23 Şubat 2018 Cuma

Renkli Kaktüs-Boyanmış Kaktüslere Dikkat



Son zamanlarda renkli kaktüs furyası dönmeye başladı.
Fotoğrafını gördüğüm zaman inanılmaz güzel göründü gözüme ama ilk sorduğum soru da elbette gerçek olup olmadığı yönünde oldu.Böyle bir şey olabilir mi vardıysa da bunca yıl nasıl oldu da karşıam çıkmamış olabilir merak etmeden duramadım.
-Şu resmi bana göndersene,dedim eşime.
Not olarak kaldı oresim ve bugün bu konuyu araştırdım biraz.

Renkli kaktüs var mı gerçekten?

Yoksa gördüklerim renklendirilmiş yani boyanmış kaktüsler miydi?


RENKLİ KAKTÜS-RENKLENDİRİLMİŞ KAKTÜS-BOYALI KAKTÜS

Renkli kaktüsler gerçek mi doğal mı?

Elbette doğada renkli olan kaktüsler de vardır ama para hırsı ve biz insanların farklılık arayışı öyle seviyelere ulaşmış olmalı ki bir çok yerde kimyasal boyalar ile boyanmış ve hatta üzerine doğal ve kendine ait çiçekmiş gibi ışıkta açan karanlıkta kapanabilen çiçekler yapıştırılmış kaktüsler satışı yapılmaktadır.
Resimdeki kaktüsler boyanmıştır.



Benim kaktüslerim de marketten alınmış kaktüslerdir.Orkidelerden bir kaçını kaybettim ne yazık ki..sadece iki tane orkidem kaldı bir tanesi güzelce tomurcuk bağlamış yakında da patlayacaklar gibi ama bir diğerinden hiç ümidim yok.
Çiçek yetiştirmek de başlı başına ilgi isteyen bir şey tabii ki ve bilgi,bilgi edinmek de çok önemli.

Ek olarak bilmediğimiz yabancısı olduğumuz çiçekleri tanımadan hakkında bilgi almadan marketten almamanızı tavsiye edebilirim.
Markette günlerce raflarında öyle güzel durmalarının bir nedeni var dostlarım.
Eve alınıp geldiklerinde bir kaç gün içinde o ilk görüntülerinden ve sağlıklı hallerinden eser kalmıyor.Demek ki markette çiçeklere muhakkak bir şeyler yapılıyor veya veriliyor.
Ne veriliyorsa artık markette o bitkilere.

Kaktüslerin kendi çiçeklerini vermeleri bakım ve zaman gerektirir tabii ki,sabırsızlık göstererek veya markette gördüklerimizi eve alarak hata yaptığımıza inanıyorum.
Sıcak yapıştırıcı ile konan o güzelim çiçeklerin çoğu kaktüsün kendi açmış olduğu çiçeği DEĞİLDİR.
Yani üzerine başka bir çiçek yapışıtırılmış oluyor,aklım almıyor ama gerçek.



Benim en son aldığım kaktüslerim (lütfen Maşallah deyin) sıcak ve çok güneş alan bir yerde odluklarından güzelce büyüyorlar.Buraya ilk alındığı zamanda çektiği fotoğrafları ekliyorum.Gelişmiş hallerini belki ileride paylaşırım şimdilik beklemek istiyorum.

Bu halleri oldukça güzel çünkü marketten yeni alınmıştı.Hamdolsun ki büyüyorlar ve sanırım kaktüs yetiştiriciliği çok daha rahattır.
Sulaması ve bakımı çok az emek gerektiriyor.Elbette çiçek veren türden bir kaktüsün çiçek açtığını görmek aylarca bir bekleyiş anlamına gelebilir ama yaradılışı budur,böyle olmalı ve beklemek gerekli.
Bu bitkilere de müdahale ederek,üzerlerine canlı ama kendine ait olmayan çiçekler monte ederek kimyasallar kullanarak renklendirerek doğanın bir güzelliğini daha değiştirmek zulüm değil mi?..

Var olan kaktüsleri boyamak,renklendirmek veya rengini değiştirmek isteyenlerin de görüş ve yorumlarını okudum.
Her tür müdahale çiçeğin yani bitkinin yaratılışına zarar vermektedir.Doğal yöntemi yoktur çünkü onu yaradan böyle yaratmıştır.
Allah onları öyle yaratmışsa neden değiştirmek isteniyor anlamış değilim.
Zalimsin insanoğlu.



tamamını gör
PAYLAŞ:

22 Şubat 2018 Perşembe

Koku:Hayatımı Etkileyen Bir Kitap


52 Haftalık Challenge
 Hayatınızı etkilemiş bir kitap.
Hafta:8

Bu haftanın Challenge konusu bizi etkileyen bir kitap ile ilgili bilirim ki bu meydan okumayı yapanlar bu konuda epey sıkıntı çekecektir kitap seçme konusunda çünkü gerçekten güzel kitaplar okumuşluğu var herkesin ancak seçim yapmak zorundayız tabii ki.
Bana göre etkileyici kitap kendini yılllar sonra tekrar okutan bir kitaptır.
Bahis konusu olan kitap ise Patrcik Süskind'in Koku kitabı.
Etkisi altında yıllarca kaldığım bir kitap ve geçen ay tekrar okuyup bitirdiğim bir kitaptır kendisi..
Fransa'nın kirli sokaklarında parfüm yapımı ile ilgili bolca bilgi içeren sisli sokakların bir o kadar sisli ve dumanlı olabilen insanın ruh hallerini yazmaktadır.
Yazar çok bilgili bazı yerlerde hafif bir bunalım sarmıyor degil ama konu öyle güçlü ki okurun dikkatini dağıtmıyor.
Elimden düşüremeden okudum her iki seferde de..
Kitap yorumu yapmak benim için her zaman zordur öyle ustaca kitap yorumcularımız var ki sağ olsunlar onların yorumlarını okuyunca senin yaptığın yorum da neymiş peeeh dedirten türden ancak etkilendiğim bir kitap ile ilgili yazmak gerekiyor bunları yazdım.
Tavsiye eder misin derseniz orasını bilemiyorum.
Oldukça sert bir kitap aslında kendine özgü bir havası var sanırım pek benzeri de yoktur.
Günümüzde gerek kitap gerek film veya dizi konusu olan yapımlara benziyor ama bu yazarın kalemi olayları anlatma şekli ve beraberinde verdiği bilgiler doğrultusunda okuru kendine bağlıyor bunu da sadece kelimelerle yapabiliyor oluşu kendisini gözümde çok başarılı kılıyor.
Kitabı okurken verilen detaylarla kendi hayalimde o zamanın Fransa ve yaşam biçimini kolaylıkla canlandırabildim.
Bir insanın ne kadar sinsi ne kadar acımasız ne kadar kendi içinde diğer insanların duygu ve durumunu düşünmeden yaşayabileceğini fark ettim bunun yanısıra bir insanın bir amaç uğruna neleri göze alabileceğini de düşündüren bir kitap.
Sonu muhteşem ama muhteşem bir güzelli kdeğil bu.
Tamamen bir yokoluş ve bir bitiş ile bitiyor kitap.

Peki benim hayatımı ne yönde nasıl etkilemiş oldu?..

Kitabı okuduğum dönemde bir insanın amacına ulaşması için her şeye başvurabileceğini,sınırlarından da ötesine geçebileceğini gösteren çarpıcı bir örnek oldu benim için.
Yani kısaca bu kitabı okuduktan sonra insanın hiç bir şeye şaşırmaması gerektiğini anladım..

Daha da kısaca:İnsan her şey yapar.

Kitaptan bir kaç alıntı da eklemek isterim,alıntıları Türkçe aktaracağım zira ben kitabı Yunanca olarak okudum.

Koku-Patrick Süskind

*İcatlara kuşkuyla bakardı,çünkü her icat,bir kuralın bozulması anlamına gelirdi.

*Parfüm zaman içinde yaşar;gençliği,olgunluğu,yaşlılığı vardır.Ve ancak hayatının üç çağında da aynı hoş biçimde koku veriyorsa başarılı olmuş denebilir.

*"Her sanatta ve her zanaatta -Bak gitmeden bunu aklına yaz!- yetenek hiçbir şey ifade etmez,ama deneyim,alçakgönüllülükle,çalışkanlıkla elde edilmiş deneyim her şeydir."

*Kokuların öyle bir inandırıcılığı vardır ki,sözden,gözle görmekten,duygudan,iradeden daha güçlüdür.Savılıp atılamaz bu inandırıcılık,soluduğumuz havanın ciğerlerimize işleyişi gibi,o da içimize işler,doldurur bizi,hepten ele geçirir,çaresi yoktur.

*Uyumak başarının ruhunu tehlikeye atardı.

*“Koku, soluğun kardeşiydi. Onunla birlikte insanların içine giriyordu, yaşamak istiyorlarsa karşı duramıyorlardı. Hem de tam orta yerlerine giriyordu koku, doğrudan kalplerine ve orada akla karayı ayırır gibi ayırıyordu ilgiyle aşağılamayı, iğrentiyle zevki, aşkla nefreti.. ”

*Kokladığın sürece karar verme! (...) Kokluyorsan kokla, karar vereceksen kokladıktan sonra ver!
Kitap beyaz perdeye de taşınarak Koku Bir Katilin Hikayesi olarak vizyona da girmiştir.Onu da çok merak ediyorusum doğrusu..dönem filmi oluşu daayrı güzel :)
İlk fırsatta izlemek için de linki BURAYA bırakıyorum..

Sevgiler.

tamamını gör
PAYLAŞ:

Sisli Sabahları Serçeler Süsler



Bulutların toprak ve çimlerle buluştuğu bir gündü.
Sis,sık sık onları ziyaret etmeye gelir onları ve çevrenin görüntüsü tamamen onun hakimiyeti altında kalır.
Renkleri soldurur,sıcaklığı düşürür,görme oranını zayıflatır.
Mesafeleri kısaltır,yoğunlaşmayı sağlar..
Bulutun içinde yaşamak gibi bir his oluşur içimde,sanki yeryüzü gökyüzüne çıkmış gibi bir duygu bu.
Gökyüzünde ördek olur mu,karga uçar mı?..
Ördek de olur karga da uçar..
Sisli sabahların da bir güzelliği var..
Kahveye çok yakışır mesela sisli sabahlar,pencerelerin camına yapışır bulutlar.
-Aç camı,içeriye de girmek istiyorum der sanırsın..















Ve sonra kuşlar..
Bu minik kanatlı canlılar çıkar karşıma..hemen arabamın dibinde bir cümbüş bir heyecan,sabah sabah,sislerin içinde bulutların içinde..
Cıvıltılardan anlayan var mı?
Kim tercüme edebilir bu konuşmalarını?..
Neler anlatıyorlar birbirine kimbilir..







Oldu mu şimdi böylesine sisli bir havada gelirsiniz bu kadar yakınıma.
Cıvıltılarınızla kısa mesafeli uçuşlarınızla dağıtırsınız dikkatimi..
Sonra bir bakmışım ki sis gidiyor..o beyaz bulutun içinden çıkıyor dünya yavaş yavaş..
Her taraf bulutken birden dünya gösteriyor kendini yine..


tamamını gör
PAYLAŞ:

21 Şubat 2018 Çarşamba

Film:Ağ/The Net-Kim Ki Duk


Son zamanlarda en çok etkilendiğim film.Güney Kore ile Kuzey Kore arasında geçen olaylar insanın yüreğini kağıt gibi buruşturuyor,insanın ailesinden ve kalben bağlı olduğu kişilerden dünya üzerinde daha değerli bir şey olmadığını gösteriyor.Ailenin kıymetini gösteriyor düşündürüyor..
Filmi izledikten sonra her gün gözlerimin önünde olup çok az şükrettiğimi fark ettiğim nimetleri fark ettim.
Ailem,evim eşim..onlara istediğim zaman sarılmanın dokunmanın görmenin ve hatta istediğim zaman yanlarında olmanın nasıl bir nimet olduğunu çarpıcı bir şekilde hissettiren bir film oldu benim için.
Son derece etkileyici,gözyaşlarım aktı,kalbim paramparça oldu.
Film sert sahneler içermektedir çocuklarla asla izlemeyin lütfen.



Filmi BURADAN izleyebilirsiniz (türkçe dublaj).

İyi seyirler dilerim


tamamını gör
PAYLAŞ:

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi
Muhteşem görünümlü pastalar yapmak belki de o kadar kolay değil o da ayrı bir yetenek sonuçta ama temiz ve taze pastalar yapmak kolaydır inanın bana..
Pratik pandispanya tarifi arayanlara sürekli kullandığım bir tarifi paylaşıpblogumda da yer alsın istedim..
Hazırlaması kolaydır sizi çok fazla yormayacaktır bundan emin olabilirsiniz tadı da hem lezzetli hem de sünger gibi yumuşak bir pandispanya tarifi olur kendisi..

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi

EV YAPIMI PANDISPANYA TARİFİ

MALZEMELER:

4 adet yumurta
4 Türk kahve fincanı şeker
4 Türk kahve fincanı un
1 Türk kahve fincanı su
1 paket kabartma tozu


YAPILIŞI:

  • Tepsimizi iyice yağlayalım,tarifte kullanılan harç 26cm'lik tepsi içindir.
  • Yumurtalar karıştırmakabına alınır üzerine şeker eklenir köpürene dek yüksek devirde 6-7' çırpılır.
  • Ardından un kabartma tozu ve su eklenip 1' daha çırpılır.
  • Harcımızı kalıbımıza dökelim
  • Harcın içindeki hava kabarcıklarını söndürmeden hemen soğuk fırına verelim.
  • Fırınımızı 180 dereceye ayarlayalım.

PİŞME SÜRECİ:

Pandispanyamız iyice kabarmadan bir kaç sanilyeliğine dahi olsa ASLA fırınımızı açmıyoruz.
Fırını açarsanız kabarmış olsa bile ortası çökebilir,sönebilir.
İyice kabardıktan sonra fırının derecesini biraz düşürmekte fayda var.
Daha düşük sıcaklıkta 10' daha pişirelim.
Fırından fırına daima fark vardır sizin dikkat etmeniz gereken ilk baştasıcak iyice kabardıktan sonra ise üstü yanmaması için sıcaklığı çok az düşürmenizdir.
Fırını açmayın :)


*PÜF NOKTASI
Kekimiz piştikten sonra kalıptan kolayca ayrılması için ıslak bir bıçak ile çevresini açalım..
Üstü görüntü bakımından kabarcıklı olabilir böyle bir durumda keki ters çevirip kullanın :)

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi
Görüntüsü de muhteşem tadı da çok çok güzel üstelik oldukça da çabuk hazırlanan pratik pandispanya tarifi her kadının tarif defterinde bulunmalı..

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi

Pandispanyamız piştikten sonra da süsleme aşamasına geçtim ki bu konuda çok çok başarılı olduğumu söyleyebilirim (yalaaaaaannnn söylüyorsun Nalaaannn)

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi
Aslolan çocukların temiz yiyecekler tüketmesi..Dört bir yanımızı sarmış olan jelatin illeti de büyük bir sıkıntı buralarda..nerdeyse her şeyde bulunuyor dolayısıyla mükemmel pastalar yapamayabiliriz ama gönül rahatlığı ile sevdiklerimize yedirebileceğimiz pastalarımız olur..

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi

Benim pastam böyle bir şey oldu..takdire şayan bir sanat eseri olduğunu biliyorum açıkçası :)
(pek de mütevazi)

Ev Yapımı Pastalar İçin Pratik Pandispanya Tarifi

Deneyecek olanlara kolaylıklar diliyorum sürekli kullandığım Pandispanya tarifi Antalya'da yaşamakta olan Pınar Sedef Ünal hanımefendiye aittir.
Kendisi de bir blog yazarıdır ayrıca,bloguna ulaşmak için tıklayın:PINAR SEDEF ÜNAL


Sevgilerimle..


tamamını gör
PAYLAŞ:

20 Şubat 2018 Salı

Ağaç Dediğin Ne Ki-Bol Keseden Ağaç Fotoğrafları İçerir


Çevre bakanı olma imkanım olsaydı veya bana 'Bir günlüğüne Çevre bakanı olma imkanın olsaydı neleri değiştirirdin?'' denseydi kesinlikle inşa edilen her yapı için ağaç dikimini mecburi kılar veya her apartman için,içinde yaşayan kişi sayısınca apartmanın çevresine ağaç dikme zorunluluğunu yasalaştırırdım.
Apartmanın ebatları doğrultusunda da ağaç dikme alanı bulunmayan yapılara inşa izni vermezdim :))

Ağaçların hava gibi güneş gibi su gibi sıradan olduğunu düşünüyoruz.Yani,onlar bizim dünyaya geldiğimizden kendimizi fark ettiğimizden beri ordalar..nasıl olsa da hep orada olacaklar diye bir inancımız var..

Bu kadar basit değil oysa..
Bir ağacın varlığı bir ağacın yetişmesi bir ağacın insana kattıklarını bilmek belki bizi biraz daha duyarlı ve belki de bu güzelliğin sayısını artırmak için sebep olabilir diye ağaçlar ile ilgili bilgi ağaçlar ile ilgili atasözleri ağaçlar ile ilgili dolu dolu bir yazı hazırladım..

AĞAÇ DEDİĞİN NE Kİ?

Ağaç önemli çünkü o da Dünya üzerinde bulunan Allah tarafından yaratılmış herşey gibi bir ayettir bir mucizedir..
Bir ağacın dokularının arasında su hattı vardır örneğin bu su hattının düzenli olarak işlevselliğini koruması için sürekli su ihtiyaç vardır.
Yani çevrede ne kadar ağaç varsa Allah da o oranda yağmur yağdırıyor..çok ağaç demek çok yağmur demek çok yağmur demek hem bereket demek hem de içme suyu rezervelerimizin dolu olması demektir bir bakıma..

Ağacı kestin mi içme suyunu da kesmiş oluyorsun kısaca :)
Ağacı kesme..


Yetişkin bir kayın ağacı, sıcak bir günde 250 litre, küçük bir ayçiçeği ise 1 litre su kullanır. Okaliptüs ağaçları ise günde ortalama 400 litre su kullandıklarından bataklıkları kurutmada fayda sağlar.

Ağaçların köklerinden aldıkları suyu bütün gövdeye kılcallık kuvveti ile en uç noktada bulunan yaprağa kadar ulaştırdığını biliyor musun?..
Bu mucize sende de gerçekleşiyor..hem de her gün..

İnsanoğlunun da her damarında bir nevi kapakçık bulunur bu kapakçıklar kanın yukarıya çıkmasında organlara ulaşmasında yardımcı oluyor.Kanının ta beynine kadar gitmesine neden olan bu kapakçık sistemine benzer bir sistem ağaçlarda da var..
İkimizde dik duran canlılarız çünkü :)

AĞAÇ DEYİP GEÇME

Bir ağaç kendi besinini toprak ve havadan sağladığı güneş ışığı sayesinde üretir. Bu, hiçbir canlı hayvan vücudunun beceremediği son derece karmaşık bir durumdur. 


Yapraklardaki klorofil denilen yeşil madde sayesinde, havanın karbondioksit'inden, güneş ışığı altında fotosentez denilen hadise sonucunda kendisi ve öbür canlılara fayda sağlayacak besinleri meydana getirir.


Her yaprak, kendini dış etkenlere karşı koruyacak şekilde çok etkili bir tabaka ile örtülüdür. Hava, yaprakların altındaki çok küçük deliklerden stoma girebilir. Suyun buharlaşmasıyla da, bu deliklerden (por) sağlanır. Yaprak ihtiyaç durumuna göre bu delikleri açar ya da kapatır. Ağaç kabuğu çok etkili bir su geçirmeyen zırhtır. Bir ağaç, başından köküne kadar, su buğusunun dışarı sızmasına karşı korunmuştur.

KAYNAK:agac.gen.tr

SubhanAllah!..

Tamamen kanıtlanmamış şöyle bir teori de mevcut:



Leonardo da Vinci, 500 yıl önce, ağaçlar hakkında çok ilginç bir gözlem yapmıştır. Ağaçların evrensel bir büyüme örüntüsü sergilediğini, ağacın gövdesi ile dallarının boyutu arasında bir ilişki olduğunu fark etmiştir. Ağaç türlerinin bir çoğunda geçerli olan kurala göre, dalların toplam kalınlığı, ağaç gövdesinin toplam kalınlığına eşittir.

Oregon Devlet Üniversitesi’nde bitki fizyolojisi uzmanı Kate McCulloh, yakın zamana kadar bilim dünyasının, Leonardo’nun keşfettiği bu muhteşem kural üzerinde gerçek anlamda çalışılmamış olduğunu bildirmiştir.

Da Vinci defterine, ağacın yüksekliğinin her aşamasında dalları ve gövde kalınlığının eşit olduğunu not etmiştir. Başka bir deyişle, ağacın dallarını bir araya getirip, gövdenin ucuna eklendiğini farz edersek, sütuna benzer bir görüntü meydana gelecektir.
Ancak bunun sadece bir teori olduğunu unutmayalım.


AĞAÇ BİR MUCİZE BİR AYETTİR

Yeryüzünde, narin süs ağaçlarından, dev sekoyalara kadar 20.000 kadardan fazla ağaç türü olduğu bilinmektedir. Bilinen en yaşlı ağaç, Kaliforniya'da bulunan 4700 yaşındaki bir çam ağacıdır. Bilinen en uzun boylu ağaçsa, Avustralya'da bulunan yaklaşık 150 m. boyundaki bir okaliptüs ağacıdır. Ağaç türlerinin en çeşitli olduğu yerler, tropikal yağmur ormanlarıdır. Ülkemizde de çok sayıda ağaç türü bulunur. Ağaçların biçimleri ve büyüklükleri birbirinden ne kadar farklı olursa olsun, iki bitki grubundan birine aittirler. Açık tohumlular ya da kapalı tohumlular. Kapalı tohumlu bitkiler, tohumu koruyucu bir tabakayla kaplı, çiçekli bitkilerdir. Bilinen bitki türlerinin %90'ı kapalı tohumludur. Açık tohumlu bitkilerse, koruyucu bir tabaka ile kaplanmamış tohumlar üreten ağaçlar ve çalılardır. Bunlar, çiçek açmazlar. En bilinenleri, servi, çam, ladin, ginko gibi ağaçlardır.

AĞAÇ FOTOĞRAFLARI-AĞAÇ RESİMLERİ












AĞAÇ İLE İLGİLİ GÜZEL ATASÖZLERİ

Ağaca balta vurmuşlar “sapı bedenimden” demişAnlamı: insana en yakını bile kötülük edebilir.

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olurAnlamı: çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler.

Ağaca çıksa pabucu yerde kalmazAnlamı: davranışlarına engel olacak hiçbir takıntısı yok.

Ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölürAnlamı: insan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir.

Ağacı kurt, insanı dert yerAnlamı: kurt ağacı nasıl içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir.
Ağacın kurdu içinde olurAnlamı: bir topluluğu çökertecek olan şey yine kendi içinden çıkar.

Ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salarAnlamı: yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur.

Ağaç kökünden yıkılırAnlamı: bir düzen, ayrıntıların değişmesiyle değil temelin bozulmasıyla yıkılır.

Ağaç ne kadar uzasa göğe ermezAnlamı: insan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur.

Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değerAnlamı: güzel insanlar her yerde ilgi çekerler, her zaman onların sözü kabul edilir.

Ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir)Anlamı: insan önemli işleri akrabası, yakınları, yandaşlarından güç alarak daha kolay yapar.
Ağaç yaş iken eğilirAnlamı: insanlar küçük yaşta kolay eğitilir.


Ağaç kuş yuvası demek,gölge demek,kağıt demek kitap demek,masa demek yatak demek hayatının her alanında ruhen ve manen ihtiyaç demek.
Ağaç şiir ağaç duygu ağaç serinlik ağaç salıncak demek.
Ağaç dünya dünya sen sen evren evren sonsuzluk demek..
İstediğin taraftan bak istediğin yana çek,ağaç olmalı sen de olmak istiyorsan bu evrende eğer...



Giderayak güzel de bir video eklemek istiyorum




Ekranı büyüterek izlemeniz tavsiye edilir..
Sevgilerimle..


tamamını gör
PAYLAŞ:

19 Şubat 2018 Pazartesi

Portakal Aromalı Anne Keki/Portakallı Kek

PORTAKALLI KLASIK KEK TARİFİ
Portakalın kek ile buluşmaları her zaman güzel oluyor değil mi?..içinde portakal suyu olmamasına rağmen yoğun bir portakal tadı içeren klasik kek sevenler için denenesi bir tarif.
Her hangi bir özelliği yok aslında ancak evde pişen bir kek bile insana çocukluğunu hatırlatabiliyor..
Evimizde pişen bu kek tarifi beni çocukluk yıllarıma götürdü..
Deneyecek olanlara şimdiden kolaylıklar dilerim..

PORTAKALLI KLASIK KEK TARİFİ

PORTAKAL AROMALI ANNE KEKİ-KLASİK KEK TARİFİ




MALZEMELER

250gr yumuşatılmış tereyağı
250gr şeker (1 su bardağı kadar)
4 adet orta boy yumurta
250gr un
1.5 paket kabartma tozu
1 portakalın kabuk rendesi
2 paket vanilya
2 çorba kaşığı kakao (tepeleme olmasın)
1 kahve fincanı süt


YAPILIŞI

  • Kek yapımına başlamadan evvel fırınımızı orta sıcaklışa ayarlayalıp açalım,180 derece gibi bir sıcaklıkta olursa iyi olur.
  • Kek kalıbımızı yağlayıp unlayalım.
  • Derin bir kapta şeker ile tereyağımızı iyice çırpalım.
  • Yumurtalarımızı da ekleyip çırpmaya devam edelim.
  • Karıştırdıkça etrafa biriken harcı bir spatula yardımı ile ortaya alalım.
  • Portakal rendesi un ve vanilyaları da ekleyelim.
  • Hazır olan harcımızın yarısını kek kalıbımıza boşaltalım.
  • Kakaomuzu küçük bir kasede süt ile krema görünümü elde edene kadar karıştıralım.
  • Kakaolu karışımı kek kalıbımızdaki harcımıza ekleyelim.
  • Yumuşak hareketlerle kakaolu harcı kalıptaki harca karıştıralım.
  • Kekimiz pişmeye hazırdır.
  • Fırına göre pişme süresi değişebilir ancak ortalama 35-40 dakikada kekimiz pişmiş olur.


*PÜF NOKTASI
Tamamen soğumadan keki kalıptan çıkarmamaya özen göstermekte fayda var.

ÖNERİ:
Portakallı tarifler arayışında olanlar için bu iki tarifimi de denemelerini öneririm..

PORTAKAL PELTESİ TARİFİ
PORTAKALLI YUFKALI TATLI-ŞERBETLİ PRATİK LEZZETLİ

PORTAKALLI KLASIK KEK TARİFİ

Arzuya göre pudra şekeri ile de süsleyebilirsiniz..

PORTAKALLI KLASIK KEK TARİFİ

Portakalı sevdiğimiz için portakal dilimleri ile tükettik..

PORTAKALLI KLASIK KEK TARİFİ
Evinizden şükür,bereket huzur ve kek kokuları eksik olmasın..
Deneyecek olanlara kolaylıklar dilerim..

Afiyet olsun..


tamamını gör
PAYLAŞ: