9 Ekim 2018 Salı

Blogger'da Yayınlanmış Resimleri Otomatik Olarak Yeniden Boyutlandırmak


Blogger olarak arada yaşanan sıkıntılı durumlardan biri de yayınlarımızın içinde yer alan görsellerimizin farklı boyutlarda oluşudur bazen,kullanılan görseller kendimize ait olan görseller olsa bile yayın içine girilince boyutları farklı olabilir veya zaman içinde değişen tema sonucu da boyutlar değişebilir,bu ve buna benzer sorun yaşayanlar için pratik bir çözüm ile geldim bugün.B,zzat benim de yaşadığım bir durumdu ayrıca.
Bir ara yaşadığım sorun resimlerin oturamaması ile ilgiliydi boyutları ile değildi tam olarak ama bir çok blogda resimlerin farklı boyutlarda görüntülendiğine de denk geldiğim olmuştur..hayati bir konu değil elbette ama blogla ilgili bir konudur,dolayısıyla bir bütün olarak ele alındığında titizlikle yazılmış güzel bir yayını zenginleştiren görsellerinde hem aynı tarzda hem aynı ebatlarda olması biraz önemlidir :)


Şimdi!..
Sayısız yayınımız olabilir,her birini tek tek elden geçirmek tabii ki de zor olabilir,yayınlarımızın içinde yer alan görselleri aramak tespit etmek zaman alabilir..bu sebepten ötürü hem görsellerimizi aynı ebatlara getirmek hem de her biri görseli bu ayara tabii tutmak için otomatik(!) ve bir o kadar da pratik bir çözüm kullanacağız.

ÇÖZÜM GELSİN!

Temamızın içine bir kod ekleyeceğiz,çözüm bu..ve blogumuzda yer alan büsbütün yayınların görsellerini arzu ettiğimiz ebatlarda boyutlandıracağız,hızlıca ;)

NASIL YAPILIR?


Kumanda paneli>Yerleşim>Tema tasarımcısı diyoruz;


Yerleşim bölümünde bir alt bölüm daha mevcut,görselde görünen yer.Tema tasarımcısı.İşte bu bölümde kolayca kodu ekleyip görsellerimizi otomatik olarak boyutlandırabiliriz,bakınız;


Tema tasarımcısına tıkladıktan sonra kod ekleme alanına ulaşacağız,buradan detaylıca anlattığım için uzun bir işlem gibi görünüyor olabilir ama tüm bunlar sadece bir kaç tıktan ibaret,az sabır daha :)


Evvela CSS ekle,bu komutla temamızın mevcut kodlarına kolaylıkla kod ekleme imkanını sunmaktadır Blogger,bilgisi az olanlar için bulunmaz nimet,inanın bana :)
CSS ekle'ye tıklayıp karşımıza görseldeki gibi bir alan çıkacaktır,bu alana kodumuzu ekleyip temamıza endeksleyeceğiz inşaAllah :)

BLOGDAKİ GÖRSELLERİ/FOTOĞRAFLARI OTOMATİK OLARAK BOYUTLANDIRMA KODU:



.post-body img { min-width:600px; min-height:auto; }

Kod içerisinde mavi renge sahip sayı blogunuzun genişliğine göre değiştirilebilir,buraya girilen sayı hem sembolik hem de örnek olarak eklenmiştir ;)

Kodu girdikten sonra Bloga Uygula diyerek kaydetmiş oluyoruz böylece de yayınlarımız içinde yer alan tüm görseller önceden belirlemiş olduğumuz büyüklüğe sahip olmuş olur.
Görüyorsunzu ki anlatmak yapmaktan daha da zahmetli,gözünüzü asla korkutmayın,kodu girdikten sonra bulunduğunuz pencereyi açık tutup blogunuzu başka bir pencerede görüntüleyin,olur da sonuçtan memnun kalmazsanız kodu kolayca silip temanızdan atabilirsiniz..

Olası soru veya merak ettikleriniz varsa,yorum kutusuna bırakabilirsiniz ;)

Sevgiler..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

7 Ekim 2018 Pazar

Yoklama Nasıl Geçti?


Sahip oldukların için çırpın önce ardından karşına geçip bir güzel hesabını da sor bunların..
Canını dişine takıp tüm bu yaptıkların nedir ve neden yaptın,iyi mi yaptın kötü mü yaptın der gibi bir sorgulamaya tabii tut kendini.
İtiraf et ve fark et sonra en çok sahip olduğun şeylerin sana acı verdiğini.
Sahip olduklarını bırakıp gitme olasılığını fark et,acıt bir kez daha kendini..Yok olmaktan çok sahip olduklarını yitirmekle korkut kendini.
Hastalanmak biraz da böyle bir şey.
Canıyla başbaşa kalınca hücrelerinden,kan tahlil sonuçlarından,bedenindeki demir miktarından veya dengenin düzeninden bakınca sahip olduğu ne varsa,sevgi dolu zeminlerde yetiştirilmiş olsalar bile acıtıyor insanı.
Uçsuz bucaksız bir çölde olmayı diledim,kimsesiz ve bir ot olarak yaratılmış olmayı diledim.Sevmemeyi,bilinmemeyi,çabalamamayı diledim..gelişimden kimsenin haberi olmayacağı bir şekilde bir şekilde toz duman olmayı diledim.
Ama öyle olmuyor tabii ki..
Bu işin kolay tarafı,lüks bu.
Cümlelerimde korku kokusu var,biliyorum.Korktum da.Bilmediği daha evvel görmediği devasa boş bir alanda ve havada asılı kalınca nasıl korku duyuyorsa insan öyle korktum ben de.
Ses vardı görüntü yoktu,ısı vardı doku yoktu,duygu vardı sonuç yoktu.
Böyle bir aleme geçtim sanki.
Tanımı yok sözlüğümde.
Herşeye yakın olduğumu gördüm,bir çok şeye de ne kadar uzak kaldığımı.
Avucumdakilerinin miktarını bilmediğimi gördüm,göremediğimi bilemediğimi gördüm.
Dünya içinde dünyaların varlığını gördüm bolca da korktum..genel olarak korktum,ne de korkak mışım diye diye korktum.
Şimdi iyi miyim?..
Şimdi iyiyim..ancak o bildiğin kişi benim de tanıdığım Sevgi değilim.
Nimet olarak benimsemeye çalışıyorum son bir haftada yaşananları,ansiklopedi gibi önüme kondu bir çok şey,tek tek sayfalarını açmam havalandırmam gerek tamamını.
Dünya üzerindeyken insan her an en basit şey için bile geç olabilir,geç kalabilir.
Allah katında Allah nazarında neler yaptığımı da düşünmeye çalıştım,anlamak zor olsa da..amel defterimiz elimizde değil ki şöyle bir gözden geçirip düzeltilmeyen yerlerini düzeltelim,tövbesi yapılmamış günahların tövbesini edelim..sevabın miktarını görelim belki de onu görünce biraz daha ümitlenelim..ne kalpler kırdık ne acılara sebep olduk ne zulümlere zemin hazırladık kimbilir.
Çok çok ama çok gerçekçi ve acımasız olmalıyız kendimize karşı bazen.Gerçekten seviyorsak kendimizi en büyük doğruları en acı verici geçrekleri kendimize söylemeliyiz önce.
Ölümü de unutmamalıyız böyle.
Unutmayacaksın ölümü!..
Onu unutmayacaksın demeliyiz kendimize..ışıltılı ve efsunlu sözler,felsefenin cazibeli kavramları ve tanımları,kozmik veya ideolojik düşünceler işe yaramıyor sağlığın tehlikeye düşünce.
Patavatsızca herşeye gücümüz kâfiymiş gibi yaşamaktan da vazgeçmek gerek.
Tüm yazdıklarım tüm sözlerim hep kendime,önce kendime..
Lütfen kimsecikler alınmasın üstüne.


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Ekim 2018 Perşembe

Serumlu Düşünceler


Şöyle bir manzara karşısında hayatı sorgulayabilir misin,yanındaki yatakta yaşına rağmen oldukça ve hâlâ güzel görünen Italyan bir kadına bakıp hayatı sorgulayabilir misin veya bahçesine çıkıp hastanenin her yaşta her tipte her renkte insanların ortak durumunu görünce hayatı sorgulayabilir misin?
Adaleti veya dengeyi sorgulamak mümkün mü veya adaletin ta kendisi budur diyebilir misin?
Hastanedeyim son iki gündür bambaşka bir ben ile yaşıyorum sanki,zayıf ben hasta ben rahatsız vücudunu ve sağlık durumunu asla kontrol edemeyen bir ben ile yaşıyorum.
Kaybetmeden önce değeri ve kıymeti bilinmesi gereken bir nimet de sağlıktır diye buyurmuş Peygamberimiz,Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun ne de güzel söylemiş,işte şimdi burada ikinci günümde bambaşka bir ben tamamen kendime yoğunlaşmak lazım gelirken arkada bırakmak zoru da olduklarım için de endişe duymaktayım belki bu yüzden gizli bir endişe duymaktayım,ama olan şeyler insan hasta olabilir hatta ölebilir de geriye hep birileri hep bir şeyler kalabilir.
Konforlu bölgemizden ayrılmadıkça herşeyi kontrol edebilir sanıyoruz yarın hiç bir şey olmayacakmış gibi planlar kuruyoruz,bizim planlar ayrı kaderin planları ayrı derken elimizden bir balon gibi kayıp gidebiliyor kontrol altında olduğunu düşündüğümüz ne varsa,hayatı kontrol altına almak bazen gerçekten imkansız veya kontrol altına aldığımızı düşünmek belki de büyük bir yanılgı.
Sahip olmaya çalıştıklarımız en büyük kederimiz olabiliyor bazen,bu günlerde tam da böyle düşünüyorum,çırpınarak emek vererek bir şeyler yapmaya çalışmış ve bir şeyler elde ettiğimi  hatta başardığımı düşünüyordum sonra bir baktım ki bana en çok o güzel şeyler acı veriyor,onlardan uzak kalmak,mecburen uzakta kalmak bana acı veriyor,yasaklı bir bölge gibi uzaktan seyretmek bile mümkün değil,fotoğraflar bile acı veriyor telefon etmek bile acı veriyor,seslerini duymak bile dayanılmaz bütün bağların kopmasını istiyor insan bir süreliğine veya bir an evvel kendine gelmek o eski benliğine kavuşmak istiyor,olmuyor.
Kıymetini bilmedim mi bu sağlık denen nimettin istismar mi ettim yoksa kötüye mi kullandım ya da bilmiyorum,isterim ki hep iyi ve sağlıklı olmak yorulmak ama sevdiklerim için bir şeyler yapabilmek,burada olduğum sürece sorgulamadan edemiyorum.
Günler çok uzun insan kendini iyi hissetmeyince günler,geceler nasıl da uzun geliyor.
Günümün yirmidört saatini dolduran bir çok şey burada yok,sakinlik var ama sessizlik var,bol miktarda yabancı insanlar çoğu da rahatsızlığı olan insanlar kimse kimseyi garipsemiyor tam aksine karşındakinin yerine koyabiliyor kendini,empati kurabiliyor çünkü beden aynı beden can acısı aynı sağlığı yitirme korkusu veya elde tutma çabası aynı.
Burada,bu hastane yatağında rekabet yok,yarış yok ihtiras hiç yok.Dünya dişarida bir oyun sanki bir oyalanma ve biz şimdilik bunun dışında gibi duruyoruz.
Düşünceler karışık ruh halim karışık belki de gömülü duran bu yanım aniden ortaya çıktığı için şaşırtıyor beni,ortada asılı her garantisi olmayan bir halde yazmak istedim,iyi olursam şimdiki beni daha net görebilirim belki.
Özel durumlarda iken özel halini okuması da bir nimet değil midir insan için.?
Ve insan,nedir ki?




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

1 Ekim 2018 Pazartesi

Film:The Bookshop/Kitapçı

The Bookshop/Kitapçı
Sonbahara çok yakışacağını düşündüğüm bir film tavsiyesi ile geldim,buyurmaz mısınız?..
Yoksa girişi farklı bir tarzda mı yapmalıyım örneğin;Kitapseverlere özel film tavsiyem var tek şartım kimsecikleri almadan izlemeniz,böylesi daha sıcak daha samimi tavsiye ettiğim filmin konusuna daha yakın gibi geliyor sanki..
Kitap okumak kadar keyifli bir film.Lezzetli ve sakin..dilinizde yavaş yavaş eriyen şeker misali veya asla bitmesini istemediğiniz bir kitabı yarılamak gibi bir şey..
Ortalarında bulunurken ''henüz daha çok var''dedirten türden bir film,kitap değil ancak kitabı var mı onu da bilmiyorum bilmek de istemiyorum açıkçası..
Zarif ama iradesi güçlü bir hanım çıkıyor karşımıza,bir hayali olması insanı heyecanlandırıyor,hayali bir çok kitapseverin hayali ile aynı çünkü..
Bir kitabevi açmaktır hayali tek isteği ve arzusu budur,hayaline ulaşmak ve gerçekleştirmek için sabır ve azmine bulutlu yağmurlu uzun yürüyüşlü sahneler eşliğinde şahit oluyorsunuz..içinde çay bile var haliyle,İngiliz filmi ne de olsa..
Tek başına izlemelik..
Çay içerken izlemelik..
Sonbaharın yağmurlu günlerinde izlemelik bir film..
Daha fazla yazmak istemiyorum,mesaj ortada,kitapseverler ne demek istediğimi çoktan anlamıştır..
Değil mi?

Bir kaç kare ekleyerek iştah kabartmaca faslına geçiyorum hemen..

The Bookshop/Kitapçı

The Bookshop/Kitapçı

The Bookshop/Kitapçı

The Bookshop/Kitapçı
The Bookshop/Kitapçı
Hangimiz yapmadık?

The Bookshop/Kitapçı
 Hangmiz hayal etmedik?

The Bookshop/Kitapçı
The Bookshop/Kitapçı

Film oldukça sakin ilerliyor,aksiyon veya heyecan bekleyen hayal kırıklığına uğrayabilir,dediğim gibi film benzeri pek yapılmayan türden bir film,samimi ve sıcacık,insan kendini elinde olmadan kahramanın yerine koyuyor,hayalini sahipleniyor ve tabii ki her zaman olduğu gibi hayale zarar vermek isteyen şahıslara ciddi anlamda kızabiliyor:)
Seveceğinizi düşünüyorum..filmi böle böle tam bir haftada izleyebildim ben lütfen siz aynı hataya düşmeyin,çayınızı kahvenizi alıp yağmurlu bir günde mutlaka tamamını izlemeye çalışın,ikinci kez izlemeye de niyetim olduğu için ikinci sefer bu şekil yapmayı düşünüyorum :)
Bu tarz filmler arayışındayım,önerileriniz olursa da ayrıca mutlu olurum,belirttim ve gidiyorum.



Filmi izlemek için BURAYA tıklayın.
Buna benzer film önerileriniz varsa lütfen yorum kutusuna yazın olur mu?..

İyi seyirler dilerim..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI