wall art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wall art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wall art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wall art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2019 Perşembe

Çocuk Odası İçin Poster (2 adet)


Zaman zaman gerek çocuklarımın odasındakileri gerek diğer odalardaki duvardaki panoları değiştirmeyi seviyorum.Daha evvel yapmış olduğum Evlt,kıyamadığımsın ile Allah'ın sırrı sensin,kalbine yolculuk et paosterlerin yerine iki adet farklı poster tasarladım bugün.
Arzu ettiğiniz takdirde posterleri indirip çıktısını alarak sizde çerçeveletip çocuk odasını süsleyebilirsiniz.


Posterlerin konusu biraz motivasyon içeriyor bu sefer daha doğrusu aklıma ilk gelen bu sözler üzerinde çalışmak istedim..iki kızım olduğu için soft pembe ile gri tonlarını kullandım,geçişleride aynı şekilde yaptım..
Posterlerin tam boyutunu görmek için aşağıdaki linklere tıklayın.


Allah'a emanet olun.


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

7 Aralık 2018 Cuma

Cuma Kartı:Kün Fe Yekûn


Cuma kartı kategorim nicedir yeni bir şeyler görmedi,bu kategorinin yayınlarını ertelemiş hatta kategorinin tamamını kaldırmıştım bi ara(yüreklerine sağlık) bir kaç arkadaş sözünü etmeseydi sanırım bu Cuma günü de yine bir şeyler yayına alınmayacaktı.
İnsan bir şeyleri duymak istiyor çünkü,dile getirilince bazı şeyler daha bir canlı olur anlamlı olur hatta ve biz,buara,blog aleminde yorumlardan can alıyoruz yolumuza devam etmek için güç ve kuvvet alıyoruz.
Bir insan başka bir insana duygu ve düşüncelerini ifade ettiği zaman bu davranış mutluluk verir,bugünkü Cuma kartının tasrlanmasına vesile olan sevgili Ecehan hanıma güzel sözleri için teşekkür etmek istiyorum..

Kartı Ecehan hanımın da sizin de beğenmenizi umuyorum şahsen ben yeşilin bu tonuna yaprakların da bu türüne hayranlık duyarım yani bu yeşil ve bu yapraklar her nerede olursa olsun beni mest ediyor dolayısıyla Rabbimizin kendisini anlatırken kullandığı en kuvvetli ayetlerden birini önplana çıkarmak ve hatırlatmak mahiyetinde bu güzel yaprakları daha da güzel olanbu ayet ile süslemek istedim..


Evvela kendi telefonumda denedim ve çok çok beğendim tabii ki de :)) inşallah ilk fırsatta çıktısını alıp bir arkadaşa hediye edilmek üzere paketlenecek aynı zamanda da evimdeki yerini de mutlaka alacaktır..

Kartı orjinal boyda görmek veya indirmek için:

KÜN FE YEKÛN



Sevgilerimle,hayırlı cumalar..

UYARI:Tasarım tamamen bana aittir,gelir elde etme amaçlı kullanıldığı takdirde hakkım helal değildir.
Kişisel kullanım dışında hiç bir yerde kullanılamaz.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Kasım 2018 Cuma

Öğretmenlere Hediyelerimiz-Klassenfest


Yılbaşı ve Noel Bayramı yaklaştıkça Hrıstiyan aleminde ve şehirlerinde bir hareketlilik bir telaş baş gösterir.
Okullarda da aynı telaş ve heyecan mevcut.Mağazalar cıvıl cıvıl sokaklar cıvıl cıvıl,alışveriş telaşı bir yandan diğer yandan bu bayramlara özel olarak tasarlanan kazaklar,çatal bıçak takımları,mumluklar ve mumlar ve daha nicesini görmek mümkün.Şaşırtıcı derecede çok çok fazla ürün mevcut..Okullardaki telaş bizi de etkiledi haliyle,öğretmenlerden gelen mektuplar henüz bu bayramlara iki ay kala eve teşrif etmeye başlıyorlar..
Aman ha unutmayın der gibi bazen..
Geri dönüş isteyen mektuplar cevaplanması mecburi olan mektuplar ve tabii ki alınması yine mecburi olan hediyeleri de beraberinde getiriyor..


Henüz tatile girmemiş olsak bile yavaş yavaş o yöne doğru ilerliyor takvimler biz de sınıfın düzenlediği kutlamaya katıldık yine mecburi olarak..ev yapımı kekler poğaçalar götürüldü,çocukların oyalanması için makas yapıştırıcı boş kağıt ruloları alındı bir de tabii ki çocuklara hediye edilmek üzere hediyeler verildi..



Her yıl düzenlenen bu ''toplantı''nın bana göre güzel yanı bir çok ülkenin kendine özgü lezzetlerin tadına bakmaktır,geçen yıl örneğin Japon bir çift çok güzel bir tarif ile gelmişti,o zamanlar henüz yabancılık duygusunu üzerimden atamamıştım ve haliyle tarifi istemeye cesaret edememiştim :))




Keyifli ve güzel oluyor bu toplantılar,çocuklar anneler babalar ve öğretmenlerle hoş vakit geçiriliyor,daha samimi bir ortam var tabii ki ama bu hediyeleşme olayı cidden canımı sıkıyor düşündükçe.
Öğretmenlerin hediye talebi olmadı açıkçası ama bir inceliktir onlara da bir hediye vermek nihayetinde çocuklarımız üzerinde emekleri var değil mi?
İki kızımın da öğretmenlerine bir şeyler hazırlayıp verdim ben de..bir teşekkür ifadesi olarak verdiğimi belirterek hatta nerdeyse üstüne basa basa dile getirmeye çalışarak uzattım hediye paketlerini.
Mutlu oldular mı?..elbette mutlu oldular ben de mutlu oldum açıkçası ama insan istese de istemese de bu hediyeleşmekten rahatsızlık duyuyor çünkü neden başka bir zaman değil de Hrıstiyanların bayramlarına yakın veriliyor bu hediyeler,bu tür sorular insanın vicdanını rahatsız ediyor huzursuzluğa sebep oluyor..
Ucunda mutlu etmek var diyerek avuttum kendimi belk ide kandırdım kendimi bilemiyorum,haklarını yiyecek değilim her iki kızımın öğretmenleri işlerini iyi yapan insanlardır,çocuklarımı hiç biri incitmedi,kötü hissettirmedi,bir çok kez kendilerine minnet duyduğumu ifade etmeye çalıştım bizim için zordur buralarda yol almak çünkü,çünkü insan ne kadar uyum sağlarsa sağlasın sonuçta salmaya çalıştığı kökler yabancı toprakların içine gömülmektedir,acı verici oluyor bazen kabullenmesi zordur ama yaşanıyor işte bir şekilde..
Hediyelerimize dönecek olursam her öğretmen için birer kart tasarladım,bastırarak güzel bir çerçeveye koydum ve verdim.
Teşekkürlerim ile birlikte gözlerindeki ışıkla ben de mutlu oldum en az onlar kadar,itiraf ediyorum.

Küçük kızımın anaokul sınıfında iki öğretmen var birisi erkek diğeri kadın,hediyelerini çok sevdiler,isimlerini taşıyan kartlar tasarlamak istedim,anaokulu öğretmenlerinin daha çocuksu bir ruha sahip olduklarına inanıyorum ikisi de çok yardımsever ve sevgi dolu yaklaşımlarıyla kızıma anaokulunu Almanca bilmemesine rağmen sevdirmiş oldular.


Büyük kızımın sınıf öğretmeni içinse Mevlana'nın bir sözünü tasarlayıp vermek istedim..kendisi bunu daha çok sevecek,biliyorum :)



Sevgiler..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Eylül 2018 Pazar

Benim Köşem Benim Masam Benim Sanatım


Arzu ile başladığımızı daha büyük bir tutku ile sonuca ulaştırmamız gerekirken,araya bahaneler zorluklar sokmak adetten midir acaba?
Aklımıza gelen bir fikri hayata geçirmek için gerekli malzemeyi temin ediyor,acelesiz ve tasasız ihtiyacımız olan zamanı da oluşturuyoruz,sonuca bir kala ihmal ediyor veya yaptığımızı ebir kenara atıyoruz..bende hep böyle oldu son zamanlarda..
Eskiden,aklıma gelen ne varsa hemen hayata geçirilir ve sonucuyla mutlu olunurdu.

-Ben yaptım!..diyebilmenin gururu sık sık göğsümü kabartırdı,güzel sözler işitmek de mutluluğumu daha da artırırdı,sonra ne olduya sanırım hayatımın değişmesi ile oldu..ülke değiştirdik ev değiştirdik çevre değiştirdik,sayıca çoğaldık belki de ihtiyaçlar arttıkça acil olanları önemli olanlara tercih etmek zorunda kaldık ama insan,bir şeyler üretme ihtiyacını zaman zaman hissediyor.


Hatırlar mısınız Kiremithanem'i ilk açtığım aylarda her Cuma tasarlayıp sizinle paylaştığım Cuma kartları vardı..bunları tasarlamak herşeyden önce bana inanılmaz keyif veriyordu,kendimi unutmak gündelik hayatı unutmak için muhteşem bir çareydi,sonra baktım ki yavaş yavaş emek verdiklerime yorumlar azalmaya başladı,sıradanlaştı ve en sonunda dikkat bile çekmemeye başladılar böylece her Cuma nerdeyse 3 saatimi verdiğim kartları tasarlamaktan vazgeçtim.Bloğumdan da bu kategoriyi kaldırdım.

NEDEN ÜRETMİYORUZ ARTIK?
Eskilere değinmişken geçen gün blogları dolaşırken fark ettiğim bir şeye de değinmek istiyorum,eskiden yani tahminen 5-6 yıl evvel blog alemi daha bir zengindi,dikiş blogları yemek blogları kumaş boyama blogları hele keçe ve amigurumi blogları sayı olarak çok fazlaydı her tarafta deli bir üretim güzel bir rekabet vardı şimdilerde ise bunlar nerdeyse hiç yok,ağırlıklı olarak kitap sinema ile ilgili bloglar var..elimizi ayağımızı bir çok şeyden çektik gerçekten,hani dışarıdan BİRİ bloglarımıza göre bizi değerlendirmeye kalksa bizim elimizden yani el üretimi hiç bir becerimiz olmadığını düşünecek nerdeyse.

EVET,BEN BİR ANNEYİM İŞİM BAŞIMDAN AŞKIN AMA BUNUN YANISIRA BİR KİŞİLİĞİM BİR İÇ DÜNYAM BİR BECERİM BİR İYİ VEYA KÖTÜ BECERİM VAR BEN SADECE ANNE OLMAKLA (Kİ BU SANATLARIN EN KUTSALI VE KIYMETLİSİ)SINIRLI DEĞİLİM BENİM BİR DE GÖRÜNMEYEN YANIM VAR,ALLAHIN BAHŞETTİĞİ YETENEĞİMİ KÖRELTMEYE DE AYRICA HİÇ BİR HAKKIM YOK,BANA VERİLDİYSE KIYMETİNİ BİLMEK ZORUNDAYIM AKSİ TAKDİRDE ELİMDEN ALINIR DEĞERİNİ BİLMEDİĞİM BU HEDİYE,SIZLANMAYA DA HAKKIM OLMAZ BU DURUMDA..


Bu yüzden daha çok elimdekileri bilgisayarda tutmakistemiyorum,bir kısmını çerçeveletip hediye olarak gönderdim bir kısmını evimin bir kaç köşesine koydum,ancak tasarladığım kartlar henüz bitmemişti ek olarak aklımdaki proje de henüz vucüt bulmamıştı..


Çerçeveler alındı çiviler de öyle,hatta bir kaç süs bile seçmiştim hazır yılbaşı süslemeleri gelmişken sıra tüm bunları bir araya getirmekteydi..
Her gördüğümde kendime ihanet etmiş veya ben de blogdaki muameleyi gösteriyor gibi hissettim..yapmaa en azından sen yapma dedim ve aklımdaki projenin tüm malzemelerini bir araya getirerek tam da canlandırdığım hatta belki de ondan bir tık fazla güzel bir sonuç ile gülümsediğimi fark ettim..


Topu topu bana tamamiyle ait olan bir masam var,bir kaç kitabım ve not defterlerime ev sahipliği yapan masam,çekmecelerinde hobi malzemeleri bir diğer tarafında dikiş makinelerim iplik kutularım ve yine dikiş ile ilgili malzemelerim var ve masamın arkasındaki duvar yani önümde duran boş bir duvarım var hepsi bu,tam da burası benim nefes aldığım yer,dünyaya açıldığım yer sizinle konuştuğum yer kendimi ifade ettiğim yer..proje ne zamandır aklımda dolanıp durdu,ızdıraba dönüştü,kendimi azarladığımı bile bilirim ve nihayet bugün en temizliği yerine bu projeyi hayata geçirdim..

Almanya'ya gelip kendi evimize çıktığımızda bir masa almak için yanıp tutuşuyor ama bir türlü sıra o masaya gelmiyordu,masam olmadan ben kendimi nasıl ifade ederim nasıl benimserim burayı nasıl severim yeri göğü toprağı,kuşları nasıl fark ederim günbatımının tadını nasıl çıkartırım gibi sorularla boğuştum..evet arzu ettiğim sadece bir masaydı ama bu benim başlangıç noktamdı da aynı zamanda,başlangıç noktam olmadan nasıl ilk adımımı atabilir kat ettiğim mesafeyi nasıl görebilirdim ki diye düşünüyordum.
Aylar sonra nihayet yataklar dolaplar halılar perdeler temin edildi yavaş yavaş ve sıra masama geldi..
Başlangıç noktam evin içindeydi artık,şu bir buçuk metrelik alan zeminiyle duvarıyla benimdi :)

Fedakârlık gerektiren durumlar yaşar insan,kabul.
bazen bu durumlar uzar,zaman aşımına uğrar bazen bir çok şey ve inanın bana fedakârlık çok ince ve hassas bir dengeye sahiptir,onun istismara dönüşmesi bazen çok küçük bir ân ve bu çizgiye bakıyor.
Unutmamalıyız bu yüzden nefes almamızı sağlayan uğraşlarımızı,kendimizi ifade etme yollarını kapatmamalıyız.
Bir şeyler üretmek ve bir şeyler yapmak illa beğenilsin diye yapılmamalı bu hataya düşürmemeliyiz kendimizi..ne varsa elimizden gelen önce bizim için yapılmalı,bizim içimizde hayat bulan bir şey olduğu için yapılmalı.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI