7 Ocak 2018 Pazar

Bulgaristan'da Bir Ev

Eski Ev-Temsili Resim
Yıllar evvel bir amaç için Bulgaristan'a gitmiştim.
Hedefimiz olan şehre ulaştıktan sonra yapılacak olan işlerimizi hallettik.
Ancak işlerimiz sonraki güne de sarkınca bir otelde kalmaya karar verdik.
Otelimiz dağa yakın bir konumdaydı ve odamız da haliyle dağa bakıyordu.Balkonu çok güzeldi mesela,her taraf yemyeşil,taze dağ kokusu ise odaya girmeme nerdeyse izin vermiyordu sanki..
Gün içinde bulunduğumuz şehri dolaştık ve bir tanıdığı ziyaret etmeye karar verdik nasılsa bol zamanımız vardı.
Tanıdığımız şehrin dışında bir köyde kalıyordu onu bulmakta biraz zorlansak da sonunda bulabildik.
Ev eski bir köy eviydi.Bahçe diye bir şey yok sadece sağa sola bırakılmış tarla aletleri ve ekipmanları vardı.
Evin içi de bahçeye benziyordu..eşyalar çok eskiydi halılar yıpranmıştı salonla birleşik olan mutfak dolapları eşyaları da farklı farklıydı ancak evin içi ve salonun açık duran balkon kapısı öyle bir kucaklamış,ortamın doğallığı ve balkon kapısından içeriye giren dağ havası ile tatlı tatlı yağan yağmurun sesi ve kokusu beni mest etmişti.
Bulgaristan'ın çok güzel bir doğası var yeşili boldur dağı çoktur.Bu küçük köy evinin balkonuna çıkınca bütün bu yeşillik ve dağın kokusu yağmurun serinliği ile birleşti sanki.Ülkenin özeti gibiydi bir bakıma..

İçeriden çok dışarıda balkonda oturdum..evin içi de çiçekler ve bitkilerle dolup taşıyordu.Çevremde hiç bir yenilik yoktu,günümüze dair çok az şey vardı örneğin bilgisayar geniş ekran televizyon modern koltuklar veya sehpalar yemek masaları gibi eşyalar yoktuhiç bir eşya başka bir eşyaya göre alınmamış sıralanmamıştı,perdeler halılara uymuyordu masalar sandalyeye uymuyordu ama öyle samimi bir odaydı ki hele balkon kapısının konumu..
Balkona çıkmak için belki o evde onlarca yıl yaşayan bir sarmaşığın altından geçmek zorunda kalıyordum.
Balkon..balkon büyüleyiciydi..daracık ama o da çiçek ve bitki doluydu..parmaklıklar küf tutmuş uzun süre boya görmemişti..yeşillik her yerdeydi,saksıların çoğu topraktan kimileri çatlamıştı yine de içindeki çiçek saksıyı saksı da çiçeği bırakmamış birbirine sımsıkı sarılmıştı.Böyle bir güzelliğin içinde kendimi başka bir dönemde hissettim..
Yağmuru uzun uzun seyrettim elimi uzatıp damlaların avucumun içine düşmelerini izledim..balkondaki küçük eski bir sandalyeye oturdum,saksıların kırılmış yerlerinden bile büyümeye devam eden çiçeklere dokundum..nerdeyse her taraf ıslaktı.
Doğa hiç bu kadar yakın olmamıştı gözlerime sanki..oysa ben kendimi bildim bileli doğanın içindeydim ama bu evde doğa sanki evin içindeydi..

Sadece yeşilliğin veya evdeki bitkilerin yoğunluğundan değildi böyle hissetmem.Evin genel olarak doğal bir hali vardı..mutfak dolapları örneğin hiç biri birbirine benzemiyordu ama birbiriyle çok uyumluydu..kimsinde kapak bile yoktu ama o dolaplara yakışan gerilmiş lastiğe geçirilmiş tül perde vardı veya çiçek desenli başka bir perde bu konsepti gözlerimde güzel kılıyordu..

Bu evde bolca kitap okuyabilirdim,balkon kapısını sürekli açık bırakıp eski halıların üzerinde ahşap mobilyaların sıcaklığı ve gözlerimin hiç bir detaya hiç bir 'pürüze' takılmadan namaz kılabilirdim,ikindi vakti Kur'an'ı Kerim'i elime alıp akşam vaktine kadar Kur'an okuyabilirdim ve bundan inanılmaz keyif alabilirdim..çünkü burada nefsimi meşgul edecek hiç bir şey yoktu!..burada bulunan herşey ev sakinlerinin ihtiyaçlarına hizmet ediyordu ama bir farkla,eşyalar ev sahiplerine hükmetmiyordu,söz geçirmiyordu,nerde nasıl oturacaklarını emretmiyordu!..insan bu evde doğal olarak kafayı sürekli evin düzenine veya görünümüne takmadan başka şeyler yapmak için enerjisini harcayabilir veya bu yeşillik içinde bolca enerji depolayabilirdi..

Bu evi unutmadım..bazen,yağmur yağınca balkoan çıktığımda bilinçli olmasa bile o balkona çıkar gibi oluyorum..sonradan fark ediyorum ki çıplak ayak ile suya dokunmak veya yağmurun sesini dinlemek daha programsız,şartlandırmadan daha doğal yaşamak hiç de zor değil aslında..
Doğadan hasret kalmayı bize kim öğretti,bu düzeni bu kusursuzluk peşinde koşup mükemmelliyetçilik mikrobunu içimize kim sızdırdı?..

Bu insafsızlığı bize kim yaptı,bize doğal yaşamayı ihtiyaçlarımıza göre bir ev kurmayı kim unutturdu?

Kiremithanem
Kiremithanem

”Bu Dünyada Çiçeklere Bakmak İçin Cehennemin Çatısında Yürüyoruz,Haydi Gelin,Çatıya Çıkalım!”

16 yorum:

  1. O ev ne güzelmiş öyle. İnsan aradığı huzuru bulur orada bence. :) Bu arada Bulgaristan'ı da çok merak ediyorum. Özellikle Varna'yı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varna'yı görmedim gittiğimiz şehrin de adını unuttum ama doğası çok güzel çok fazla yeşillik var.

      Sil
  2. Doğallık ve sadelik=Huzur. İnsanların fazlalıklardan kurtulmaya çalışması boşuna depil. Keşke öyle bir doğallıkta yaşama imkanımız olsa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı şeyleri bilinçli olarak zora sürüyoruz aslında.

      Sil
  3. Son paragrafta sorulan sorulara o kadar canı gönülden katılıyorum ki.. unutturuldu doğa, bir avuç toprak bile bırakılmamak üzere düzene teslim edildi :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyledir,örneğin herkes odun sobasını özler bu demek oluyor ki insan artık ateşe bile hasret kaldı.

      Sil
  4. O balkona çıkmış kadar oldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir haftalığına kalıp dinlenmek için çok iyi bir yerdi Handan.

      Sil
  5. O evde yaşamayı kim istemez ki, doğa ve huzur birarada hele birde samimiyet varsa gönüllerde ister eski olsun ister yarım...
    Teşekkürler canım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı insanlar daha nasipli sanki:)

      Sil
  6. Okurken ıslak odun kokusu duydum. Vardı benzer bir ev hatıralarımda. Bir o eve gittim, bir senin anlattığına
    Sahi ne de güzel anlatmışsın.

    YanıtlaSil
  7. İleride İnşallah bol yeşili olan sevimli bir dağ köyüne yerleşmek hayalim 💕 Özellikle karadeniz köylerine bayılıyorum ✨

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana da yer ayır :)
      İnşallah!!..

      Sil
  8. o kadar hoşuma gitti ki anlattığın yer, ",perdeler halılara uymuyordu masalar sandalyeye uymuyordu " gibi minik detaylar, yazıyı okumuş olmama rağmen pencereyi açık bıraktım ve iş koşturmacası arasında bir kaç kez geri dönüp okuyarak orayı gözümde canlandırmaya çalıştım.

    Bu kötülğü bize yapanları ben de kınıyorum , hani doğadan kendimizdden sadelikten uzak yaşamlar sunanları ama bu seçenekleri yanlış değerlendiren toplumu-insanları -kendimizi de daha az kınıyor değilim.

    Güzel bir yazıydı..teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz suçluyuz Kadriye hanım suçu başkasına atmak bir yere kadar ben de düşündüm bunu..insan kapılıp gidiyor bir şekilde dönüşü de çok zor oluyor bazen de hayal oluyor.
      Okuduğunuz için ve bu güzel yorum için ben teşekkür ederim.

      Sil