Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2021 Pazartesi

Hastane Avlusunda


 

Annem ''Baban yolda yürürken birdenbire dizleri çözülüp yere yığıldı'' deyince benim de dizlerim çözüldü sanki.

Konuşma esnasında bir yandan annemi sakinleştirmeye çalışırken bir diğer yandan da babama ne olduğu yönünde senaryolar kurup duruyorum kafamda.

Acaba beyin kanaması mı geçirmişti yoksa şekeri mi yükselmişti birden bire nasıl yere yığılır,kan değerleri normaldi şekeri tam dengeli seviyelere ulaşamasa da genel anlamda iyiydi son zamanlarda..

Alelacele hazırlanıp arabaya atladım bir yandan da elimde telefon ambulans arayıp hattın diğer ucundaki kişiye evin tam konumunu izah etmeye çalışıyorum,gergindim üzgünüm korkuyorum,10dk sonra annemin evindeydim.

Ellerini birbirine kavuşturmuş kapıda karşıladı beni annem,eşim yurtdışındaydı babasının durumunu tam bilmeden haber vermek paniğe kapılmasını istemedik,ambulansı bekleyip ilk müdahalenin ardından kendisini aramaya karar verdik..

Ambulans gelince sordukları ilk soru ''ateşi var mı'' yönündeydi.

''Evet,hafif bir sıcaklığı vardı'' ancak yüksek ateş sayılmayacak orandaydı.

Azıcık ateşi olmasına rağmen ambulans personeli araca dönerek korona hastaları sevkiyatında kullanılan özel üniformaları maskeleri ve yüz koruma aparatlarını temin ederek geldiler.

Evin içine girdiklerinde babam yalvaran gözlerle bize anında değişen bakışlar bu sefer korku dolu ambulans personeline bakıyordu..

Ateşini ölçtüler gün boyunca neler yaptıklarını sordular ardından bir takım tipik sorular.

Ambulans aracından sedyeyi çıkartıp babamı biz dahil dört kişi olmak üzere sıkıntılı bir şekilde sedyeye aktardılar.Annem gözyaşları içinde endişe dolu bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Ambulansa binmemiz o aracın içinde gitmemiz yasaktı ancak kendi aracımız ile arkalarından hastaneye gidebileceğimizi söylediler..hava gitgide kararıyordu.

Yol boyunca ambulansın arkasından gitmeye çalıştım bazı trafik ışıklarını kırmızı ile geçtim (ambulansı takip edebilmek adına) annemin gözyaşları akmaya devam ediyordu.

Üç çocuk yedi torun sahibi annem kendini yalnız ve çaresiz hissediyordu.Sakinleştirmeye çalıştım bir yandan da biraz mantıklı karşılamaya çalıştık olayı.

İnsandık,hastalanabiliyor fenalaşabiliyor hatta ölebiliyorduk.Her biri Allah'ın takdiriydi,sabırlı ve sakin kalmak için birbirimize tavsiyelerde bulunuyorduk.

Hastaneye ulaşınca babamı içeriye alıp dışarıda beklememizi söylediler.

Korona hastaları için özel bölüme aldılar babamı,annemin de benin de bundan dolayı endişelerimiz daha da arttı.

Babam şeker hastasıydı yaşıdı biraz ilerlemişti,son aylarda işittiğimiz senaryoların kimisi doğru kimisi yarı doğruydu.Hastaneden korkmuş insanların içinde biz de vardık.Böyle bir hal içinde babam ile ilgili ilk haberleri beklemeye koyulduk.

Gidenlerin çoğu küçük bir şikayetle evinden çıkıp geri dönmedi çünkü..Ambulans şöforü çok eski bir arkadaşım çıktı.Bir başka hastayı almak için hastanenin ana girişinin çıkışında ambulans aracının camını indirerek ''endişelenecek bir şey yok'' diyerek hafifçe tebessüm edip içime su serpti.

Bir takım tahlillerin yapılması gerekiyordu onların sonuçlarını beklemeliydik bundan önce de korona testinin sonucu da vardı merakla beklediğimiz..gece gitgide derinleşiyordu hastanenin bahçesinde bulunan araçların sayısı azalıyordu.

Hastane dağın eteklerinde konumlandırılmıştı böylece akşamları hafiften bir sis çöküyordu,korkumu ve kafamdaki senaryoları azdıran..

Babama ne olacaktı..annemle her tür ihtimali konuşuyorduk annem mantıklı ve soğuk kanlı çok görmüş çok geçirmiş biridir..''her hali babasına benziyor sanki anne'' dediğimde annem düşünmeden ''aynı..'' cevabını vermişti..

''Anne babam için elimizden geleni yapacağız gücümüz yettiği kadar yardım edeceğiz,gerek maddi gerek manevi anlamda burdayım burdayız ''..sürekli tekrarladığım cümleler olmuştu..ama annemin aklı belli ki başka bir şeye takılmıştı..

''Herşey anne herşeyi yaparız babam için..sessizlik,en kçtü ihtimali göz önünde bulunduran cümleler kurmaya başladı dillerimiz..eller birbirine kıtlendi,sisli lambaların ışığı altında gözler tekrar yaş dökmeye..''ama anne bizim yapabileceklerimiz bir yere kadar,insanız faniyiz,bu alemde gereken bir çok şeyi üstlenip yapabiliriz açıkta kalan borcu varsa öderiz helalleşmesi gereken kişiler varsa vesile oluruz ancak kılınmayan namazları ile ilgili yardım edemeyiz.ona bu konuda yardımcı olamayız..'' dediğimde annem derin bir ah çekti..

''Ah,ben ona defalarca yardım ederim,namazını bırakma demiştim..'' dedi..namazlarını ihmal etti sonra da tamamen bıraktı oysa abdest alımında da seve seve yardım ederdim oturduğu yerden kılabilirdi namazlarını'' dedi..

Pişmanlığı vardı annemin neyle ilgili olduğunu bilmediğim bir pişmanlığı oysa annem gayretli çalışkan ve hafiftir..her şeye koşar üşenmez herkese yetişmeye çalışır..

''O konuda ne yapılabilir bilemiyorum annecim''dedim..

''O hesap babam ile Allah arasında..Rabbim iyilik nasip etsin bizimle eve gelmesini nasip etsin tekrar konuşursun tekrar ikna etmeye çalışırsın'' diyerek avutmaya çalıştım ama aklım buna saplanıp kaldı..

Gerçekten biz bu konu hakkında babama nasıl yardım edebilirdik,üzerinde var olan namaz borcunu nasıl ödeyebilirdik..

Ödenmeyen sadece kul ile Allah arasında olan bu hesaba nasıl müdahale olabilirdik..

Babamın sağlık durumu yanısıra bunu da iç çeke çeke düşünmeye başladık.

Çünkü ikimizde biliyorduk ki bu hesap Allah ile babam arasında,ne torpil ne sadaka ne de başka bir şey yardım edebilirdi ona..

Dualar ettik,niyetlere girdik..gözlerimizi babamın bulunduğu hastanenin bölümüne diktik..

Doktoru defalarca arayıp durumu hakkında bilgi edindim..babam iyiydi bizimle eve gelebilirdi..

Geç saatte babamı da alarak evin yolunu tuttuk.Nöbetçi eczane bularak doktorun verdiği ilaçları alıp eve ulaştık..ama aklım her annemle yapılan namaz ile ilgili konuşmada kaldı..

Ne yapabilirdi?..

Biz ne yapabilirdik?..

Böyle bir borç ile Allah'In huzuruna çıkan insana kim nasıl yardım edebilirdi?

Babamın mevcut fiziksel sorunları dışında bu sorun da canımı sıkmaya başlamıştı..çünkü bizim elimizden gelenler ortadaydı..babamın kul olarak yapamadıkları gibi..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

17 Ekim 2021 Pazar

Mahcubum


Sana,en gelişmiş mikroskop ile dahi görünemeyecek derecede küçülmüş bir hücre gibi sesleniyorum..

Mahcubiyetimden dolayı.

Belki de hücreden biraz daha küçüğüm karşında.

Mahcubum.

Saniye saniye dakika dakika hareket eden ne varsa,toprağın altında çatlamaya yüz tutmuş bir tohumun kabuğu,kanatları yavaş yavaş renklenmeye başlayan bir kelebek,kalbi daha yeni çarpmaya başlayan bir bebek,ağaçtan ayrılmak için son raddeye gelmiş bir yaprak,dünyaya dokunacak yağmur damlasının ürkek bir o kadar da güvenli heyecanı içinde..

Mahcubum..

Ufukların başından sonuna kadar.

Yaradılan ilk insandan son insanın nefesleri adedince seni zikredesim var..

Şükretmeye büyük bir niyete giresim..

Sensiz geçen her anı kayıp,zarar ziyan sayasım..

Yüreğime geçip sevmediğin ne varsa her birini yine yüreğimin en karanlık en kimsesiz köşesinde boğarak yok edesim var..

Mahcubum..

Binlerce renklerin karışımı içinde ve her birinin sayısız tonları ötesinde hissediyorum seni.

Esen yelde,yağan yağmurun rahmet kokusunda..

Mevsimlerin geçisinde durmadan değişen manzaraların,şekillerinin asla aynı olmayan bulutların arasında önünde ve arkasında hissediyorum seni..

Kendimi unutmuşluğun kıyısında oturup gözyaşlarımın avucuma damlayışını izlerken bile..

Mahcubum..

Bir ses var,sessiz..renksiz belki ama bu ses her yerimi sarmaya muktedir.

Beynime ciğerlerime oradan ruhuma canıma kadar tırmanıp tırmanıp kalbimde tanımlayamadığım bir yerin zirvesinde oturup Senden daha kudretli daha mükemmel görünmediği halde varlığını güçlü bir nezaket ile hissettiren birinin olamayacağını söyletiyor kalbime..

Mahcubum..

Bu dünyadan iki çıkış kapısı olduğuna inanıyorum.

Birisi topraktan diğeri ise gözlerimi her kapayışımda ufukların sonsuzluğu ipine tutunarak gidemeyeceğim uzaklara kadar gidip,bilmediğim ama asla yabancı olmayan duyguların kelimeleri ötesinde bir alemin içinde..yani,tam ortasında ruhumun..

Mahcubum..

Sen dışında bu ana dek dökülen gözyaşımın tam sayısını bilen yok.

Aldığım nefeslerin tam sayısını bilen yok.

Göz kapaklarımın kaç kez tam olarak açık kapandığının sayısını bilen yok..

Sen biliyorsun..Sen bilirsin,şüphem yok.

Sadece benimkilerini değil üstelik,hayvanatın ve tabiatta bulunan,ağlayabilen her canlının gözyaşı sayısını tam olarak bildiğini bilirim..dünya üzerinde bulunan tüm sahillerdeki kumtanelerinin sayısını bildiğini bildiğim gibi.

Canımın en kavurucu acılar ile yandığı o anlarda sayıkladığım ''Anne..veya Rabbim..'' yakarışlarının sayısını bildiğini de bilirim..evimin merdivenlerini kaç kez çıktığımı,üç çocuğumu tam olarak bu geceye kadar kaç kez öptüğümü kaç kez süt ısıttığımı kaç kez karnımda hareket ettiklerini ve dahasını dahasını bildiğini de bilirim..

Mahcubum..

Kaç kez yutkunduğumu kaç nefes aldığımı kaç kez nefes verdiğimi bildiğini bilirim bununla beraber alınan nefesin verilmediği veya verilen nefesin yenisi Senin tarafından hediye edilmediği takdirde ne olacağını da bilirim..

Mahcubum..

Beynimin hafızamın birikimimin farkındalığımın çıkmazında dolaştığım şu anda bile yüceliğin karşısında şaşırtıcı bir şekilde gurur doluyum,gurur doluyum..

Mahcubum..

Ya Rabbe'l Alemin..

Mahcubum..

Bağışla beni..

Derinliklerdeyim şimdi..gözlerimin gördükleri kalbimin müsaade ettiği miktarıncadır.Bambaşka bir alem bu ya Rabbi,renkleri solgun bir alem hareketi az değişimler birbirinin aynısı sanki..

Bir derinlik ki beni çağırdığını bile işitemiyorum bazen.Çok uzaktan duyuluyor çağrın.Bir duvar mıdır sesinin bana ulaşmasına engel olan yoksa duvardan daha kalın bir şey midir bilmiyorum..

Yık onu Rabbim..

Buraları sevmiyorum,korkutuyor beni..Senden uzakta tutuyor beni..Gitgide ışığım azalıyor,azıcık görünenler de gerçek dışı gibi..

Mahcubum..

Buralardan kurtar beni Rabbim..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

8 Ekim 2021 Cuma

Kedi Nasıl Yıkanır?


O kadar şahsına münhasır o kadar keyfine düşkün özel alanına sahip çıkan bir kedidir ki bu bazen bir şey yapmadan evvel onayını almak zorundaymışım gibi hissediyorum kendimi..
Neden mi?..
Şöyle ki;bu kedi asla ama asla insanın kucağına gelip oturan türden değil,canı isterse ama çok isterse gelir başını elinin altına sokar gibi yapar ki sen onun sevilmek istediğini anlayabilesin,sevilmek dedimse öyle doya doya mırıl mırıl bir sevilmek değildir o,belki 2'' hadi bilemedin 30'' süresi olan bir sevilme faslı..
Daha yeni başlamıştım desen de hatta kucağına alıp sevmek gibi bir girişimde bulunsan da zor.
Ön ayaklarını göğüs kafesine doğru uzatarak güçlü bir şekilde ''saaaaakın öpmeeeeğğ'' der gibi direnç gösterir..Kafa da sağa veya sola döner yüzünü bile görmek istemez.
Bize mi aittir biz mi ona aitiz bilemem,sanırım ikinci şık daha baskın.
Gel de sen şimdi bu beyaz kediyi yıka.
Arabaların altında dolaşan hatta egzos borularının içine kafasını sokup iki renkli bir vaziyette eve gelen, odun barındıran damlara kömürlüklere ziyaret sevdası yüzünden sürekli kolayca kirlenen bu kedi nasıl yıkanır??.
Ne kadar zor olsa da ilk kez yıkadığımda kollarım çizikler ile dolmuştu ama öyle derin çizikler değil.


Muhteşems oldum bana yaklaşmayın siz pis ben temizim pozu:p

Kedi Nasıl Yıkanır - Taktik şu:

  • Banyonun kapısını kapatın :)
  • Lavabonun tıkacıyla lavaboyu tıkayıp içini orta sıcaklıkta su ile doldurun,şampuanını da ekleyip iyice suyu köpürtün..
  • Kedi hazretlerini her bir elinizle ön ve arka ayaklarını canını yakmayacak şekilde kavrayarak kediyi sırtından lavabodaki suya çevik hareketlerle daldırıp hemen yere bırakın,haliyle biraz direnecektir ama kediyi asla asla sıkmamaya özen gösterin.
  • Sizden kurtulmak istediği anda kurtulmasına izin verin,çok gerçekten çok alçak bir ses tonuyla kulağına yakın sizi duyacak şekilde sakin sakin konuşun..
  • Kısa komutlar verir gibi..aklında kalacak sözler olsun ki bir sonraki sefer biteceğini kendisine zarar gelmeyeceğini öğrensin.
  • Bitmek üzere,sakin ol,çok güzel olacaksın vs..
  • Kürkünü güzelce köpürtün ve fazlalık olan suyu ellerinizle süzün..
  • Sonra bir daha daldırın gerekirse bir daha ama hep aynı şekilde,hızlıca ve uzatmadan kedinin sizden uzaklaşmasına müsaade edin..
  • En sonunda da duş başlığı ile suyu orta güçlü bir akışa ayarlayarak kedişimizi durulayabiliriz.
  • Ona özel bir havlusu hazır olmalı.Kedinizi fazlalık sulardan kurtararak hemen havluya sarın,ardından iyice kurulayın.Son olarak da saç kurutma makinesi ile yine orta sıcaklık ayarında kullanarak kedinizi tamamen kurutun..


...defalarca Leo'yu bu şekilde yıkadım..ne zaman banyo zamanı gelse ve ben onu kucağıma alıp banyoya girsem yaşanacak olanları hemen anlayıp sitemli bir miyavlama başlıyor..




Ancak her ne kadar istemeseler de nefret etseler de yıkanmaktan,banyo sonrası bir kabarmalar faslı bir yayılma halleri var ki aman Allah'ım bayılıyorum!! ..şöyle mi uzansam böyle mi uzansam ayağına mı dolanıp teşekkür etsem yatağının ucuna mı kıvrılsam bilemem hallerine giriyorlar neden çünkü kediler temiz olmaya çok çok önem gösteren canlılardır..sokun beni banyoya istemesem bile diye diye karşı koymaya çalışsalar da sonuçtan çok çok memnun oluyorlar resimde de görüldüğü üzere :)

Kedi nasıl yıkanır diye merak edip cesaret edemeyenlere için belki faydalı olur diye paylaşmak istedim bunları.
Asıl yapılması gereken iki şey var özet olarak:
Sizin çok çok sakin olmanız,kediyi asla sıkmadan yumuşak bir ses tonuyla konuşmak.
Gerisi de gelecek inşaAllah..






Bu arada,gidemedim yine burdayım..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Ekim 2021 Çarşamba

Sabah Ezanı

 

Sabah ezanı okunuyor.

Okuyan eski imam,an itibari ile 82 yaşında.Defalarca okumuş olduğu ezanlardan sonra sesindeki tatlılık kuşları bile aşka getirmeye yetiyor..

Köprüden tek tük arabalar geçiyor,imamın sesi dağlara kadar gidip geridönüyor..hafif bir dokunuş gibi uyanışa sebep oluyor,acelesiz zorlamadan bağırmadan..

''Essalatü hayrun minne nevm''..

''Namaz uykudan hayırlıdır''..

Namaz uykudan hayırlıdır sıyır üzerindeki battaniyeyi der gibi..bir yerlerde bir kapı açılıyor bir percere kapanıyor..karanlık henüz şehri terk etmedi..yıldızlar yavaş yavaş silinmeye başlıyor..


Allahu Ekber..Allahu Ekber..sokakta birileri çöp atıyor..

Lâ ilahe illallah...camiinin cemaati bir elin parmaklarını geçmiyor..


Beli bükülmüş her sabah değneği ile saban namazına giden yaşlı bir amca arnavut tarzı taşların arasına sıkıştırarak değneğini yol alıyor,mahalle yokuşlu,cemaat sayısı az..o da gitmese..

Şehrin ışıkları yıldızlar gibi titreşiyor,ne kadar çok yıldız ne kadar çok ışık ne kadar çok can var..sadece bir kaçının ahiret için canı titreşip sabah namazına gidebiliyor..

Dünyanın örtüsü ağır,kaldırmak güçten ziyade daha derin bir inanç gerektiriyor..dikkatimizi dağıtan unsurların sayısı arttı,inanç mağazalarda satılmıyor.Gece kimisi mümin yattı kâfir olarak uyanacak kimisi kâfir olarak yattı mümin olarak kalkacak..

İnşa etmek gerek bir şekilde Allah'ın ipine sarılmak gerek ama evvelinde o ipi bulmak görmek fark etmek gerek..kolaylaştırılan onca şeyin içinde en lazım olanı hafife alıyor oluşumuz büyük bir gerçek..

Sessizlik..

Sessizlik..

Serinlik bir tık daha artıyor,battaniyeleri biraz daha çok üzerimize çekmek için sebep.

Dağın arkasından koyu mavi bir ışık yayılıyor,gitgide artıyor gitgide açılıyor rengi..ruhun en derinine kadar işleyebilecek bir hava var dışarıda,sanırsın ki gökyüzünden yoğun miktarda iyileştirici bir şeyler yayılıyor..bir doyum dalgası..

Güneş harekete geçti,gece yavaş yavaş sıyrılıyor şehrin üzerinden uzakta bir yerde bir arabanın kapısı kapanıyor.

Kapıyı açıp bu güzel havanın evimin içine girmesini sağlıyorum,beraberinde de rızkımızı dağıtacak olan meleklerin evimize doluşunu kolaylaştırıyorum düşüncesi..

Derin bir nefes..abdest ve namaz vakti..

Namaz uykudan hayırlıdır..fısıltı vakti,avuçların göğe doğru yükselme içlerinin meleklerin bırakacağı hediyeler ile doldurulma vakti..

Ulvi bir değiş tokuş..

Avucumdaki duaları alıp içine hikmetler ve hediyeler dolduruyor melekler..aydınlanıyor gökyüzü..Bir nebze daha iyi hissediyorum kendimi,ayaklarımın üşüdüğünü hissediyorum,gökyüzünden yayılan yumuşak mavi ışığın vicdanımın sarp köşelerini törpülediğini ruhumu yumuşattığını hissediyorum..

Nar ağacına bir kuş kondu,avlu duvarından bir kedi geçti,arabaların sesi artıyor..toplandı mı bereketler,rızıklar ve Allah'ın emniyeti altına girildi mi?..

Girildiyse,o zaman hadi..yeni bir güne tazecik bir sayfaya önce Elhamdülillah sonrsında da;

Bismillah..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

28 Eylül 2021 Salı

En İyi Buğday - Çevrenin Önemi




En iyi buğday yarışmasında senelerdir katılan bir çiftçi, büyük ödülü o yıl da kazanmıştı. Yarışmayı izleyen gazeteciler, çiftçiden bu başarısının sırrını öğrenmek istediler. Çiftçi, bu sırrın, kendi buğday tohumlarını komşularıyla paylaşmasında yattığını söyledi. Gazeteciler bu cevaba çok şaşırtılar:
 "Onlar sizin rakibiniz olarak yarışmaya
katılıyorlar. Buna rağmen, ne diye tohumlarınızı
onlarla paylaşıyorsunuz? " 
Çiftçi:
"Neden olmasın?" dedi. "Bilmiyor musunuz? Rüzgar, olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu bakımdan, komşularının kötü buğday yetiştirmeleri demek, benim ürünümün de iyi olmaması demektir. En iyi buğday yetiştirmek için komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine
yardımcı olmam gerekiyor.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

15 Eylül 2021 Çarşamba

Lavabo Gider Hortumu Tamiri - Lavaboyu Kim Tamir Edecek?


Haftanın başında okullar açılmış büyük bir mutluluk yaşanmıştı,çantalar beslenme kapları su mataraları herşey hazırlandı derkeeen,lavabo sızntı yaptı mutfak felç oldu.

Bu sabah erkenden kafamda iki gündür kurduğum planı uygulamakla meşgul olmalıydım şu an ama değilim çünkü plan çocuklar gider gitmez temizliğe girişmekti ancak girişemiyorum.

Öyle olmadı..Son iki gündür su sızan lavaboyu tamir edecek olan tesisatçı zat dün de teşrif etmediği için bulaşlıkları parça parça sayısız gitgel yaparak banyoda yıkamaktan hem biraz bıkmış hem de sözünü tutmamanın bir kez daha ne derece çirkin bir şey olduğunu tekrar tatmış oldum..eşin nerde bu evin babası nerde şeklinde bir soru da belirebilir aklınızda haklı olarak,eşim buralarda tabii ki ama su arıtma sisteminden dolayı elini sürmekten çekindi tesisatçıyı beklemeyi tercih etti.


Dolayısıyla mutfak bu halde iken (felç) makinede bulaşıklar beklerken,tesisatçıdan ses çıkmazken evde nasıl temizlik yapılabilir ki diye kara kara düşünen bir ben kaldım geriye?..

Neydi bu lavabonun arızası ve neden dört gözle eli kolu bağlı bir şekilde tesisatçıyı beklemek zorundaydık?..bizdeki bu el ve evdeki malzeme iki minik deliği kapatmak için yeterli değil miydi acaba?

Her kadın gibi söylendim biraz söylenmeden de olmazdı ama içimden :) 

Çözüme odaklı bir kafa yapım var çözüm bulamayınca inanılmaz huzursuz oluyorum aşağıdaki sözü duyduğumda çok küçüktüm ama öyle bir yer etmiş ki hayatımda ne zaman bir sorunla karşılaşsam hep belirir ve beni motive eder..

''Karanlığa küfredeceğine kalk bir mum yak!''

Motivasyon dolu,bahaneye de pabuç bırakmayan türden bir söz.


Evet öyle olacaktı!..oturup bu duruma kızacağıma ve evimin kalbi olan mutfağımın felçli bir şekilde hem de okulların açıldığı daha ilk sabahında kalmasına göz yummamalıydım..yummadım da.

Elim tutuyorsa aklım biraz basıyorsa basmasa da youtube gibi bir yardımcı bulunuyorsa kolları sıvayıp girişecektim.

Giriştim de..



İki çeşit izola bant (biri parlak çok ince diğeri mavi ve çok sağlam görünümlü,ne işe yaradıklarını da bilmeden) seçtim alet kutusundan bir tane de üzerinde ''sağlam yapıştırıcı'' yazan uzun bir macun tüpünü aldım lavabonun hortumundaki su kaçağını bulmak için suyu açtım,iki yerden su kaçağı vardı keçeli kalem ile bu noktaları işaretledim,hortumu iyice kuruladım,sağlam yapıştırıcı macundan bolca işaretlediğim noktalara sürdüm üstüne parlak bantı çekip iyice hortuma yedirdim resmen üzerine bir tur da mavi banttan çektim sonra parlak banttan bir katman daha.

Suyu açtım..aktı aktı aktı..biraz bekledim,emin olmak istedim,hayır su falan akmıyordu artık.

Bu kadar mıydı yani?..



İki günlük çilemin çözümü bu kadar kolay mıydı?

Tesisatçı!..gelmedin gelmene de gerek kalmadı artık sevgili eşim sen anlarsın ama tartışma malzemesi olmasın şimdi çünkü ne demiş Cemal Süreya;


Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin.

Sözlerin etkisini görüyorsunuz :)

..şimdi sayın tesisatçı zat-ı muhterem hem kendimle gurur duyarak hem de az biraz geleceğin zaman sana söyeleyeceğim sözleri düşünmekle meşgulüm..ne demeli insan sana?

-Sizi gören hacı olur mu demeli yoksa siz gelene kadar insan tesisatçı olur mu demeli?

O değil de bu tesisatın dört ay evvel sıfırdan yapılmış oluşuna da ne demeli,bilemedim.

Biz kadınların bazen nelerle uğraştığımızı görüyorsunuz değil mi?

Enteresan şeyler olabiliyor hayatta.

Şimdi temizlik!



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Eylül 2021 Pazartesi

Yaz/2021


Pek fazla beklentim ve hayalim olmayan bir yazdı.Daha başındayken meydana gelen bir gelişme sonucu kanatlarımızın kırıldığını hissettik.Zorlamayalım,koşullar neyi uygun görüyorsa ve acil olan neyse onlara yoğunlaşıp olabildiğince az yara ile önümüzdeki bulutlu dönemi geçirmeye anlaşmış gibi hareket ettik eşimle..pek de öyle olmadı ama gücümüz miktarınca gayret ediyoruz,kolay değil çünkü.İyi idare ediyoruz,kriz hala devam ediyor çünkü ama içimdeki olumsuzluklar ve korkular yanısıra Allah'ın kulları için her zaman iyi bir şey hazırladığına inanmaya devam etmek istiyorum.

Çünkü Allah güzeldir ve güzel olanı sever.

Bununla beraber sıradışı zamanlar içindeyiz.Yunan hükümeti yönetim anlamında defalarca sınıfta kaldı,her gün değişen kararları gündemi de insanların aklını da allak bullak etmeye yetti..


Bu oyunu görmemek için kör kütük aptal olmak gerek..dengesiz bir yönetme şekli içinde bütün kuralları yerle bir etmeleri yetmezmiş gibi tutarsızlıkları da manda boyunda..


Bir yandan ''ölümcül bir virüs var,öleceksiniiiiiz'' diye bağıran çığırtkan medya ve bakanlar bir diğer yandan yaptıklarına bakınca söylediklerini tamamen iptal edip onları ciddiye almamıza imkan tanımayan şeyler..

bkz:önlemler duyurusunun ardından hemen sonraki gün,balkonunda misafirlerine harika bir masa hazırlayan başbakan örneği.


Hem köpeğim tok kalacak hem de böreğim bitmeyecek mantığı..çok ölümcülse bu virüs bu insanlar neden oradan oraya gidiyor,neden kafeteryalar lokantalar dolup taşıyor,masaya kadar maskeli masada maskesiz..garson maskeli müşteri maskesiz kadehi elinde kahkahalar atabilecek..ve sen bunca sıkıntı çekmiş bunca fedakarlık yapmış olan halkının gözü önünde nasıl misafir ağarlayabiliyorsun nasıl kongreler vs düzenliyorsun!


Aşıların dozları da aldı başını gidiyor..her altı ayda bir aşılanma gerekecek diyorlar..ölene kadar aşı olmak anlamına gelmiyor mu bu?..aşı dışında bir ilaç bir terapi bir yöntem geliştiremediler mi zaaar??

Hukuk kanununda alternatifi olmayan bir şeyi halka dayatmak,seçenek sunmamak zulüm değil miydi?


Bir şeyler uyuşmuyor bir şeyler ters..Kapat sınırları iki aylığına,dondur faturaları bizi de evlerimize tıka küçük de bir yardım ver her aileye bu iki aylık süresi boyunca olabildiğince rahat geçirmek için dönemi bak bakalım sonra geriye virüs diye bir şey kalıyor mu?


İnsanlar ikiye ayrıldı kimisi aşı taraftarı kimisi aşıya karşı..her iki tarafı da anlıyorum sonuçta her iki taraf da haklı..bir taraf korkusundan veya markete sinemaya gitmek için aşı oluyor bir diğer taraf ise (haklı olarak) aşıdan korktuğu için şüpheyle yaklaşıyor..


Aşıyı bulan kişi ''Ben aşıyı iki saat içinde yaptım!'' dedikten sonra güven ortamı oluşabilir mi?..Hiç bir sorumluluk da almıyorlar sonra...güvenebilir mi insanlar bilemiyorum..Bekleyeceğim bir süre daha bu yüzden çünkü güvenemiyorum.




Bu yazın en güzel gelişmelerinden biri Kurban bayramıydı..evet insanlar hala biraz temkinli ama kapılarını açtı çoğu,hem şeker hem para hem mutluluk topladı çocuklar..



Düzenli olarak yürüyebileceğim hoşuma giden bir yerlerin olmayışı aşırı derecede canımı sıkıyor ben de bu yüzden tarihi semtlerde turladım,bol bol desem de inanma,o kadar da bol turlamadım..
Eski yapıların içini görmek için can atıyorum,belediye her birine vurmuş kilidi,giriş yasak pencerelerin çoğu da içinde suç işlenmişçesine kapalı.
Aferin.



Çok fazla kahve tükettiğim bir yaz oldu bu yaz..kaldığım şehir kahve cenneti gibi,hemen hemen her sokağın başında harika kahve çeşitleri yapan dükkanlar var,yanında küçük şişe soğuk suyu da bedava..
Plastik pipetleri de yasakladı devlet güya ama kahve ambalajları plastik,verdikleri suyun şişesi pet şişe :))
Gül veya ağla,sen seç..
Yönetime geeel :)!



Koyun keçi kuzu..küçük baş hayvanlara yakın olmak güzel..bazı şeylerin hala normal olduğunu görmek sevindirici..




Ah..
Her gece yatsı namazını evin bahçesinde kıldım..annemin köy evine gidince de vakit namazlarını toprağa çok yakın bir yerde,arka bahçede kıldım..gerilmiş tellere asılmış çamaşırların uçuşması da ayrı bir güzellik..dışarıda namaz kılmak çok güzel..yüzlerce şahidiniz oluyor.




Kızlarımın Kur'an kursundan küçük bir hatıra..çok güzel bir etkinlikle yaz tatiline girildi,kurstaki eğitmen kızlara hayranım..




Zannediyorum ki bu yaz orta halliydi,moral böyle olunca mevsim sana ne yapsın?




Bu yazın güzel gelişmelerinden bir tanesi de düğün nikah evlenme teklifi gibi atraksiyonlarda fotoğraf çekimi yapmış oluşumdu..çok keyifli bir şey,araya giren cep telefonu ile kareye sokulan akrabaları saymazsak çok güzel fotoğraflar çıktı ortaya..




Geceleri de güzeldi elbette,o sıcak kavurucu olanları hesaba katmazsak eğer,ömrüm boyunca bu kadar sıcak bir yaz görmedim..grafik semtlerdeki kafeteryalar akşamları harika görünüyordu,sanki adada yaşıyormuş gibi hissettim..




Çocuklarımın buraya ne kadar alıştıklarını,mutlu olup olmadıklarını sormaya korkuyorum.Bu tür meseleleri daha ben kendi içimde çözememişken böyle bir soru sormak aptallık olurdu.Davranışlarından yola çıkarak anlamaya çalışıyorum ama bu toplum var ya..toplum ve çevrenin kalitesi vallahi ve billahi ekmek-su kadar önemli..
Sihirli değneğim nerde?




Zamanın çok çabuk geçtiğine dair şikayetler işiyorum büyük kızımdan,haksız da değil hani..o,yazın bitmesinden şikayetçi,ben,onların hızlıca büyümelerinden..



Çok yakın iki arkadaşım iş hayatına atılarak iş kadını oldular..destek yardım ne gerekiyorsa veya elimizden ne geliyorsa yaotık/verdik..Allah yardımcıları olsun..burada istedikleri kadar buluşamayan ama buluşunca da kaldıkları yerden devam etmeyi başaran şahsiyetleri görüyoruz.




Ölümcül virüse karşı insanı koruyan muhteşem alet/edevat!..Maske!
Miiiis gibi havalarda maskesiz dolaşmanın inanılmaz hafifliği sona erecek mi acaba,kıın neyse de yazın çekilmiyorsun!?..
:)))
Gül veya ağla..
Yine.




Az veya çok herkesin gündemi virüs,kimse inkar edemez..neyse güzel şeylerden bahsedeyim.
Bolca meyveler sebzeler geçti mutfağımdan bu yaz,kirazlar annemin bahçesinden..ağaca çıkılarak toplandı bunlar,kızlarım çok mutlu oldular.



Bu yazın izleri ve kattıkları Aralık ayına doğru kendini belli eder tahminimce..havalar serinlemeye başlar başlamaz mahalle sakinleri tonlarca odunu daracık arnavut kaldırımlı yollara yığmaya başladı..soba sezonu yaklaşıyor,odun almak şart,biz almadık henüz..
Önce (Allah'ın izniyle) daha iyi ısıtma kapasitesi olan bir odun sobası almayı düşünüyoruz..ateşi izlemek çok keyifli olur,şimdiki sobamız buna elverişli değil..
Özetle yaz bu şekilde geçti,iç dünyadaki gelişmelere ne ömür ne kalem yetmez,Allah bizi affetsin,içimizden geçenlerin çoğu zaten vesvese..





En küçük kızım Zeynep ilkokula başlayacak,yeni çantamızı aldık heyecandan yerimizde duramıyoruz,gözlerindeki ışık mutluluğunun eser Ya Rabbel Alemin bu mutluluğu koru Allahım çok heyecanlılar çok hevesliler gün saymaktalar.. 



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

2 Eylül 2021 Perşembe

Saldım Çocukları Çayıra Dağ Kekiği Topladılar Coşa Coşa



Benim dağ kekiği ile ilgili pek bilgim yoktur,annemin ilgi alanı olduğundan tüm bilgileri ondan alırım :)
Dağ kekiği için epey yürümeniz ve araştırmanız gerek veya bilen birine sorabilirsiniz,bu işin kısayolu budur der annem :)
Dağ kekiği toplamak için en uygun zaman Ağustos sonu Eylül başıdır..
Yoğun sıcakların ardından mevsim yavaş yavaş nefeslenmeye ve sonbahar mevsiminden küçücük esintiler hissetmeye başladığımız o kısacık zaman dilimi olur ya?..hah işte o zaman :)
O esintiler ve serinlik dağ kekiğinin toplanmaya hazır olduğunu göstermektedir.



-Anne buralarda dağ kekiği yok ki,dediğimde annem yukarıdaki fotoğrafta görünen bitkiyi göstererek;
-Bak,dağ kekiği budur!,dedi..

Doğanın her şeyini seviyorum diyen bir annenin (ben) kekiği bile tanımaması ne kadar acıdır ya!
Ayıpladım kendimi..ne öğreteceğiz bu çocuklara nasıl öğreteceğiz hiç bilmiyorum.






Kendisi daima kekiğin kokusunu şehrin göbeğinde yaşamasına rağmen alır arkadaş,kandıramazsın :)



Çoluk çocuk dağ tepe dolaşıp dağ kekiği arayışına çıktığımız vakit ikindi vaktiydi.Güneş hararetini biraz düşürmüş,hafif bir rüzgar eşliğinde sararmış tarlaların içinde koşturarak,kimi zaman dağlarlın tepelerine bakışımızı dikerek boyumuzun nerdeyse aynı hizada olduğunu fark ederek gülümsedik..
Dağ kekiği mutfağımızda yer almadan evvel güneş alan ama doğrudan güneş almayan yerde kurutuldu ardından ufalandı,içindeki sapları olabildiğince ayıklanarak kavanozlara kondu..





Kekiklerimizi özenli bir şekilde topladıktan sonra kurumaya yüz tutmuş adını bilmediğim bu güzel otları da topladım,bıraksan yıllarca boş bir bardağın içinde bu şekilde değişmeden durabilen bu güzellik bir süreliğine mutfağımın rafını süslesin istedim..



Akşam ışığı fotoğraf çekmek için harikaydı ancak benim küçük Heidi'lerim buna pek izin vermedi..dağ tepe bulmuşken Heidi'cilik oynamak şart,koşturup durduk haliyle..
İnsan böyle geniş yaylayı,bu denli güzel esintiyi,kekik kokulu havayı koklamayı ve dağlara bu şekilde her zaman yakın olmuyor ki..




Kekiklerimizin kurutulma aşamasından bir kare.





Mutfağın mis gibi kekik koktuğu günler..





Güzel ve bereketli bir etkinlik gibiydi,konuya komşuya da hediye edildi,çoğunu yemeklerde bir miktarını da kış aylarında çay olarak tüketeceğiz Allah'ın izniyle..kekik çayı kış mevsimi için harikadır,hafif soğuk algınlığını giderir rahatlatır,uykudan önce tüketilince de insan vucüdunu ısıtır :)






Kekik kokulu koyaklardan aşarak, güvercinler ülkesinde dolaşıyorum.
Bir çeşme başı arıyorum.
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp,mis gibi nane kokuları arasında ruhumu dinlemek istiyorum...



Muhsin Yazıcıoğlu



Akşam her zaman ağırdan alır. Sabah güneşi gibi küstahça dalmaz pencereden içeri. Renkler yavaş yavaş solar, gölgeler çoğalır. Ve o zaman bilirsiniz bir günün daha geçmişte kaldığını.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu




Sevgiyle kalın..











O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

31 Ağustos 2021 Salı

Gül Güzeli



Geceden sebep yazdan sebep şarkıdan sebep..

Gözlerimin arkası kocaman bir ağlama salonu,herkes için bir kişi ağlıyor sanki.

Çok kişiye ağlayan sadece bir kişi,gülmez mi insan veya garipser mi bilmem ve bana ne!..bana ne..gözyaşları da her biri için yeterli..

Bırak..

Yazıp dalayım o salona şimdi.

Dişlerimi istemsizce sıktığımı biliyorum,uyarma beni..

Şu karşıda duran kısa boylu mavi gözlü kadına sesleniyorum nicedir.

Kaç aydır sesleniyorum ona..mor çiçekleri ektiğim günden beri mezarına..

Sesleniyorum..sesleniyorum.

Karşılık vermiyor bana..

Cem Karaca'nın dediği gibi..Bırak!..

Kaynasın içim fokurdasın acılar,havalanır belki yüreğim.

İçim nemli ve hoş pek fark edilmeyen bir koku var,semavi.

Dışa atılamayanların kokusu,insanlar buna büyüme diyor bana göre Allah'ın bir izi.

Git deyince gitmiyor,canlı tutmaya çalışınca da elinde kalıyor hepsi.

Hepsii.

Şu mavi gözlü kısa boylu kadına söyle,bu kadar çok sevecek ne vardı ki beni.

Yerine ne bir insan ne bir sevgi koyabiliyorum şimdi..

Sevmeyin..sevmeyin bu denli böylesine uçurumlu birilerini,içine düşülüyor,çıkılmıyor sonra..

Ben özledim onu..özledim ve bulunduğu yeri bilmiyorum,

Ahirete nasıl gidilir onu da bilmiyorum..

Ürperirsin kapısını bildiğimi söylersem belki..

Bu nasıl bir şarkıdır bu nasıl bir gece ve yaşım kaç oldu şimdi?

Seni kaç sene özlüyorum,kalbimin kaçıncı evresinden sesleniyorum sana ve dünya hiç güzel değil artık..

Yatmam gerek git şimdi..salonlarda sevdiklerimiz var yalnız olmazsın şimdi..git şimdi saat 1'i geçti..

Bilsinler olsun,silme gözyaşlarımı,anlıyorum artık biliyorum,eminim şimdi..

İnsanlar korkabiliyor ağlayabiliyor ve en güzeli insan olduklarını biliyor zayıflıklarından tahammül sınırlarından eminler şimdi..

Kahvem de yok..şarkı da art arda çalıyor Gül Güzeli..

Gül Güzeli..

Masal Perisi..

Gül Güzeli..

Öldü..

Tılsımını kaybetti..

O sevdi..

Sevmeyi bildi..

Bilmiş olmalı ki geriye kaldı bunları yazan bir Sevgi..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Ağustos 2021 Pazartesi

En Güzel Mevsimin Arefe Mevsimi:Sonbahar


Muhteşem günbatımlarıyla,uzun bekleyişler sonucu tutulamayan balıklarıyla,şiddetli sıcakları ve akıl almaz yangınlarıyla bir yaz daha usul usul yanımızdan ayrılmak için hazırlanıyor..Sırada sonbahar mevsimi var..
Gelsiiin gelsin..yüreğimde Arefe günü gibi bir coşku bir sevinç ile gelsin.Göreceğim renkler hissedeceğim rüzgâr,tadacağım yağmurun mevsimi olan sonbahar her zaman daha şefkatli daha dingin daha olgun görünüyor gözüme....


Dün çoluk çocuk çadır çanak evdeki yemeği alarak yine denizin yolunu tuttuk.İkindi suları çıktık evden,epey vakit var akşama kadar otururuz demiştik ama pek mümkün olmadı..
Saat 19:30'da hava iyice serinlemeye kızlar hıçkırmaya başladı..
-Deniz sezonu bitti,toplansak mı?..dediğimde kızlar bu sözümden hiç mi hiç hoşlanmadı ama ne çare istemeye istemeye toplamakta yardım ettiler..


Yanıma Türk kahvesi de almıştım her zamanki gibi bir de büyük bir ilgi ile okuduğum Sinan Canan hocanın İFA (İnsanın Fabrika Ayarları) kitabını da..bana kalsa veya beni bıraksalar kalırdım gece boyunca sahilde ama çocuklarla zor.
Mevsim yavaş yavaş sonbahara dönüyor ve bu beni çok mu çok mutlu ediyor..serinliğin hafifliğin sararan yaprakların usulca gelen hafif hüznün,bana unuttuklarımı hatırlatan mevsim..Sonbahar.
Elbette yaz severler bu yazımı sevmeyecek bilirim ama,sırayla arkadaşlar.
Yaz geldi gidiyor şimdi de sıra daha serin severlerin..ve belki de yüreği biraz daha karanfil kokulu olanların..
Dün doğum günümdü,kızlarla evi temizlemeden önce iş bölümü yaptık.Herkes istediği işi üzerine aldıktan sonra işe giriştik.

Ponçik Zeynep toz bezini almış odun sobasında asılı duran maşaya varıncaya kadar her yerin tozunu aldı.
Bal börek kızım Bahar ise mutfağa daldı tezgahı toparladı ben süpürene dek günlük temizlik bitmişti bile..Elhamdülillah..
Sonrasında da denize gitmek için hazırlık,hava oldukça da sıcak iken nasıl oldu da iki saat içerisinde değişip serinlemiş oldu..
Daha çok hissediliyor sonbaharın gelişi bu yıl sanki,yoksa bana mı öyle geldi..
Yazın başında hayal ettiklerim küçük planların kısaca dışarısı ile ilgili boya ve bakım ötesine gidemedi ne yazık ki..
Ki gayet normal bir gelişmed de denilebilir buna.Beş yıl boyunca evde yoksun çiçeğe bitkiye dair bahçede hiç bir şey kalmamışiyeni ektiklerin büyümek için senin kadar acele etmemiş :)
Gülerim planlarıma..
Ama bolca papatya ektim,çekirdekten limon,dört tane üstelik bir tane de satın aldım minik bir ağaç gibi şimdi.
Çekirdekten ektiklerim onlar da ponçik,kolum kadar boya ulaştılar ne yapalım onların da ritimleri böyle..
Nar ağacı kapı gibi dimdik ayakta,kesmeyi düşünüyorum.Her ne kadar harika nar ekşisi için ekşi narlar verse de temizliği çok zor.Dökülen yaprakların miktarı çok fazla duvarların sararması ayrı dert narları toplarken ellerimin kan içinde kalması ayrı dert..Yerine limon diksem,sarı sarı limonlarım olsa,gerçi onun da dalları dikenli..her güzel şey dikenli..
Güller,narlar,limonlar..


Hırkam üzerimde yetmedi çorap dahi giydim bu sabah..gökyüzünde bulut katmanları..pencereden hafif bir rüzgâr esiyor,taze bir kahve daha..
Penceremdeki kaktüslerim de pek büyümedi belki de ben biraz aceleciyim onların hızına ayak uyduramıyorum..
Sonbahara dair yazmak istediğim çok çok şey var ama biraz manzaraların değişmesini beklemeliyim çünkü akşamları cırcır böcekleri hala konser vermekte,uyuyana dek evin içi hala sıcak olmakta yani yaz tamamen gitmedi üzülmeyin sevgili yazseverler son demlerin de tadını çıkaracağız şükredeceğiz bir yaz mevsimine daha ulaşmak için Allah'a niyazda bulunacağız ve bir sonraki yaz mevsimine dek hem mümin hem insan olarak daha bilgili daha donanımlı olmak için dua etmeyi unutmayacağız..
Dünya mevsimleri ve günleri belirli bir sayıdan ibaret,nefeslerimizin kaçını tükettik bilmeden yeni güne uyanıyoruz,ne olacak bilemiyoruz,olmuş olanları değiştiremiyoruz tem etkimiz ve yetkimiz bugünde..bugün daha anlamlı olsun bugün sadaka verelim bugün ''Cennetteki ben'' için bir şeyler yapalım,kimsenin elinde yok tapusu malının kimsenin elinde yok garantisi yarının,böyle böyle diyerek yol alalım..
Konular birbirine karışmış gibi olabilir..olabilir :) içinden size en yakın olanı alın ;)
Dünya takvimlerinde asla bir daha geri dönmeyecek bir yaza veda ederken ve bununla beraber dünya takvimlerinde asla bir daha geri gelmeyecek bu güzel Pazartesi gününde güzel bir gün ve hafta dilerim.



Yarin kekik topladigimiz gun ile ilgili yayin girmeye niyetliyim,takipte kalana bolca💛



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yemek Bloguma Davetlisiniz

YUKARI