

    YanıtlaSil
  2. Neye, nereden, nasıl baktığımızı sorgulatan ve derin felsefe yapmayı gerektiren bir yazı olmuş bu sanki biraz. Emeğine, yüreğine sağlık canım. Tebrikler :))

    YanıtlaSil
  3. ay bayılırım uçak yolculuğuna ama sen hayal kuruyorsun demek kii uçakta hayal kurmadım hiç hayal kurmak en sevdiğim şey olmasına rağmen :) ama otobüste hep kurarum bayılırım o yüzden otobüs yolculuğunaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu hayal kurma eylemi bende bir çok yerde var ama senin gibi kaleme alamıyorum.

      Sil
  4. Düşünecek ne çok şeyimiz var...İnsan-ı kamil oşmsnın yolu da bu olsa gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir çok şeyden dersler çıkarmak mümkün ama beynimiz gerçekten çok meşgul.

      Sil
  5. insan evrenden büyük
    bilebilse,yapabilse

    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhakkak öyledir..ama biraz gayretle o da mümkün :)
      Teşekkür ederim.

      Sil