Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2020 Cumartesi

Muezza


Evde kedi beslemek sevaptır, çocuğun merhamet duygusunu geliştirdiği ve eve bereket getirdiği için Peygamber Efendimiz (S.A.V) özellikle tavsiye etmiştir.

Nice evliya zatların, çoğunun etrafında kedilerin olduğu düşünülürse bu bir rastlantı olmasa gerek…
Kedi beslemek sünnettir.Ancak bir kedi vardır ki, tüm İslam âlemindeki kedilerin kaderini değiştirmiştir. Belki de değiştirmesi görevi ona yüklenmiştir. O’nun adı Muezza’dır. Çünkü o, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in kedisidir. Muezza, birden fazla kedisi olduğuna inanılan Peygamberimizin en sevdiği, bazı kaynaklarda karamel rengi bazılarında da siyah beyaz olduğu söylenen habeş kedisidir. Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Muezza koymuş. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Muezza’nın soyundan geldiği kabul edilir.

Hz. Muhammed, kedisi Muezza’yı o kadar çok severmiş ki, Muezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed’in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Muezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş. Hz. Muhammed, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe-i Kiram Ebu Nuaym “Ya Resul o sudan kedi içti” deyince, Resulullah “Onlar en temiz ağıza sahiptirler” buyurmuş ve abdest almıştır.

( Hz. Aişe)

Sahâbeler içinde en fazla (5374 adet) hadis rivâyet eden Abdurrahman bin Sahr ed-Devsî‘ye, kedilere düşkünlüğü sebebiyle Peygamberimiz (kedicik babası anlamına gelen) Ebû Hureyre lakâbını vermişti.

Evliyâ Çelebi, Ebû Hureyre için der ki: “Sağlığında binlerce kedisi vardı. Kabri (aslında makâmı) Mısır’da Giza şehrinde olan bu sahâbenin mezarının (makâmının) etrâfında da nice yüzbin kedi vardır”
Buhari’den:

Peygamber efendimiz (s.a.v): -“Kediyi sevmek imandandır“,

–“Niçin?” diye sormuşlar.

–“Ebu Hureyre bilir” demiş. (Hadis No: 2161)
Buhari’den:

Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: –

“Bir insan, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediye yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.” Hadis No: 1977
Ravi -ki, İbnu Ebi Katade’nin nikahı altında idi- anlatıyor:

“Ebu Katade (ra) yanıma girdi. Kendisine abdest suyu hazırladım. Bu sırada, sudan içmek üzere bir kedi geldi. Ebu Katade kabı uzattı, kedi içti.”

Kebşe sözlerine devamla der ki:

Ebu Katide kendisine bakmakta olduğumu gördü ve:

“Ey kardeşimin kızı, buna hayret mi ediyorsun?” dedi.

Ben de: “Evet!” demiş bulundum.

Bunun üzerine Resulullah (s.a.v):

“Kedi necis değildir. Kedi sizin tarafınızda çokça dolaşır buyurdular” dedi. Hadis No: 3513
Davud İbnu Salih İbni Dinar et-Temmar, annesinden anlatıyor:

“Efendim beni, Hz. Aişe (ra)’ya bir miktar yemekle gönderdi. Gelince Hz. Aişe’yi namaz kılıyor buldum. Bana, elimdekini koymamı işaret etti. (Ben de bıraktım). Ancak bir kedi gelerek üzerinden yedi. Hz. Aişe (ra), namazından çıkınca, kedinin yediği yerden yemeği (bir miktar) yedi. Sonra da şu açıklamayı yaptı: “Resulullah (s.a.v): “Kedi necis değildir, o sizi çokça dolaşan birisidir” demişti. “Ben ayrıca Resulullah (sav)’ın kedinin artığıyla abdest aldığını gördüm.” Hadis No: 3514
Bir olay üzerine de yaygın olarak bu hadis söylenmiş ;

“Sahabe’den bir zât daima Peygamber Efendimiz (S.A.V) in yanında bulunur, söze karışmaz daima dinlermiş, munis, orta boylu, siyah saçlı, siyah gözlü, zayıf bünyeli fakir bir zât imiş. Eshab-ı sofa ile yemek yer, çok konuşmaz, İyiliği severmiş.”

Resûl-ü Ekrem de kendisine hoş nazarla bakar, kendisini severmiş. Ara sıra kendisi ile görüşürmüş ve bazı görüşmelerde tebessüm ederlermiş. Küçük bir kulübe gibi evde otururmuş. Sokakta kalmış kedileri götürür onları yedirir severmiş. Efendimiz (S.A.V) in bundan haberi yokmuş. Sahabeler bir gün Resûl-ü Ekrem’e söylemişler:

“Pis kedileri toplayıp kulübesinde bakıyor!” demişler.

Resûl-ü Ekrem bir şey söylememiş.Sonrasında bir gün bu zatı sokakta bir kedi yavrusunu kucağında severken görmüş.Sahabelerin kendisini Efendimiz (S.A.V) e söylediklerini bildiği için Efendimizin kendisine birşey söylesinden çekinerek kediyi hemen hırkasının içine saklamış.

Resûl-ü Ekrem kendisine,

“Hırkanın altında ne sakladın” demiş. Hırkayı açmış, küçük bir kedi yavrusu…

Resûl-ü Ekrem yavruyu sevmiş, okşamış, ve o zâta:

“Ebu Hureyre: Sen kedi babasısın” demiş.

İsmi artık böyle kalmış.

Bir gün bir sohbette Resûlullah Efendimiz:

“Hubbül hırratı minel iman” Buyurmuş. Yani “Kediyi sevmek imandandır.”

“Niçin?” diye sormuşlar.

“Ebu Hureyre bilir” demiş, başka bir şey söylememiş.





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

7 Şubat 2019 Perşembe

En Çok Neyi Özlüyorsun - 28 Günlük Meydan Okuma (7)


En çok neyi özlüyorsun bu hayatta hiç düşündün mü ?
Burnumu sızlatan anıları canlandırdı bu soru bana,benim için oldukça zor bunu cevaplamak,gözlerimi yaşartan anılarımı hatırlattı,düşündükçe hem mutlu oldum hem de üzüldüm açıkçası.

Neyi özlüyorum?

Herşeyin başında geçen ilkbaharda ahiret alemine göçen babannemi çok özlüyorum özellikle kokusunu.
Sanırım en çok onu özlüyorum.
Tabii ki çocukluğumu özlüyorum.
Çok çok yaramaz bir kız çocuğuydum erkek çocuklarına kafa tutar  bütün günümü dışarıda geçirirdim.
İlk kedim olan Naciye'yi çok özlüyorum.Yanımda iki kez doğum yapmış Allah onun vesilesiyle benzersiz bir mucizeyi bana tattırmıştı.
Üç yıl boyunca bir adada yaşadık hayatımın en güzel en parlak en huzurlu günleriydi.
Yıllarca dostluğun dibine vurmuş yaşlılığımızda bile beraber olacağımıza dair sözler vermiş,hayallerini bile kurmuş olduğum bir dostum vardı,şimdilerde yollarımız ayrı,onu ve onunla geçen zamanları çok özlüyorum.Bana yaşattığı herşey için ona teşekkür ediyorum aşağıdaki videoyu da onun için buraya eklemek istiyorum,bunu ne zaman dinlesem biraz içim acıyor onu hatırlıyorum.

A canım söyle neyleyelim
Sevmeyelim de taşa mı dönelim?..


Tesettüre girdğim o ilk dönem var bir de..Onu da özlüyorum ve sık sık şimdiki vaziyeti o zamanki halimle kıyaslıyorum içim burkuluyor.
Oğlumun küçüklüğünü de özlemiyor değilim yani özlediğim bir çok şey var aslında.
Çok fazla şey.
Bu da demek oluyor ki ben gerçekten de çok güzel şeyler yaşamışım şimdiye kadar:)

Hamdolsun..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Kemal



Hani bir zamanlar Bir Kedi İstiyorum demiştim ya..Allah'In güzel ve başarılı işleri..o yayında kullandığım görseldeki kediye ve bizim kedimize bakmanızı rica ediyorum,nasıl da benziyorlar değil mi..SubhanAllah..
Heyecanlıyım..bir bir anlatıyorum hemen..
Bu düşünce hiç gitmiyordu aklımdan ve memlekete gittiğimde gözüm hep kedilerdeydi..ama hiç biri ne yaklaşıyor ne de yakınlık gösteriyordu..
Sonra..bir kedimiz oldu..




Kemal öksüzdür,ne anacığı ne de kardeşleri vardır..şehirde bulunan bütün veterinlere uğrayarak bir kedi istediğimizi söyledik ancak her daim bağış için ilanlarla dolup taşan veterinerlerin bize vereceği bir kedisi bile yoktu..
Bir not kağıdı üzerine yazılı olan bilgilerden yola çıkarak en son gittiğimiz bir pet shop'tan Kemal'e ulaştık..
Bulunduğu evde iki kedi daha vardı ve bu kediler Kemal'i asla yanlarında istemiyordu..
Bu sebepten dolayı yavru kedi için başka bir yuva bulmak elzem olmuş..böylece biz de bir kediye sahip olmuş bulunduk.





Kilometrelerce yoldan geldi..hoş geldi sefalar getirdi..mahallenin maskotu oldu.
Eve her gün okuldan ekstradan bir çocuk daha geliyor onu görmeye..Kemal bu durumdan bazen rahatsızlık duyuyor ama ilgi hiç bir zaman fazla gelmediği için katlanıyor.



Eve geldiği ilk gece kızların yanında yattı..büyük kızımın eli üzerine elini koydu..
Bütün gün kızlarla beraber olmak istiyor,onlar oyun oynarken yanlarında durmak istiyor..
Bazı geceler yanıma gelip yüzümü ısırıyor,beni uyandırmak oyun oynamak istiyor..



Oyun oynamayı seviyor..



Çeşitli oyuncaklar aldık ona örneğin iki tane zilli top,mor renkte saçaklı bir top vs..
Henüz çok bakımsız ve çok zayıf..tam olarak kaç aylık olduğunu bilmiyorum..
Tuvalet eğitimini başarıyla tamamladık..günde iki kez yemek veriyorum arada da kuru mama veriyorum..
Henüz dışarıya çıkarmadık,kaçar ve kaybolur diye korkuyorum..
Dilerim uzun yıllar bizimle olursun,çünkü sen evimize çok çok yakışıyorsun,Kemal :)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Temmuz 2018 Pazartesi

[BELGESEL] Kediler ve Kedi Belgeseli


Kedileri herkes sevmez.
Sevmeyen değil de belki hayvanlara çokyakın olmak istemeyenler var diyebiliriz..
Kedi bana göre çok asil oluşundan dolayı nankör diye tanıtılır..oysa asalet başka nankörlük başka bir şeydir..


Örneğin bir kediyi seversen ve ona seveceği şeyleri verirsen yanından gitmez.bununla beraber sana hem sevgi hem de başka bir canlıda bulamayacağın bir huzur verir..
Kedi keyfine de düşkündür yaşam kalitesine de saygılıdır,ne istediğini çok iyi bilmekle beraber uzlaşmaya pek de yanaşmayan bir canlıdır yani çizgileri nettir..Aradığı kaliteyi bulamayınca gidebilir,veya gittikten sonra fikrini değiştirerek geri de dönebilir..


İnsanlardan tam da bunu beklemektedir..
Beklenti ve ihtiyaçlarını karşıladığınız takdirde o da size asil bir sevgi verir..kenisinin koyduğu sınırlar çerçevesinde her zaman..
Kediye tamamen sahip olunmaz,kedi size sevgisini istediği ölçüde istediği gibi sunmaktadır.
Alır veya almazsınız,kedi buna gönül koymaz,bu denli de olgun bir hayvandır..
Doğası gereği temel ihtiyacı olan yiyecek için yalvarabilir hatta bazen aç olarak bekleyen yavruları var ise çok ısrarcı olup yiyeceği çalmayı bile göze alabilir ama büyük bir minnet beklememek lazım kendisinden..çünkü kedi o yiyeceğin rızkı olduğunu bilir.


Bir hayvandan çok ötedir..sevgisi de bu yüzden herkese verilmez.
Kedi bu yüzden ya sevilir ya sevilmez..biz insanlar canlılara tamamen hükmederek sahip olmak isteriz genelde..


Kedi de bir hayvandır ama kedi bunu kabul etmez..
Onunla yaşayabilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız veya onun istediği ölçüde sahiplenirsiniz.
Asaletin ta kendisi de böyle bir şey değil mi zaten ..


Kediseverlere özel çok güzel bir belgesel mevcut hem de Türk yapımı..izlememiş olanlar veya tekrar izlemek isteyenler olabilir diye paylaşmak istedim..
İyi seyirler dilerim :)

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Ocak 2018 Salı

Bir Kedi İstiyorum


Bu şirin varlık gibi olmasa da olur ama sempatik olsun isterse özürlü olsun isterse yaralı olsun hiç fark etmez ama bir kedim olsun istiyorum artık..
Yüreğime bir sıcaklık kucağıma bir tatlılık..
Aradım..
Satılık kedi çok burada.
Ama neden burdaki kediler öyle ifadesiz,sevimsiz ve soğuk durur..affınıza sığınarak onları bile öyle bir eğitenler var ki..klozette ihtiyacını gideren kedi gördüm.
Tuvalette evet!..

Bir kedi isityorum..içimdeki yağları eriten,yorganın altından sokulan türden.
Sevimlilik abidesi tüylü yumuşak sıcak bir yumak gibi bir şey..
Ama bu Alman kedilerinden istemem.
Eğitilmemiş olsun..kedi olsun yahu..
Kedi!..

En mırmırlısından.



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Ekim 2017 Pazartesi

Almanyadaki Yaşlılar-Çatıdaki Kedi


Akşam üzeri bir kalabalık bir telaş.
Bir yandan evimize yakın araziye inen helikopter diğer yandan çoluk çocuğun bir yöne doğru gitmesi önemli bir şeylerin olduğunu gösteriyordu.Oldukça sakin olan kasabamızda küçücük bir olay dahi herkesin dikkatini çeker zaten,bu olay çöp kovaları için bir atışma bile olsa.

Pencereye çıkıp neler olup bittiğini anlamaya çalıştım ben de..helikopter araziye indi içinden bir kaç kişi çıktı daha sonra ambulansın siren sesi onun ardından itfaiye gelip yolu kapattı.

Ne oluyordu?

Vakit akşam vaktiydi güneş yeni batmıştı gün aydın sayılırdı daha,üstümü giyip dışarıya çıktım.
Araba ile kalabalığın olduğu yöne doğru gittim.
Oğlum,kızım kalabalığın arasındaydı ve daha bir çok anne baba ve çocuk da meraklı meraklı olup biteni anlamaya çalışıyordu.

Birileri bir kedinin çatıda mahsur kaldığını söyledi ancak bu açıklama helikopterin gelişi için mantıklı bir açıklama yeterli bir izah değildi.Uzun süre kalmadan eve döndüm.

Aradan bir saatten fazla bir süre geçti,çocuklarım eve gelince telaşlı heyecanlı korkak bir anlatım ile olanları anlatmaya başladılar.

Evimizin az ilerisinde bulunan olay yeri bir apartman katıydı.Yaşlı bir bayan tek başına evinde ölü bulunmuştu kedisi de evdeki kokuya daha fazla dayanamadığı için kaçmış apartmanın çatısında mahsur kalmıştı.

Apartmana savcı,doktor gelmişti.Helikopter ile gelen savcının ta kendisiymiş.
Tek başına yaşayan bu bayanın çocukları olduğu halde uzun süre ölüm haberi alınmamış.
Hayata gözlerini yumduğunu kedisini dışarıda panik halinde görenler anlamış.Aynı apartmanda bu yıl yaşanan ikinci ölüm hadisesi olduğunu öğrendim bir kaç gün sonra.Bu olay kasabanın gündemi haline gelmişti haliyle herkes bunu konuşuyor yaşadıkları şoku atlatmaya çalışıyordu.

Bir insanın çocukları olduğu halde tek başına evinde ölmesini anlarım,yalnız bunun kısa süreceğini çocuklar tarafından anne veya babanın yokluğu veya sessizliği fark edilemeyişini anlayamıyorum.

Bir insanın yaşayabileceği en acı durumlardan biri olduğu tartışılmaz,kimse tek başına ölüp günler sonra bulunmayı istemez...

Bu olayın ardından gün aşırı her gün sokakta gördüğüm yaşlılara bakıp ''acaba çocukları var mı'' veyahut ''acaba çocukları ile ilişkisi iyi mi,kendisini arayıp soruyorlar mı?''sorusunu soruyor onlar hakkında üzüldüğüm bile oluyordu..

Sokaklarda caddelerde can havli ile bazen zorlanarak bazen düşüş yaşayarak bisiklet kullanan yaşlılar görürsünüz burada...veya yaşı ne olursa olsun koşan yaşlılar görürsünüz.

Buraya ilk geldiğimde kendilerine hayran kalmıştım,bu yaşa rağmen hala aktif olmak için sağlıklı yaşayabilmek için böylesine dinç olmaları hoşuma gitmişti...ne mutlu onlara ki koşabiliyorlar bisiklet kullanabiliyorlar ...ama burada yaşadıkça ve çevremde bu tür olayların haberini aldıkça biraz daha yakından tanıdıkça Batı kültürünü,buralarda bir ömür yaşayan insanlar ile sohbet ettikçe yaşlıların sağlıklı bir yaşam için değil,kimseye ihtiyaç duymamaları için tabiri caiz ise ayakta ölmeleri için spor yaptıklarını sağlıklı beslenmek için gayret gösterdiklerini öğrendim...

Bunların en şanslıları tabii ki elinde bir mal varlığı veya hayat arkadaşı hala hayatta olanlardır mutlaka,şüphesiz öyledir..tamamen yalnız yaşayanlar veya çocukları tarafından yeterli ilgi ve alaka görmeyen veya aile bağları zayıf olduğu için bir huzur evine gitmeyi tercih eden yaşlılar da şanslı yaşlılar grubuna dahi ledilebilir..

Huzur evine gidemeyecek kadar maaşı olmayan düşük maaşlı yaşlılar ise geçimlerini sağlayamadıkalrı için başka yaşlılar ile birlikte yaşayarak tüm gelir ve masrafları ortak bir şekilde paylaşıyor,çoğunlukla da yaşlılar Almanyada ne yazık ki tek başına ölüyor..

Bu acı gerçek İngiltere,Avustrulya,Japonya gibi ülkelerde de sık sık yaşanmaktadır...

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI