8 Ocak 2022 Cumartesi

Instagram'ın En Güzel Hikaye ( Story) Gif'leri


Instagram uygulamasının belki de eeen çok beğendiğim özelliklerden birisi de hikayelere eklenen o tatlı gif'ler!Karşımıza sürekli aynı/benzer gif'ler çıksa da bu uygulamada inanın ki HARİKA GİF'LER mevcuuut buldum onlarııı :)

Zaman zaman her hangi bir hikaye (story) hazırlama süresinde paylaşmak istediğim görsele uygun gif'ler bulmakta ciddi sıkıntı yaşıyorum çünkü çoğunlukla da her hangi bir şey paylaşmaktan vagzeçip uygulamadan çıkıyorum..

Bazen epey vakit harcayarak (ki bende Instagram kullanma süresi maksimum günlük 15' falandır) uygulama ile inatlaşırcasına giflerden gif aramaya devam ediyorum,bayan olduğum için biraz daha sade daha sempatik gifleri kullanmayı tercih ediyorum,uygulamayı kurcaladıkça gif arama bölümüne ne kelime ama ne kelime eklersem ekleyeyim aradığım nitelikte giflere ulaşmak her zaman sorun oluyordu ki ..

Bugün burada paylaşmak istediğim şey tam da bu!..Instagram uygulamasında benim gibi hoş tasarıma sahip gif arayışında olanların dikkatine hazırlanmış olan bu yayının bir çok kişinin hoşuna gideceğinden de eminim çünkü hep aynı gifleri görmek uygulamayı ve haliyle kullanıcıları olan bizleri de daha da sıradanlaştırıyor..


Instagram uygulamasında yer alan ve çok ama çok iyi bir şekilde (bilinçli olarak mı acaba(!) gizlenmiş belki de güzel en zarif gif'ler için arama bölümüne aşağıdaki kelimeleri yazarak kolayca ulaşabilirsiniz..

Kelimeler pek akılda kalıcı türden değil ama olsun az ve öz paylaşım yaparız böylelikle :)

Instagram story(hikaye) atmadan evvel elinizin altında bulunup kolayca ulaşmanız için bu SAYFAYI KAYDETMEYİ UNUTMAYIIIIN!!..

Buyrun canlar..


Bilmeyenimiz azdır ama her gün yeni öğrenenler de vardır mutlaka diye Instagram'da Story nasıl atılır onu da kısaca göstereceğim.
Uygulamaya giriş yaptıktan sonra Hikaye bölümüne giriyoruz(önceden paylaşmak istediğimiz görseli seçmiş oluyoruz tabii ki ardından da özelliklerden GIF yazanını seçiyoruz.
Çıkacak olan ARA  sekmesine de aşağıdaki Gif isimlerini girerek görselimize yakıştırdığımızı seçiyoruz..



artbymiriam - boho white



premiproarts - merelscorner




lettering white - vippapier



haley ivers - anchetulil



aesthetic - boho



BONUS


Ek olarak bu tarz Gif arayışında olanlar aşağıdaki kelimelerin sonuçlarına da bayılacaklarından eminim :)

sinalisa

mery.38 words

Scriptbynora

heart white

mery.38 home

leaves white

line white

allskyart


Her GIF grubun adını yazdım ki arzu eden direk kopyalayarak aramasını gerçekleştirebilirsin.

Ha,bu arada Instagramdan da beni takip edebilirsiniz elbette (takip için sayfamın en üstüne bakınız).

Sevdiniz mi,lütfen yorumlarda belirtin.







O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

5 Ocak 2022 Çarşamba

Bir Poşet Taze Fasulye (Hikaye)



-Bahçeden yeni topladım,tazecikler,çocuklara yapıp yersiniz deyip plastik bir poşetin içindeki taze fasulyeyi elime tutuşturdu babannem..
Ama ben eve gitmiyordum,çocuklarıma da o taze fasulyeden yemek yapacağımı da hiç sanmıyordum.
Poşeti elime valizimi taksinin bagaj gözüne yerleştirdikten sonra taksiye atlayıp gittim.
Arkamdan dualar okuduğuna o kadar emindim ki ama ruhumla beraber çok dağınık bir mekandaydı yüreğim,onu göremiyor dualarını işitecek halde de değildim.

Tren garına vardığımda aileleriyle trenin gelmesini bekleyen yaşıtlarıma takıldı gözlerim.
Giydikleri kıyafetler,ayakkabılar omuzlarındaki çantalar yanına alacakları valizler içinde oldukları hayat.Acımasızca kıyaslamaya başladım kendimi onlarla.
Hiç birinin elinde bir poşet taze fasulye yoktu ama,bu da beni onlardan ayıran tek şeydi.

Eşyalarımı rahatsız etmeyecek şekilde bir kenara koyup biletimi almak için gişeye doğru ilerledim,taze fasulye poşeti elimdeydi hala.
Gişede duran görevliden tek kişilik tek yönlü bir bilet rica ettim,taze fasulye poşetini gişenin camına koydum.Cüzdanımı çıkartıp biletin ücretini verdikten sonra poşeti tekrar elime alarak eşyalarımı bırakttığım yere geri döndüm.
Gözlerim hep insanlara takılıyordu.
Şu anda tam da şu anda benim ne yapmak üzere olduğumu bilmiyordu hiç biri.
Hiç biri evimi terk ettiğimi hayatımı çöpe attığımı insanların dilinde sakız gibi haftalarca belki aylarca iyi hafızası olanlarınsa yıllarca dillerinden düşmeyeceğimi bilmiyordu.
Ünlü olmak üzereydim ben,beni rahatsız eden en ufak ayrıntısını bile tespit ettiğim hayatı bir kaç dakika sonra çöpe atmak üzereydim.

Ve bazı bekleyişler bitmek bilmiyordu ve bazı şarkılar çok kısa sürüyordu ve benim elimde bir poşet taze fasulye vardı,bahçeden yeni toplanmış.
Arkamdan edilen duaları işitemeden basıp gitmişim mahalleden,köşeyi dönerken arkama bile bakmamışım.Geride bıraktığım hayatımdan,kirli sepetindeki yıkanamamış çamaşırlardan,mutfak tezgahına o evdeki son eylemim olan içtiğim son kahve fincanımdan epey uzaklaşmışım,ne giysilerimi ne sevdiğim cd'leri ne takılarımı ne ayakkabılarımı kısaca hiç ama hiç bir şeyi yanımda götürmekten nefret edercesine her birini bir an evvel şekeri toprağa düşmüş çocuk gibi her birinin üzerine basa basa hatta tepinircesine öfkemi kusarcasına gitmişim.

Bütün fırtınalarım hep böyle kopardı benim.
Kendimce..

Uzaktan gelen trenin sesi işitilince yolcular ve yakınları raylardan uzaklaşmak için geri adımlar atmaya başladılar.
Geri adımlar attılar.
Trenden olabildiğince uzak mesafede durmak için,olası kazaları önlemek için,trenin içinde yolculuk etmekti çünkü amaçları tren tarafından sürüklenmek değil..
Ben geri adım atamadım.Durdum öylece.
Arkamda geri adım atıp kendilerini daha güvenli bir yere alanlar olmasıan rağmen,elimde taze fasulye poşeti sağ kulağımda yaklaşan trenin sesi öylece izliyordum koca cüsseli trenin gözümde gitgide daha da çok büyüdüğünü.
Başımı sol tarafa çevirmeye cesaretim yoktu.Sol tarafımda geriye bıraktığım hayatın yaşandığı ev duruyordu çünkü.
Pencerelerini görecek gücüm olur muydu bilmiyorum,denemek de istemiyordum,bakmıyordum..yok sayıyordum..
Valizimde yazlık giysiler,neden hep yazlık almıştım acaba?
Havalar soğuyana dek dönmeye niyetim mi vardı acaba içten içe?
Birazdan beni tüm varlığımla yeni bir hayata taşıyacak olan tren eski hayatımı da ezip geçebilecek miydi acaba?
Acaba?..
Bu bilinmez yolculukta hangi taşın sağlamlığına güvenerek adım atıyordum?
Geride çocuğum kalıyordu,geride kendime verip tutamadığım sözler kalıyordu,elimde tutmak için emek verdiğim adamın sevgisi kalıyordu.
Her biri benim iken,beni ifade eder iken neden ben bir çırpıda her birini silip gidiyordum?..

Tren iyice yaklaştı,son sarılmalar son tembihler uçuşuyordu havada.
Birileri sımsıkı sarılıp birazdan uzaklaşacak olan bir beden için yine kendi bedeninden gözyaşı akıtıyordu.Bedenler birleşirken de ayrılırken de kendilerinden bir şeyler verecek kadar fedakârdı işte..
Benim için ağlayan yoktu,bedeninden hiç bir şey verecek birileri yoktu,sarılan yoktu bir kez daha düşün diyen yoktu hele ki sıkı giyin aman üşütme diyen hiç yoktu..
Öylesine gücüme gitti ki bu.
Kızına sarılan bir annenin dilinden dökülen bu cümleyi o annenin ağzından alıp göğüs kafesime bastırmayı ne kadar çok isterdim,hele ki annemden,bu cümleyi,,annemden duymayı ne kadar çok..
..ne kadar çok..

Ve aniden tren yüzümün önündeydi,aniden vedalaşan insanlar iki grup haline bölünmüş vaziyetteydi,aniden en kıymetli sözler kesilmiş eller valizlere yönelmişti.
Aniden,söylenecek en güzel en önemli sözler söylenmişti en sıcak gözyaşları akıtılmış ve hatta soğumak üzereydi..
Valizimi alıp trenin daracık basamağına ilk adımımı attım.
Arkamda eski hayat önümde daracık bir koridor..daracık bir geçit,daracık bir değişiklik.
Kalbimin hatıralarıyla vedalaşacağı daracık bir alan.
Daha fazlasına müsaade etmeyecektim,bu kalbe bu hayalci cana bu kadarı yeterdi,yetmeliydi.




Susturdum böylece kalbimi,hakkına hünharca girerek,hızlıca hatırlattım bu gidişin sebeplerini,azarladım sonra onu işitmeyince sözlerimi,bastırmaya çalıştım tepkisini..
Sustu..bizildi sanki un ufak oldu,küçüldü.
Bir çocuk gibi sindi bir köşeye,sonrasında ne yaptı bilmiyorum,bilmek istemiyordum..tren hareket etmeye başladı,bir bir sıfırlanıyordu camdaki manzaralar.
Her birinde ayrı bir anı ayrı bir hatırası olan o manzaralar..her bir kareyi dondurabilirdim oysa.Bir nefeste her birine belki de sayısız trajediyi tekrar tekrar canlandırabilirdim..

Elimde bir poşet taze fasulye olmasaydı eğer.
Canımı yakan herşeyi ama herşeyi belki de sonsuza dek lanetleyebilirdim..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Ocak 2022 Salı

Yarıyıl Tatilinde Doğaya Kaçış Girişimleri




Okullar yarıyıl tatiline gireli her fırsatta çocukları alıp ormana götürülür,dün de dünden önceki gün de aynen böyle yaptık Allah nasip ederse bugün de öyle yapmak istiyorum..Onlarla olabildiğince doğaya yakın toprağa yakın yeşile yakın vakit geçirmek bir yandan atılan negatif enerjinin yerine bol oksijen depolamalarını sağlamak hele ki son günlerde gün boyunca hakim olan güneşten d vitamini alımını hesaba katmıyorum bile,böyle böyle unutmayacakları anlar biriktirmelerini hedefliyorum,kır evi hayalimin bir türlü solup yok olmayışı da biraz bundan kaynaklı sanırım.Biraz kahvaltılık bir termos evde ne varsa çayı ile birlikte bu günlük kaçışlar bana da çok çok iyi geliyor..

BIR KIR EVI İSTIYORUM yazımı buraya bırakıyorum belki okumak isteyenler olabilir.


Ben küçükken köyümde geçirdiğim zamanı asla istesem de unutamıyorum çünkü,unutmayı da istemiyorum zaten,dilerim ki çocuklarımın da buna benzer anıları olur çünkü dünya günden güne daha yapay daha sahte oluyor..

Bu duyguları çocuklarımın da yaşamasını çok istiyorum,elimden geldiğince onlarla doğada vakit geçirmek için çaba tam da bu yüzden.












Köyün birinde gece olmuştu,sokakları eski ve yokuşlu havada odun kokusu vardı.Karanlığın serdiği sakin perdenin altında minik camlardan sarı ışıklar sızıyordu.Bahçelerde alelacele yığılmış odun yığınları arada bir havlayan köpeklerin sesleri dışında her hangi bir ses yoktu.

Başımı göğe kaldırdım,gökyüzü zifiri karanlık ve yıldızlarla doluydu.Sayısını yalnızca Allah'ın bildiği milyonlarca belki de trilyonlarca yıldıza bakakaldım.

Öylece durup boynumun ağrısını hissedene kadar gökyüzüne baktım.Burnuma tüten bacaların odun kokusu gelmeye devam ediyordu,meşe ağacının kokusu çam ağacının kokusu kalbimde bir güven hissi yarattı..etrafta kimsecikler yoktu,henüz vakit erken olmasına rağmen köy halkı evine çekilmiş sokaklarda sadece hafif rüzgarın dolaştırdığı duman dolaşıyordu..

Gece simsiyah bir örtü gibi duruyordu başımın üstünde,sessizlik tozlu sandıklardan çıkmış cam bir şişeden sızan sihirli bir iksir gibiydi,avuçlarımın içine alıp öylece içime çekmek çekmek çekmek istiyordum,o gece küçük bir köyün tam ortasında ben vardım gece vardı yıldızlar vardı artık gövdesi olmayıp gövdeler ısıtan ağaçların eseri vardı ve insan olmak insan hissetmek işte bu kadar ulaşılır bu kadar kıymetli benzersiz ve...kolaydı.


Biz zorladıkça biz daha çok istedikçe hayatımız karmaşık hale geliyor,zorluk istemiyoruz herşeyin bir tuşla gözümüzün önünde gerçekleşmesini istiyoruz istemesine de bu kolaylıkların götürdüğü bir rahatlık ve özgürlük barındırır içinde,her zaman.Çocuklarımın bunu fark edip aradaki farkları görebilmelerini istediğim için doğadan kopmamaya çalışıyorum.

Mesela tuşsuz telefon kullanmak acaip zevkli ama parmakların motorik işlevselliği günden güne azalıyor,tuşlu telefon kullanırken hangi tuşta hangi harflerin olduğunu biliyorduk şimdi bunu bilen var mı?

Kombili doğalgazlı evler harikadır,konforu benzersizdir evet ama akşam olunca herkes bir yerlere kayboluyor minicik ekran dünyasına dalış yapıyor ta ki halsiz kalıp gözler iflas edene kadar,elbette sobalı evler zahmetli evlerin bir kısmı soğuk bir kısmı sıcak ama vucüt bu dengeli sıcağa karşı dirençsiz kalıp alışıyor ve nihayetinde yavaş yavaş bozulmaya başlıyor..devir böyledir tercihler böyledir ona da tamam ama birazcık rahatlıktan ödün verip azıcık zorluğun getirdiği müthiş rahatlama lüksünü de tatmak gerekmez mi?

En azından,arada bir..






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Biraz Gelibolu Biraz İzmir (2) Günlüğüne

 


Arabayla yola çıkmak çok güzel ama eskisi kadar kolay değil,eskiden kahvemizi alıyorduk pasaport bir de arabanın yeşil kartı hazır olunca hemen yola çıkıyorduk ama şimdi ülkelerarası seyahatlarde istenilen rapid veya PCR test,aşı pasaportu,PLF formu gibi zımbırtılar seyahatlere stres ve sıkıntı katıyor.

PLF formu nedir diye merak edenler olabilir kısaca anlatayım.PLF formu bir ülkeden bir ülkeye gitme durumunda kişinin ne ile gittiği kiminle gittiği nerede kalacağı daha evvel hangi ülkeyi ziyaret ettiği kalacağı yerin adresini acil durumda ulaşılabilecek kişilerin telefon ve ev adresleri gibi bilgileri içeren bir formdur.

Bu formu doldurmadan bir ülkeden bir ülkeye gitmek imkansız sanırım.Eşimin babası fiziksel olarak günden güne daha da ağırlaştığı ve otobüs yolculuğu hem kendisine hem de her ihtiyacını karşılayan anneme zor olacağını için onları İzmire biz götürmeye karar verdik.Böylece ihtiyacımız olduğu kadar mola verebilir olabildiğince yolculuğun rahat geçmesini sağlayabilirdik.Nihayet Allah'a hamdolsun ki öyle de oldu..ancak bol molalar içeren bir çok yeri tekrar görmemize vesile olan bu iki günlük yolculuğumuzda pek fazla fotoğraf çekemedim.

Belki eskisi kadar tadım yoktu belki giderken yapılan testin sonucu negatif olmasına rağmen dönüşte yapılması istenen ve sonucunun sürpriz olacağı testin üzerimde oluşturduğu olumsuz etki yüzündendi tam bilemiyorum.

Nicedir görmek istediğim can bacım da malum virüse yakalandığını öğrendiğimde gezinin tadı iyice kaçtı sayılır.Ama yine de az buçuk kıyıdan köşeden ruh halimi yansıtmamak için elimden geleni yaptım.

Fotoğraflar çok sıradan geliyor bana hatta cep telefonuyla çekilmiş gibi görünüyor bu da ruh halimin en güzel ıspatıdır.Keyifsiziz azizim yapacak bişey yok,bu da geçer deyip bir şekilde tutunuyoruz hayata.Şaka bir yana her halimize sonsuz şükürler olsun elbet bahar gelecek ya değil mi? :)

Buyrun canlarım..




Bir ara Instagramda tek ağaç fotoğraf yarışması vardı ne çok isterdim o yarışmaya katılacak nitelikte güzel bir ağaç fotoğrafımın olmasını,bu ağacı görünce aklıma o yarışma geldi..ekipman zaman ve efor meselesi bunlar,belki bir gün olur.




Her ayrıntısına bakmaya doyamadığım arabanın içinden çekilmiş bir fotoğraf bu..yeşilin albenisi zeminin kıvrımları hele en önde görünen pampas otlarının görüntüsüyle mest oluyorum.



Bu yapı yanlıi hatırlamıyorsam Gelibolu'da olmalı daha yeni yapılıyor ışıklarda durmuşken çekmiştim.
Çok sevdim!..kocaman olmasına rağmen beton yığınını anımsatmadığını sevdim..demek ki azıcık zorlasak daha güzel yapılar elde edebileceğiz ama zorlanmaya da gelemiyoruz sanırım :)



Deniz bakan yerleri seviyorum..hele sabahın erken saatlerinde,hele gün batarken okunan akşam ezanı vaktinde hele yaz gecelerinde..


İnşa edilen Gelibolu Köprüsü karelere sığmıyor canlarım,tam görüntüsünü alamadım ancak böyle parça parça fotoğrafladım..buna şükür.
Çok devasa bir yapı yapmışlar hayran hayran izledik.Vatana millete hayırlı olsun dilerim şimdiden..



Bu sürüye ne demeli :)



Bu ince minareli camii de yeni yapılıyor henüz tamamlanmış değil,minarelerin şekli Mimar Sinan'ı hatırlattı Allah ondan razı olsun..



İzmire vardık eve çıktık kahveler içildi vs derken sonraki gün Kemeraltı çarşısına indik,adettendir diye oysa küçükler büyüdü onlara ne çeyrek altın ne pijama takımı lazım evlenecek olanlar evlendi dolayısıyla onların da acil bir ihtiyacı yok ama gittik işte dedim ya adettendir çünkü....gittik gitmesine de çarşı eskisi gibi erken saatlerde açılmıyor artık saat 09:00'u geçmesine rağmen herkes tıngıl mıngıl hareket ediyordu,az buçuk turladıktan sonra bir mola verip Kızlarağası Han'ında çok güzel bir Türk kahvesi iç(ecek)tik,kahvemin son yudumunu içemeden garson fincanımı alıp götürmeseydi eğer,ağzım açık bakakaldım öyle,ağzım açık bakakaldığımı garson görmedi tabii :)
-Ne oldu ya!? :)



Hisar Camii'nin önünde bu kazan kaynıyordu neden niçin anlamadım içinde ne vardı onu da çözemedim daha farklı bir açıdan çekmek isterdim ama kazanın dibinde çay içen çift huzursuz olur diye bu niyetimden caydım,az ileride olan çiçekçiden kendime minik bir tesbih çiçeği almaya karar verdim arkadaşlarıma da farklı birer çiçek aldım,İzmir hatırası..




Sonra bu görüntüyle karşılaştım..bir yandan hayatta olup gayretle çalıştığına sevindim bir diğer yandan ise o minik bebeğe üzüldüm..





Şu sabunları da ekleyerek biraz renk katayım bu yayına diyorum,sabunlar iyi mi kötü mü bilmiyorum ama İngilizcesini geliştirmek isteyenler için oldukça etkili bir yöntem bu diye düşünüyorum.


İşte kendimden bir kare,hiç güzel fotoğrafım yoktur ama çektiğim binlerce güzel fotoğrafa sahibim..öyle oluyor derler,terzi kendi söküğünü dikemezmiş benimki de o hesap.Kalsın bu burada,Kemeraltı otoparkının asansöründe çekildi.



Kızlarıma bolca kitap aldım,çarşıdan değil semtteki oyuncakçıdan,aralarında çok güzel kitaplar vardı göz atıp biraz okuyup aldım bunların içinde daha önce kitabını almadığım bir yazar vardı elbette bir şans vermek istedim çok da iyi etmişim çünkü kitap o kadar güzel ki okunmuyor,şöyle ki gülmekten okunmuyor okuyamıyoruz o derece eğlenceli bir dil ile kaleme alınmış şiddetle tavsiye edebilirim..Şermin Yaşar:Abartma Tozu.


Kısa lafın uzun olanı bu şekildeydi iyi ki okudunuz veya okuyamayıp fotoğraflara göz gezdirdiniz yüreğinize sağlık,Allah'a emanet olun,sevgiler gönderiyorum canlar ,iyi ki varsınız..






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp
YUKARI