25 Nisan 2019 Perşembe

Allah Erteler Ama Unutmaz


Kalp yine hüzün içinde.
Neden,niye,niçin..
Bir çoğumuzun dilinde ve yüreğinde olan kelimeler.
Neden gecikir ceza?
Niye görmez Allah(hâşâ)
Niçin önüne geçilmez bu kötülüğün?

Allah unutmaz..
Cezasını muhakkak verecektir..
Muhakkak ki Allah belirli bir zamana kadar erteler..
Çünkü;
Bazı suçlar öyle büyüktür ki..bu dünyada ceza olarak karşılığı yoktur..
Dolayısıyla bizim canımızı bu denli acıtan olaylar karşısında her ne kadar zor olsa da sabırlı olmamız gerekir..
Sabırlı ve dikkatli olmaya çalışmalıyız diye düşünüyorum..
Şeytan fırsat kollamakta her an..
Bizi yaşanan kötü olayları fırsat bilerek isyana,küfre günaha sürüklemeye çalışır..

Allah büyüktür.
Adil ve merhametlidir..

Allah erteler cezayı çünkü;
İşlenen suç her ne kadar büyük olursa olsun kulunun tövbe etmesini beklemektedir.
Zülme uğrayanların gönüllerini de muhakkak ki memnun edecek nimetlere ve güzelliklere sahiptir.
Biz insanlar göremeyebiliriz bir çok şeyi.
Ve aceleciyiz ya hani..hele ki felaket anlarında öylesine aceleciyiz ki.
Ceza hemen uygulansın isteriz..
Nefsimizdir bunu arzulayan,gözetemeden fark edemeden o cezanın beraberinde getirdiği dersleri,hikmetleri.

En nihayetinde dünyadır burası.
İmtihan yeri..
Bir tek insan aleminde yaşanır böyle çirkinlikler..bir tek insanlara tattırılır büyük acılar..

Cenab-ı Hak dualara cevap vereceğini vaad etmektedir. Aleyhissalâtu vesselâm bunu haber vermektedir. Ancak, ne Kur'anî kaynak ne de hadisler "anında, aynıyla" diye bir kayıt getirmezler. Çünkü Cenab-ı Hak, "hakim"dir, her şeyi hikmetle yapar. Dolayısiyle duaların kabulünde de takip edeceği bir hikmet vardır. Anında yerine getirebileceği gibi, on sene, yirmi sene, kırk sene sonra da yerine getirebilir; imhâl eder, fakat ihmal etmez.

Kafirlerin ve zalimlerin işlediği günahlar ve zülümler büyük olmasından dolayı, bu dünyadaki bela ve musibetler onların cezalarına mukabil gelmediği için, cezaları tamamen ahirete bırakılmaktadır. Bu dünyada bile küçük suçlar küçük mahkemelerde verildiği halde büyük suçların cezası büyük mahkemelerde verilmektedir.

Elbette binlerce, milyonlarca insanın ahını alan bir insanın hesabı bu dünyada görülmez. Cehennem gibi bir ceza ancak onların suçlarına mukabil gelir.


Yüreğimiz darda ve sıkılmıştır.
Ruhumuz karanlıklarda ve ışık azalmıştır bu günlerde..bunun dışında bir şeyler yazmak paylaşmak gelmiyor içimden.
İçimizi biraz umut ve huzur ile doldurması dileğiyle aşağıdaki sureyi bırakıyorum..







O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

22 Nisan 2019 Pazartesi

Sebzeli Mercimek Çorbası


Evin favori çorbalarından birisiyle huzurlarınızdayım bu sabah hem de nasıl güzel bir sabah dostlar!..sıcaklık en tatlı derecede serinlik ona yakışan türden güneşin ışınları yumuşacık,vakit sabah vakti..son zamanlarda merağımın arttığı alan ile ilgili yayın girmek sizinle beraber olmak da ayrı bir mutluluk kaynağı,hamdolsun bu günlerimize.
Buzdağının görünen güzel yüzü giriş yapmak istedim görünmeyenleri içimizde tutalım çünkü ne  demiş İbn-i Haldun:

Kimsenin iç âlemine karışma,
Kimseyi iç âlemine karıştırma,
Kimseye iç âlemini açma,
Gizli tut; yan ama tütme!


Bizde böyle olmaya çalışalım dostlar,iç dünyamıza bizim gibi fani olacak canları karıştırmayalım,fani olanın da içine ayak sürmeyelim..kendisinden geleni de geri çevirmeyip nefes olalım pencere olup gönlünü ferahlatalım inşallah..çok zordur bu dengeleri tutturmak bilirim ama bizim gibi birine dert yanmak ve ondan medet ummanın da illâki sınırları ve usulü vardır,bilmeden etmeden müdahale etmeyelim ettirmeyelim.
Aslolan Allah'ın dikkatini çekmektir,O'na sığınmak Onunla hasbihâl etmektir çare Ondadır çünkü..
Samimiyetle Allah'a açılan hiç bir dert hiç bir keder boşluğa düşmez,melekler kaydeder Rabbimize arz eder,Rabbimiz de bizim için en uygun vakit içerisinde yüreğimize ve derdimize en çok yakışan merhametli cevabı ve çözümü ulaştırır inşallah..
Kusursuz insan yoktur dertsiz insan olmadığı gibi sadece şu var ki kiminin kusuru da ortadadır derdi de kimisinin ise kusuru da derdi de örtünmekte gizlenmektedir,Rabbimize sonsuz şükürler olsun.
Anlatmak her daima iyi değildir,faydadan çok zarar verebilir ,zararlarını merak ediyorsanız bununla ilgili yazdığım bu yazıma göz atmanızı öneririm:

Allah'ın Bildiğini Kuldan Sakla


Geçelim tarifimize..
İçerdiği malzemelerle hem pratik hem besleyici bir çorbamız var.
Çocuklar için özellikle çok besleyici olan sebzeli mercimek çorbası sık sık tüketmekte fayda var,sonraki gün de tüketilebilen türden bir çorbadır durdukça daha da lezzetleniyor üstelik.
Buyrun tarife..




MALZEMELER

1 adet kuru soğan
1 adet çarliston biber
1 adet orta boy domates
1 adet orta boy patates
1 su bardağı kırmızı mercimek
1 diş sarımsak
1 çorba kaşığı domates salçası
Kuru nane
Un
Zeytinyağı veya sıvıyağ
Tuz
Pul biber
Kırmızı toz biber
Limon



YAPILIŞI:


  • Sebzelerimizi doğrayarak mercimekle beraber yumuşayıncaya dek kaynatalım
  • Tencerenin içine zeytinyağımı tuz ve toz biberi de ekleyelim.
  • Sebzeler yumuşayınca el blenderı ile iyice ezelim.
  • Çorbamızın kıvamı ve görünümünü bozacak olan köpüğü mutlaka bir kaşık yardımıyla almayı unutmayın.
  • Bir tavada salçamızı kavuralım kuru nanemizi ekleyelim
  • Bu karışımı kaynayan çorbamıza eklyip karıştıralım.
  • Yine tavada 2 tatlı kaşığı kadar unumuzu da kavuralım.
  • El blenderı işleminin ardından çorbamız epey koyulaşacaktır,çorbamızı güzelce süzerek tenceremize alalım.
  • Kıvamı gereğinden çok koyuysa sıcak su eklenebilir.
  • Bu aşamada çorbamızın tadını ve kıvamını ayarlamamız gerek.
  • Tadı tuzu yerindeyse son olarak limon suyumuzu ekleyelim.



Evimizde pişen sebzeli kırmızı mercimek çorbası yukarıda anlattığım gibi yapılmaktadır,internette bulunan tariflere bakmaya gerek duymuyorum artık çünkü bu çorbayı da bizim damak tadımıza göre ayarladım zaman içinde.


Herkes tarafından beğenilen ve tarifi istenilen bir çorba oldu.


Deneyecek olanlara afiyet şifa olmasını dilerim,verdiğim tarifle yapanların da yorumlarını dört gözle bekleyeceğim..
Allah'a emanet olun,haftanız gününüz güzel geçsin inşallah..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

19 Nisan 2019 Cuma

Kimseye Anlatma


Çölde devesiyle birlikte yürümekte olan bir çöl insanı güçlükle hareket eden, susuzluktan ölmek üzere olan bir adama rastlamış.
Adam Allah rızası için su istemiş. Devesinden inip bir çare adama suyundan vermiş. Suyu içen adam birden çöl insanını ittiği gibi deveye atlayıp kaçmaya başlamış. Çöl insanı arkasından bağırmış:
– Tamam deveyi çalıyorsun ama senden bir ricam var. Sakın bu olandan kimseye bahsetme.
Bu isteği anlamsız bulan hırsız şaşırmış ve neden diye sormuş…
– Eğer bu yaptığını anlatırsan, bu dilden dile yayılır ve insanlar bir daha çölde yardıma muhtaç birini görünce yardım etmezler.


