10 Ocak 2018 Çarşamba

Ses ve Su


Bir dünya günü dünya üzerinde bir ses varmış..rengi olan ama ismi olmayan bir ses..
Her duyguya ifade her gönüle çare bir ses..ama ismi yokmuş..
Bir yerlere konması,bir şeylere yakıştırılması imkansızmış bu yüzden..

Bu renkli sesin bir özelliği daha varmış..tabiatı gereği içinde su varmış..su sesi desen değil,ses suyu desen o da değil..herkesin anlayamayacağı türden bir yaradılışı varmış..
Su gibi bir ses,ses gibi bir su diyebilirim belki ona ama inan o da değil..

Su renksizdir çünkü ama tüm renkleri alır içine..ses de renklidir aslında bir çok duyguyu gizler içinde..biz insanlar suya ve sese duygular giydirir,düşünceler yükleriz,kimimiz ben gibi ketum olanlar özellikle başını suya eğip söyler sıkıntısını,derdini..sitemli olan bir suyun rengi de ona göre renk alır..

Bazen kahverengi damlalar dökülür dünyaya,bazen açık gri,bazen katran karası bazen çok beyaz çok şeffaf çok duru..bu neden olur biliyon mu?...su,bizdekileri içine alır..
Su,kaydediyor bizi..içimizdeyken,içimizden çıkarken..ve her çıkışında doğaya karışırken ve tekrar geldiği yere yani göğe doğru buhar şeklinde yükselirken bizden aldıklarını veya ona yüklediklerimizi taşır göklere,içinde kaydettikleriyle beraber...bu yüzden bazen yağmur da renkli yağar dünyaya..bazen duru beyaz bazen şeffaf bazen katran karası..

Bazen şeker pembesine dönüşür su...şekerin içindedir tüm tatlılık ve masumiyet..bir kelebeğe ilk kez dokunan bir çocuğun sevinci gibidir o an su..bütünleşir bütünleşebildiği kadar o sevinçle..şeker pembesi olur..

Bazen,su kaldıramaz gördüklerini..rengini gördüklerinden duyduklarından ve içine girdiklerinden alır ya su,bazen rengi kederli bir ananın bağrından kopan çığlığın rengine döner,kan kırmızı bir çığlığa döner bazen bir ayrılığın yanından geçerken ayrılık acısını kaydeder ve rengi katran karası olur,bazen deli mavi kavuşan iki gönüle şahit olurken..

Yazarlardı yazarlar bunu fark etseydi ..o manevi kapıların eşiğinde duranlardan olsalardı,kapıdan gördüklerini bize de anlatırlardı bilirim..ya da tutulurdu dil geri çekilirdi kalem,haya ederdi manevi güçten,efsundan ve sukunetten,kırardı kendini her kalem ..
Ancak,gün öyle bir gün devir öyle bir devir ki,yazar yazamaz yazılanı her zaman..yazgıya inanmaz çünkü yazar her zaman. .

Yazar odur ki,yazılanı bilmiştir..bilen zaten,susuzluğu geçmiş,gerçeği bilmiştir..
Sesine ve suyuna şekil gelmiştir..ama hiç bir yazar buna isim verememiştir..





Kiremithanem
Kiremithanem

”Bu Dünyada Çiçeklere Bakmak İçin Cehennemin Çatısında Yürüyoruz,Haydi Gelin,Çatıya Çıkalım!”

6 yorum:

  1. Çok ilginç geldi. Teşekkürler. Su ve ses :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında,çok şeyi anlamıyoruz biz..anlıyormuşuz gibi davranıyoruz ama..yok :)
      Ben teşekkür ederim..

      Sil
  2. Evet,gerçekten çok ilginç bir yaklaşım olmuş.Sesi bilmiyorum ama suyla ilgili deneyler var di mi Sevgiciğim? Ha bir de hiçbir sesin evrenden kaybolmayacağını biliy orum.Onun için söylediklerimize dikkat etmeliyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu ile ilgili bir çok deney ve elde edilen inanılmaz buluşlar olduğunu biliyorum zaten suyun hafızası var.
      Kanımca hiç bir şey kaybolmuyor güzel canlım❤

      Sil
  3. Çok farklı bir yazıydı hiç bu tarafından bakmamıştım. Teşekkürler:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzerimize neler yağıyor kimbilir😇

      Sil