29 Mart 2018 Perşembe

Sosyal Medya ve Halısız Yerler


Dün oğlumla uzunca sosyal medya ile ilgili konuşma imkanım oldu ne zamandır kendisiyle bu konuyu konuşmak istiyordum zaten.Arada bir karşıma çıkan makaleleri Whats app'tan kendisine gönderiyordum ama okuyup okumadığına dair emin değildim dolayısıyla bu konu hakkında tam olarak ne düşünüdüğünü merak içindeydim.
Nicedir başbaşa kalıp da evin dışında vakit geçirmemiştik kendisiyle.
Hava yağmurlu olmasına rağmen yumuşak ve ılıktı ama arabada kalmaya karar verdik.
Paylaşımlardan ve internete yüklenen bilgilerden yola çıkarak sohbetimiz bazen inişli bazen çıkışlı geçti.
Benim ona direnip ''Vebal altına girmek var ama!'' deyişlerimin çokluğu neticesinde haliyle oğlum geri tepti yeri gelince de ''Sosyal medyada yoksan zaten yoksun anne'' diyerek son noktayı koymuş oldu.
Haklıydı ,elbette haklıydı.
Sosyal medyada yoksan gerçek anlamda da yok sayılıyor artık insan.İllaki bir şeyler paylaşmak zorunda hissediyor kendini ve illaki özel hayatından kesitler koymak zorunda kalıyor.


Sosyal medya yüzünden aramızın açılmasını önlemek için bu konuşmayı tatlıya bağladık biraz şakalaştık ve sona erdirdik ancak bu konu gerçekten de çok su götürür çok konuşulur.

Günler yağmurlu ve dışarıya çıkmak için sebeplerim az.
Kızlarım da günü evde geçirmek zorunda kalıyorlar malum Paskalya tatili,haliyle de can sıkıntısı tavan yaptı çok yüksek değerlere ulaştı diyebilirim.
Olsun.
Kısacık bir zaman içinde boyanan veya kirlenen duvarları boyamak gerekiyordu bu günlerde.Eşimi boya işine sokmanın zorluğunu bildiğim için boya yerine duvarlara kağıt döşemeyi önerdim kendisi de sağ olsun kırmadı daha mantıklı olur dedi.
Şahsen boya işinde oldukça iyiyimdir ama tembelleştim.
Eskiden günlerce boya yapar evin her tür bakımını tamiratını dahi yapardım ama üç çocukla bu artık çok zor ve istemiyorum da ..

Zaman geçtikçe çocuklar büyüyor ve daha da kolay geçiyor ev içindeki bu tür uğraşlar.Her ne kadar olaylar eksik olmasa bile eskisi gibi değil.Zorluğu gittikçe azalıyor,tüneldeki ışık daha da belirgin hale geliyor.
Evin dağınıklığı her zaman bir rahatlığı da beraberinde getiriyor.
Ne zaman evde bir değişiklik veya bir iş yapmaya kalksak sanki dünyadaki hayatımızı daha hafife alıyor gibi davranıyoruz.
Eşyaların yeri ve durumu temizliği ve düzeni canımızı sıkmıyor örneğin.
Eşyaların bir o yana bir bu yana taşınmaları sürekli farklı farklı açılardan yaşadığımız yere bakma imkanı sunuyor.
Neden normal hayatta böyle olamıyoruz,acaba hayatı fazla mı kasıyor ve ciddiye alıyoruz diye düşünmeden edemiyorum.
Geçici bir süre kalacağımız bir yerde örneğin herşeyi çok doğal bir şekilde sıralıyoruz,geçici bir düzen olduğu için de kafamızı yormuyoruz.
Halı perde uyumuna takılmıyoruz yemeği neresi müsaitse orada yiyoruz.Bu gibi durumlarda yaşadığımız bu rahatlığı tüm dağınıklık ve karmaşaya rağmen özlüyorum ben.

Halısız yerler,perdesiz pencereler gökyüzünün her yerden görünmesi ayakların çıplak zemine basması yemeğin yerde yenmesi gibi durumları özlüyorum..kendimi hem daha özgür hem daha doğal hissediyorum..bir yandan işler bitsin bir yandan bitmesin istiyorum..


Elimde yeni bir kitap var,merak içinde okuyorum.İskender Pala'nın bu güne dek sadece Od kitabını okumuştum çok da etkilenmiştim.
İskender Pala çok özeldir benim için.Kalemi güzel verdiği bilgiler de etkiliyor okuru.
Katre-i Matem kitabında yine sevdiğim lezzette bir olay kurgusu ve bilgi aktarımı oluyor,olayların geçmişte yaşanıyor oluşu da gizemli bir hava katıyor daha da çekici kılıyor kitabı gözümde...yarıladım kitabı nerdeyse.

Aklım sürekli olarak babannemde..
Elimde olmadan sürekli ölümü düşünüyorum..senaryolar kurgular kuruyorum içimde belki de kaybetme korkumu bu şekilde yenmeye çalışıyorum veya kendimi alıştırıyorum.
Garipliğimizi de görüyorum yetersizliğimizi de.
Çıplak zeminlere seccademi seriyorum ayaklarım çıplak yere dokunuyor,ürperiyorum.
Garipsin insanoğlu garipsin diyorum hem gideceğini biliyorsun bu dünyadan hem de varınla yokunla dünyaya tırnaklar dişler batırıyorsun..
Dişliyorsun seni azar azar bitireni,tutunmak için tırmalıyorsun seni üzerinden atmak isteyeni..

Sevgiler,saygılar,itibarlar..

*fotoğraflar cep telefonu ile çekildi,malum doğal bir süreç içindeyiz herşey spontan :)
*bu yazı BURADAKI güzellik eşliğinde yazıldı.
Kiremithanem
Kiremithanem

”Bu Dünyada Çiçeklere Bakmak İçin Cehennemin Çatısında Yürüyoruz,Haydi Gelin,Çatıya Çıkalım!”

7 yorum:

  1. Kendi cenaze törenini düşünmek, hayatın normal seyrinde bir yumruk gibi oturuyor güne. Ben matrak yanını da düşündüm çok bulamasam da , sanırım ölüm en çok caminin avlusundaki o baş köşede saygıyı hak ediyor tüm yalınlığı ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buraya geleli beri cenaze törenine katılmadım çünkü alışık olduğumuz şekilde yapılmıyor cenazeler genelde kapalı bir yapı içinde yapılır ona da cami derler zaten ancak o avlu sessizliğini ben de hatırlıyorum ve o anlarda yapılan tefekkürü de özlüyorum.

      Sil
  2. Evet aslında bir bakımada dogru sosyal medyan yoksa sende yoksun sanki yaşamıyormussun gibi algılanıyor diğer insanlar tarafından.Ben sosyal medyanın dozunu bildikten sonra çok faydalı olduğunu düşünenlerdenim :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dozunu kaçırmak çok kolay yalnız ki bir çok uygulama bile var ama irade önemli :)
      Elbette faydası çok ama insan kaptırıyor kendini paylaşmayınca da özel hayatından bazı şeyleri kendini kötü hissedebiliyor.

      Sil
  3. Ben yaz gelince yerleri halısız seviyorum.Genel olarak da evimde fazla halı yoktur. Emeklilikten sora çok vaktim var ama ben şaşkınınm .Bir türlü bir düzen tutturamadım. Bu aralar en büyük kitabın mealini okudum.Sonrasında bir kitap alamadım elime henüz. Katre- Matem'i okumuştum geçen yıl. İskender Pala değişik bir tarzın yazarı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Halılarımı yıkayabileceğim geniş bir alanım olsaydı ben de daha çok halı kullanırdım ama burada halılar ne yazık ki küvette yıkanır bu da tam bir ızdırap küvetin kadar halı almak zorundasın :))
      Meali ben henüz okumadım,içimde bir dert oldu o da ayrı bir konu.

      Sil
  4. Sosyal medya nasıl bu kadar içine aldı yeni nesli, cidden algılayamıyorum. Devir değişmiş cidden, en iyi çocuklardan anlaşılıyor. Belki başka mecralardan girmeli anlatmaya, mesela insanız ya, bir arkadaşına diyelim bir yalan söyledi, sosyal medyada yayınlayacağı bir foto o yalanla zıt duruyorsa bunun onun hakkında çıkacak spekülasyonlardan etkileneceği, mutsuz olacağı türünden anlatımlar yapılmalı belki. Ama şu da var ki; herkesin bir şeyi tecrübe etmesi gerekiyor :(

    Ah ölümler... aileden "en yakınım" dediklerimi hep yitirdim.. sanki artık acıyacak başka yerim kalmamış gibi hissediyorum. Hastaya da, diriye de şifa ve iç huzuru dilerim. 🙏

    YanıtlaSil