Hayat akarken yaptığınız iyiliklere, kötülükle bile cevap verseler, yardıma ihtiyaç duyacak bir sonraki için yardımseverliğe devam etmek gerekir. İyilik gibi kötülük de bulaşıcıdır.

Bu kısacık hikaye içinde öyle mesajlar görüyorum ki örneğin bazen sadece bir olayı anlattığımızı sanırız bununla beraber düşünce ve duygularımızı da ifade ediyoruz tabii ki insanlar yaşadıklarını anlatınca hem yakınlaşmış hem tecrübelerini paylaşmış oluyor lâkin bunları dinleyen insan dinlediklerini ve gördüklerini kalbine karakterine ve düşünce tarzına göre yorumlar.
Bir çok yerde yazılanlar veya gösterilenler insan sayısı kadar yoruma tabii tutuluyor.
Olaylar her insanın kişiliğine göre değelendiriliyor demiştim ya hani,çocuksa dinleyen farklı algılayıp yorumlayacaktır,dinlediği hikaye ile ortak noktaları olan kişi farklı algılayacaktır.
Anlatılanlar bu yüzden düşünülerek ve çevrede kimin var olup olmadığına bakılarak anlatılmalı.
Paylaşılan şey bir fotoğraf veya görsel bir şey ise durum yine aynı olacaktır hatta daha da etkili olacaktır bu yüzden buna da özen göstermemiz lazım.
Anlatılan veya gösterilenler iyiyse iyiliğe kötüyse kötülüğe zemin hazırlayacaktır.


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

18 Nisan 2019 Perşembe

Banu Abla - Son Yolculuk


Blog alemine katıldığım günden beri takipte olduğum,neşesiyle neşelendiğim,azmine hayran olduğum,dualarımda yer almış yaptıklarıyla bana güzel fikirler vermiş güçlü güzel bir insanın vefat haberini aldım bu sabah.
Hayattayken mücadele ettiği bir çok şey olmasına rağmen hiç bir zaman şikayet etmedi,var olan gücüyle mücadele etmeye devam etti.
An itibariyle geriye evi ve içindekileriyle yaptıkları kaldı,Banuca bişeyler blogunda yazdıkları bizimle paylaştıkları yani onu tanımamıza vesile olan şeyler kaldı.
Dilerim ki şimdi ruhu daha huzurludur,acıları dinmiş kalbi dinlenmiştir.Rabbim çektiği tüm acıların mükafatını verecektir elbette.Allah ona rahmetiyle muamele etsin inşallah.
Amin.


Ruhunu bir Fatiha okumadan geçmeyin olur mu.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

16 Nisan 2019 Salı

Umudu Uçurtma Gibi Sıkıca Tutmak Gerek


Sıkıca tutulması gereken şeyler vardır dünyada,umut bunlardan biridir.
Bir uçurtma gibidir bana göre umut,ipi ince rüzgâra muhtaç.
Son günlerde okuduğum gördüğüm tüm gelişmelerin verdiği bir tek mesajı var.
Dünya asla barış içinde olmayacak buna rağmen umudun daima canlı tutulması için çaba sarf etmek gerek..
Başka türlü yaşanırı yoktur bu dünyanın..
Uçurtmayı yüksekte tutmaya çalışırken ellerimizi kesecek olan ipi de unutmamak gibi bir şey..


İlkbahar geldi,önümüz Ramazan ötesi Bayram sonrası yaz tatili derken epey zamanımız var gibi görünüyor ama anlar..anlar bir şekilde hayatımıza renklerini yansıtmaları gerek çünkü renkler de umut katar insana..


Uçurtma uçurtmanın insana neler öğreteceğine şahit olduk bir kaç gün evvel..bir hedefe ulaşmanın güçlüğü ile beraber hissedilen başarı duygusu..ve tabii ki ayakta tutabilmek için gösterilen özen ve emek..hepsi bir uçurtma ile öğrenildi..


Elimizin değdiği herşey bambaşka bir hal alır..insan elinin dokunduğu herşeyde bir sır gizli..nasıl ifade edeyim ki..






Çirkinlik güzelliği yansıtır,yokluk varlığı,güçlük kolaylığı ve böyle sürer gider hayat..incelikler ve hikmetler arasında..
Her gülün dikeni her dikenin bir gülü olduğu gibi örnek misal..
Bir yerde güzellik varsa başka bir yerde acı vardır demek.
Bir yerde güneş parlıyorsa başka bir yerde zifiri karanlık hakimdir demek..
Anlarsan,çözmüşsün demek..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

14 Nisan 2019 Pazar

İncelikleriyle Fırında Sütlaç Tarifi

 

Öğrenmenin yaşı yoktur denemelerin sayısı olmadığı gibi basit gibi görünen bir tarif için de geçerlidir bu.Evet bir çok yerde Fırında Sütlaç Tarifi bulmak mümkün,elbette herkes tarafından da yapılabilir bu tarif ile ilgili özel bir iddiam yoktur ancak olabildiğince dışarıda (pastane-lokanta) gibi yerlerde yediğimiz Fırında Sütlaç Tarifine yakın bir tarif elde etmek istedim.
Hamdolsun sonunda elde edebildim diyebilirim aksi takdirde huzurlarınızda olup sizinle bu tarifi paylaşmayacaktım.
Vebal olur.
Bazı tariflerin ''sırrı'' mazlemelerin içinde değildir,sanıldığı üzere bir insanın elinde de olmayabilir belki hesaba katılmayan bir unsurdur sadece bir tarifi arzu edilen kıvama getiren.
Fırında Sütlaç tarifinin gizli kahramanı ise ''zamandır'' veya bekleme süresidir diyebilirim.
Bu tatlıya biraz zaman tanımamız gerektiğine inanıyorum,gözlemlediğim ve denediğim nice tarifler hemen hemen aynı sonuca götürdü,ilk gün keyifle yenen bir tatlı olmasına rağmen sonraki gün tabiri caizse ''tatlı bir pilav''a benzeyen bir tatlıya dönüşmesi.
Fırında Sütlaç Tarifi inanması güç gelebilir ama dolapta durdukça olmaya devam eden bir tatlıdır.
Şöyle ki;içerdiği pirinç kabarmaya devam ettiği gibi,durdukça nişastası da tatlıyı koyulaştırmaya devam etmektedir bu sebepten dolayı bu tatlının iki sırrı ortaya çıkmaktadır.
Birincisi:Pirinci ideal miktarda koymak
İkincisi:İdeal kıvamı elde etmek için beklemek.

Hepsi bu.
Bu iki unsura sadık kaldığımız sürece evimizde yaptığımız Fırında Sütlaç her daim sevdiğimiz o ne koyu ne de cıvık olan kıvamda olacaktır..
Buyrun tarife..



MAZLEMELER:

1 litre süt
1 su bardağı şeker
Yarım çay bardağı pirinç
2,5 yemek kaşığı buğday nişastası
1 paket vanilya
2 su bardağı su



YAPILIŞI:


  • Fırınımızı tatlıya başlamadan önce çalıştıralım
  • Pirinci yıkayıp 2 su bardağı suda pişene kadar haşlayalım,suyunu çekince ocaktan alalım.
  • Pirincler haşlandıktan sonra içine süt vanilya ekleyelim
  • Sütlü karışım kaynamaya başlayınca şekeri ekleyelim
  • Nişastamızı ayrı bir kapta evvela biraz su ile ardından da sütlü karışımdan bir kepçe miktarınca alıp yavaş yavaş nişastamızı eritelim.
  • Nişastamızı açtıktan sonra sütlü karışıma ekleyip biraz daha kaynatarak pişirelim.
  • Sütlacımızı kepçe yardımıyla kaselere dolduralım.
  • Önceden ısıtılmış olan fırınımıza tepsimizi dikkatlice sürelim.
  • Fırın tepsimizin hemen hemen yarısına kadar su dolduralım.
  • Tepsideki su miktarı tatlımızın kıvamı için önemlidir.
  • Tepsimiz fırınımızın ortasında değil üstünde olmalı yani olabildiğince yukarıda (aşağıda ilgili görsel yer almaktadır).
  • Sütlacımız piştikten sonra en az 6 saat dinlenmeye bırakılmalı.



*fırın tepsimiz ok işaretinin gösterdiği yerde yani olabildiğince ısıya yakın konmalı.


Üstü kızarmış sütlü tatlılarımızın kraliçesi olan sütlacımız hazır..


*Aklınızda bulunsun.
Afiyetle yenmesi için mutlaka bekletmenizi öneriyorum,eğer ki sabırsızlık dereceniz yüksekse o zaman nişasta miktarını yarım kaşık kadar fazla koyarak tatlınızı soğuttuktan hemen sonra yiyebilirsiniz.Ancak şunu da mutlaka söylemeliyim ki daha fazla nişasta demek sonraki güne kalan sütlacın daha çok katılaşması demektir.



Nişastası 2,5 çorba kaşığını geçen sütlaçlar sonraki gün daha katı olmaya meyillidir.


Deneyecek olanlar şimdiden kolaylıklar yiyecek olanlara da afiyetler dilerim :)

Sevgilerimle..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Nisan 2019 Perşembe

Pazartesi Gününü Seviniz Çünkü Pazartesi Günü..



Cumartesi günlerini herkes sever,Pazar günleri de sempatik gelir insana nihayetinde Cumartesi gezmelerin Pazarlar ise ya ev temizliği ya da gün boyunca dinlenmenin bir diğer adıdır.
Haftaiçi süregelen koşuşturmaca,hareket ve ordan oraya gitmeler yetişmeye çalışma çabaları derken insan kendini tamamen hayata kaptırmış oluyor yani bir diğer açıklaması ile hayatın tam ortasında en aktif haliyle yer almış oluyor.
Böylece haftasonu gelince herşey biraz daha rahat görünür gözümüze ve nefsimiz de bundan elbette hoşnut oluyor.
Pazartesi gününü seven var mıdır bilemiyorum,nice insan Pazar akşamından dertlenip kederleniyor nerdeyse,yarın günlerden Pazartesi yeni bir hafta başlıyor ve sanki her hafta aynıymış gibi hafta başlamadan yorgunluğu yüklenerek başını yastığa koyuyor.
Nihayet Pazartesi olunca da gece yastığa konan başın meyveleri tek tek baş gösteriyor.
Yorgunluk,halsizlik derken gözlerin açılması zaman alıyor ruh zaten ayak uydurmak istemiyor böylece daha haftanın ilk günü pes etmiş oluyor..
Günümüzde Pazartesi belki de sevilmeyen tek gündür.Hayata atıldığımız günlük rızkımızı kazanmak için canla başla çalıştığımız günlerin birincisi.

Pazartesi gününü bir türlü sevemeyenler bir hastane ziyareti yapıp orada bulunan insanlarla şöyle bir sohbet etseler en çok neyi özlediklerini neyi gözlediklerini sorsalar o güne farklı bir pencereden bakabilirler.Her Pazartesi gelişigüzel hazırlanan belki de isteksiz bir şekilde işine giden bir insanın Pazartesi günü ile ilgili düşüncelerini bir de bu insan hastanedeyken sormak gerek.Muhtemeldir ki işine gitmeyi özlediğini,hayata karşımaktan keyif aldıını,bir bütünün parçası olmaktan hoşnut olduğunu ve hatta bunu hastaneye girmeden evvel fark etmediğini söyleyecektir.

Her gün aynı şeyleri yaptığını söyleyen bir anne olarak bana da sorabilirsiniz.Hastanede olduğum sürece uyandığım tüm sabahları,hayıflanarak evden çıktığım her Pazartesi gününü öylesine büyük bir özlemle arzuladım ki.

Pazartesi sabahı uyanmak,güne ve hayata yeniden başlamak,bir işinin oluşu,bir yerlere gidebilme nimeti,görebilme nimeti,beden sağlığı,sevdiklerinin yanında oluşu insanların arasına karışmak bir vazifenin başında olmak va daha bir çok şey.

Hastane örneği ağır gelmiş olabilir diye bir örnek daha vermek istiyorum,mesela okulların tatil olduğu dönemden de Pazartesinin güzelliğini fark edebiliriz.Günlerce evde olan çocukların okula başlaması için günleri iple çeken anneler beni daha iyi anlayacaktır.Tatil diye tabir edilen günlerin ne denli yorucu olduğunu hiç bir anne inkâr edemez.İşte böyle bir dönemin ardından tekrar okula dönen çocukların anneleri mutluluğu tarif edilemez.

Bu ve buna benzer daha bir çok örnek verilebilir.

Pazartesiyi suçlamak yerine belki hayatın verdiği yorgunluktur bizleri korkutan ve bezdiren ama Pazartesi asla değil..çünkü Pazartesi düzen ve program demektir,üretmek yaşamak yeni bir başlangıç demektir.
Pazartesi gününü seviniz ve şükrediniz.Henüz hayatta olduğunuz ve bir çok insanın size muhtaç olduğu için seviniz,sağlıklı olup bir işinizin bir evinizin olmasına şükrediniz.yeniden başlamak fırsatını elinizde tuttuğunuz için seviniz,hatalarınızı belki kusurlarınızı düzeltmek için vaktiniz olduğu için seviniz..ve unutmayınız ki;nefsimiz bizim için iyi olanı faydalı olanı istemez daima kötülüğü emreder ona kulak vermemizi ister.
Nefsimizdir Pazartesi günlerini istemeyen bu da demek oluyor ki Pazartesi hem dünya hem ahiretimiz için iyidir,gereklidir...kazanç kapısıdır,sevap vesilesidir,kendimizi düzeltme onarma yeniden yapılandırma eylemidir..

Ya Pazartesiler olmasaydı?
Yeniden başlama imkânı olmasaydı..hataları düzeltme imkânı olmasaydı,bitseydi veya hiç geriye gelmeseydi yeniden başlamak,halimiz ne olurdu?



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Nisan 2019 Salı

Nisan Yağmurlarının Faydalarından İstifade Edelim


Peygamberimiz (sav)’den rivayet olundu ki:
‘’Cebrail as Bana öyle bir ilaç öğretti ki, (o ilaç sayesinde,insanların) doktorların ilaçlarına hiç ihtiyacı kalmaz’’
Eshab-ı Kiram : (o ilaçtan) Bize de haber ver,Ya Rasulullah dediler, Rasulullah (sav):
‘’Nisan yağmurunu alınız (toplayınız) Ona; 70 defa Fatiha-i şerife, 70 defa İhlâs-ı şerif, 70 defa Felak suresini, 70 defa Nâs suresini, 70 defa Tesbih duasını (SübhanAllahi vel-hamdüLillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vâllahü ekber ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyıl-azîm) okuyunuz Sonra, 7 gün devamlı olarak sabah akşam birer bardak içiniz Beni hak Peygamber olarak gönderen Cenâb-u Hakk’a yemin ederim ki, Cebrâil Bana dedi ki ; “Bu sudan içen kimsenin, cesedinden, damarından, sinirinden, etlerinden, o kimseye ağrı, acı veren rahatsızlığını Cenâb-u Hakk giderir ve o kimseye sıhhat ve afiyet verir’’


Yine başka bir Hadis-i Şerif’te :

‘’Beni hak Peygamber olarak gönderen Cenâb-u Hakk’a yemin ederim ki, çocuğu olmayan bir erkek, bu sudan hanımına içirirse, Cenab-ü Teala’nın izni ile hanımı hamile kalır Hanımının başı ağrıyan bir erkek bu sudan hanımına içirirse, bu su ona (sıhhati için) yeterlidir İçen kimsenin balgamını keser Rüzgar ona zarar vermez, çirkin haller kendisine isabet etmez Bel ağrısından, karın ağrısından, şikayeti kalmaz Alaca hastalığından korkmaz Göğüs ağrısı çekmez Kalbine gelen vesvese (evhâm), gönlünden çıkar gider Kendini çok beğenmek, hased, kibir, düşmanlık, gıybet ve koğuculuk (gibi manevi hastalıklar dahil), dünyada yaşayan her fani (geçici) olanlar için Allahü Teala’nın izni ile fayda vericidir’’


Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

31 Mart 2019 Pazar

Manolya Ağacı


Günlerdir etrafında dolaştım senin.Öyle de bir yerdeydin ki makineyi çıkartıp fotoğrafını çekmek zorlaştıkça zorlaşıyordu yani hem cadde üzerinde hem trafik bakımından hareketli bir yer ama bugün bulunduğun evin sahiplerinin uyarılarına maruz kalma ihtimalini göze alarak yanında durdum,makineyi çıkartıp doya doya fotoğraflarını çektim.
Çok güzeldin.
Muhteşemdin hatta..
Tüm çiçeklerin açmış bir kısmı da yere dökülmüştü,en güzel zamanında en güzel renklerin ve çiçeklerinle sokağı süslüyordun.
Türü güzel kendi güzel Manolya ağacı..
Dalından bir parça alıp senden bir tane de ben ekebilir miyim bilemiyorum,çok isterdim senin gibi bir ağacın evimin bahçesini süslemesini..
Hayranlığım artıyor sana baktıkça,dolu dolu dalların bir yaprağa ihtiyaç duymadan böylesine muazzam oluşun büyülüyor beni..






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

28 Mart 2019 Perşembe

Senden Vazgeçene Rağbet Etme


Doluya takviye yapılmaz
Tam olan içine başka hiç bir şey almaz.
Yersiz mekân derdiyle yanmaz
Bitmiş olan şey gayri fayda sağlamaz.


“Senden vazgeçene rağbet etme.”

- Hz. Ali (ra)


Hz.Ali'nin (r.a) bu sözü içime öyle bir su serpti ki..nice karanlık düşünceleri nice acıları bertaraf etti.Aydınlık doldu içime sanki,şefkatli bir elin sıcaklığı dokundu yüreğime..
Koskoca Hz.Ali bilmez mi ne dediğini,bilmez midir tavsiye ettiğinin hikmetlerini..
SübhanAllah..o nasıl güzel bir sözdür öyle..

“Senden vazgeçene rağbet etme.”
- Hz. Ali (ra)



Sözün tamamı ise şöyle:

“Sana rağbet ve muhabbeti olan kişiye rağbet etmemen, nasibinde noksana düşmendir. Senden hoşlanmayana rağbet etmense alçalmandır.”
- Hz. Ali (ra)


Allah ondan razı olsun..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

23 Mart 2019 Cumartesi

Instagram Profile Özel Yazı Stili Nasıl Eklenir?


Son zamanlarda Insgtaram'da gözüme takılan ve çok hoşuma giden bir özellikten bahsetmek isterim bugün.Dikkatinizi çekti mi bilemiyorum ama bazı hesapların açıklamalarında özel yazı stiline sahip cümleler yer alıyor örneğin benimkinde :)

Bakınız:



Gördünüz mü?..

Oldukça hoş görünüyor değil mi ayrıca çok fazla sayıda yazı stilinden seçim yapabiliyorsunuz ek olarak hem bilgisayardan hem cepten de yapılabiliyor.
Nasıl yapılır?

Hemen izah edeyim evvela buraya tıklayın: IgFonts
Karşınıza çok sade kullanım bakımından çok rahat bir sayfa çıkacaktır.
Aşağıdaki görselde de göründüğü üzere üst bölüme yazmak sitediğiniz metni giriyorsunuz ve hemen altında bir çok yazı stilinde hemen görüntülenen stili kopyalayıp Instagram hesabınıza gidip Profil düzenle diyerek bu cümleyi oraya kopyalıyorsunuz.



Çok güzel değil mi :)


Bu siteye benzer bir site daha var hemen onu da paylaşmak istiyorum sebebi de onun yazı stillerini daha çok beğeniyor oluşumdur belki ona da bakmak sitersiniz,buyrun:Lingojam

Deneyecek olanlar görüşlerini benimle paylaşsın ki ben de bu bilgiyi paylaştığım için mutlu olayım olur mu :)

Sevgilerimle..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

19 Mart 2019 Salı

Minimal Yaşam Tarzı - Minimalizmin Sınırı Var Mıdır + 4 Minimal Daire Turu Videosu


Altı kişilik aile olmalarına rağmen evlerine her gidişimde eşyalarının azlığından soooon derece etkilendiğim arkadaşımla kahvaltı ettim bugün..
Eve de gelir gelmez evimin eşyaları hatta eşyaların renkleri bile her anlamda rahatsızlık vermeye başladı.
Minimal yaşam tarzını benimsemiş çok sayıda insan var yeryüzünde,ben hariç! :)
Yapamıyorum çünkü.
Çok eşya sevdiğimden değil,sahip olduklarımın hayatımda bir yeri olduğu için yapamıyorum.
Ki;öyle çok fazla süslerim yoktur evimde,biblolar vs hiç yoktur fazlalık diye tanımlayabileceğim eşyaların da çoğunu elden çıkardım sayılır..
Oturur dolaşır gözlemler ve düşünürüm..
Acaba bana az gelen bu eşya başkaları için mi çok yoksa o insanların mı gerçekten çok az eşyası var?..
Hangisi doğru..
Devamında aklıma başka düşünceler de geliyor..örneğin,bir evi ev yapan eşyalar veya sevdiğimiz için duygusal bir bağımız olduüu için vermeye/atmaya/elden çıkarmaya kıyamadığımız eşyaları hayatı s a d e  l e ş t i r m e k uğruna yok mu etmemiz gerekiyor..ve artık,bu minimalist denen yaşam tarzı tam olarak nedir?

Az ile yetinmek midir?
Kendini sürekli bir şeyler ile frenlemek midir?
Bir tür işkence midir?

N E D İ R ?

Kalabalık aileler bunu başarabilir mi?..
Duvardaki bir tablo veya bir aynayı bile ''fazlalık'' görenler var..beş adet tabak ile idare edebilenler var..
Kabul ettiğim bir çok şey var.
Az eşya gerçekten hafifliktir,azaltıyorum gerçekten bunun için çaba sarf ediyorum ama tam olarak ne kadarını azaltmam gerekiyor?
Bunun bir sınırı var mıdır yoksa her kişi için değişen bir durum mudur?..
Sayısız videolar izledim..videoların çoğunda evler kocaman,eşyası tabii ki az ve tahmin ediyorum ki ev işi de öyle ama gerçekten ben böyle ''boş'' bir evde kendimi evimdeymiş gibi hissedebilir miyim?

Gerçekten bu duyduklarımız ve gördüklerimiz gerçeği yansıtıyor mu yoksa minimal yaşam tarzını benimsemiş insanların bizlere söylemedikleri hatta kendilerine bile itiraf edemedikleri bişeyler mi var?..

Aşağıda çok etkilendiğim bir kaç adet video ekliyorum..
Uzun süreli olmadıklarından izleyebilir bu konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz ki paylaşırsanız çok mutlu olurum..





Minimalizmin sınırı var mıdır?

Soru ve kafa patlattığım şey tam da budur aslında..

Yorumlarda buluşmak üzere..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

15 Mart 2019 Cuma

İlkbahar Henüz Gelmemiştir



İlkbahar henüz buralara gelmemiştir.
Bunu bizzat kendimi teyit etmiş oldum bugün.
Yağmurlu ıslak bir yürüyüşten en elegant (fiyakalı olsun diye böyle dedim) kareleri sizin için seçip paylaşacağım.
Evet,en zarif kareleri çekme esnasında hissettiklerimi düşündüklerimi de sıkıştıracağım onların arasına.Düşünceler ve hisler görüntülerle birleşince canlanıyorlar çünkü.
Bu kareleri çekmiş olan insanın içindekileri gözlerindekileriyle birleşince okuyucu da bu duyguları kendi duygularıyla birleştirip harmanlayınca paylaşılan şey her iki tarafa da anlam katıyor keyif veriyor.

Kahvemi alıp yağmura rağmen yürüyüşe çıktım bu sabah.Günlerdir bacaklarımda bir tutukluk,dizlerimde bir ağrı var,faydası olur ümidiyle yürümek istedim bir diğer yandan da fotoğraf alemine dalmak istedim.
Daldım da..


Nicedir ilkbahar kareleri paylaşırsınız dostlar,gönlüm isterdi ki ben de buna benzer bir şeyler paylaşabileyim ama yok,henüz ilkbahar yok buralarda..sessizce ve yavaş yavaş açan tomurcuklar hariç..


Yağmur nasıl bir nimettir..ilkbaharı ararken yağmurda fotoğraf çekmenin büyüsünü hatırladım birden ve her seferinde yaptığım gibi bu yürüyüşün temasını yani konusunu da belirlemiş oldum böylece..
Vazgeç ilkbahar karelerin peşinden koşmaktan,damlaların iiznden git bugün,yağmura git bugün dedim..ve gittim damlaların peşinden..


Cansız dalları kuru yüzyeleri canlandıran parlatan yağmurun izlerini göstermek istiyorum sizlere..yeşili daha canlı hafif olanı daha ağır göstermeye gücü olan yağmuru.


Küçücük bir damlanın içine dalıp dalıp gittim,ıslandıkça da ıslandım ama bunun güzelliği de etkiledi beni.Islanmanın hazzını da tatmış oldum böylece,ellerim,montum,makinemin çantası hatta makinem bile ıslanıp durdu..


Karşıma çıkan tek papatya buydu dahasını da göremedim.. 


Birileri çok hummalı bir çalışma yapmış,yağmur onun işine de güzellik katıp önplana çıkartmış..hayranım..



Tertemiz bir hava vardı,açık alanlar gönlüme huzur verdi,öylece kalakaldım doğanın içinde..ne saati düşündüm ne de gün içinde yapmam gerekenleri,geriye bıraktığım evimin durumunu bile hatrıma getirmedim..kopmuştum sanki herşeyden ve bu insana bazen gereken bir şeydir..
Bacakalrımın ağırlığı gitti,dizlerim kuvvetlendi sanki..botlarım yine çamur içinde montum sırılsıklam ve buğulanan obkektiflerim yürüyüşü sona erdirdi..
Minnet ve huzur doldum,arabama yöneldim,bagajda bekleyen su kasasını okul sınıfının kapısına zar zor taşıdım sonra da  kasabın yolunu tuttum.
Dolapta pişirilmeyi bekleyen lahanam için biraz kemikli et ve etli lahana sevmeyen evin erkek nufüsü için nohut konservesi aldım..
Böyle yağmurlu günlerde evde kaynatılan etin kokusu ve nemlenen pencereler insanın içini de yumuşatıyor..
Yüzlerce binlerce milyonlarca durumlar..Şükretmek için inanılmaz güzel sebepler bunlar..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp