Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2022 Cuma

450 Saatte Aile Danışmanı Olmak

 


Yanlış duymadınız,450 saatlik bir eğitim görerek aile danışmanı olmak artık çok kolay..nedir bu?

Taksitli koltuk takımı mı alıyoruz nedir?

Ciddi ciddi böyle bir paylaşımı instagram'da gördüm,iki saniyede alevlendim hiddetlendim yok yok celallendim hatta veyahut her biri birden oldum.

Bu kadar kısa bir sürede eğitim almış birinin aile gibi bir kuruma yardım edebilecek deneyim ve birikime nasıl sahip olabilir?

Böyle bir eğitim almış birine siz ailevi bir sorun için gidebilir misiniz ya da?

Hızlı hayatı modern çağı biraz fazla abartmadık mı neler oluyor,bu kadar kolay mı gerçekten?

Sanmıyorum..ama şaşırmıyorum da..

Artık her şey olabilir diyorum bu dünyada.

Her şey olabilir..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

7 Mayıs 2022 Cumartesi

İlk Sıraya Koyduklarım



Kalbinizde ilk sıraya Allah'ı koymazsanız; 

Hem Allah'ı kaybedersiniz, 

Hem de ilk sıraya koyduklarınızı. 


Hz. Ömer (r.a)


Bu söz karşıma çıktığında hızlı bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti son dönemin zorlukları.Bir kişiden ötürü yaşananlar,ailemize olan etkileri,kalbime olan hasarları ve benim korkunç hatalarım.

Cahil,cahilsin işte,dedim kendime.

Daha hiç bir şey bilmiyorsun,daha Rabbini bile tanımıyorsun,öyle ya tanısan ön sıralara başkalarını koyar mıydın böyle?..hiç!


Bilmediğin için ve bilmeyi geçtim öğrenmek için azıcık kafa yorup zaman ayırmadığın için gereksiz acılar çektin,çekmeye devam ediyorsun.

Birilerinin sana çektirdiği acıları öteledim,senin sana çektirdiklerin bile kalbe yük biliyorsun,yaşıyorsun zaten..

Ne kadar çarpıcı ve etkileyici bir farkındalık içeriyor bu söz değil mi?..kime ne kadar neden verdiğimiz kıymeti baştan sona sorgulamama vesile olmakla yetmedi olmaya da devam ediyor.

Bazı sözleri evin ortasında en çok görünen bir duvara kara kalem ile kalın kalın yazılarla yazasım var bu da onlardan biri oldu işte.

Hayatımın içinde yer alan,özellikle önemli rolü olan bir kaç kişiye karşı sergilediğim davranışlarla beraber hissettiklerimi bile tek tek oturup düşünmeme itiyor.

İlişkilerimde mesafeyi ayarlamak kırklı yıllarıma kadar öyle zor oldu ki,müsamaha göstermem gereken yerde aksini yaptım mesela,sesimin daha gür çıkması gereken yerde cılız bir ses çıkardım,savunmaya geçecekken bir köşeye sinmeyi tercih ettiğim özellikle de fedakarlık yapacağım derken farkında olmadan kendimden o kadar ödün vermişim ki bilip düşünmeden.

Kalbimin de intikamı hırslı olacak biliyorum,bağırıp çağırdı zaman zaman uyarmak için nerdeyse göğüs kafesimden çıkacak gibi bile oldu ''duy beni duy beni'' diye diye..işitmedim,öteledim onu da..

Ama,kader..diyebilir miyim?


Kaderden kaçılmaz,kaderden kaçmak da kaderdir diye de bir söz vardı değil mi?

Buna nasıl bir karşıtım olabilir?




Sevgilerimle..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

5 Mayıs 2022 Perşembe

Benden Dışarıya Yayılan Işık



Bin biçim yüzlerce şekli olan bir dönemin içindeyim,ne kadar çok hayat birikimi ekleniyor keseme bi bilsen..ama şu var ki buraya yazarak açık detaylar veremiyorum.

Malum,ketumluğum..

Sabahın çok erken saatlerinde yaptığım kahvem bitmek üzere,bir parça araladığım penceremden dolayı da sağ elim buz kesti,birazdan ikinci kahvemi pişireceğim muhtemelen.

Bir yandan da müzik açmışım bunu dinliyorum,kafamın içi cinnet kuyusu,sessiz olun.


Kimilerini öldürüyorum kimilerini tekrar yaşatıyorum,canıma bazı şeyler bol miktarda tak emiş olmasına rağmen cana takılanları ne yazık ki kolayca bir kenara bırakamıyorum.Yüklerini birilerine yükleyen biri de değilim artık,onu da azıcık yapmıştım bir zamanlar zaten.

İlkbaharın pırıl pırıl günleri hafif serin vaziyette geçiyor.

Mutluyum ve mutsuzum,her ikisi de.

Hiç bir zaman tam olamadım çünkü,sen oldun mu ki?

Tam mutlu veya tam mutsuz?..olunuyor mu bilmem,benim için hiç bir zaman olmadı böyle bir şey..hep bir diken hep bir ara sokak hep bir kıyıya çarpma hissi belirirdi içimde,çünkü burası dünya deyip kaale almıyorum bazı duyguları..

Duyguları dikkate alsa insan çıkamaz içinden hiç bir şey..durmadan gelen bildirimler dikkatimi dağıtıyor olsa da bloguma yazmayı çok çok çok özlediğimden ve kendime çok çok çok hasret kaldığımdan yazdıklarımın fazla üzerinde durmadan yazmaya devam etmek istiyorum.

Keyif alıyorum..

Kahve pişiren biri olsa..koysa yanıma kırmızı kupamı,buram buram hayat koksa oda,sarılsa da hayır demezdim bu arada ama..neyse..

Penceremin önünde çiçeklerim boy alıyor,onların büyüdüğünü görmek nasıl mutlu ediyor beni bir bilsen..yıllar yılı hiç bir çiçeğim yanımda yıllanmadı,yol almadı çünkü.

Birilerini ya arkada bırakmak zorunda kaldım ya da birilerine vermek zorunda kalmıştım hep,Gel de buna üzülüp gününü kahretme şimdi ama etmeyeceğim..

Şükretmem gerken trilyonlarca şey var.

Sevgili bloğum..caaağnım bloğum..ne çok ihmal ettim seni ciğerim..

Yıllar yılı neden yazdığımı merak eder dururdum ve bil bakalım bir kaç gün evvel ne oldu?..karşıma harika bir alıntı çıktı,kısacık ama muhteşem bir tanım..ekliyorum hemen:


“Benden dışarıya yayılan bir ışık var, varlık âlemine ve kâinata benim de mütevazı bir katkım var," dedirtecek bir anlayışa sahip olmak gerekir. Senin içinde olmanla dünya ne kazanıyor, nasıl değişiyor? Tıpkı parmak izin gibi biricik hangi var oluşu katıyorsun dünyaya?


Başı Sınuklar İçin Kılavuz, Kemal Sayar




Gerçek yaşantımda kime neler kattığımı derli toplu bir bakış açısına sahip olmadığım için anlamak zor ancak buradaki yani sanal alemdeki katkım blogum sayesinde nasıl da belirgin :) nasıl nasıl mutlu oldum.
Kemal Sayar beyfendinin harika tanımlarından sadece bir tanesi,kendisini çok severim bu arada..
En son Hatıraların Evi kitabını almıştım almasına ama okuyabildim mi,henüz hayır :)
Hayır çünkü eskisi kadar kitaplarıma ilgi gösteremediğim bir dönemdeyim,ilgi alanları mdeğişiyor bakış açım değişiyor..

İlgi alanlarıma ne oldu peki?
Çok şey ve hiç bir şey!..
Müzik zevkim değişti biraz net olarak bunu söyleyebilirim,bununla beraber bazı kararlar alıp hayatımı biraz değiştirecek değişiklikler de yapıyorum yavaş yavaş..elle tutulur bir sonuç için zamanın yardımına ihtiyacım var,zaman bir kumaş gibidir gözümdeidesenlerini de biz ekliyoruz yavaş yavaş..kumaşımızın miktarına göre şekillenir deseni,rengi dokusu..dokuyoruz hayatla birlikte dünya hayatındaki izlerimi..

Buna da şükür elbette..

Gitgide daha hafife alır oldum bazı şeyleri,kiminin tavrını kiminin sözünü..daha net görür oldum yanımdaki insanları daha çok sevesim var Allah'ın bazı varlıklarını..hatta bazılarını deli gibi sevesim var sanki..

Hafife almaktan kastım umursamamak değil,öyle anlaşılsın istemem..Hafife almaktan kastım hayata ve hayatımdakilere yer bırakarak onları gözlemleyerek baskı yapmadan fazla ileri gitmeden bir nevi ahenk içinde yol amaktan basediyorum,zorlamadan,sıkıntı vermeden.
Belki de kendimi daha iyi anladığım için böyle oldu,bilemiyorum.

Derin acılar çeken,yıkımlar yaşayan,büyük kayıplar veren insan böyle mi olur zaman sonra onu da bilemiyorum ama ben bu halimi az evvel saydıklarıma bağlıyorum.
Onlardan dolayı değilse,neden olabilir?

Elimde ne kalıyor?..
Son zamanlarda sorguladığım şey.
Allah'a kulluk çok önemli benim için ancak gel gör ki ya eskisi gibi kendimi ibadete veremiyorum ya da kabım çok genişledi içine istediğim miktarda anlam dolduramıyorum..

Hayat bu bana göre.
Anlam..

Anlam yoksa yaptıklarımda aldıklarımda verdiklerimde günlük hayatta ciddi sorunlar yaşıyorum,boş geçsin istemiyorum çünkü hele bu günüm bir önceki günüme benzesin hiç istemiyorum..

Canım bloğum..Rab beni affeder mi acaba?
Siler mi günahlarımı,kusurlarımı sıfırlar mı sence?..buna kederlenirim işte ben..

Hande Mehan da ne güzel şarkı söylüyor..dinlemelere doyamıyorum.
İstanbul'u özlemeye başladım yine.

Şimdilik bu kadar,kalkayım ben.

Bir kahve daha!..







O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

3 Mayıs 2022 Salı

Çayır

 


İlkbahar geleli,havaların bizi evin soğuk duvarlarından çayırlara olmadı parklara imkanı olmayanları ise en yakın dış alan olan bahçe ve balkonlarımıza ısrarla iter oldu..

Hamdolsun ki çevremde bunların hepsi var,hem çayır hem bayır hem bahçe hem balkon..

Bir yerden bir yerlere giderken gözüme takılan sarı deniz misali kanola tarlalarına yaklaşmayı bile cesaret edemez oldum son iki yıldır..

Almanyadan dönüş sonrası itina ile uzak kalmaya çalıştığım şeylerden biri olur kendileri :)

Oraya ait resimler bile kalbimi incitir kanola tarlasına girmek ne kelime!?..

Ama dün dayanamadım..dün en yakın tarlaya gidip gelinciklere yaklaştım papatyalara fısıldadım..




Kıymetli Cahit Zarifoğlunun şu güzel sözünü de ilettim yumuşak bir sesle..


Gülü sevip dikenine katlanmaya gerek yok, papatya sevin


Şiirlere konu oldunuz sevgili papatyalar hem de yüreği zarafet kalemi şefkat dolu bir adamın elinden,ne kadar şanslı olduğunuzun farkında bile değilsiniz..
Merhaba..




Merhaba papatyalar,merhaba başa tac hastaliğa ilaç,şiirlere mısra,acıya merhem olan papatyalar..

Papatyalar küçük topluluklar halinde rasgele çayırı süslemişlerdi her topluluğun veya bu sarı mahallelerin diyeyim muhakkak gelincikleri de var tam ortasında,sanırsın ki papatyaların kraliçesi gibi endamlı bir şekilde salınır dururlardı sağa sola.





Hafif hafif esen o tatlı yel yumuşacık yapraklarının arasında geçip süzülen güneşin ışınlarıyla birleşiyordu..Çok çok mutlu görünüyordu gelincikler daha da mutluydu papatyalar..

Kanola tarlasının içine adımımı attım,ezmemeye kırmamaya özen gösterdim,benim için hatıraları olan bir bitkiydi ama birilerinin de umudu ve emeğiydi sonuçta..saygı duymak gerekti..

Saygı duydum..



Kanola bitkisine de papatya mahallesine kraliçe gelinciklere de..dokundum usulca başlarına,her bitkisini kokusu farklı kimisi kokusuz ama naif dokusu kokusunun yokluğunu aratmayacak kadar ruha yakın,ilkbahara ancak bu kadar yakışabilirdi bir çiçeğin gövdesi görünüşü ve duruşu..



O kadar huzur verdi ki bana her biri..başını çiğnesen gıkı çıkmayacak olan Allah'ın bu sessiz kulları kimbilir zikirleriyle de nasıl da doldurmuştur çayırları..ilkbahardı onların yatağı belirli bir süreliğine de ömürleri..

Belki hiç bir insanın gözü onlara değmeden bitip boy verip solup gideceklerdi..belki onlara da özel bir ilgi göstermek gerekirdi..varlıkları nasıl da güzelleştiriyordu hayatı oysa değil mi?..

Sonra da dedim ki:'' Hey!..yenilme kendine.

Bak çayır bak toprak bak sende de sağlıklı iki ayak iki göz bir kalp bir ışık bir pınar gibi gönlün nelerle çağlar durur,sevdiklerin bir zamanlar aşılmaz duvar gibi görünen şu anda küçük bir kelebek çırpınışı kadar tebessümle karşıladığın dertlerinle sen sen sen yenilme kendine..

Nefsin hep olumsuz telkinlerde bulunur,sana günah işletmek ister bazen başarır bazen azmine yenilir..akınla siyahınla gülüşünle gözyaşınla tutun şu hayata şu çayırın ortasında çök toprağa yakın dokun ona kork veya korkma ama kabullen..

Bir parçasısın yaşadığın her şeyin,her şey de senin bir parçandı..

Gülümse..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Nisan 2022 Pazartesi

Ramazan Sabahı



Gündüzün geceden ayrılışını izledim.
Karanlığın içinden çıkan renkleri izledim.
Bir doğum gibiydi adeta.
Karanlıktan aydınlığa usul usul sürüklendi saatler.
Bir gün doğurdu gece.
Doğum kanalı sessizdi,ezanların ardından şeffaf bir kar yağmış gibiydi.
Ramazandı çünki..
Kar ile Ramazanı nasıl da benzerdi birbirine aslında.
Her ikisinde de muazzam bir sessizlik gizliydi..
Biri gürültüden izole ediyordu dünyayı diğeri günahlardan.
Nefsi susturan güçteydi biri bir diğeri ise dünyayı durduran güçteydi.

İnsanlar uykudaydı.

İnsanlar dünyada iki kez uykudaydı.
Hem dünya uykusu hem de gaflet uykusundaydı.
İkisinin de örtüsü aynıydı.
İkisinin de örtüsü dünyaydı..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Mart 2022 Cuma

Küsüyorum



Ne zaman bir dal buğday görsem

Kalbimin sancısını hissederim derinden.

Bir kimsenin turuncu özlemi

Güneşte yıkanan hasreti olmadığım için

İçin için,için için sabahın ilk yakıcı ışınlarına

Sitemler takıp güne küsüyorum


Kalbimdeki yaylaların yılkı atlarına

Mart ayının az ötesinde açan kayısı ağaçlarına

Dallar dolusu aşk yapraklarına

Uzanamayan ellere görmeyen parmak uçlarına küsüyorum


Dalgıcın kokulardan uzak oluşu

Gözlerindeki sarhoşluğa engel olmuyor

Denizdeki karanlıkların soğuğu

Dalgaların kıyıyı bulmasına engel olmuyor


Küsüyorum

Kalbimin sahnesine çıkmadığın için

Günler haftalar aylar ve yıllarca

Gözlerimi diktim şehrin her yönüne

Gelmedin hiç bir yandan seni göremedim


Son görüntü olarak seni alsam dünyaya veda ederken

Varlığını bildiren Rabbe bir de bunun için şükretsem

Olmasak da bir öte alemde

Ben onu gördüm,bildim Rabbim..

Diyebileyim..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Ocak 2022 Salı

Yarıyıl Tatilinde Doğaya Kaçış Girişimleri




Okullar yarıyıl tatiline gireli her fırsatta çocukları alıp ormana götürülür,dün de dünden önceki gün de aynen böyle yaptık Allah nasip ederse bugün de öyle yapmak istiyorum..Onlarla olabildiğince doğaya yakın toprağa yakın yeşile yakın vakit geçirmek bir yandan atılan negatif enerjinin yerine bol oksijen depolamalarını sağlamak hele ki son günlerde gün boyunca hakim olan güneşten d vitamini alımını hesaba katmıyorum bile,böyle böyle unutmayacakları anlar biriktirmelerini hedefliyorum,kır evi hayalimin bir türlü solup yok olmayışı da biraz bundan kaynaklı sanırım.Biraz kahvaltılık bir termos evde ne varsa çayı ile birlikte bu günlük kaçışlar bana da çok çok iyi geliyor..

BIR KIR EVI İSTIYORUM yazımı buraya bırakıyorum belki okumak isteyenler olabilir.


Ben küçükken köyümde geçirdiğim zamanı asla istesem de unutamıyorum çünkü,unutmayı da istemiyorum zaten,dilerim ki çocuklarımın da buna benzer anıları olur çünkü dünya günden güne daha yapay daha sahte oluyor..

Bu duyguları çocuklarımın da yaşamasını çok istiyorum,elimden geldiğince onlarla doğada vakit geçirmek için çaba tam da bu yüzden.












Köyün birinde gece olmuştu,sokakları eski ve yokuşlu havada odun kokusu vardı.Karanlığın serdiği sakin perdenin altında minik camlardan sarı ışıklar sızıyordu.Bahçelerde alelacele yığılmış odun yığınları arada bir havlayan köpeklerin sesleri dışında her hangi bir ses yoktu.

Başımı göğe kaldırdım,gökyüzü zifiri karanlık ve yıldızlarla doluydu.Sayısını yalnızca Allah'ın bildiği milyonlarca belki de trilyonlarca yıldıza bakakaldım.

Öylece durup boynumun ağrısını hissedene kadar gökyüzüne baktım.Burnuma tüten bacaların odun kokusu gelmeye devam ediyordu,meşe ağacının kokusu çam ağacının kokusu kalbimde bir güven hissi yarattı..etrafta kimsecikler yoktu,henüz vakit erken olmasına rağmen köy halkı evine çekilmiş sokaklarda sadece hafif rüzgarın dolaştırdığı duman dolaşıyordu..

Gece simsiyah bir örtü gibi duruyordu başımın üstünde,sessizlik tozlu sandıklardan çıkmış cam bir şişeden sızan sihirli bir iksir gibiydi,avuçlarımın içine alıp öylece içime çekmek çekmek çekmek istiyordum,o gece küçük bir köyün tam ortasında ben vardım gece vardı yıldızlar vardı artık gövdesi olmayıp gövdeler ısıtan ağaçların eseri vardı ve insan olmak insan hissetmek işte bu kadar ulaşılır bu kadar kıymetli benzersiz ve...kolaydı.


Biz zorladıkça biz daha çok istedikçe hayatımız karmaşık hale geliyor,zorluk istemiyoruz herşeyin bir tuşla gözümüzün önünde gerçekleşmesini istiyoruz istemesine de bu kolaylıkların götürdüğü bir rahatlık ve özgürlük barındırır içinde,her zaman.Çocuklarımın bunu fark edip aradaki farkları görebilmelerini istediğim için doğadan kopmamaya çalışıyorum.

Mesela tuşsuz telefon kullanmak acaip zevkli ama parmakların motorik işlevselliği günden güne azalıyor,tuşlu telefon kullanırken hangi tuşta hangi harflerin olduğunu biliyorduk şimdi bunu bilen var mı?

Kombili doğalgazlı evler harikadır,konforu benzersizdir evet ama akşam olunca herkes bir yerlere kayboluyor minicik ekran dünyasına dalış yapıyor ta ki halsiz kalıp gözler iflas edene kadar,elbette sobalı evler zahmetli evlerin bir kısmı soğuk bir kısmı sıcak ama vucüt bu dengeli sıcağa karşı dirençsiz kalıp alışıyor ve nihayetinde yavaş yavaş bozulmaya başlıyor..devir böyledir tercihler böyledir ona da tamam ama birazcık rahatlıktan ödün verip azıcık zorluğun getirdiği müthiş rahatlama lüksünü de tatmak gerekmez mi?

En azından,arada bir..






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Kasım 2021 Cumartesi

Korona Evimizde:Sert Süpriz




KARMAŞA VE SERT SÜPRİZ 


Herşey altüst olunca anlıyor insan,rutinin sıradanlığın ve hatta monoton diye tanımladığımız hayatın aslında ne kadar büyük bir lüks olduğunu..

Elbette heyecan da lazım yeni keşifler de gezmek de öğrenmek tanımak tatmak da bunlar insanın iç dünyasının çeşitliliği ve zenginliğinden meydana gelen gayet doğal ihtiyaç ve ilgi alanlarıdır ..lakin bu günlerde heyecan ne kelime o sıradan hayatımı o beğenmediğim zaman zaman homurdandığım günlerin bir an önce tekrar yaşanamsı için dualar eder oldum..

Sebebi de bu virüs..

Bu sinsi gerçek bu görünmeyen imtihan sebebi..ona da şükür diyorum..onun da kattığı çok şey oldu..belki biraz sert bir terim ama oldu oluyor..Örneğin hayata ve insanlara bakamadığımız açılardan baktırdı bir çok şeyin kıymetini tekrar hatırlattı gün yüzüne çıkarttı değerleri ışık düşürdü görmek istemediklerimizin üzerine ve haykırdı sinsiliği ile..

Korona evimizden taşınıp bu sefer en sevdiklerimizin evine yerleşti..

Belirtisiz 12den vurdu..


NERDEYİM?


Sağıma baktım soluma baktım sorguladım bir kez daha bütün bu yaşananları.Şu anda o kadar yorgunum ki ekrandaki kelimeleri bile tam göremiyorum hoş okuma gözlüğümü kullanmadan yazdığımın da katkı payı var ama beynim son bir kaç gündür kafatasımdan göçüp gitti sanki bir şeylerim vucüdumun dışında yaşıyor sanki..

Panik korku çaresizlik kuşanmışlık tüm bunlar hakimiyet ilan etti..bir çok filmin karesi anbean yaşadıklarımın görseli gibi beliriyor gözümde..Bakkaldan aldığım makarnanın her ne kadar o günü kurtarmam için seçilen bir nimet olduğunu görsem de yine o aynı makarnanın bile bir anda ne denli önemsiz olabilieceğini vuruyor yüzüme hayat..

Hayat annemin etrafında dolanıyor bir diğer yandan da ölüm dolanıyor sanki..o noktayı pek büyütmedim gözümde nokta olarak kalması için gerçekten gerçekten çaba sarf ettim..hayır çok can acıtıcı şeyler olmadı isyana sürükleyecek derecede de durumlar yaşanmadı ama ince mesajlar  yağmur gibi yağdı üzerime..


Bir annenin değeri,bir evladın değeri bir mal varlığının değeri..komşuluğun değeri insanlığın değeri arada yakınının değeri,hepsi hepsi yeri geldi önemli oldu yeri geldi kaybedilebilecek şeyler olduğunu gösterdi..


ALLAH VAR


Allah'a sonsuz şükürler ediyorum..ümitle gelişmeleri takip ettiğim anlarda en yüksek gökdelenin en derin yerinde belki de temel taşlarındaki bir kum tanesi gibi hissettim kendimi..nasıl yüce bir güçtür Allah ve bunu insanlardan neden çaldıklarını anladım bir kez daha mesela..

Dua etmek için seccadeye oturuyorsun ve ellerini açıp içinde ne varsa en ham en saf,insanlara anlatsan belki en çok yadırganacağın en çok kınanacağın hallerini bile geniş net ve bazen kelimesiz anlatmanın nimetinden bahsediyorum..bir yandan bu gerçek var,Allah var ve her zaman var her an var istediğin an var.

Ne zaman kapısına gitsen müsait değilim demez daha sonra gel demez sen gidince orada yokmuş gibi bir davranış sergilemez..hep oradadır her zaman müsait her zaman acınla acılığınla siteminle dağınık darmadağın görünüşünle seni kabul etmeye ve dinlemeye hazır..bu durum insanın kendini yanlız hissetmemesi için muhteşem bir şey değil de nedir?..

Dünyanın her gün değiştiği gündemin ne olduğu tam olarak kestirilemediği,bu kalabalık bu gürültü bu haykıran reklam panoların reklam spotlarının alışveriş torbalarının kafe bardaklarındaki logoların yanıp sönen neon tabelaların tam göbeğinde kaybolmaya mahkum insan..

Ama öyle olmuyor..her ne kadar günümüzde her insanın bir reklam panosuna dönüşmesi bir gerçekse çağın özellikle de son iki yılın olaylarından meydana gelen ruhsal karışıklığı karamsarlığı çaresizliği ya da çözebilecek insanı sakin bir koya ulaştıracak Allah var..


BİLİNÇ OFF


Bilincim yorgun gözlerim yorgun kalbime de bir şeyler dokundu en keskininden üstelik,doğal olarak cümleler dengesiz ve ayarsız olabilir ama yazmalıyım böyle sıcağı sıcağına yazmalıyım..çünkü zor anlar fırından çıkan tepsi gibidir dışı yakar kavurur ama içi damağı muhteşem doruklara taşıyan lezzetle dolu..

İşte imtihan ve zor günler böyledir..devasa bir kapıyı açamamak kadar zordur,büyük bir lokmayı boğazından aşağıya indirememek kadar zordur gözlerini yaşartır insanın nefesini keser ama o lokma o boğazdan geçer o kapı mutlaka açılır ve ardından ya güneş selam eder ya da doyuma ulaşmanın rahatlığı mayhoş eder insanı..

Çok çelişkili çok ıslak bir zemini olan bir çağdayız..hastalık ve vakalar aşılar ve destekleyicileri ve karşıtları benim gibi tam ortasında olanları ile tarihin bir bölümünü yazıyor...dolu dolu dersler alıyoruz herkes kalbinin kalitesi ve çapına kapasitesine göre değerlendirecektir bunu..

Asla maskeden mesafeden aşıdan dem vurmayacağım..çünkü gerçekten ama gerçekten tam olarak neyin nasıl bulaştığını nasıl ilerlediğini anlamak mümkün değil,budur kaygan zeminin bir kısmı ve canı yanıyor insanların..






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

23 Ekim 2021 Cumartesi

Korona Evimizde





Allah biliyor ki bu yazıyı yazmak o kadar zor geliyor ki bana şu anda..kaç gündür girişini nasıl yapmalıyım akışını nasıl sürdürmeliyim sonunu nasıl bağlamalıyım yönünde düşündüm durdum.. 

Malumumuzdur ki bu virüsten sevdiklerini kaybeden insan sayısı oldukça fazla..Bundan dolayı bu insanların ne derece canı yandığını da olabildiğince önplanda tutup olabildiğince kendimi onların yerine koyarak bir diğer yandan da pandemi döneminde hedef gösterilen bir köyün sakinlerinden  dinlediğim bir çok gerçek hikayeyi de akılda tutarak incitmeden sizinle paylaşmaya çalışacağım..



Pandeminin İlk Ayları


Bu konu derin,acı ve ne yazık ki gerçek..Virüsten herkes istisnasız herkes bir şekilde etkilenmiş oldu, sonuç itibariyle..İlk aylarda büyük bir panik havası ve korku bununla beraber temel ihtiyaçlarımızın elden gitme kaygısı yaşandı..ve tabii ki sonrasında kimisi sevdiği birilerini kimisi işini kimisi eşini kimisi evini kaybetti..Çok hayatlar etkilendi kısaca..

Savaş gibi bir şey oldu ama silahlar patlamadı,bombalar insanların evlerini başlarına yıkmadı ancak hastaneler doldu,erzak sıkıntısı yaşandı,sınırlar kapandı..Gerek sosyal medya gerek televizyon her taraftan aynı uyarılar aynı görüntüler servis edildi..insanların psikolojisi çoğunlukla ağır darbe aldı.

Savaş gibi bir şeydi yani veya kendi tabirimle şeffaf bir savaş yaşandı..henüz tam olarak da bitmiş değil..dengeler oynadı,makamlar sallandı,ilişkiler zarar gördü hayatlar etkilendi..yazacak çok şey var..


Hakkınızı Helal Edin


Kimseyi incitmeden dile getirdiklerim hassasiyetime rağmen birilerini incitiyorsa hakkını helal etmesini rica ediyorum..derli toplu net bir açıklama yapmak bilim adamlarına bile zor gelirken benim değerlendirmeme lütfen gönül koymayın..

Bu virüs çok çok ciddi oranda benim hayatımı da derinden ve kökten etkilemiş oldu çünkü..buraya yansıtmadığım o kadar büyük gelişmeler yaşadım ki..bazen dilim varmadı yazmaya bazen de ifade edemem korkusuyla kelimelere dökmekten kaçındım..ama canım yandı hem de çok çok yandı..

Hamdolsun ki hiç bir sevdiğimi kaybetmedim.


Pandemi Ne Zaman Bitecek?


Pandeminin 2022 yılının Mart ayında sona ereceği ilan edildikten sonra (Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn ağzından çıkan resmi bildiri) başlangıcını ve sona ereceği tarihi bilen insanlara karşı şüphelerim daha da artmaya başladı..

Çünkü ters bir şeyler vardı,gerçekten mantığa ters gelen bir şeyler hep vardı..daha herşeyin başında uyuşmayan bu tabloyu tamamlamayan bir köşeyi delik olmayan bir parça sürekli çıkıyordu karşıma.

Hala şu anda bile bir çok sorularım ve belki de ömrüm boyunca çözülemeyecek sorularım merak ettiklerim var..


Kayıplarım Ne?


Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki..neden yazmadığıma dair kendime kızdığım da aşikâr.

Yazmalıydım oysa..yaşadığım ve ailemle beraber yaşadığımız onca sıkıntıyı burada olmasa bile bir yerlere yazıp kaleme almalıydım..Çünkü olağanüstü durumlar yaşadık..Olağanüstü üzüldük olağanüstü kaybettiğimiz şeyler oldu..

Buraya yansımıyor değil mi?..hissedenler oldu mu ya da?..ben,kimse hissetmedi fark etmedi diye düşünüyorum.

İyi rol yapmışsın diyorum kendime bu yüzden,bazen de çok iyi idare ettin bu süreci iyi yönettin diyerek kendimi kandırmışlığım da olmuştu ama bu sonucu değiştirmiyor.Her şey de cümle olup yazılamıyor bazen

..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

17 Ekim 2021 Pazar

Mahcubum


Sana,en gelişmiş mikroskop ile dahi görünemeyecek derecede küçülmüş bir hücre gibi sesleniyorum..

Mahcubiyetimden dolayı.

Belki de hücreden biraz daha küçüğüm karşında.

Mahcubum.

Saniye saniye dakika dakika hareket eden ne varsa,toprağın altında çatlamaya yüz tutmuş bir tohumun kabuğu,kanatları yavaş yavaş renklenmeye başlayan bir kelebek,kalbi daha yeni çarpmaya başlayan bir bebek,ağaçtan ayrılmak için son raddeye gelmiş bir yaprak,dünyaya dokunacak yağmur damlasının ürkek bir o kadar da güvenli heyecanı içinde..

Mahcubum..

Ufukların başından sonuna kadar.

Yaradılan ilk insandan son insanın nefesleri adedince seni zikredesim var..

Şükretmeye büyük bir niyete giresim..

Sensiz geçen her anı kayıp,zarar ziyan sayasım..

Yüreğime geçip sevmediğin ne varsa her birini yine yüreğimin en karanlık en kimsesiz köşesinde boğarak yok edesim var..

Mahcubum..

Binlerce renklerin karışımı içinde ve her birinin sayısız tonları ötesinde hissediyorum seni.

Esen yelde,yağan yağmurun rahmet kokusunda..

Mevsimlerin geçisinde durmadan değişen manzaraların,şekillerinin asla aynı olmayan bulutların arasında önünde ve arkasında hissediyorum seni..

Kendimi unutmuşluğun kıyısında oturup gözyaşlarımın avucuma damlayışını izlerken bile..

Mahcubum..

Bir ses var,sessiz..renksiz belki ama bu ses her yerimi sarmaya muktedir.

Beynime ciğerlerime oradan ruhuma canıma kadar tırmanıp tırmanıp kalbimde tanımlayamadığım bir yerin zirvesinde oturup Senden daha kudretli daha mükemmel görünmediği halde varlığını güçlü bir nezaket ile hissettiren birinin olamayacağını söyletiyor kalbime..

Mahcubum..

Bu dünyadan iki çıkış kapısı olduğuna inanıyorum.

Birisi topraktan diğeri ise gözlerimi her kapayışımda ufukların sonsuzluğu ipine tutunarak gidemeyeceğim uzaklara kadar gidip,bilmediğim ama asla yabancı olmayan duyguların kelimeleri ötesinde bir alemin içinde..yani,tam ortasında ruhumun..

Mahcubum..

Sen dışında bu ana dek dökülen gözyaşımın tam sayısını bilen yok.

Aldığım nefeslerin tam sayısını bilen yok.

Göz kapaklarımın kaç kez tam olarak açık kapandığının sayısını bilen yok..

Sen biliyorsun..Sen bilirsin,şüphem yok.

Sadece benimkilerini değil üstelik,hayvanatın ve tabiatta bulunan,ağlayabilen her canlının gözyaşı sayısını tam olarak bildiğini bilirim..dünya üzerinde bulunan tüm sahillerdeki kumtanelerinin sayısını bildiğini bildiğim gibi.

Canımın en kavurucu acılar ile yandığı o anlarda sayıkladığım ''Anne..veya Rabbim..'' yakarışlarının sayısını bildiğini de bilirim..evimin merdivenlerini kaç kez çıktığımı,üç çocuğumu tam olarak bu geceye kadar kaç kez öptüğümü kaç kez süt ısıttığımı kaç kez karnımda hareket ettiklerini ve dahasını dahasını bildiğini de bilirim..

Mahcubum..

Kaç kez yutkunduğumu kaç nefes aldığımı kaç kez nefes verdiğimi bildiğini bilirim bununla beraber alınan nefesin verilmediği veya verilen nefesin yenisi Senin tarafından hediye edilmediği takdirde ne olacağını da bilirim..

Mahcubum..

Beynimin hafızamın birikimimin farkındalığımın çıkmazında dolaştığım şu anda bile yüceliğin karşısında şaşırtıcı bir şekilde gurur doluyum,gurur doluyum..

Mahcubum..

Ya Rabbe'l Alemin..

Mahcubum..

Bağışla beni..

Derinliklerdeyim şimdi..gözlerimin gördükleri kalbimin müsaade ettiği miktarıncadır.Bambaşka bir alem bu ya Rabbi,renkleri solgun bir alem hareketi az değişimler birbirinin aynısı sanki..

Bir derinlik ki beni çağırdığını bile işitemiyorum bazen.Çok uzaktan duyuluyor çağrın.Bir duvar mıdır sesinin bana ulaşmasına engel olan yoksa duvardan daha kalın bir şey midir bilmiyorum..

Yık onu Rabbim..

Buraları sevmiyorum,korkutuyor beni..Senden uzakta tutuyor beni..Gitgide ışığım azalıyor,azıcık görünenler de gerçek dışı gibi..

Mahcubum..

Buralardan kurtar beni Rabbim..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp