hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2021 Pazartesi

Korona Evimizde:Karın Ağrıları ve Kusmanın Kaynağı Nedir?



Kızlarım pozitif çıktıktan sonra sonucu bildirerek gündemimiz evde geçirilecek süreç ile ilgiliydi.
Küçük kızıma baktıkça aklıma heyecanla beklediği okulun açılışı ile ilgili söyledikleri geldi,duyduğu heyecan,çantasını seçerken attığı çığlık,kalem kutusuna uydurmaya çalışırken titizlikle incelediği su şişeleri..okuldan bir gün öncesinde evdeki mutluluk,eşyalarının tek tek özenle seçilmesi ve sıralanması..örülen saçlar..
Tüm bunlar hızlıca gözümün önünden geçti.


Düşüş ve Olağanüstü Hal



Sonucun pozitif oluşu ilginç bir şekilde birçok şeyi de tekrar canlandırmış olmuştu içimde.
Karantinalı günler,akşamları belirli bir vakte kadar dışarıda dolaşmak,online eğitim vs..şirketimizin gitgide kötüye gitmesi.

Kısacık sürede iş arabalarının beş adetten sıfıra inmesi,asla yapılmayan ödemeler,büronun boşaltılması,insanların kendi can dertlerine düşmüş oluşu.
Belki de dünyanın sona yaklaşma ihtimali,namaz kılarken yer yarılsa şaşıramaz olacağım duygusu..
Evden her çıkışımda kaldığımız apartmanın giriş katına kadar demir parmaklıklarını elimdeki kloraklı peçete ile silişim.
Katları tek tek inişim,iş hayatındaki düşüş,maaşın yetersiz oluşu,yabancı bir ülkede oluşumuz..sınırların kapanmış oluşu,gecenin yarısı başımızın üstünden geçen savaş uçakları..

Erzak toplama çağrısı,marketlerdeki talan edilircesine boşaltılan raflar,sınırdan dışarıya çıkamamak,tekrar..
İşlerimizin gitgide daha da kötüye gidişi,evin giderlerini bir süre sonra karşılayamama endişesi..
Tüm bunlar ve daha fazlası canlandı içimde..

Bu olağanüstü hale ''tedbir'' kılıfını geçirdiler..
Orta hallinin veya bir şekilde yaşamak için çaba sarf edenin durumunu asla hesaba katmadılar..yöneticiler ve hükümet vatandaşın yararına hiç bir şey yapmadılar.
Tam aksine gıda ve yakıt fiyatlarını artırdılar,evlerinde mahsur kalmış insanları daha da çok tüketkmek için reklam bombardımanına tutup çok yönlü pek yetenekli yere göğe sığamayan muhteiem bir varlık olan insana ''hayat eve sığar'' tönünde sığ,duyarsız,vicdansız bir sloglanla aylarca sarsıcı değişikliklere maruz bıraktılar..

Oysa,iki ay boyunca tam kapanma ilan edilip herkes evine kapanmış olsaydı,faturalar ve kiralar tamamen sadece iki aylığına dondurulsaydı ve hatta her aileye her haneye küçük de bir para yardımı yapılsaydı bu virüs nerdeyse iki yıldır aramızda olmayacaktı..

...derin derin iç içekişler..

İnsanların beyni korku ile uyuşturuldu,medya ile beslendi..net görme imkanı ellerinden alındı çok çok büyük algı çalışmaları yapılarak meyveleri toplandı/toplanmaya devam ediyor,bazen kendime soruyprum;tüm tedbirler ne işe yaradı?

Çünkü hiç ama hiç biri ne çocukların ne de yetişkinlerin yararınaydı ama herkesin ortak bir değerine yönelik olduğu için kabul edilmesi ''elzem'' bir şeydi.


Silkelenip kendime gelince şu anda aslolan ve en önemli unsurun çocuklarımın sağlık durumuydu ki Allah'a şükürler olsun ilk iki gün hafif bir sıcaklık ve yine hafif seyiren bir baş ağrısı dışında her hangi bir sıkıntıları yoktu..üçüncü gün tamamen fiziksel olarak kendilerine gelmiş sayılırlardı ancak büyük kızım karın ağrısı mide yanması şikayeti ile gelince dizlerimin bağı çözülmüştü..


Karın Ağrışı ve Kusma



Üşütme olabileceği aklıma gelen ilk şeydi lakin çocukların burnu bile akmıyordu ateş tamamen gitmişti ishal hiç olmamıştı keyifleri yerindeydi,o halde bu karın ağrısı ve mide yanması neyin nesiydi?

Çocuk doktorunu arayıp muayene edip edemeyeceğini bizim oraya veya kendisinin bize gelip gelemeyeceğini sorduğumuzda aldığımız olumsuz yanıt karşısında biraz panikledim..

Karın ağrısına kusma da eklendi, yapılan tüm sıcak ayak banyoları,karına sıcak su tutmaları,çorbalar,çaylar,uyumadan evvel ter atması için uygulanan masaj işlemi hiç ama hiç biri işe yaramadı.
Son çare  çocuğu hasteneye götürmekti ki o da riskliydi hatta korkunçtu..
dört gün boyunca geçmeyen karın ağrısı ve gece gündüz belirli aralıklarla meydana gelen kusmalar sonucu kızım iyice isyan etmeye başladı,doğru düzgün bir öğün bile yemek yiyemediğini,ağrıya tahammülü kalmadığını söyleyince son çare hastanenin yolunu tutmaktı..


Hastanedeyiz



Hastaneye ulaştığımızda ikimizin de pozitif olduğunu bildirmek ilk işimdi.Bizi karşılayan hemşire uzaylı görmüş gibi ''bana yaklaşmayın,bana yaklaşmayın'' panik dolu bir tavırla bize yardımcı olmaya çalışıyordu..Bu görüntü karşısında kızım daha da kötüleşti..

Kısacık bir süre sonra doktor bizi içeriye alarak muayeneyi yaptı kan ve idrar örnekleri aldı.

Kör bağırsaktan şüphelendiğini bu durumda çocuğun başka bir şehirde korona hastalarının alındığı bölüme götürülmesi gerektiğini söyleyince gözlerim iyice karardı ama öfkeden değil,korkudan..

Böyle bir şeye asla izin vermeyeceğimi,çocuğun daha fazla bu davranışlara ve tepkilere özellikle de korona hastalarına ayrılan o soğuk kimsenin girilmesine izin verilmeyen bölümlerine götürüleceğine dair rızam olmadığını söyledim.

Çok tatlı genç bir doktordu,paniğe kapılmamaı tahlillerin sonuçlarını beklememizi önerdi..
Hava daha soğuktu gece daha karanlıktı hastanenin avlusu daha bir ruhsuz sessiz ve hareketsizdi..
Kızımı ısıtmak için arabayı çalıştırdım klimayı açtım üzerini bir mont ile örtüp uyumaya çalışmasını söyledim ama karnını tutmadan duramıyordu arada bir arabadan inip de kusuyordu..

Tahlil sonuçları her hangi bir fiziksel problemin görünmediğini gösterince doktor mide sıvısını kontrol altında tutmak amaçlı bir ilaç yazarak evimize dönmeyi yapabilecek her hangi bir şeyin olmadığını söyledi, ama ağrı bir türlü geçmiyordu kusma kesilmiyordu..

Bu durum bir kaç gün daha devam etti..evimizin hemen üstünde yer alan ormanda dolaşması için kızımla arada bir kısa yüryüşlere çıkıp en azından stresini azaltmaya çalışıyordum,ki bunun epey bir faydasını da görüyordum.
Ne zaman dışarıya çıkıp biraz dolaştıysa kendisini daha iyi hissediyor ağrısı ve kusması kesiliyordu..

Lakin tamamen ortadan kalkmıyordu,geceleri yanıma gelerek çok korktuğunu bu ağrıya tahammülü kalmadığını söylüyordu ben de yanıma alarak sımsıkı sarılıyor onu rahatlatacak belki,belki bir nebze ağrısını azaltacak sözler söylemeye çalışıyordu..elimde tek gelen şey buydu..



İkinci Kez Hastane Yolunda



Ne sözlerim ne çaylarım ne çorbalarım ne de ev yapımı antobiyotiğim işe yaramadı,yedinci gün çocuk yine ağrılar içinde kıvranıyor gözyaşları yüzünden boncuk boncuk dökülüyor,hastaneye gitmemiz için yalvarıp yakarıyordu..
Bu sefer eşimin götürmesine karar verdik..ben de evde kalıp beklemek zorundaydım..
Kızıma montunu giydirirken güzel saçlarında ellerimi gezdirdim alnından öptüm yanaklarından öptüm,sımsıkı sarılarak sanki bir daha görmeyecekmişim gibi sanki eve gelmeyecekmiş gibi bir duyguya kapıldım..
Çünkü öyle bir ihtimal vardı,diğer hastaneye sevk edilme ihtimali vardı,yanına girememek ihtimali vardı,ona istediğim zaman istediğim şekilde ulaşamama ihtimali vardı ve bu evdeki ışıkların birden kararmasına neden olacak kadar korkunç bir varsayımdı ama böyle bir ihtimal vardı..

Eşimle kızım evden çıkar çıkmaz abdest alıp namaza durdum..ne kılacağımı ne derece kendimi namaza vereceğimi bilmeyerek..
-araba şu anda tam oalrak neredeydi?
-hastaneye girişi yapıldı mı?
-hemşire yine aynı tavri sergiledi mi?
-çocuğum eve gelmezse,geri dönmezse..
-çocuğum..

Secdeye kapandı dualar ettim..gözlerimden bir yaş bile dökülmüyordu,dökülemiyordu..şu anda bunları anlatırken tekrar canlanan boluk ve korku hissi..

Havada kalmış gibi,uzanan elimin tutunabileceği bir dala ulaşamaması gibi..

Bir süre sonra eşimi aradım..durumunu sordum.
Allah ondan razı olsun beni sakinleştirdi.İyi olduklarını ayrı bir odaya alınıp başka bir doktor tarafından muayene edildiklerini anlattı ve inanılmaz bir şekilde kusmanın kesildiğini karın ağrısının geçtiğini bildirdi..





Huzurlu Netice



Peki ama nasıl?

Eve geldiklerinde kızımın yüzü sakinleşmiş günlerdir sancidan dolayı çattığı kaşları gevşemiş yüzü gülüyordu..
Sımsıkı sarıldım kokladım kokladım koku almamama rağmen yine yabancı gelmedi sıcaklığı dokundum yüzüne gözlerine ellerine..yanımdaydı ve yüzü gülüyordu ağrısı geçmiş epey de sakinleşmişti..

Muayeneyi yapan doktor ağrının stresten ileri geldiğini eve kapandığından dolayı kendini kötü hissettiğini,karantinanın ardından tekrar test yapılarak sonucun pozitif çıkıp bir süreliğine daha evde kalma ihtimalini düşünerek midesine kramplar girdiğini mide de tepki olarak içinde ne varsa attığını böylece kasılmalar karın ağrılarına neden olduğunu detaylıca anlatmış anlatmış eşime..

Evet..çekilen bu sancılı sekiz günlük sıkıntının ağlamaların,yemek yiyememenin,uyku uyuyamamanın kaynağı stresmiş meğer..

Küçük bir çocuğun üzerindeki stres etkisi.


....devam edecek.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

18 Ekim 2021 Pazartesi

Hastane Avlusunda


 

Annem ''Baban yolda yürürken birdenbire dizleri çözülüp yere yığıldı'' deyince benim de dizlerim çözüldü sanki.

Konuşma esnasında bir yandan annemi sakinleştirmeye çalışırken bir diğer yandan da babama ne olduğu yönünde senaryolar kurup duruyorum kafamda.

Acaba beyin kanaması mı geçirmişti yoksa şekeri mi yükselmişti birden bire nasıl yere yığılır,kan değerleri normaldi şekeri tam dengeli seviyelere ulaşamasa da genel anlamda iyiydi son zamanlarda..

Alelacele hazırlanıp arabaya atladım bir yandan da elimde telefon ambulans arayıp hattın diğer ucundaki kişiye evin tam konumunu izah etmeye çalışıyorum,gergindim üzgünüm korkuyorum,10dk sonra annemin evindeydim.

Ellerini birbirine kavuşturmuş kapıda karşıladı beni annem,eşim yurtdışındaydı babasının durumunu tam bilmeden haber vermek paniğe kapılmasını istemedik,ambulansı bekleyip ilk müdahalenin ardından kendisini aramaya karar verdik..

Ambulans gelince sordukları ilk soru ''ateşi var mı'' yönündeydi.

''Evet,hafif bir sıcaklığı vardı'' ancak yüksek ateş sayılmayacak orandaydı.

Azıcık ateşi olmasına rağmen ambulans personeli araca dönerek korona hastaları sevkiyatında kullanılan özel üniformaları maskeleri ve yüz koruma aparatlarını temin ederek geldiler.

Evin içine girdiklerinde babam yalvaran gözlerle bize anında değişen bakışlar bu sefer korku dolu ambulans personeline bakıyordu..

Ateşini ölçtüler gün boyunca neler yaptıklarını sordular ardından bir takım tipik sorular.

Ambulans aracından sedyeyi çıkartıp babamı biz dahil dört kişi olmak üzere sıkıntılı bir şekilde sedyeye aktardılar.Annem gözyaşları içinde endişe dolu bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Ambulansa binmemiz o aracın içinde gitmemiz yasaktı ancak kendi aracımız ile arkalarından hastaneye gidebileceğimizi söylediler..hava gitgide kararıyordu.

Yol boyunca ambulansın arkasından gitmeye çalıştım bazı trafik ışıklarını kırmızı ile geçtim (ambulansı takip edebilmek adına) annemin gözyaşları akmaya devam ediyordu.

Üç çocuk yedi torun sahibi annem kendini yalnız ve çaresiz hissediyordu.Sakinleştirmeye çalıştım bir yandan da biraz mantıklı karşılamaya çalıştık olayı.

İnsandık,hastalanabiliyor fenalaşabiliyor hatta ölebiliyorduk.Her biri Allah'ın takdiriydi,sabırlı ve sakin kalmak için birbirimize tavsiyelerde bulunuyorduk.

Hastaneye ulaşınca babamı içeriye alıp dışarıda beklememizi söylediler.

Korona hastaları için özel bölüme aldılar babamı,annemin de benin de bundan dolayı endişelerimiz daha da arttı.

Babam şeker hastasıydı yaşıdı biraz ilerlemişti,son aylarda işittiğimiz senaryoların kimisi doğru kimisi yarı doğruydu.Hastaneden korkmuş insanların içinde biz de vardık.Böyle bir hal içinde babam ile ilgili ilk haberleri beklemeye koyulduk.

Gidenlerin çoğu küçük bir şikayetle evinden çıkıp geri dönmedi çünkü..Ambulans şöforü çok eski bir arkadaşım çıktı.Bir başka hastayı almak için hastanenin ana girişinin çıkışında ambulans aracının camını indirerek ''endişelenecek bir şey yok'' diyerek hafifçe tebessüm edip içime su serpti.

Bir takım tahlillerin yapılması gerekiyordu onların sonuçlarını beklemeliydik bundan önce de korona testinin sonucu da vardı merakla beklediğimiz..gece gitgide derinleşiyordu hastanenin bahçesinde bulunan araçların sayısı azalıyordu.

Hastane dağın eteklerinde konumlandırılmıştı böylece akşamları hafiften bir sis çöküyordu,korkumu ve kafamdaki senaryoları azdıran..

Babama ne olacaktı..annemle her tür ihtimali konuşuyorduk annem mantıklı ve soğuk kanlı çok görmüş çok geçirmiş biridir..''her hali babasına benziyor sanki anne'' dediğimde annem düşünmeden ''aynı..'' cevabını vermişti..

''Anne babam için elimizden geleni yapacağız gücümüz yettiği kadar yardım edeceğiz,gerek maddi gerek manevi anlamda burdayım burdayız ''..sürekli tekrarladığım cümleler olmuştu..ama annemin aklı belli ki başka bir şeye takılmıştı..

''Herşey anne herşeyi yaparız babam için..sessizlik,en kçtü ihtimali göz önünde bulunduran cümleler kurmaya başladı dillerimiz..eller birbirine kıtlendi,sisli lambaların ışığı altında gözler tekrar yaş dökmeye..''ama anne bizim yapabileceklerimiz bir yere kadar,insanız faniyiz,bu alemde gereken bir çok şeyi üstlenip yapabiliriz açıkta kalan borcu varsa öderiz helalleşmesi gereken kişiler varsa vesile oluruz ancak kılınmayan namazları ile ilgili yardım edemeyiz.ona bu konuda yardımcı olamayız..'' dediğimde annem derin bir ah çekti..

''Ah,ben ona defalarca yardım ederim,namazını bırakma demiştim..'' dedi..namazlarını ihmal etti sonra da tamamen bıraktı oysa abdest alımında da seve seve yardım ederdim oturduğu yerden kılabilirdi namazlarını'' dedi..

Pişmanlığı vardı annemin neyle ilgili olduğunu bilmediğim bir pişmanlığı oysa annem gayretli çalışkan ve hafiftir..her şeye koşar üşenmez herkese yetişmeye çalışır..

''O konuda ne yapılabilir bilemiyorum annecim''dedim..

''O hesap babam ile Allah arasında..Rabbim iyilik nasip etsin bizimle eve gelmesini nasip etsin tekrar konuşursun tekrar ikna etmeye çalışırsın'' diyerek avutmaya çalıştım ama aklım buna saplanıp kaldı..

Gerçekten biz bu konu hakkında babama nasıl yardım edebilirdik,üzerinde var olan namaz borcunu nasıl ödeyebilirdik..

Ödenmeyen sadece kul ile Allah arasında olan bu hesaba nasıl müdahale olabilirdik..

Babamın sağlık durumu yanısıra bunu da iç çeke çeke düşünmeye başladık.

Çünkü ikimizde biliyorduk ki bu hesap Allah ile babam arasında,ne torpil ne sadaka ne de başka bir şey yardım edebilirdi ona..

Dualar ettik,niyetlere girdik..gözlerimizi babamın bulunduğu hastanenin bölümüne diktik..

Doktoru defalarca arayıp durumu hakkında bilgi edindim..babam iyiydi bizimle eve gelebilirdi..

Geç saatte babamı da alarak evin yolunu tuttuk.Nöbetçi eczane bularak doktorun verdiği ilaçları alıp eve ulaştık..ama aklım her annemle yapılan namaz ile ilgili konuşmada kaldı..

Ne yapabilirdi?..

Biz ne yapabilirdik?..

Böyle bir borç ile Allah'In huzuruna çıkan insana kim nasıl yardım edebilirdi?

Babamın mevcut fiziksel sorunları dışında bu sorun da canımı sıkmaya başlamıştı..çünkü bizim elimizden gelenler ortadaydı..babamın kul olarak yapamadıkları gibi..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Ekim 2018 Perşembe

Serumlu Düşünceler


Şöyle bir manzara karşısında hayatı sorgulayabilir misin,yanındaki yatakta yaşına rağmen oldukça ve hâlâ güzel görünen Italyan bir kadına bakıp hayatı sorgulayabilir misin veya bahçesine çıkıp hastanenin her yaşta her tipte her renkte insanların ortak durumunu görünce hayatı sorgulayabilir misin?
Adaleti veya dengeyi sorgulamak mümkün mü veya adaletin ta kendisi budur diyebilir misin?
Hastanedeyim son iki gündür bambaşka bir ben ile yaşıyorum sanki,zayıf ben hasta ben rahatsız vücudunu ve sağlık durumunu asla kontrol edemeyen bir ben ile yaşıyorum.
Kaybetmeden önce değeri ve kıymeti bilinmesi gereken bir nimet de sağlıktır diye buyurmuş Peygamberimiz,Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun ne de güzel söylemiş,işte şimdi burada ikinci günümde bambaşka bir ben tamamen kendime yoğunlaşmak lazım gelirken arkada bırakmak zoru da olduklarım için de endişe duymaktayım belki bu yüzden gizli bir endişe duymaktayım,ama olan şeyler insan hasta olabilir hatta ölebilir de geriye hep birileri hep bir şeyler kalabilir.
Konforlu bölgemizden ayrılmadıkça herşeyi kontrol edebilir sanıyoruz yarın hiç bir şey olmayacakmış gibi planlar kuruyoruz,bizim planlar ayrı kaderin planları ayrı derken elimizden bir balon gibi kayıp gidebiliyor kontrol altında olduğunu düşündüğümüz ne varsa,hayatı kontrol altına almak bazen gerçekten imkansız veya kontrol altına aldığımızı düşünmek belki de büyük bir yanılgı.
Sahip olmaya çalıştıklarımız en büyük kederimiz olabiliyor bazen,bu günlerde tam da böyle düşünüyorum,çırpınarak emek vererek bir şeyler yapmaya çalışmış ve bir şeyler elde ettiğimi  hatta başardığımı düşünüyordum sonra bir baktım ki bana en çok o güzel şeyler acı veriyor,onlardan uzak kalmak,mecburen uzakta kalmak bana acı veriyor,yasaklı bir bölge gibi uzaktan seyretmek bile mümkün değil,fotoğraflar bile acı veriyor telefon etmek bile acı veriyor,seslerini duymak bile dayanılmaz bütün bağların kopmasını istiyor insan bir süreliğine veya bir an evvel kendine gelmek o eski benliğine kavuşmak istiyor,olmuyor.
Kıymetini bilmedim mi bu sağlık denen nimettin istismar mi ettim yoksa kötüye mi kullandım ya da bilmiyorum,isterim ki hep iyi ve sağlıklı olmak yorulmak ama sevdiklerim için bir şeyler yapabilmek,burada olduğum sürece sorgulamadan edemiyorum.
Günler çok uzun insan kendini iyi hissetmeyince günler,geceler nasıl da uzun geliyor.
Günümün yirmidört saatini dolduran bir çok şey burada yok,sakinlik var ama sessizlik var,bol miktarda yabancı insanlar çoğu da rahatsızlığı olan insanlar kimse kimseyi garipsemiyor tam aksine karşındakinin yerine koyabiliyor kendini,empati kurabiliyor çünkü beden aynı beden can acısı aynı sağlığı yitirme korkusu veya elde tutma çabası aynı.
Burada,bu hastane yatağında rekabet yok,yarış yok ihtiras hiç yok.Dünya dişarida bir oyun sanki bir oyalanma ve biz şimdilik bunun dışında gibi duruyoruz.
Düşünceler karışık ruh halim karışık belki de gömülü duran bu yanım aniden ortaya çıktığı için şaşırtıyor beni,ortada asılı her garantisi olmayan bir halde yazmak istedim,iyi olursam şimdiki beni daha net görebilirim belki.
Özel durumlarda iken özel halini okuması da bir nimet değil midir insan için.?
Ve insan,nedir ki?




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp
YUKARI